Salı, 10 Rabi' al-awwal 1442 | 2020/10/27
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü


حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Ürdün Vilâyeti
Medya Bürosu

No: RD–BA–2020–MB–TR–08 H. 13 Şevvâl 1441
M. Perşembe, 04 Haziran 2020

Batı Şeria ve Vadilerin İlhakı Filistin Gerçekliğini Değiştirmez, Kurtuluşu İçin Orduların Seferber Edilmesi İle Ancak Filistin Sorunu Çözülebilir

Ürdün Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanı Ayman Safadi, uluslararası topluma güvendiğini söyledi. Barışı ve uluslararası hukuku korumak için “İsrail’in” işgal altındaki Filistin topraklarını ilhak kararını engellemesi gerektiğini belirtti. İlhak kararının, bölgesel barış ve Ürdün-(İsrail) ilişkileri üzerinde ciddi sonuçları olacağı konusunda uyardı. Safadi, ilhak kararının yanıtsız kalmayacağı, kararın yürürlüğe konulmasının, şiddetli çatışmaları tetikleyeceği, iki devletli çözümü imkânsız hale getireceği mesajının açık olması gerektiğini vurguladı. Safadi, “Ekonomik büyümenin olmayacağını, ekonominin işgal pençesi altında ezileceğini, Filistin devletinin üçte birinin ilhakı yoluyla barışa ulaşılamayacağını” kaydetti. Safadi, “İki devletli çözüm ve Ürdün ulusal çıkar temelinde yaşayabilir bağımsız bir Filistin devletinin kurulması.” gerektiğini ekledi. [03.06.2020 El Ğad]

Yahudi varlığı ile ilişkilere giren Arap rejimlerinin manipülasyonu ve yanlış yönlendirmesi zirvede. Özellikle Ürdün Dışişleri Bakanı, Yahudi varlığının uygulamalarından, Netanyahu’nun Batı Şeria ve Vadi topraklarının üçte birinden fazlasını ilhak kararından en çok Ürdün varlığının zarar göreceğini söyledi. Çünkü ilhakın olup olmaması, işgal gerçekliğini ve onun tüm Filistin üzerindeki hegemonyasını değiştirmeyecek. Ürdün rejiminin iki devletli çözüm önerisi de Filistin’i ve haklarını halkına geri vermeyecek! Dışişleri Bakanı, Filistin devletinin üçte birinin ilhakı ile barışa erişilemeyeceğinin herhalde farkında değil. Filistin’in denizden nehre kadar uzandığından galiba habersiz. İlhak gerçeği, tüm Filistin’in yüzde 15’ni aşmamasını sağlayacaktır.

İlhakın olup olmaması, işgal gerçekliğini ve onun mübarek toprak Filistin üzerindeki hegemonyasını değiştirmeyecek. Zira işgal, katliam günahına devam ediyor, yerinden etmeyi, yerleşim yerleri kurmayı ve başta Mescidi Aksa olmak üzere kutsalları kirletmeyi sürdürüyor. Suudi Arabistan, Türkiye ve Ürdün yöneticileri, Yahudilerin etkisi altındaki Mescidi Aksa’nın vesayeti için yarışıyor. Karşılığında Trump’ın sözde nihai çözüm anlaşmasında küçük bir rol kapma derdindeler. İlhaka itiraz, iki devletli çözüm savunucularına güçlü bir darbe vurmasından kaynaklanıyor. İlhak da, Yahudi varlığı-Mısır, Ürdün ile Vadi Aruba, Filistin Devleti ile Oslo anlaşmaları gibi sömürgeci çözümler de ihanet yönünden iki devletli çözümden farksızdır. Bunların sonuncusu da Trump planıdır. Filistin’in tümünü Yahudilere peşkeşe çekiyor, komşu ülkelere verilecek bir avuç dolar karşılığında yeni Filistin devletinin desteklenmesini öngörüyor. Komşu ülkeler, Amerikan barış planı doğrultusunda bazıları uygulamaya başlanan ekonomik projelerin maddelerini uygulama rolünü üstlenecekler.

Ürdün’ün savunduğu iki devletli çözüm, Filistin topraklarının çoğunun Yahudilere verilmesini öngörüyor. Karşılığında askeri güç ve devlet dinamiklerinden yoksun Batı Şeria ve Gazze Şeridi topraklarında ayrı kantonlar üzerinde Filistin adında cılız bir devlet kurulacak. Yahudi devletinin tanınması ve uluslararası meşruiyet verilmesi karşılığında yardım projeleri hayata geçirilecek, Trump anlaşmasına göre Arap rejimleri ile temas kurulacak. Arap rejimlerinin arzuladığı hayali istikrar karşılığında bundan en fazla Yahudi varlığı istifade edecektir. Netanyahu’nun 1 Temmuz’daki ilhak kararı, hayali rejimin iki devletli çözüm esprisi üzerindeki sırrı ortadan kaldırıyor. Dışişleri Bakanı, ilhakın intifadaya ya da şiddet sarmalına yol açabileceğini, bütün barış umutlarını yok edebileceğini söyledi.

Barışı ve uluslararası hukuku koruma bahanesiyle uluslararası topluma, Yahudi varlığının işgal altındaki Filistin topraklarını ilhak kararını engelleme çağrısı yapmak, Ürdün Dışişleri Bakanının açıkladığı gibi bu konuda dostlara ve ortaklara güvenmek, hakarettir, züldür, Ürdün ve Filistin halkına, bütün Müslümanlara ihanettir. Uluslararası hukuk, güçlülerin yanındadır. İşgalden bu yana onlarca yıldır Avrupa ve Amerika, Yahudi varlığına hiçbir şey yapmadılar. Nihayet Filistin sorunu, ilhak ya da ilhakın olmaması meselesine evirilmiştir. Filistin topraklarının ilhakını tebrik eden, öncesinde de yerleşim yerleri ile Golan ve Kudüs’ün ilhakını yasallaştıran, büyükelçiliğini Kudüs’e taşıyan Yahudi varlığı dostu Amerika ile ittifak, düpedüz yalandır, Ürdün rejiminin örneklik edindiği sömürgeci kâfir Batıya teslimiyettir, bağımlılıktır.

Safadi’nin “İlhak kararı yanıtsız kalamaz” sözüne ve açık mesajına gelince, komik ve mide bulandırıcıdır. Daha önceleri de benzerini duyduk. Rejim, “halkın öfkesi dininceye” ya da “uluslararası meşruiyete” başvuruncaya ya da Avrupa Birliği liderlerine şikâyet edinceye veya içi boş açıklamalar yapıncaya kadar Yahudi büyükelçisini bir kaç günlüğüne uzaklaştırdı. Ürdün rejimi, Yahudi varlığı ile yapılan Vadi Aruba anlaşmasını sonsuz ve stratejik bir anlaşma olarak görüyor. Vazgeçemez. Göz boyamak için Filistin sorununu savunucu açıklamalar yapabilir. Arap rejimlerinin aksine Yahudilerin ilhak kararına medyada tepki verebilir. Bir şey yapabileceği tehdidinde bulunabilir. Bunların hiçbiri Yahudi varlığının küstahlığı, kibri, düşmanlık inadı karşısında ümmetin galeyanını söndüremez.

Ey Müslümanlar! Trump, Yahudi varlığını desteklemek ve bütün Filistin’i ısırmasını sağlamak için mücrim anlaşmasını devreye koydu. Bu suça verilecek reaksiyon, metamorfoz Yahudi varlığını ortadan kaldırarak ve tüm Filistin’i Daru’l İslam’a iade ederek Trump’ın dişlerini kırmak olmalıdır. Hâlihazırdaki yöneticiler yoluyla Trump anlaşmasına yanıt verilemez. Dozajı ne kadar yüksek olursa olsun Batı Şeria ve Gazze’deki direniş de Trump anlaşmasına misilleme olamaz. Filistin, Filistinlilerin sorunudur söylemi, halkın eliyle Filistin’i yok etme söylemidir. Filistin, Arabı ve Acemi ile bütün Müslümanların sorunudur. Düşmanlara insaflı olma çağrısında bulunan Arap rejimleri ve hükümetlerin tepkisi gibi bir tepki verilemez. Devletler bazında misilleme yapılmalı, Yahudi varlığını kökünden kazımak için ordular seferber edilmelidir. Yahudiler, Filistin’i gasp edip orada kendilerine bir devlet kurdular. Müslümanların yöneticileri ile işbirliği yaptılar, Müslümanlara ihanet ettiler. O halde orduları harekete geçiren bir devlet ancak o Yahudi devletinin kökünü kazıyabilir. Müslüman ordular, o devleti hezimete uğratacak, kökünden söküp atacaktır.

Ey Ürdün halkı! Ey Müslümanlar! Hizb-ut Tahrir, Trump anlaşmasına ve Yahudi varlığının küstahlığına nasıl tepki verilmesi gerektiğini açıkladı. Hizb-ut Tahrir, Müslümanlara ve Müslüman ordulara bir çağrıda bulunuyor. Misilleme şu iki şeyden birisiyle veya her ikisi ile olmalıdır:

Birincisi: İslami hayatı yeniden başlatmak ve Hilafeti kurmak için doğrudan ciddi bir çalışmaya koyulmak. Çünkü Hilafet, Yahudilerle savaşmak, varlıklarını ortadan kaldırmak ve tüm Filistin’i Daru’l İslam’a iade etmek üzere Müslüman ordusunu seferber edecektir.

İkincisi: Bugünkü gerçekliğimizde yatıyor. Bugün Hilafet yok. Kâfirler ile özellikle de ülkemiz işgalcileri ile savaş, Hilafet Devletinin varlığına ya da yokluğuna bağlı değildir. İster Müslümanların bir Halifesi olsun isterse İslam’a göre yönetilmesin kâfirler ile savaş farzdır. Yahudilerle savaşmak, metamorfoz varlıklarını ortadan kaldırmak ve Filistin’i İslam yurduna iade etmek için seferberlik Müslüman ordulara farzdır.

Ey Müslümanlar! Kuşkusuz Hilafet, Allah’ın izniyle, yiğitlerin yardımıyla mutlaka kurulacaktır. Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in Yahudiler ile savaş müjdesi, İslam ordusunun yardımıyla gerçekleşecektir. Müslim, Ebu Hurayra’dan rivayet ettiğine göre Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:

لَا تَقُومُ السَّاعَةُ حَتَّى يُقَاتِلَ الْمُسْلِمُونَ الْيَهُودَ فَيَقْتُلُهم الْمُسْلِمُونَ Müslümanlar Yahudilerle savaşmadıkça kıyamet kopmaz. O harpte Müslümanlar Yahudileri öldüreceklerSonra Filistin gaspçısı varlıkları ortadan kaldırılacak, mübarek toprak pisliklerinden arındırılıp tekrar Daru’l İslam’a iade edilecektir. Çünkü İslam ümmeti, canlı bir ümmettir. Haksızlık karşısında uyumaz. Eğer Trump, Netanyahu ve takipçileri, bu meselenin gerçekleşmeyeceğini, şimdiki yöneticilerin kalıcı, Hilafetin de asla kurulmayacağını sanıyorsa, kuşkusuz bu sanınız Allah’ın izniyle sizi mahvedecektir.

وَذَلِكُمْ ظَنُّكُمُ الَّذِي ظَنَنْتُمْ بِرَبِّكُمْ أَرْدَاكُمْ فَأَصْبَحْتُمْ مِنَ الْخَاسِرِينَ İşte bu sizin, Rabbiniz hakkında beslediğiniz zannınızdır. O, sizi mahvetti de ziyana uğrayanlardan oldunuz.[Fussilet 23] Allah’ın izniyle umulur ki Hilafet güneşi yakındır. Alametleri belirmiştir. Umarız Yüce Allah, bizi Hilafet müjdesine nail olanlardan eyler.

هَذَا بَلَاغٌ لِلنَّاسِ وَلِيُنْذَرُوا بِهِ وَلِيَعْلَمُوا أَنَّمَا هُوَ إِلَهٌ وَاحِدٌ وَلِيَذَّكَّرَ أُولُو الْأَلْبَابِ “İşte bu, kendisiyle uyarılsınlar, Allah’ın ancak bir tek İlah olduğunu bilsinler ve akıl sahipleri iyice düşünüp öğüt alsınlar diye insanlara bir bildiridir.” [İbrahim 52]

حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Ürdün Vilâyeti
Medya Bürosu
Adres Bilgileri ve Web Sitesi
Telefon: 
http://www.hizb-jordan.org/
E-Mail: info@hizb-jordan.org

Ortam

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER