Cuma, 01 Safar 1442 | 2020/09/18
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü


حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Sudan Vilâyeti
Medya Bürosu

No: SD–BA–2020–RS–TR–28 H. 24 Ramazan 1441
M. Pazar, 17 May 2020

Sudan Haber Sitesi Yönetimindeki Değerli Kardeşlere

Es Selamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakâtuh

8 Mayıs 2020 tarihinde “Hizb-ut Tahrir açıklamasındaki doğru ve yanlış” başlığı altında sitenizde yayınlanan makaleye izninizle yanıt vereceğiz.

Birincisi: Hizb-ut Tahrir / Sudan Vilayeti Resmi Sözcüsünün 7 Mayıs 2020’de yayınladığı Sudan Hükümeti Hâlâ Sözde Sudan Dostları Serabının Arkasında Nefes Nefese Kalıyorbaşlıklı basın açıklaması ile etkileşiminizden dolayı size teşekkür ediyoruz.

Hizb-ut Tahrir’in, Sudan medyasından soğuk ve haksız muamele görmesi alışılagelmiş bir durum. Görsel-işitsel-yazılı medya, Hizb-ut Tahrir’in görsel, işitsel ve yazılı yayınları, bildirileri ve basın açıklamalarına iğrenç bir şekilde sansür uygulamaktadır. Profesyonelliğe yakışmıyor. Aslında medyanın, Hizb-ut Tahrir gibi tanınmış, saygın ve disiplinli bir partinin kamu sorunlarının çözümü içerikli haberleri, görüşleri ve hükümleri karşısında profesyonelce bir tavır sergilemesi gerekir.

İkincisi: Sözcü kardeşin açıklamasına yaptığınız son yorumunuzdaki şu iki ifadeye hayran kaldım. Birincisi: Hizb-ut Tahrirli kardeşlere ikiyüzlü Batının, birden fazla teşebbüste bulunduğunu ama lütfettiğiniz gibi hiçbir işe yaramadığını söylüyoruz...İkincisi:Sizinle hemfikiriz, Sudan, kaynakları ve yetenekleri ile zengin bir ülkedir, politikacılarımızın Batıdan gelmesini umdukları kırıntılara ihtiyacı yok...Bunlar, güzel ve manalı sözlerdir, övgü ve takdiri hak ediyorlar.

Üçüncüsü: Yukarıda belirtilen makalelerden bazılarına cevap vermeme müsaade edin. Yanıt vermek istediğim bölüm sizin şu ifadenizdir: Demokratik yönetimin kuruluşunu reddetmeniz, sorunun bir parçası. Zira Sudan çok etnikli ve çok kültürlü bir devlettir. Ona sadece demokratik sistem uygun düşer, daha doğrusu demokratik sistem dünyadaki tüm insanlık için en iyisidir...

Allah’tan yardım isteyerek diyorum ki, Hizb-ut Tahrir’e göre demokratik sistem, sorunun temelidir. Sorunun çözümü, çözüm ve tedavinin bir parçası olamaz. Çünkü sorun, bazılarının sandığı gibi demokratik sistemin uygulanmaması değil, aksine sorun, demokratik sistemin üzerine kurulu olduğu temeldir. Demokrasi, şeri hükmü ortadan kaldırır, egemenliği insanların Rabbine değil insanlara verir. Demokratik sistem, parlamento ve yasama organları kurmuş, buralarda Allah’ın hükümleri uygulamadan kaldırılmış, şeri delilin güçlülüğüne binaen değil de siyasetçiler ve yöneticilerin çıkarlarına uygun olarak karar ve çözümler oy çokluğuyla alınmıştır. Ayrıca demokratik sistemde insan eylemlerinin ölçüsünün helal ve haramdan ziyade faydacılık olması başarısızlık ve yozlaşmanın kaynağıdır. Demokratik sistem, genel özgürlükler fikriyle insanın kaprislerini, arzularını ve isteklerini serbest bırakır. Şeri hükme itibar etmez. Dolayısıyla bir Müslüman, inanç özgürlüğüne binaen İslam’dan irtidat edebilir. Kişisel özgürlüğe göre zina edebilir, evlilik sözleşmesi olmadan doğum ve fuhuş yapabilir. Mülkiyet özgürlüğüne göre tefecilik ve kumar yoluyla mülk sahibi olabilir. İfade özgürlüğüne göre dine sövebilir, bilgi sahibi olmadan şeri metinler hakkında ileri geri konuşabilir. Demokrasinin ülkemizde yaptığı budur. Devrim sonrasında hükümetin, demokrasiye çağırması, insanların El Beşir rejimine karşı sokaklara döküldüğü devrimle hiçbir ilgisi olmayan bir gündemi uygulaması bunun kanıtıdır. Şimdiyse hükümet, CEDAW sözleşmesinin uygulanması, ahvali şahsiye yasasının iptal edilmesi çağrısı yapıyor. Bölgesel kotalar fikriyle de El Beşir’in yolundan yürüyor. Bu çirkin fikir temeline dayalı olarak Egemenlik Konseyi kuruldu. Maliye Bakanının sürekli mallardan sübvansiyonların kaldırılmasına çağırması tehlikelidir. Bu, sömürgeci kapitalist enstrümanı IMF’nin reçetelerinin uygulamak, savunmasız halkların servetini yağmalamak, boyun eğdirmek için insanlardan daha fazla vergi ve harç alınacağı anlamına gelir. Hükümet, akaryakıt ve ekmek sübvansiyonlarını bilfiil kaldırdı. Özgürlük ve Değişim hükümeti Başbakanı Hamduk’un sömürgeci güçleri müdahaleye, ülkenin olanakları ve egemenliğini güçlendirmeye çağırması ise en tehlikeli şeydir ve felakettir. Bütün bunlar, demokrasi fikrinin sapkınlığını ve uygulanmasının riskli olduğunu doğruluyor!

Koloninin ayrılmasından bu yana Sudan, (Sudan Cumhuriyeti) devleti olarak adlandırılan demokratik cumhuriyet sistemine göre yönetilmiştir. Sömürgecilikten beri üç sivil ve üç askeri hükümet değişmiştir. İktidardaki partiler değiştiği gibi yüzler ve şahsiyetler de değişmiştir. Ama parlamentolara, yasama meclislerine, yasalara ve yürütme organlarına dayalı demokratik sistemin halk üzerindeki kontrolü, ülkeye verdiği tahribatı devam etmiştir. Zenginlik ve insan gücü açısından en zengin ülke sayılan bir devletin başarısız olmasının tek nedeni demokratik sistemdir. Ülke, temelde başarısız bir sistemde sıkışıp kalmıştır. Bu sistem yabancı elçiliklerin yönettiği, yönlendirdiği ve desteklediği yöneticiler ve politikacıların güdümü altındadır... Tefecilik demokrasi ile helal kılınmadı mı? Güneyin bağımsızlığa kavuşturulması demokrasi ile olmadı mı? Onurları ihlal eden, malları çalan acil durum yasası demokrasi ile dayatılmadı mı? Gümrük vergileri ve vergiler, fakir veya zengin olsun tüm vatandaşlardan alınan temel kaynaklar değil midir? Zenginlik ve iktidar paylaşımının bir sonucu olarak ülkede kabilecilik ve bölgecilik çatışmalarının fitilini ateşleyen demokrasi değil midir?

Değerli kardeşlerim, İslam, Sudan’ın hatta tüm dünyanın sorunlarını çözebilecek tek sistemdir. İslam, egemenliği halka değil Şeriata ait kılar. Hükümler, şeri metinlerden doğru çıkarım ile delil gücüne göre belirlenir. Hükümlerde insanların karakterine ve kaprisine yer verilmez. Şeriatın emirlerinde oy çokluğu ve azlığı kayda değer alınmaz. Ancak İslam’a göre bir eyleme götüren mubah konularda istişare Müslümanların yönetici üzerindeki bir hakkıdır. Bir helalı haram, bir haramı helal kılmadığı sürece istişarede çoğunluğun görüşü bağlayıcıdır. Uzmanlar ve bilirkişilere danışılacak şeyler de var, bu gibi konularda çoğunluk görüşüne itibar edilmez. Şeri metinlerin getirdiği hüküm ve sorunlarda, yöneticilerin, çoğunluğun, azınlığın, uzmanların ya da bilirkişilerin sözleri kayda değer alınmaz. Sadece şeri metnin emrettiği şeri hüküm uygulanır.

Bu nedenle Hilafet Devletinde Halife, masum değildir, aksine sadece Şeriatın uygulayıcısıdır. Eğer isabet ederse itaat edilir, hata yaparsa hesaba çekilir. Şeriatı ihlal derecesine göre ya azledilir ya da kendisiyle savaşılır.

Bu yüzden İslam’ın hükmü, sabittir, insan olması açısından yönetim, ekonomi, toplum ve eğitim sorunlarını çözebilecek kapasitede...

Hizb-ut Tahrir, kültüründe bu sorunların çözümlerini benimsemiş ve onları kitaplarına koymuştur. Kitaplara kolayca erişilebilir. Örneğin İslam’da yönetim sistemi kitabı, yönetim ve idarede Hilafet Devletinin cihazları kitabı, İslam’da ekonomik sistem kitabı, Hilafet Devletinde maliye kitabı, İslam’da içtimai sistem kitabı, Hilafet Devletinde özgün eğitimin temelleri kitabı gibi... Parti gençlerini bu kültürle eğitiyor, böylece devlet adamı oluyorlar, bu hükümlerde uzmanlaşıyorlar, anlayışla, düşünceyle, ilim ve münevverlikle bu kültürü taşıyorlar. Etraflarında olup bitenlerin farkındalar. Saptırıcı onları saptıramaz, aldatıcı onları aldatamaz.

Parti, bu kültürde sorunların nasıl çözüleceğini, demokratik sistemin çözüm üretmediği sorunların nasıl tedavi edileceğini açıklamıştır. Nitekim parti, dünyayı kasıp kavuran siyasi ve ekonomik krizleri de çözüme kavuşturmuştur. Dünyanın her tarafında bugüne kadar demokratik kapitalist sisteme karşı devrimler olmuştur. Dünya, demokratik rejimlerin çözemediği bu krizler altında ezilmeye devam etmektedir. Bugün dünya düzeni, Korona krizine çözüm ve tedavi sunamamıştır. Hiç şüphe yok ki, sözde Arap Baharı devrimleri, 1924’te Hilafetin yıkılmasından bu yana uygulanmayan İslami sistemde ortaya çıkmadı, aksine demokratik sistemde ortaya çıktı. Hatta El Beşir rejimi bile İslami Hilafeti sistemi değildi. El Beşir Cumhurbaşkanıydı, Müslümanların Halifesi değildi. Yani İslami bir sistem değildi. 2005 Anayasası, Nifaşa anayasasıdır, politikacıların ittifakıyla laik bir anayasadır. Aslında maddeleri şuanda Sudan’da egemen olan anayasal belgeden pek farklı değildi.

Kayda değerdir ki El Beşir’in devrilmesinden sonra bile rejim, El Beşir dönemindeki gibi aynen devam etmiştir. 1953’te İngiliz valisi tarafından belirlenen ilk anayasadan bu yana rejim aynıdır.

O halde Hizb-ut Tahrir’in çalışması, Sudan’ın hatta tüm dünyanın yaşadığı sorunlar için yegâne çözümdür. Çözüm, Nübüvvet metodu üzere Hilafetin kurulmasıdır. Parti, Raşidi Hilafetin kurulması için 191 maddelik bir anayasa benimsemiş, her bir maddesi, doğru çıkarım ile şeri delillerden alınmıştır. Bir de anayasanın maddelerini ve bu maddelerin dayandığı delilleri açıklayan bir mukaddimesi var.

Hizb-ut Tahrir’in benimsediği bazı kültür kitaplarını ve anayasasını aşağıdaki linklerde bulabilirsiniz:

Hizb-ut Tahrir

http://www.hizb-ut-tahrir.org/PDF/AR/ar_books_pdf/Hizb-ut-Tahrir.pdf

Hizb-ut Tahrir’in Değişim Metodu

http://www.hizb-ut-tahrir.org/PDF/AR/ar_books_pdf/minhaj.pdf

İslam Nizamı

http://www.hizb-ut-tahrir.org/PDF/AR/ar_books_pdf/NithamIslam.pdf

Hizb-ut Tahrir Mefhumları

http://www.hizb-ut-tahrir.org/PDF/AR/ar_books_pdf/HTMafaheem.pdf

İslam Devleti

http://www.hizb-ut-tahrir.org/PDF/AR/ar_books_pdf/Dawlah.pdf

Demokrasi Küfürdür, Alınması, Uygulanması ve Davet Edilmesi Haramdır

http://www.hizb-ut-tahrir.org/PDF/AR/ar_books_pdf/democratya.pdf

“Amerika’nın İslam’ı Yok Etme Saldırısı

http://www.hizb-ut-tahrir.org/PDF/AR/ar_books_pdf/hamlah_amricyah.pdf

İslam’a Darbe Vuran ve Batı Hadaratını Yerleştiren Tehlikeli Mefhumlar

http://www.hizb-ut-tahrir.org/PDF/AR/ar_books_pdf/mafaheem_khatirah.pdf

Hizbi Kitleleşme

http://www.hizb-ut-tahrir.org/PDF/AR/ar_books_pdf/Takatul.pdf

Nefsiyetin Dinamikleri

http://www.hizb-ut-tahrir.org/PDF/AR/ar_books_pdf/Nafsiyyah_21.10_.2014_.pdf

İslam’da Yönetim Sistemi

http://www.hizb-ut-tahrir.org/PDF/AR/ar_books_pdf/NithamAlHukm.pdf

Hilafet Devletinin Cihazları [yönetim ve idarede]

http://www.hizb-ut-tahrir.org/PDF/AR/ar_books_pdf/ajhizat.pdf

İslam’da Ekonomik Sistem

http://www.hizb-ut-tahrir.org/PDF/AR/ar_books_pdf/Iqtisadi.pdf

Hilafet Devletinde Maliye

http://www.hizb-ut-tahrir.org/PDF/AR/ar_books_pdf/Amwal.pdf

İslam’da İçtimai Sistem

http://www.hizb-ut-tahrir.org/PDF/AR/ar_books_pdf/NithamIjtimaii.pdf

Mukaddimet-ud Düstur ve Esbabı Mucibesi 1. cilt

http://www.hizb-ut-tahrir.org/PDF/AR/ar_books_pdf/MuqDustoorPart1Final.pdf

Mukaddimet-ud Düstur ve Esbabı Mucibesi 2. cilt

http://www.hizb-ut-tahrir.org/PDF/AR/ar_books_pdf/Muqadimat_Addustur_partII.pdf

Siyasi Meseleler ( işgal edilen Müslüman ülkeler)

http://www.hizb-ut-tahrir.org/PDF/AR/ar_books_pdf/QadayaSyasiah.pdf

Yemen’deki Siyasi Sorunlar, Krizler, Sebepleri ve Çözümleri

http://www.hizb-ut-tahrir.org/PDF/AR/ar_books_pdf/ymn2010.pdf

Ürdün’de Su Sorunu ve Çözümü

http://www.hizb-ut-tahrir.org/PDF/AR/ar_books_pdf/miyah_jordan.pdf

Hizb-ut Tahrir’in Siyasi Mefhumları

http://www.hizb-ut-tahrir.org/PDF/AR/ar_books_pdf/mfahimsys.pdf

İslam Şahsiyeti 1.cilt

http://www.hizb-ut-tahrir.org/PDF/AR/ar_books_pdf/Shakhsiyah1.pdf

İslam Şahsiyeti 2.cilt

http://www.hizb-ut-tahrir.org/PDF/AR/ar_books_pdf/Shakhsiyyah2.pdf

İslam Şahsiyeti 3.cilt

http://www.hizb-ut-tahrir.org/PDF/AR/ar_books_pdf/Shakhsiyyah3_corrp_293_457.pdf

حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Sudan Vilâyeti
Medya Bürosu
Adres Bilgileri ve Web Sitesi
21 October Street, Imarat al-Vaqf, Ground Floor, East Khartum / Sudan
Telefon: +(249) 0912 24 01 43 – 0912 37 77 07
http://www.hizb-sudan.org/
E-Mail: spokman_sd@dbzmail.com

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER