Salı, 10 Rabi' al-awwal 1442 | 2020/10/27
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü
MALAZGİRT ZAFERİNDEN TÜRKİYE-YUNANİSTAN GERGİNLİĞİNE

بسم الله الرحمن الرحيم

Haber - Yorum

MALAZGİRT ZAFERİNDEN TÜRKİYE-YUNANİSTAN GERGİNLİĞİNE

HABER:

“Türkiye, Akdeniz’de de, Ege’de, Karadeniz’de de hakkı olanı alacaktır. Biz nasıl kimsenin toprağına, egemenliğine, çıkarına göz dikmiyorsak kendimize ait olanlardan da asla taviz vermeyeceğiz. Bunun için siyasi, ekonomik, askerî bakımdan ne gerekiyorsa yapmakta kararlıyız. Türkiye’nin artık sabrı sınanacak, kararlılığı, imkânları ve cesaretinin test edilecek bir ülke olmadığını herkesin görmesini istiyoruz” (www.tccb.gov.tr)

YORUM:

İslâm ümmetinin muhlis komutanlarından birisi olan Sultan Alp Arslan, H. 7 Zilkade 463 (M 26 Ağustos 1071) yılında Romen Diojen komutasındaki 200.000 kişilik Bizans ordusuna karşı İslâm tarihinin en önemli zaferlerinden birisi olan Malazgirt zaferini kazanmıştır. Güneydoğu Anadolu bölgesindeki Muş iline bağlı bir ilçe olan Malazgirt ovasında gerçekleştiği için de bir süreden bu yana bu zafer her yıl törenlerle kutlanmaktadır. Bu yıl yapılan kutlamalarda ise Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye ile Yunanistan arasında Doğu Akdeniz hidrokarbon sahaları üzerinde yaşanan gerginlik üzerine bu ifadeleri kullandı.

Aynı konuda 25 Ağustos 2020 tarihinde Ankara’ya gelen Alman Dışişleri Bakanı Heiko Maas ile ortak basın toplantısı düzenleyen Mevlüt Çavuşoğlu da: “Yok haklarımızı savunacağız, yok burada tatbikat yapacağız gibi açıklamalarda bulunursanız ya da yanlış adımlar atarsanız, bu sefer elimizden bir kaza çıkmaz, gereği neyse onu tereddütsüz bir şekilde yaparız. O yüzden bu ülkelerin dolduruşuna da gelmeyin, aklıselim bir şekilde hareket edin.” Gerek Cumhurbaşkanı tarafından ve gerekse Çavuşoğlu tarafından yapılan açıklamalarda Yunanistan’a karşı açık bir tehdit ve dik duruş (!) görülmektedir. Bu bağlamda şu hususları beyan etmek istiyoruz.

1- Yunanistan Türkiye’ye 2 Km uzaklıkta, Yunanistan’a ise 580 Km uzaklıkta bulunan Meis adası üzerinden ve Mısır ile yapmış olduğu anlaşmaya istinaden Münhasır Ekonomik Bölge ilan etmektedir. Oysa Osmanlı Devleti’nin yıkılışıyla İngilizlere uşaklık yapan dönemin yöneticileri tarafından bu adalar Yunanistan’a bırakılmıştır. Dolayısıyla ne Yunanistan ne de Almanya ve Fransa’nın başını çektiği AB ülkeleri, sadece bu adaların değil, Yunanistan’dan Viyana’ya kadar olan toprakların tamamının İslâm toprağı olduğunu kesinlikle unutmamalıdırlar. Allah’ın izniyle Râşidî Hilafet Devleti’nin kurulmasından sonra buraların tümü yeniden İslâm devletinin hâkimiyeti altına girecektir.

2- Şu anda Türkiye’nin başındaki yöneticiler de bu meseleye bu şekilde bakmaları gerekir. Mısır’dan Akdeniz’in en uç noktası olan Cezayir’e, Fas’a, Moritanya’ya ve İspanya’ya varıncaya kadar bu toprakların tümü İslâm topraklarıdır ve İslâm ümmetine aittir. Buralarda dolaşmak ya da petrol ve doğalgaz arama faaliyetlerinde bulunmak için Amerika, İngiltere ve Fransa gibi ülkelerden izin almaya ya da onlarla aynı masaya oturup müzakereler yapmaya gerek yoktur. Şayet Erdoğan ve Çavuşoğlu sarf etmiş oldukları sözlerinde samimi iseler Türkiye’nin bunu uygulayabilecek gücü de vardır.

3- Ancak Türkiye’nin, söylediğimiz bu hususları yapmakta başarılı olabilmesi için öncelikli olarak NATO ve BM gibi sömürgecilere hizmet eden tüm ittifaklardan çıkmalı ve hiç tereddüt etmeden bütün gücünü İslâm hilafetinin yeniden ikame edilmesine harcamalıdır. Ancak bu durumda sadece Doğu Akdeniz’de NAVTEX ilan ettiği bölgede değil şu anda Rumlar ve Yahudi varlığı ile yapılan anlaşmalara göre Münhasır Ekonomik Bölge ilan edilen alanların tümünde söz sahibi olur.

4- Malazgirt zaferinin yıldönümünde böyle hamasi nutuklar sarf eden Erdoğan’a, bu vesileyle biz de Sultan Alp Arslan’ın zafer sonrasında esir edilen Bizans ordu komutanı Romen Diyojen’e karşı takındığı tavrı hatırlatmak istiyoruz. Savaş sonunda elleri kelepçeli olarak Sultan Alp Arslan’ın huzuruna getirilen Diyojen’e şöyle der:

- Şayet beni esir etmiş olsaydın bana ne yapacaktın? Romen Diyojen:

- Benim seni öldüreceğimden şüphe mi ediyorsun, dedi. Bunun üzerine Alp Arslan ona:

- Sen benim gözümde öldürülmekten daha değersizsin, dedi. Ardından da yanındakilere:

- Bunu götürün ve satın almak isteyen kim olursa ona satın. Boynunda bir iple dolaştırılırken:

- Bizans kralını kim satın almak ister, diye de sesleniyorlar ve böylelikle de çadırları, Müslümanların evlerini dolaşarak dirhemler ve değersiz paralar karşılığında satmak istediklerini söylüyorlardı. Ancak hiçbir kimse onu satın almak istemedi. Nihayetinde bir adam gelerek köpeği ile onu değiştirmek istediğini söyledi. Bunun üzerine askerler o adamla birlikte Alp Arslan’a gittiler. Haber kendisine ulaşınca adama şöyle dedi:

- Böyle bir teklifte bulunmakla insaflı davranmışsın. Zira köpek bundan daha hayırlıdır. Daha sonra Alp Arslan onu serbest bırakmalarını söyledi.”

Tarih kitaplarında bu konuda daha başka açıklamalar bulunmakla birlikte bu haberin de doğru olması söz konusudur. Ancak burada önemli olan husus Sultan Alp Arslan’ın samimiyeti, İslâm konusundaki ihlası, sadakati ve kâfirlere bakışıdır. Sayıca az da olsa İslâm ordusunun ne kadar güçlü ve kuvvetli olduğunu net bir şekilde ortaya koymasıdır. Malazgirt zaferi, meydanlarda hamasi nutuklar atmakla kutlanmış olmaz. Kibirli ve küstah kâfirlere karşı komutası altında bulunan ordularının cihad meydanlarında İslâm düşmanlarına had bildirmekle olur.

Ancak biz bu gücün günümüz Müslümanlarında da bulunduğunu sadece ve sadece, Fransa, Amerika, Rusya ve İngiltere gibi kibirli ve küstah sömürgecilere bu gücü, kuvveti, samimiyeti gösterecek, onlara haddini bildirecek Sultan Alp Arslan, Selahaddin-i Eyyûbi ve Mutasım gibi komutanlara, halifelere ihtiyaç duyulduğuna inanıyoruz. Allah’ın izniyle de bu günler elbette ki yakındır.

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan

Muhammed Hanefi Yağmur

Ortam

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER