Cumartesi, 07 Rabi' al-awwal 1442 | 2020/10/24
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü

بسم الله الرحمن الرحيم

Yargının “Daha Az Faslı” Kararı, Sert İklimin Teyididir

Geert Wilders (PVV lideri), yargılandığı Lahey Mahkemesi’nde kin ve ayrımcılığı kışkırtmak davasından beraat etti. Wilders, 2014’teki Belediye seçim sonuçlarının açıklandığı gece yaptığı “daha az Faslı” söylemi yüzünden yargılanmayacak. Seçim sonuçlarının açıklandığı gece Wilders, salonda bulunan PVV yandaşlarına, “Hollanda’da daha çok mu yoksa daha az Faslı mı istersiniz?” diye sormuştu. Salonu dolduran yandaşları da “daha az, daha az,” diye tempo tutmuştu. Bunun üzerine Wilders, “iyi, o zaman gereğini yaparız.” yanıtını vermişti. Mahkeme, Wilders’i bir gruba hakaret suçundan suçlu buldu, ancak bunun “demokratik olarak seçilen bir milletvekili için yeterli bir ceza olduğu gerekçesiyle” Wilders’e ayrıca ceza verilmemesine hükmetti.

Böylece örtülü olarak toplumda bir gruba yönelik hakaretin, az veya hiçbir sonucu olmadığı ifade edilmiş oluyor. Fas topluluğu, ya da başka bir deyişle Müslüman topluluk, toplumdan dışlanmış oluyor. Çünkü görünüşe göre bir kimse, (nasıl olduğunu belirtmeden) açıkça sayılarını azaltma çağrısında bulunulabilir, hiçbir cezası yoktur.

Özellikle suçlu, milyonlarca kişiye erişebilecek ve sözleriyle devletin sınırları ötesindekileri bile etkileyebilecek bir milletvekili ise bu ciddi bir meseledir. Norveç’teki Anders Breivik ve Avustralya’daki Brenton Tarrant gibi teröristlerin, Geert Wilders’in İslam ve Müslüman karşıtı söylemlerinden esinlendiği, aşırı sağcı nefret manifestosunda ona önemli bir yer verdiği bir gerçektir. Ancak ne gariptir ki “daha az Faslı” söylemi, nefret ve ayrımcılığa teşvik kapsamına girmiyor.

Bir gruba hakaret yasası, İkinci Dünya Savaşı’ndan hemen önce toplumdaki Yahudi karşıtı duygular ile mücadele etmek için geliştirildi. Bunun nasıl sonuçlandığını hepimiz biliyoruz. Güçlü bir caydırıcı mekanizma belirlemeyerek (örneğin bir ceza vermemek gibi) bu tür suçlara karşı zayıf ve umursamaz bir eylemde bulunulması, eylemi suçun kendisinden daha berbat hale getiriyor.

Buna ek olarak, cezaların uygulanmasının ardındaki niyet aslında sadece insanları veya kurumları cezalandırmak değil, aksine toplumda güvenliği, barış ve istikrarı sağlamak gibi çok daha yüce bir amaca hizmet eder. Sorulması gereken soru şu; büyük bir grup insanı doğrudan etkileyen bir karara ceza verilmemesinin amacı nedir? Bu etkilenen grubun güvenliği korunabilecek mi? Ya da toplumdaki farklı gruplar arasında barış ve istikrar sağlanabilecek mi? Ya da tam tersi mi olacak?

Üstelik 2016 yılının başlarında mahkeme, aynı davada hem gruba hakaret hem de ayrımcılığa teşvik suçundan Wilders’i suçlu bulmuştu. Peki, şimdi gerçekte ne oldu da ayrımcılığa teşvikten beraat etti? Mahkeme kararında, cezai suçların varlığını değerlendirmek için mevzuatta, uluslararası düzenlemelerde ve içtihatlarda belirtilen yasayı bir kriter olarak kullandığını belirtti. O zaman soru şu: mevzuatta yer alan yasa, uluslararası düzenlemeler ve içtihat değişti mi? Değişmesiyse, o halde “daha az Faslı” kararı, başkalarını Fas kökenli kişilere karşı ayrımcılık yapmaya teşvik etmiyor mu? Wilders’in az mı çok mu Faslı isteyip istemedikleri sorusunu, yandaşlarının “daha az daha az” diye tempo tutması bu iddiayı desteklemiyor mu? Sonuçta, bu ayrımcılığa teşvik değil mi? Toplumun her katmanında belirgin olan yaygın ayrımcılıktan bahsetmiyoruz bile.

Kararının ön sözünde 2016 yılında mahkeme şunları söyledi: “Demokratik bir toplum, çoğulculuk, hoşgörü ve açık fikirlilik ile karakterize edilir... Ancak bu özgürlüğün uygulanması başkalarının hak ve özgürlüklerini korumak için kısıtlamalara maruz kalabilir.”

Şimdi, dört yıl sonra Geert Wilders da ayrımcılığa teşvik etmekten beraat ettiğine göre hangi sonuca varmalıyız? Başkalarının hak ve özgürlüklerini korumak için az ya da çok kısıtlamalar getirilmiyor mu? Cevap açık: Daha az, daha az, daha az.

Geert Wilders ayrıca bir gruba hakaretten dolayı aldığı cezaya itiraz etti. Yukarıdaki gelişmelerden hareketle, ileri ki tarihlerde bir gruba hakaretten de beraat edebileceği söylenebilir.

Şimdiye kadar verilen mesaj şudur; “daha az Faslı” kararı bir sorun teşkil etmez, aynı zamanda Müslümanlara karşı nefret ve ayrımcılığa teşvik de “daha az mahkûmiyete” neden olacaktır. Müslümanların yere sağlam basmasının ve “daha fazla” tek vücut olmalarının zamanı gelmiştir.

Okay Pala [Ebu Zeyn]
حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir Hollanda
Medya Temsilcisi

حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Hollanda


H. 18 Muharrem 1442
M.  Pazar, 06 Eylül 2020

Ortam

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER