Pazartesi, 11 Rabi' al-awwal 1440 | 2018/11/19
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü

Eğitim Meselesi, Demode Laik Müfredata İrtica Ederek Değil, İslami Eğitim Modeline Geçerek Çözülür

Basın Açıklaması

Eğitim Meselesi, Demode Laik Müfredata İrtica Ederek Değil,

İslami Eğitim Modeline Geçerek Çözülür

2018-2019 eğitim öğretim yılı, sistemde yapılan değişiklikler ve ailelerin kaygıları eşliğinde başladı. Son 15 yılda eğitim sistemi beş kez, sınav sistemi altı kez değiştirildi. Okulların yapısı, eğitim müfredatlarının içeriği ve sınav sistemleri bir türlü düzen tutmadı, her defasında farklı yaklaşımlar izlenerek kronik eğitim sorunu çözülmeye çalışıldı. Örneğin, 2015 Uluslararası PISA Testi sonuçlarına göre Türkiye’deki öğrenciler bilim, matematik ve okumada OECD ortalamasının altında kalarak 72 ülke arasında 50. sırada yer aldı. Öğrencilerin ortalama eğitim süresi 12 yıl olmalıyken, yani her öğrencinin en azından liseyi bitirmesi gerekirken bu süre 7,5 yılda kaldı. İkili eğitim uygulanan, kütüphanesi, laboratuvarı, spor salonu ve çok amaçlı salonu olmayan okul sayısı oldukça yüksektir. Okullarda ve okul çağındaki çocuklar ve gençler arasında uyuşturucu, içki, sigara, zina, istismar, şiddet ve diğer suçların ve kötü davranışların oranı ürkütücü düzeydedir.

Bunlar, mevcut eğitim sisteminin kendi içindeki çelişkiler, başarısızlıklar ve kötü sonuçların yalnızca bir kısmıdır. Fakat mesele, daha da ötesi bu eğitim sisteminin İslam akidesine taban tabana zıt, laik bir temele dayanması, sahih İslami bakış açısına tümüyle ters bir bakış açısının ürünü olması ve içeriğinin önemli ölçüde İslam’a aykırı olmasıdır. Zira bir milletin veya ümmetin varlığı ve bekası, eğitim yoluyla gelecek nesillere kendi kültürünü öğretmesi ve benimsetmesine bağlıdır. Bugün Türkiye’de uygulanan eğitim sistemi ve izlenen eğitim politikası tamamen Batı kültürüne ve Batılı kafirlerin bakış açısına göre şekillendirilmektedir. Oysa bu millet Müslümandır ve tarihinde, kültüründe, ilminde, bakış açısında tamamen İslam vardır. Bu Müslüman halka Batı kültürünü ve Batılı yaşam tarzını dayatmak eğitimdeki başarısızlığın başlıca sebebidir. Dini hayattan, toplumdan ve devletten ayıran laik eğitim sistemi, Cumhuriyet’in kuruluşundan bu yana olduğu gibi, bu milleti Batılılaştırma, İslam’dan uzaklaştırma, tarihinden ve kültüründen koparma, varlık gayesini unutturma amacı taşıdığı sürece asla başarıya ulaşamayacak, gelecek nesillerimiz, Batı kültürü ve yaşam tarzı içinde erimeye mahkum olacaktır.

İslam’da eğitimin temeli İslam akidesidir, okullardan müfredata, öğrencilere yaklaşımdan eğitim tekniklerine kadar eğitime ilişkin her şey İslam akidesini esas alır. Eğitim politikası öğrencilerde İslami şahsiyeti, yani İslami akliyet ve nefsiyeti inşa etmek üzere belirlenir. Eğitimde hadarat-medeniyet ayrımı esastır. Hadarat ile bağlantılı her şey yalnızca İslam’dan, medeniyete bağlı hususlar ilim neredeyse oradan alınır. İşte İslam’da eğitimde budur, ümmetin inancına, fıtratına ve varlık gayesine tamamen uyumlu, hayatın her alanında yüksek başarı ve öncülüğün garantisidir. İslam bilim tarihini inceleyenler, İslami eğitim sisteminin günümüz bilim ve teknolojisinin temeli olduğunu, tüm dünyada eğitim odağının İslam toprakları olduğunu gayet iyi bilir de başımızdaki yöneticiler hala gaflet uykusundan uyanabilmiş değildir!

فَمَا لِهَؤُلاء الْقَوْمِ لاَ يَكَادُونَ يَفْقَهُونَ حَدِيثًا

Bu adamlara ne oluyor ki bir türlü laf anlamaya yanaşmıyorlar![Nisa 78]

 

Devamını oku...

Rus Propaganda Makinesi Tekerlekli Sandalyedeki Emir Gilyazov’un Tutuklanmasını Haklı Göstermek İçin Seferber Oldu

Medya, Chelyabinsk’te tutuklanan tekerlekli sandalyedeki Emir Gilyazov’un haberini yayımladıktan sonra propaganda makinesi Russia Today, güvenlik servisinin eylemini haklı çıkarmak için seferber oldu. RT, “Chelyabinsk’te tutuklanan tekerlekli sandalyedeki kişi, imam değil bir şarlatan. Suriye’ye savaşçılar gönderilmesine yardımcı oluyor” başlıklı bir makale yayınladı [02. 11.2018] Ancak yazıda tutuklu Emir Gilyazov’un suçlu olduğuna dair hiçbir kanıt ortaya koyamadı. Sadece belirli bir kesimin yayınlanmasını istediği yazı delil olarak gösterildi.

RT, bilgisine başvurduğu güvenlik servisi içindeki kaynağın şöyle dediğini aktarıyor Soruşturmada ortaya çıkan kanıtlar, Gilyazov’un bir birkaç yıldır bir örgütle (Hizb-ut Tahrir) birlikte çalıştığını, sempatizan topladığını ve onları Suriyeye gönderdiğini gösteriyor.Bu kaynağın ses kaydı dışında Gilyazov’un suçlu olduğunu gösteren tek bir kanıt bile yok. Aksine RT’ye konuşan tanıdıkları Emir Gilyazov’un kentteki Müslümanların işine koşan dindar bir insan olduğunu söylediler.

Örneğin, Emir Gilyazov’un aile bireylerinin yaşadığı dairenin apartman yöneticisi 63 yaşındaki Feyruza Valeronovina RT’ye yaptığı açıklamada, Mahalledeki Müslümanlara önderlik ederdi. İmamımız gibiydi. Bu yüzden yeni ev alanlar onu çağırır, o da hayırlı olsun demek için gelir Kuran okurdu. Yeni doğan çocuklara isimler verir ve nikah kıyardı. Kanaatimce Yolkina sokaktaki El Ebyad (Chelyabinskte büyük bir Cami) camine gitmeyi çok severdi. şeklinde konuştu.

Ama RT, Gilyazov’un bu özelliklerini çarpıttı ve Rusya Müslümanları Dini İdare Başkanlığının yaptığı açıklamada bu isimle kendilerine kayıtlı bir imamın olmadığını aktardı. Rusya İçişleri Bakanlığı da Emir Gilyazov hakkında hiçbir bilgiye sahip olmadıklarını ve herhangi ticari bir kurum adına çalışan biri olabileceğini belirtti.

Evet, Rusya’daki İslam karşıtı yasalar Müslümanları her şeyden mahrum ediyor. İslam’a davet bile özel izni gerektiriyor. Dolayısıyla bu, böylesi yasalar yapanların aptallığını gösteriyor. Buna rağmen yine de Emir Gilyazov’u suçlu olarak niteleyemiyorlar.

Dindar Müslümanların imajını karalamak için uğraşan RT, “Tanıdıklarına göre Gilyazovun vaktinin çoğunu İnternette geçirdiğini ve internetteki sayfasının İslam ve siyaset hakkında birçok malzemeler içerdiğini, özellikle de Rusyanın Suriye müdahalesini eleştirdiğini ve hükümet güçlerinin kimyasal silah kullandıklarına ilişkin görüntüler yayımladığınıkaydediyor.

Biz, Rusya’da “İslam ve siyaset” sözcüklerinin bostan korkuluğu gibi kullanıldığını biliyoruz. Ama bu, özürlü ve ölmek üzere olan birini tutuklayıp işkence yapmayı haklı çıkarmaz. Rusya ve Esed rejiminin Suriye’de işlediği suçlar karşısında Müslümanın sessiz kalması nasıl düşünebilir?

Emir Gilyazov’un Hizb-ut Tahrir üyesi olup olmadığına gelince, üyemiz olmamakla birlikte biz başka bir noktaya dikkat çekmek istiyoruz. RT, siyasi parti temsilcileri olarak Hizb-ut Tahrir / Britanya üyeleri ile röportaj yapmak için kendilerini birkaç kez radyo programına davet etmiştir. Bu ne yaman çelişki?

Allah Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurdu:

وَمَكَرُوا مَكْراً وَمَكَرْنَا مَكْراً وَهُمْ لا يَشْعُرُونَ * فَانْظُرْ كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ مَكْرِهِمْ أَنَّا دَمَّرْنَاهُمْ وَقَوْمَهُمْ أَجْمَعِينَ * فَتِلْكَ بُيُوتُهُمْ خَاوِيَةً بِمَا ظَلَمُوا إِنَّ فِي ذَلِكَ لآيَةً لِقَوْمٍ يَعْلَمُونَ * وَأَنْجَيْنَا الَّذِينَ آمَنُوا وَكَانُوا يَتَّقُونَ “Onlar bir tuzak kurdular. Farkında değillerken Allah da bir tuzak kurdu. Bak, onların tuzaklarının sonucu nasıl oldu: Biz onları ve kavimlerini topyekûn helâk ettik. İşte zulümleri yüzünden harabeye dönmüş evleri! Şüphesiz bunda bilen bir kavim için bir ibret vardır. İman edip Allaha karşı gelmekten sakınmakta olanları ise kurtardık.” [Neml 50-53]

Devamını oku...

Avrupa Birliği’nin Baskısı Sonucu Bajwa-İmran Rejimi Hakaret Davasının Yüksek Mahkeme Tarafından İptal Edilmesine Destek Verdi

Avrupa Birliği’nin artan baskısı sonucu Pakistan Başbakanı İmran Han, Anayasa Mahkemesi’nin 2010 yılında İslam’a ve Muhammed SallAllahu Aleyhi ve Sellem’e hakaret suçundan idama mahkûm olan Asya Bibi’nin idam kararını iptal etmesine destek verdi. Avrupa Birliği dışında Din veya İnanç Özgürlüğünü Teşvik etme AB Özel Elçisi Jan Figel Aralık 2017’de Pakistan’a bir ziyaret gerçekleştirdi ve Asya Bibi’nin serbest bırakılmasını Pakistan için AB’nin Genelleştirilmiş Tercihler Sistemi (GTS+) Artı Programı ile ilişkilendirdi. 1 Şubat 2018’de AB tarafından yapılan açıklamada, AB ülkeleri Pakistan Anayasa Mahkemesinin bazı siyasi ve derin güçleri yatıştırmak için Asya Bibi davasını kasıtlı olarak ertelediğine inanmaya başladılar.denildi. Ardından 24 Şubat 2018’de Papa Francis, serbest bırakılması talebiyle Asya Bibi’nin ailesiyle görüştü. 29 Ekim 2018’de ise Pakistan Dışişleri Bakanı Şah Mahmud Qureshi, Anayasa Mahkemesi’nin Asya Bibi temyiz davasını ele almasına iki gün kala Avrupa Birliği ile ilişkileri güçlendirmek maksadıyla Avrupa Parlamentosu Güney Asya Delegasyonu ile bir araya geldi. Avrupa’nın baskısı sonucu Bajwa-İmran çok alçaldı, omurgasız Navaz Şerif bile bu kadar alçalmamıştı. Anayasanın bu kararına Müslümanlar üzülürken, Avrupalılar sevinç çığlıkları attılar. Kafir Geert Wilders “Harika bir haber! #AsyaBibi beraat etti ve serbest!diye Tweet attı.

Bajwa-İmran rejimi, idam kararının iptal edilmesine destek verdi. Oysa Asya Bibi için 2010’da önce yerel mahkeme, ardından da 2014’te Lahor Yüksek Mahkemesi idam kararı vermişti ve karar hakkında cumhurbaşkanının bile af yetkisi yoktu. Mevcut yöneticilerin Avrupa Birliği baskısı karşısında boyun bükmesi, zamanında İngiltere ve Fransa’da zuhur eden benzeri hakaret davasında Osmanlı Hilafetinin sergilediği keskin duruş ile tamamen çelişmektedir. İngiltere ve Fransa’da Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’e hakaret konulu bir tiyatronun sergilendiğini öğrenen Halife Sultan II. Abdülhamit, oyunu derhal durdurması için Büyükelçisi aracılığıyla Fransa’yı ültimatom vermişti. İngiltere, biletlerin satıldığını ve oyunu yasaklamanın vatandaşlarının “özgürlüğünün” ihlali anlamına gelebileceğini söyleyince, oyunun durdurulmaması halinde, Halife sıfatıyla bir beyanname yazarak İslam dünyasının her yerinde yayınlanacağı, dağıtacağı ve cihat ilan edeceği...yanıtını vermişti. Bu tehdit karşısında İngiltere hemen dize gelmişti.

Ey Pakistanlı Müslümanlar! Dinimizde kırmızı çizgiler var, asla aşılamazlar, uzlaşı ya da pazarlığa konu olmazlar. İslam’ın kutsallarını korumak, kararlılık ve güçlü bir duruş gerektirir. Sadece Allah’tan korkulur, korkulmaya layık sadece O’dur. Dinimize ve Medine Devletine samimi olduğuna ilişkin verdiğin boş sözler yeter artık ey İmran Han! Dolayısıyla İslam’ın tüm kutsallarının korunması amacıyla Nübüvvet metodu üzere Hilafetin yeniden kurulması için ciddiyetle çalışmak kaçınılmazdır. Allah Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurdu:

إِنَّ الَّذِينَ يُؤْذُونَ اللَّهَ وَرَسُولَهُ لَعَنَهُمُ اللَّهُ فِي الدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ وَأَعَدَّ لَهُمْ عَذَابًا مُهِينًا  Şüphesiz Allah ve Rasûlü’nü incitenlere, Allah dünya ve ahirette lânet etmiş ve onlara aşağılayıcı bir azap hazırlamıştır.[Ahzab 57]

Devamını oku...

Onları Serbest Bırakın, Onlar Terörist Değiller!

“Teröre buluşma” ve “terör faaliyetlerinde bulunma” suçlamasıyla yaftalanıp kaçırılan Hizb-ut Tahrir / Tanzanya üyeleri Üstat Ramazan Moshi (39), Waziri Süleyman (31) ve Ömer Salum Bumbo’nun (49) üzerinden bir yıl geçti.

Bir yıldır tutuklular, aileleri, yakınları ve arkadaşlarından uzaklar. Ticari faaliyetleri durmuş durumda. Ayrıca insanlık dışı hijyenik olmayan bir ortamda yatıyorlar. Sosyal faaliyetlerden mahrumlar. Her iki hafta da bir davaları gündem geliyor ancak kanıtlar toplanmadı bahanesiyle bir yıldır sürekli erteleniyor!

Hizb ut Tahrir/Tanzanya olarak biz, üyelerimizin suçsuz oldukları konusunda zerre miskali şüphemiz yok. Şimdiye kadar mahkemeye çıkarılmamalarının nedeni bu. 1953 yılında kurulduğundan beri Hizb-ut Tahrir, İslam’a davet eder. Muhammed SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in metoduna sımsıkı sarılır. Şiddet ya da fiziksel eyleme başvurmadan entelektüel ve siyasi mücadele yapar.

Hizb-ut Tahrir / Tanzanya olarak biz, bir kez daha yetkililerden üyelerimizin derhal serbest bırakılmasını talep ediyoruz. Ayrıca kardeşlerimizin serbest bırakılması için insan hakları örgütlerinden, toplum liderlerinden, aydınlardan, gazetecilerden ve Müslüman topluluklarından seslerini yükseltmelerini, güçlü devletlerce empoze edilen ve Terörle Mücadele Yasası olarak bilinen önyargılı hukuk karşısında pozisyon almalarını istiyoruz. Bu yasa ülkenin dört bir yanında insanları baskılamak, terörize etmek, işkence yapmak ve kaçırmak için kullanılmaktadır.

Kenya, Uganda ve Etiyopya gibi komşu ülkelerde bu tür şüpheliler serbest bırakılırken, Terörle Mücadele Yasası kapsamında ülkemizde yüzlerce Müslümanın tutuklandığını yetkililere hatırlatıyoruz. Şimdi komşu ülkelerden ders almanın tam zamanı.

Devamını oku...

Ümmetin Minberi: Batı Idlib'in doğusundaki Sahel heyeti, Türk ordusuna bir mesaj gönderdi!

Batı Idlib'in doğusundaki Sahel heyeti, Türk ordusuna bir mesaj gönderdi!

Sahel halkının ileri gelenleri,  Doğu Guta'dan tahliye edilenlerden ileri gelenler ve direnişçilerden oluşan bir delegasyon İdlib'in Batısındaki Şughur köprüsünde, Sahel (İştibrak)'daki Türk gözlem noktasından Türk ordusuna bir mesaj ilettiler.

Pazar, 03 Rebiu'l Evvel 1440 H - 11 Kasım 2018 M

Not: "Ümmetin Minberi" adlı kanal, bizim ümmet tarafından hazırlanan Hilafet kayıtları yayınlamaktadır. Bu kayıtlar Hizb-ut Tahrir veya başka resmi kaynaklar tarafından verilmemiştir. Aksine bunlar bizim İslami ümmet tarafından yapılan kayıtlardır ki biz bunları İslam ve Müslümanlar için sitemizde yayınlıyoruz.

Devamını oku...

Suriye Vilayeti: Kah'da; "Soçi Akan Kanlarımızı Heder Ediyor ve Düşmanımızı Koruyor!" Gösterisi

  • Kategori Suriye
  •   |  

Suriye Vilayeti: Kah'da Gösteri;
"Soçi Akan Kanlarımızı Heder Ediyor ve Düşmanımızı Koruyor!"


Hizb-ut Tahrir Suriye Vilayeti, İdlib kırsalındaki Kah kasabasında "Soçi Akan Kanlarımızı Heder Ediyor ve Düşmanımızı Koruyor!" başlıklı bir gösteri düzenledi.

Cuma, 01 Rebiu'l Evvel 1440 H - 09 Kasım 2018 M

Devamını oku...

“Müslüman Alimler Birliği” Ümmet Arasında Uzlaşma Çağrısında Bulunuyor

  • Kategori Makaleler
  •   |  

HABER-YORUM

(Tercüme)

“Müslüman Alimler Birliği” Ümmet Arasında Uzlaşma Çağrısında Bulunuyor

HABER:

Dr. Ahmed Al-Risuni başkanlığındaki Uluslararası Müslüman Alimler Birliği Heyeti perşembe günü Genel Kurul'un İstanbul'daki beşinci oturumunun kapanışında yaptığı açıklamada, Yahudi varlığıyla normalleşmeyi kategorik olarak reddetmeye çağırdı.Birlik, tüm üyeleri arasında ciddi bir bölünmeden mustarip olan İslam ümmeti arasında kapsamlı bir uzlaşma çağrısında bulundu.

Açıklamaya göre; alimler medeniyet ve dinin çoğulculuğu konusundaki inancını vurgulamakta, hegemonyanın tüm argümanlarından ve uluslararası anlaşmazlıkların çözümünde güç kullanılmasından bağımsız olarak çatışma yerine hadaret diyaloğunu savunmaktadır. Bununla birlikte ihtilaflarda, sorumluluk, özgürlük ve hukukta adalet vurgulanarak diyaloğun sağlanması.

Açıklamada özgürlük, disiplin ve adalet çağrısı, adaletsizliğin ve tiranlığın meşru barışçıl yollarla kaldırılması, halkların özgürlük ve haysiyet haklarına sahip olması ve kendi kaderini tayin hakkı vurgulandı. (islamion.com 08-11-2018)

YORUM:

Bugün ümmet, Hilafet Devletinin yıkılmasından sonra kafirler tarafından parçalanmış bir şekilde dağılmıştır. Ümmetin hâli Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in Medine’yi Münevvere’de Hilafet devletini kurmadan önceki toplumun hali gibi olmuştur. Fakat Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ümmeti İslam üzere inşa etmek için çalıştı ve ayrıca renk, cins ya da ırk ayrımının ümmeti bölemeyeceğini gösterdi. Bu, ümmetin birliğindeki İslam'ın hikmetidir. Ümmetin Allah Subhânehu ve Teâlâ’ya imanı ve itaati birdir. Bu birlik bir formalite ya da teori değildir, ancak bu bir süreçtir ve sıkı bir kontrol tarafından kontrol edilen bir Şer-i hükümleri infaz edecek uygulama metodu vardır.

Günümüzdeki Müslüman alimleri, saray alimleridir ve yöneticilerin hevalarına tabidirler! Ya bilmiyorlar ya da bilmiyor gibi görünüyorlar! Ümmetin birliğinin Hilafete bağlı olmasını ve ancak Hilafetin kurulmasıyla birliğin olacağını ve ümmet arasında uzlaşmaya bağlı diyaloglarla birliğin kurulamayacağını bilmiyorlar mı? Hilafetin yıkılmasının, Müslümanları etkileyen en büyük felaketlerden biri olduğunu ve ümmetin birliğini temsil edenin Hilafet devleti olduğunu bilmiyorlar mı? Hilafetin H 1342- M 1924'deki yıkımı, ümmet içinde Müslümanların sonsuz trajik bölünmelerine yol açtı. Müslümanların özlemle beklediği bu zamanda var olan varlıklar, yöneticiler, sınırlar ve sömürgeci güçler bölünmemizi planlıyor ve sürdürüyorlar. Yöneticilerin hevalarına tâbi olan bu alimler, ümmetin birliği ya da iddia ettikleri gibi ümmet arasında uzlaşmanın gerçekleşmeyeceğini çok iyi biliyorlar. Cesur bir lider, birlik çağrısında bulunmadığı sürece ümmet dağınık kalacaktır. O lider İslam’la bağdaşmayan dinler arası diyalog ve vatancılık gibi kavram ve hükümlerinden uzak, sadece Allah’ın hükümleriyle hükmedecek Hilafettir.

Allah Subhânehu ve Teâlâ’dan Nübüvvet Metodu üzere Râşidî Hilafet Devletini kurmak suretiyle ümmeti birleştirmesini niyaz ediyor, bölünmüş suni sınırları ve yozlaşmış yöneticileri bizim üzerimizden kaldırmasını nasib etmesini diliyoruz. Ümmeti birleştirmek ve sömürgeci batının politikalarından ve onlara kuklalıktan kurtaracak gerçek lider ve komutanları bize ikram etmesini istiyoruz. Bu Allahu Teala’ya zor değildir.

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi Adına

Feriha Gazi

Devamını oku...
Bu RSS beslemesine abone ol

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER