Pazartesi, 19 Dhu al-Qi'dah 1440 | 2019/07/22
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü

Bangladeş'teki Kapitalist Ekonomik Sistem Elimine Edilmedikçe, Halkın Mallarının Yağmalanması Durmaz

  • Kategori Haber ve Yorum
  •   |  

HABER-YORUM

(Tercüme)

Bangladeş'teki Kapitalist Ekonomik Sistem Elimine Edilmedikçe, Halkın Mallarının Yağmalanması Durmaz

 

Haber:

Bangladeş Maliye Bakanı, meclis oturumunda ülkede en büyük kredi sağlayan 300 ismi açıkladı. Bu değer 509 milyar Taka (yaklaşık 6 milyar dolar) ve ödenmemiş krediler şeklinde. Liste, yaklaşık 14.617 kişinin ve işletmenin 2009'dan bu yana 17.413 milyar Taka tutarında kredi aldığını ve 100 bin milyardan fazla Taka geri ödeme yaptığını gösterdi.

Yorum:

Haberde bahsedilen tablo, yaklaşık 170 milyon kişilik bir ülkede, küçük bir grubun aldatıcı bankacılık sisteminin sömürücü aracını kullanarak halkın servetine tecavüz ettiğini gösteriyor. Yaklaşık 14 bin kişi ve kurum, halkın parasının büyük bir bölümünü yutuyor. Bunlardan sadece 300 tanesi çalınan miktarın yarısından fazlasını fasid bankacılık sistemi, sermaye piyasası, hisse senedi şirketleri gibi kapitalist ekonomik sistemler aracılığıyla kazanıyor. Bu finansal sistemler, birkaç elit kapitalistin yararına halkın servetinin toplanmasını kolaylaştırmaktadır. Burada hükümet ve işbirlikçilerinden bahsetmiyorum, o mesele ayrı bir sorundur. Laik kapitalist hükümetin Maliye Bakanı, sorunun kredilerin tekrar ödenmemesine bağlıyor. Hâlbuki kendisi de fasid kapitalist bir iş adamıdır. Suçu, iş adamlarını ve kredilerini geri ödenmesini etkileyen "yerel nedenler ve kontrolden çıkan nedenler’’ olarak gösteriyor. Halkın yaşadığı sıkıntılara ek olarak hükümet, borç para sağlayarak, insanların parasını değersizleştirmek suretiyle bir bakıma yakıyor yok ediyor. Özellikle iflas eden kapitalistler için kredilerini devalüe etme bahanesi altında yeniden düzenlemek suretiyle sürekli üretime finansman sağlayarak ekonomik kalkınma sağlama düşüncesi içerisindeler. Ayrıca, hükümet, bankalara sermaye yetersizliği ile yeniden sermayeleştirmek için sürekli olarak vergi fonları sağlıyor. Hükümet 2015-2016 ve 2018-2019 yılları arasında bu amaçla 136 milyar Taka sağladı.

Yakında kurulacak olan Nübüvvet Metodu Üzere Râşidi Hilafet, tüm kapitalist sömürü biçimlerini ortadan kaldıracak ve dine dayalı üretim kültürünü adil bir kültüre dönüştürecek ve ancak o zaman ekonomik sorun çözülecektir.

﴿كَيْ لَا يَكُونَ دُولَةً بَيْنَ الْأَغْنِيَاءِ منكم﴾“Mal ve servet içinizden zenginler arasında dönüp-dolaşan bir şey olmasın.” (Haşr 7)

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan

Muhammed Mustafa

Devamını oku...

Sudan Vilayeti: Sudan Haber Ajansı’ndaki (SUNA) Basın Konferansı Konuşması

  • Kategori Sudan
  •   |  

Sudan Vilayeti: Sudan Haber Ajansı’ndaki (SUNA) Basın Konferansı Konuşması
“Asker İle Değişim Güçleri Arasında Varılan Uzlaşı Hakkında Hizb-ut Tahrir’in Vizyonu”

Cumartesi, 6 Zilkade 1440 H, el muvafık 11 Temmuz 2019 M tarihinde Hizb-ut Tahrir / Sudan Vilayeti, Sudan Haber Ajansında (SUNA) “Asker İle Değişim Güçleri Arasında Varılan Uzlaşı Hakkında Hizb-ut Tahrir’in Vizyonu” başlıklı bir basın toplantısı gerçekleştirdi.

Basın toplantısında öne çıkan başlıklar:

Baş konuşmacı Hizb-ut Tahrir Sudan Vilayeti Resmi Sözcüsü İbrahim Osman (Ebu Halil), Hizb-ut Tahrir’in bu anlaşma hakkındaki görüşünü sekiz başlık altında sıraladı.

Birincisi: Müzakere, İslâm temelli değildir. İkincisi: Anayasa ve yasalarıyla eski rejim aynen devam ediyor. Üçüncüsü: İktidara bakış aynen eskisi gibi devam ediyor. İktidar ganimet pastası olarak görülüyor ve pay kapmaya çalışılıyor. Dördüncüsü: En tehlikesi, anlaşma taraflarının dış güçlerle olan, daha doğrusu düşman güçleriyle olan bağlantılarıdır. Beşincisi: Spontane başlayan devrim, sivil yönetim talebiyle gidişatından saptığı gün çalınmıştır. Altıncısı: Sözde bağımsızlığından bu yana Sudan, üçü sivil, üçü asker olmak üzere altı dönem yaşadı. Yedincisi: Krizin taraflarının yabancı güçlerle olan bağlantılarına, çıkar farklılıklarına ve her yolla iktidara gelmek istemelerine bakılırsa, gelgitler geçiş aşamasının doğal yapısı olacaktır. Sekizincisi: Aynı rejimi yenileme ve koltuk kavgası, devrimcilerin onurlu yaşam, adalet ve barış taleplerini gerçekleştirmeyecektir.

Konuşmasının sonunda, güç sahiplerinden yönetimi Nübüvvet metodu üzere Hilafeti kurmak için Hizb-ut Tahrir’e vermelerini istedi ve medyadan İslami hayatı tekrar canlandırmak için gerekli olan entelektüel zenginliğinin farkına varmasını talep etti.

Hizb-ut Tahrir  Sudan Vilayeti Medya Bürosu Delegasyonu

suriye vilayeti

- Sudan Haber Ajansında (SUNA) Gerçekleştirilen Basın Konferansının Video Kaydı -

Devamını oku...

Türkiye Vilayeti: Gündem Değerlendirme Toplantısı (16/07/2019)

  • Kategori Türkiye
  •   |  

Türkiye Vilayeti: Gündem Değerlendirme Toplantısı (16/07/2019)

Hizb-ut Tahrir / Türkiye Vilayeti Medya Bürosu Başkanı Mahmut Kar bu hafta Türkiye gündemini meşgul eden önemli konuları değerlendirdi.

► 15 TEMMUZ DARBE GİRİŞİMİ
Demokrasinin Değil Müslüman Halkın Zaferidir!

► ÜMMETİN PARÇALANMASI
AK Parti Ümmetin Hangi Parçasını Birleştirdi?

► SREBRENİTSA KATLİAMI!
Sırplara Silah Veren Rusya İle Dostluğunuz Hiç Unutulmayacak!

► S400 SİSTEMLERİ TESLİMATI
S400 Rusya’nın Suriye’deki Masraflarına Karşı Verilmiş Bir Rüşvettir!
Türkiye sanki kendi silahını üretmiş, düşmanlarına karşı zafer kazanmış gibi bir kamuoyu oluşturuluyor.

H. 13 Zilka'de 1440 El-Muvafık M. 16 Temmuz 2019

Devamını oku...

Çin, İslam Ülkelerinin Ateşli ve Hummalı Bir Şekilde Kendisine Çağrıda Bulunmasından Şikayet Ederse!

  • Kategori Haber ve Yorum
  •   |  

Haber-Yorum

Çin, İslam Ülkelerinin Ateşli ve Hummalı Bir Şekilde Kendisine Çağrıda Bulunmasından Şikayet Ederse!

Haber:

Suudi Arabistan ve Kuzey Kore’nin de aralarında bulunduğu 37 ülke, geneli Batılı ülkelerden oluşan 22 ülkenin Çin’in Sincan bölgesindeki politikasına saldırıda bulunduğu benzer mektubuna bir cevap olarak Birleşmiş Milletler’e Pekin’i destekleyen bir mektup gönderdi. 

Mektuba imzasını atanlar, “Çin’i olağanüstü insan hakları başarılarından ötürü tebrik ettiler” ve “Sincan’daki tüm etnik grupların terörizm, ayrımcılık ve dini aşırılığa yol açtıkları muazzam zararı dikkate aldıklarını da” eklediler.  İmza atan ülkeler, “terörizm ve aşırılık tehlikesinin ciddi zorlukları karşısında, özellikle mesleki eğitim ve öğretim merkezlerinin kurulması yoluyla bölgeye “güvenliğin geri döndüğünü” vurgulayarak Çin Sincan’da terörizm ve aşırılıkla mücadele etmek için bir dizi önlemler almıştır” şeklinde devam ettiler.

Çin, çok sayıda diplomat ve gazeteciyi Sincan’a davet ettiğini ve “gördükleri ve duydukları şeylerin (…) medya organlarının aktardıkları şeylerle tamamen çeliştiğini” açıklayarak uluslararası toplumdan Sincan’ı ziyaret etmeden önce doğrulanmamış bilgilere dayanan suçlamaları servis etmemelerini talep etti. (Fransa 24 / AFP, 12 Temmuz 2019)

Yorum:

Müslüman Uygurların meselesi ve Çin otoriteleri tarafından onlara uygulanan zulmün boyutu çok net ve açık olmasından dolayı haber, Müslüman olsun kafir olsun birçok insanın şaşkınlığını ve öfkesini daha da arttırdı. 

Tarihsel olarak, Çin'in Müslüman halkları yöneten Doğu Türkistan bölgesi Müslümanlarına yönelik politikasını destekleyen ülkeler Suudi Arabistan, Katar, Kuveyt, Umman, BAE, Bahreyn, Suriye, Sudan, Somali, Tacikistan, Cezayir, Pakistan ve Türkmenistan'dır.

Bu ülkelerin birleşik olarak muazzam insani, mali ve askeri güçlerinin olduğu bilinmektedir.   Bunlardan biri petrol ve doğalgazın dolup taştığı Körfez ülkeleri, bir diğeri yüz milyon nüfusa sahip Mısır, bir diğeri de iki yüz milyon nüfusu olan ve nükleer silahlar da dahil olmak üzere her türlü ağır silahlarla donatılmış Pakistan’dır. 

Gerçek şu ki bu durumun dehşetinin boyutunu ifade ederken neredeyse insanın dili tutuluyor ve kalemi yazmaz oluyor!

Evet, ümmetin üzerinden birçok başarısız durumlar geçti ve belki de bu durum, meselenin tarafları ve konusu göz önüne alındığında en güçlü olanlarının arasında olan bir durumdur.

Bizler, dininde ve yaşamında komünist otorite tarafından etnik olarak ezilen Müslümanlar ile Çin devleti ile birlikte yüz milyonlarca Müslümanı temsil eden ve İsviçre, Avusturya, Norveç, Hollanda ve Danimarka da dahil Batılı ülkelerin eleştirileri karşısında savunmaya geçen ülkelerle karşı karşıyayız. 

Daha kötüsünü hayal bile edemeyecek kabuslarla dolu bir sahne.

Allah’ın Resulü (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: مَا مِنِ امْرِئٍ يَخْذُلُ مُسْلِماً فِي مَوْطِنٍ يُنْتَهَكُ فِيهِ حُرْمَتُهُ، وَيُنْتَقَصُ فِيهِ عِرْضُهُ إِلا خَذَلَهُ اللَّهُ فِي مَوْطِنٍ يُحِبُّ فِيهِ نُصْرَتَهُ، وَمَا مِنِ امْرِئٍ يَنْصُرُ مُسْلِماً فِي مَوْطِنٍ يُنْتَقَصُ فِيهِ مِنْ عِرْضِهِ وَتُنْتَهَكُ فِيهِ حُرْمَتُهُ إِلا نَصَرَهُ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ فِي مَوْطِنٍ يُحِبُّ فِيهِ نُصْرَتَهُHer kim bir Müslüman’ın saygınlığının kaybolacağı, onurunun zayıflayacağı bir yerde yardımsız bırakırsa, Allah da onu kendisine yardım edilmesini arzu ettiği yerde yalnız bırakır. Kim de bir Müslümana onurunun zayıflayacağı ve saygınlığının yitirileceği bir yerde yardım ederse, Allah da ona kendisine yardım edilmesini arzu ettiği bir yerde yardım eder.

Bu ve benzeri durumlar için yüreği parçalanan bir kişinin, eleştiri, kınama ve öfke aşamasının daha da ötesine geçmesi, İslam’a ve Müslümanlara yardım edip izzete kavuşturacak olan Nübüvvet Minhacı Üzere Hilafet’i ikame etmenin gerekliliğinin bilincine ve farkına vararak sesini yükseltmesi gerekir. 

Her kim de bu durum için öfke ve hüznünü harekete geçirmiyorsa, kalp mi yoksa taş mı taşıyor dönüp kendine bir baksın?!

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan

M. Usame El-Suveyni

Devamını oku...

Sözde Uluslararası Sayda Festivalleri Hakkında

Sayda Belediyesi sponsorluğunda bu ayın 14’ünde Sayda deniz kalesi önünde, belediye stadyumu ve çevresinde dans ve şarkı festivalleri düzenlenecek. 2016’dan beri düzenlenen bu festivallerin nahoş gerçekliğini görüyoruz, biliyoruz! Fakat buna rağmen Sayda kentindeki bir grup politikacı ve belediye yetkilileri, uygarlık kentinin çehresini değiştiren yaklaşımlarını sürdürüyorlar! Bu çehre, İslami miras zenginidir, imanı andıran camilerle doludur. Kentin her bir köşesi, kent halkının inancını yansıtıyor. Zaman zaman düzenlenen bu ahlaksız festivaller nedeniyle kent alanı, hem de Ramazan ayında şarkı ve dans alanına dönüştü. Ramazan’da kentin doğal yapısının bu olduğu iddia ediliyor!

Bütün bunlar turizmi ve ekonomiyi destekleme adına yapılıyor. Bilmiyorlar mı ki haram yolla ve camileri aşağılayarak Allah’ın rızkı aranmaz? Kaldı ki bu faaliyetler, kentte trafik sıkışıklığı ve izdihama yol açar... Bu kişiler, ekonomik canlılık getiren ve pazarları hareketlendiren faydalı projelerden bihaberler ya da bilerek görmezden geliyorlar!

Güneylilerin inşa ettiği bazı ekonomik projelere baksınlar. Bu projeler sayesinde köyler ve şehirlerde hareketlilik yaşanıyor, Sayda ve pazarlarına muhtaç olmuyorlar, hatta Sayda pazarları sinek avlıyor. Şehirde gezerken boğucu trafik sıkışıklığı yaşayan Sayda halkı ve güneylilere acısınlar.

Ya da belki de bu festival ve “proje” sahipleri, kalabalığın ekonomik getiri sağlayacağını düşünüyor olabilirler? O zaman bu eşsiz kuramlarıyla hadi yüzümüzü güldürsünler. Açı doyurmayan, toku öldürmeyen bu sahte etkinliklerden ötürü şehir halkı ve tüccarların çekeceği sıkıntılara merhamet etsinler. Bu ahlaksız festivaller, kentin mahremiyetine, kimliğine ve kültürüne zarar veriyor!

Ey Sayda kenti Müslümanları, özellikle de ilim adamları ve onurlu şeyhler! Allah Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

وَٱتَّقُوا۟ فِتۡنَة لَّا تُصِیبَنَّ ٱلَّذِینَ ظَلَمُوا۟ مِنكُمۡ خَاۤصَّة وَٱعۡلَمُوۤا۟ أَنَّ ٱللَّهَ شَدِیدُ ٱلۡعِقَابِ Aranızdan yalnız zalimlere erişmekle kalmayacak fitneden sakının, Allah’ın azabının şiddetli olduğunu bilin.[Enfal 25] Tirmizi’nin rivayet ettiğine göre Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:

وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ لَتَأْمُرُنَّ بِالْمَعْرُوفِ وَلَتَنْهَوُنَّ عَنْ الْمُنْكَرِ أَوْ لَيُوشِكَنَّ اللَّهُ أَنْ يَبْعَثَ عَلَيْكُمْ عِقَابًا مِنْهُ ثُمَّ تَدْعُونَهُ فَلَا يُسْتَجَابُ لَكُمْ “Nefsim elinde olana yemin derim ki ya marufu emreder, münkerden nehyedersiniz ya da Allah katından size bir ceza gönderir de sonra O’na dua edersiniz ama size icabet edilmez.”

Hizb-ut Tahrir / Lübnan Vilayeti olarak biz, bu iğrenç aktivitelerden Allah’a sığınıyor, Sayda tarihine hakaret anlamına gelen bu münkeri şiddetle reddediyoruz. Sayda, camiler, âlimler ve şehitler kentidir...

Onun için sesinizi yükseltin ve bu etkinlikleri inkâr edin. Yetkilileri bundan vazgeçirin. Rabbinizi razı edin, Allah, yakın gelecekte Şeriat ve dinine dayalı gerçek ekonomiye izin verene dek pusulayı kent ve civar halkına olan faydalı ekonomik faaliyetlere doğrultun. Kuşkusuz bu, Allah’a zor değildir.

وَلَوْ أَنَّ أَهْلَ الْقُرَىٰ آمَنُوا وَاتَّقَوْا لَفَتَحْنَا عَلَيْهِم بَرَكَاتٍ مِّنَ السَّمَاءِ وَالْأَرْضِ وَلَٰكِن كَذَّبُوا فَأَخَذْنَاهُم بِمَا كَانُوا يَكْسِبُونَ “O ülkelerin halkı inansalar ve sakınsalardı, elbette onların üstüne gökten ve yerden nice bereket kapıları açardık, fakat yalanladılar, biz de ettikleri yüzünden onları yakalayıverdik.” [Araf 95]

Devamını oku...

Sudan Haber Ajansı’ndaki (SUNA) Basın Konferansı Konuşması Asker İle Değişim Güçleri Arasında Varılan Uzlaşı Hakkında Hizb-ut Tahrir’in Vizyonu

Afrika-Etiyopya Ortak arabuluculuğunda, uluslararası toplum özellikle Amerika, İngiltere ve Avrupa Birliği gözetiminde, 5 Temmuz 2019 Cuma günü Askeri Konsey ile Özgürlük ve Değişim Güçleri arasında uzlaşıya varıldığı açıklandı. Uzlaşı gereği 3 yıl 3 aylık geçici dönemde iktidar, Egemenlik Konseyi, Bakanlar Kurulu ve Meclis arasında paylaşılacak. 45 ile 3 ay arasında meclisin oluşturulması konusu ele alınacak. Üzerinde mutabakata varılan maddelerden bazıları şunlardır:

• 11 üyeli bir Egemenlik Konseyi kurulacak. Konsey, 5 asker, 5 sivil, 1 üye de asker kökenli sivilden oluşacak. 21 ay askeri yönetimden bir isim, sonraki 18 ay ise sivil bir isim Egemenlik Konseyi’ne başkanlık edecek.

• Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri’nin aday gösterdiği bağımsız ulusal yeterliliklere sahip bir Bakanlar Kurulu oluşturulacak.

• 3 Haziran 2019’da Ordu karargahı önünde gerçekleşen oturma eylemini dağıtmak amacıyla işlenen katliamı araştırmak üzere bağımsız bir soruşturma komisyonu kurulacak.

Çatışmanın tarafları, ilk andan itibaren otoritenin Bakanlar Kurulu ve Meclisten ziyade ordu, hızlı destek gücü, güvenlik güçleri ve polis teşkilatı üzerinde söz sahibi olan Egemenlik Konseyi’nde olacağını çok iyi biliyor. Otorite, en güçlü grupta yani silahlı kuvvetlerde saklıdır. Bu nedenle Egemenlik Konseyi üzerinde yaşanan anlaşmazlık sırasında Askeri Konsey, Özgürlük ve Değişim Güçleri’nin güç unsurları olan ordu karargâhı önündeki oturma eylemini kendi eliyle yok etmeye çalışmıştır. Oturma eylemine müdahale edildi, gösteriler şeytanlaştırıldı. İktidar pastasını paylaşmak için başka siyasi güçler devreye girdi. Asker ayrıca, siyasi güçlerin, belediye başkanlarının, şeyhlerin ve izleyicilerin vicdanlarını satın almak için geniş çaplı bir operasyon gerçekleştirdi. Özgürlük ve Değişim Güçlerini Bakanlar Kurulu’nu tamamını, meclisin üçte ikisini yani yüzde 67’sini kabul etmeye zorlamak için sözde sivil bir hükümet kurmaya başladı. Egemenlik Konseyi’nin askerlerin kontrolünde kalmasını şart koştu. Ancak 30 Haziran 2019 yürüyüşünde birçok yanlış yönlendirilmiş insan sokaklara çıktı ve sivil seçenek olan Egemenlik Konseyi ile devrimlerini koruyacaklarını sandılar! 30 Haziran olaylarının etkisiyle girişim karşısında çaresiz kalan Askeri Konsey, Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri’yle iktidar paylaşımını kabul etti.

Ey değerli kardeşlerim!

Siyasi sahneyi teşkil eden devrim, 19 Aralık 2018 tarihinde siyasi güçlerin etkisinden uzak Atbara kentinde spontane bir şekilde başladı. İnsanlar, yaygın yoksulluk, aşırı pahalılık, yüksek yaşam maliyetleri, işsizlik oranlarının artması, kötü servet dağılımı nedeniyle sokaklara çıktı. Ardından medyanın, özgürlük, barış ve adalet sloganı altında devrimci kitlelere önderlik etmek üzere bütün kapıları açtığı Profesyoneller Birliği devreye girdi. Daha sonra krizin taraflarından biri olan sözde Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri piyasaya çıktı.

Devrimcilerin, “özgürlük, barış ve adalet” sloganı ile ilgili talepleri iyice netleşti. Ölenlerin kanının yerde kalmaması ve eski rejimin sembollerinden hesap sorulması gibi diğer talepler neşvünema etti.

Bu anlaşma, insanların adalet arayışını, zulmü def etme ve barışı gerçekleştiriyor mu? Ölenlerin kanının intikamını alıyor mu? Ve ülke halkının özlem duyduğu yaşamı vaat ediyor mu?

Hizb-ut Tahrir / Sudan Vilayeti, halkına yalan söyleyemeyen bir liderdir. Yağcılık yapmaz, kimseye ikiyüzlü davranmaz, her şeyi iyice açıklığa kavuşturur, gerçekleri ayan beyan ortaya koyar ve aşağıdaki noktalarda görüşleri açıkça şöyledir:

Birincisi: Müzakere, İslâm temelli değildir. Askeri Konsey ile Özgürlük ve Değişim Güçleri arasındaki anlaşmazlık, Allah’ın Kitabına ve Peygamber SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in Sünnetine götürülmüş değil. Nitekim Allah Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurdu:

وَمَا اخْتَلَفْتُمْ فِيهِ مِنْ شَيْءٍ فَحُكْمُهُ إِلَى اللَّهِ  “Hakkında ayrılığa düşğünüz herhangi bir şeyin hükmü Allah’a aittir.” [Şura 10]

فَإِنْ تَنَازَعْتُمْ فِي شَيْءٍ فَرُدُّوهُ إِلَى اللَّهِ وَالرَّسُولِ إِنْ كُنْتُمْ تُؤْمِنُونَ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ  “Eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz -Allah’a ve ahirete gerçekten inanıyorsanız- onu Allah’a ve Rasûl’e götürün.” [Nisa 59] Aksine Amerika İngiltere gözetiminde yani sömürgeci kâfir gözetiminde Afrika Birliği ve Etiyopya devleti referans kabul edildi!

İkincisi: Anayasa ve yasalarıyla eski rejim aynen devam ediyor. Anlaşma, sistemleri ve yapılarıyla eski rejimin aynısını tesis ediyor. Devlet başkanlığı kurumunun yerine Egemenlik Konseyi’ni koyuyor, eski yüzleri yeni yüzlerle değiştiriyor. Bu nedenle biz, aynı seküler sistemin yeniden üretim sürecindeyiz. Seküler rejimde, yasalar ve sistemlerin kaynağı çoğunluktur. O yüzden Sudan halkı daha fazla zulüm, yoksulluk ve geçim sıkıntısına maruz kalacaktır.

Üçüncüsü:İktidara bakış aynen eskisi gibi devam ediyor. İktidar ganimet pastası olarak görülüyor ve pay kapmaya çalışılıyor. Bu bakış açısı, ırkçılık ve mezhepçiliği körükleyecektir. Onun için Askeri Konsey ile Özgürlük ve Değişim Güçleri, bu kotalarda anlaşamadılar. Devrimci Cephe, daha büyük bir pay kapmak için imza atmadan önce temsilcisini geri çekti. Bazı silahlı hareketler, 30’luk bir kota talep etti. Dolayısıyla bu tür politikacıların ülkeye hiçbir iyiliği dokunamaz.

Dördüncüsü: En tehlikesi, anlaşma taraflarının dış güçlerle olan, daha doğrusu düşman güçleriyle olan bağlantılarıdır. Eski sömürge İngiltere, Özgürlük ve Değişim Güçleri ve bazı silahlı hareketler aracılığıyla tekrar iktidara geri dönmeye çalışıyor. 1969 Numeyri darbesinden bu yana ordu aracılığıyla Sudan’a nüfuz eden Amerika, Güney’in ayrılmasında ajanı El Beşir’i kullandı. Askeri Konsey aracılığıyla nüfuzunu güçlendirmeye ve sürekliliğini sağlamaya çalışıyor. Bunun da ülkeyi zerre kadar iyiliği dokunmayacaktır.

Beşincisi: Spontane başlayan devrim, sivil yönetim talebiyle gidişatından saptığı gün çalınmıştır. Çünkü sivil devlet, dini yaşamdan ayıran laik bir devlettir. Motamot eski rejim yaklaşımıdır, yasalarını ve sistemlerini çoğunluğa göre alır, yüce vahye göre değil. Sivil ve asker, ulusal yönetim adı altında yıllarca insanlara geçim sıkıntısı miras bırakan kindar laikliğin iki yüzüdür!

Altıncısı: Sözde bağımsızlığından bu yana Sudan, üçü sivil (1954-1958), (1964-1969) (1985-1989), üçü asker (1958-1964), (1969-1985), (1989-2019) olmak üzere altı dönem yaşadı. Yaşadığımız bu sefil ve mutsuz durumun sorumlusu tüm bu sivil ve askeri rejimlerdir. Sudan’da bir deyiş vardır (denenmişi denemek pişmanlıktır). Şimdi de bu anlaşma ile denenmişi denemeye çalışıyorlar!

Yedincisi: Krizin taraflarının yabancı güçlerle olan bağlantılarına, çıkar farklılıklarına ve her yolla iktidara gelmek istemelerine bakılırsa, gelgitler geçiş aşamasının doğal yapısı olacaktır. Taraflar birbirlerini suçlamaya, başarısızlıkla yaftalamaya, halkı kutuplaştırmaya çalışacaktır. Tüm bunlar ülke ve insanlar için kötülüğün bir habercisidir.

Sekizincisi: Aynı rejimi yenileme ve koltuk kavgası, devrimcilerin onurlu yaşam, adalet ve barış taleplerini gerçekleştirmeyecektir. Anlaşmanın tarafları, İslam inancının adil ve politik fikrinden yoksun oldukları için ve ölüler ve yaralıların kanlarının sorumlusunun denklemdeki en güçlü taraf olduğu için ölülerin ve yaralıların kanlarının intikamı alınmayacaktır.

Ey değerli kardeşlerim!

Sudan halkının daha doğrusu dünyanın dört bir yanındaki Müslümanların ve tüm insanlığın arzu ettiği gerçek değişim, Allah Subhânehu ve Teâlâ’ya iman akidesine dayalı adil ve siyasal düşünce üzerine kurulu olmalıdır. İslam Şeriatının iktidara ulaşması ve Hilafet Devletinde uygulanmasıyla ancak bu gerçekleştirilebilir.

إِنَّ اللَّهَ يَأْمُرُكُمْ أَنْ تُؤَدُّوا الْأَمَانَاتِ إِلَى أَهْلِهَا وَإِذَا حَكَمْتُمْ بَيْنَ النَّاسِ أَنْ تَحْكُمُوا بِالْعَدْلِ إِنَّ اللَّهَ نِعِمَّا يَعِظُكُمْ بِهِ إِنَّ اللَّهَ كَانَ سَمِيعًا بَصِيرًا “Allah size, mutlaka emanetleri ehli olanlara vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Allah size ne kadar güzel öğütler veriyor! Şüphesiz Allah her şeyi işitici, her şeyi görücüdür.” [Nisa 58] Bu amaçla Hizb-ut Tahrir, yönetim, ekonomi, içtimai, eğitim politikası, dış politika, yasalar, düzenlemeler, devletin anayasası ve diğer yasalara ilişkin kapsamlı bir tasavvur hazırlamıştır. Hizb, İslami hayatı yeniden başlatmak, Nübüvvet metodu üzere ikinci Raşidi Hilafeti kurmak ve Müslümanların varlık yokluk meselesi olan İslam çağrısını âleme taşımak ve iktidarı teslim kendisine etmek üzere samimi güç ve kuvvet ehlinden nusret talep ediyor. Çalışmasında Hizb-ut Tahrir, sömürgeci kâfirler ve örgütlerin memnuniyetine zerre kadar değer vermez. Sadece Yüce Allah’ın rızasını elde etmeye çalışır. İdeal amacı ve nihai hedefi budur.

Gazeteci, politikacı, düşünür ve aktivist bütün kardeşlerden Hizb-ut Tahrir’in İslami hayatı yeniden başlatmak için benimsemiş olduğu İslam akidesine dayalı fikri servetini inceleme ve araştırma sahasına koymasını talep ediyoruz. Ki o fikri servete yönelik yüceltme, taşıma ve müjdeleme şeri görevlerini yerine getirebilsinler. Zira o fikri servette dünya ve ahiret iyiliği vardır.

وَاللّهُ غَالِبٌ عَلَى أَمْرِهِ وَلَـكِنَّ أَكْثَرَ النَّاسِ لاَ يَعْلَمُونَ “Allah, işinde galiptir, fakat insanların çoğu bunu bilmezler.” [Yusuf 21]

Devamını oku...

Eski Rejim Gibi Askeri Konsey’in Güvenlik Birimleri de Hizb-ut Tahrir Gençlerini Gözaltına Alıyor

Hizb-ut Tahrir / Sudan Vilayeti tarafından yayımlanan Krizin Tarafları Arasında Varılan Anlaşma, Eski Rejime Yeni Yüz Giydirmektir, Tek Çare Hilafet Devletinin Uyguladığı İslamdırbaşlıklı bildirinin dağıtımının ardından güvenlik birimleri, Hartum Jackson Meydanı’nda Muhammed El Emin Defullah ile Wad Medeni El Emcad parkında Ali Hasen Ali adlı kardeşlerimizi gözaltına aldılar.

Söz konusu başlıklı bildiri, başkent ve mahallelerinde, Sudan’ın diğer bazı şehirlerindeki camilerde, pazarlarda ve halka açık yerlerde dağıtıldı. Hizb, bildiride Askeri Konsey ile Özgürlük ve Değişim Güçleri arasında varılan anlaşma hakkındaki gerçekleri açıkladı. Bildiride geçen bazı önemli noktalar şunlardır: Sudan halkı ya eski rejimin uzantısı olan askeri rejim ya da değişim yaratan bir sivil rejim arasında seçim yapmak için büyük çaplı bir manipülasyona maruz kaldı! Aslında her iki rejim de aynı madalyonun iki yüzüdür. Diğer bir deyişle dini hayattan ayıran, dini dışlayan, hayat sistemleri ve yasamayı çoğunluğun görüşüne göre belirleyen laiklik madalyonunun iki yüzü gibidir. Eski askeri rejimin vaziyeti buydu. Bu anlaşma gereği kurulacak sivil rejimin durumu da aynısı olacaktır. Bu nedenle ülkede hüküm süren laik rejimde hiçbir değişiklik yaşanmadı. Değişen sadece rejimin başı ve bazı sembolleridir. Onun için Sudan halkı daha fazla zulüm ve geçim sıkıntısı çekecektir. Allah Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

وَمَنْ أَعْرَضَ عَنْ ذِكْرِي فَإِنَّ لَهُ مَعِيشَةً ضَنْكاً وَنَحْشُرُهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ أَعْمَىKim Benim zikrimden yüz çevirirse, mutlaka onun için sıkıntılı bir geçim vardır. Ve kıyamet günü onu, kör olarak haşredeceğiz.” [Taha 124] Uzlaşı taraflarından eski rejimin uzantısı olan Askeri Konsey, Amerikan çıkarlarını korumak için çalışmaktadır. Amerika, Askeri Konseyi destekliyor. Rejimin başının görevden alınmasından iki gün sonra 14 Nisan 2019 Pazar günü ABD Maslahatgüzarı Kotsis, Askeri Konsey Başkan Yardımcısı (Daklu) ile bir araya geldi. Görüşme sonrası yapılan açıklamada, ABD Maslahatgüzarı, Sudan Askeri Konseyinin istikrar ve güvenliği sağlamadaki rolünü takdirle karşıladığını söyledi. ABDnin Sudan Özel Elçisi Donald Booth, 27 Haziran 2019’da El Tayyar gazetesine verdiği demecinde, ABD Maslahatgüzarı taraflarla günlük temas halindededi. 15 Nisan 2019 Pazartesi günü İngilterenin Hartum Büyükelçisi İrfan Sıddık, Askeri Konsey Başkan Yardımcısı ile bir araya geldi. Büyükelçi, Twitter hesabından yaptığı açıklamada görüşmenin detaylarını şöyle açıkladı: Desteklemek ya da yasallık kazandırmak için değil, Sudandaki durumu iyileştirmek için İngilterenin atmak istediği adımları vurgulamak için Daklu ile görüştüm.Dolayısıyla Amerika-İngiltere arasındaki uluslararası çatışmanın, Sudanda nüfuz çatışması olduğu bir gerçek. Amerika, nüfuzunu perçinlemek isterken, İngiltere tekrar nüfuz elde etme gayretinde. Sudana Amerikan özel elçisinin yeniden atanmasının, Amerikan ve İngiliz elçiliklerinin ülkedeki hayatın en ince ayrıntılarına sıklıkla müdahale etmelerinin, yetkililer ve siyasilerin sık sık bu iki büyükelçiliğe girip çıkmasının başka hiçbir açıklaması yok!

Bildiri şu ifadelerle son buluyor: Yüce İslam ideolojisiyle gerçek bir değişim oluşturmak için Hilafeti kurma talebiyle sesimizi yükseltelim. Bu çözüm, saadete ve izzete erişen, âlemlere iyiliği taşıyan Sahabeyi, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmet yaptığı gibi bizi de en hayırlı ümmet yapacaktır.

Hizb-ut Tahrir / Sudan Vilayeti olarak biz, Askeri Konsey ve güvenlik birimlerini batılda inat etme, eski rejimin yaptığı gibi zulmetme, ümmete iyiliği taşıyan dava erlerini gözaltına alma konusunda uyarıyoruz. Konsey ve güvenlik birimleri, bu iki kerim kardeşimizi derhal serbest bırakmalı ve kendilerinden özür dilemelidir.

Devamını oku...

SUNA’da Basın Konferansına Davet

Ülke, eklemli bir aşamadan geçiyor, ya yüksek çıta ile bu engeli aşıp köklü bir değişikliğe gidecek ya da uzun süredir içinde bulunduğumuz kısır döngüye geri dönecek. Asker ile Değişim Güçleri arasında varılan anlaşma nedeniyle Hizb-ut Tahrir / Sudan Vilayeti katılımınız ve iştirakinizle şu başlık altında bir basın toplantısı düzenleyecek:

Değişim Güçleri ile Asker arasında varılan anlaşmaya ilişkin Hizb-ut Tahrir’in vizyonu

Basın konferansında Hizb, İslam akidesi perspektifinde anlaşmaya ve neticelerine ilişkin vizyonunu ortaya koyacak.

Yer: Sudan Haber Ajansı “SUNA”

Tarih: 08 Zilkade 1440 / 11 Temmuz 2019 Cumartesi Saat: 12.00

Umarız Allah, hepimizi sevdiği ve hoşlandığı şeylere muvaffak eyler.

Devamını oku...
Bu RSS beslemesine abone ol

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER