Pazar, 15 Jumada al-awwal 1440 | 2019/01/20
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü

Kar Fırtınası Olmadan Gerçek Felaket Trajedileri

Aktivistler, sosyal medya sitelerinde mülteci kamplarının birinde çadırın içinde soğuktan titreyen ve ilgili taraflara mazot vermeleri için çağrıda bulunan Suriyeli bir göçmenin görüntülerini aktardı. Bazı insanlık dışı kamplarda yaşayan mülteciler, yardım ve destek için hayır kuruluşlarına yardım çağrısında bulundu. Ayrıca ilgili makamlara acil yardım çağrısı yaptılar ve kamp sakinlerine çok az yardımın ulaştığını söylediler. Şam diyarının neredeyse tamamında etkin olan bu tür ağır hava koşullarında ısıtma ve yakıt sıkıntısı yaşandığı bir ortamda bu yardımların kampta yaşayanların yüzde 10’nu için bile yeterli olmadığını kaydettiler.

Örneğin deniz seviyesinden yaklaşık 1300 metre yükseklikteki Lübnan’ın Arsalan kentinde kampta yaşayan 80 bin Suriyeli mülteci, kanalizasyon ve asfalt gibi iyi bir yaşam için gerekli temel unsurlarından yoksun oldukları şikâyetinde bulunuyorlar. Her yıl sert hava koşullarının yaşandığını, çocuklar ve kadınların, irili ufaklı herkesin hatta örgütün bile felaket içinde yaşadığını belirttiler. Normal olarak her yıl bu aylarda dağlara karlar ve bolca yağmurlar yağar, farklı adlar altında art arda fırtınalar eser. Normal olmayan ise, battaniye ve mazot gibi asgari ısınma gereklilikleri olmadan bu yıllarda tekrarlanan trajediler ve insani felaketleri yanı sıra ekmek ve çocuk sütü gibi bazı temel ve ana gıda maddelerde sıkıntılar yaşanmasıdır. Yılın bu aylarında bölgelerde sıcaklıkların düşmesi doğal, ancak çocukların özellikle de bebeklerin sürekli şiddetli soğuklara maruz kalmasını görmemiz ise doğal değil.

Bu zorlu yıllarda bizlerin mülteci kamplarında yaşayan halkımızın yaşadıklarını yaşamak, görmek, duymak imkânsız ve zor. Kar fırtınası olmadan bile yaşanan bu gerçek trajedi, hem hain ve vurdumduymaz yöneticilerin hem de insanlık iddiasında bulunan kuruluşların gerçek ve çirkin yüzünü ifşa etmiştir. Hayvanların bile yaşamasına elverişli olmayan her türlü yaşam unsurundan yoksun bu mülteci kampları, insanların iğrenç vatandaşlık temelinde sınıflandırılmasının bir sonucudur. Bu da ırk ayrımcılığına yol açmıştır. Ülkesinde vatandaşlığı olanlara nezih yaşam hakkı verilirken, yabancılar istikrarlı ve onurlu bir yaşam olasılığını kısıtlayan belli yasa ve düzenlemelere maruz kalmaktadır. Yabancıların durumu böyledir. Buna bir de mültecilik niteliği eklenirse halleri ne olur varın siz düşünün? Özellikle çıkarcı kapitalist sistemlerde, insanlığın hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur. Donlu yüksek dağlar, sıcak çöller, su baskınlarının olduğu vadiler gibi en zor yerlerde ve en zorlu koşullarda yaşamaya zorlanıyorlar. Zoraki göç ve sürgün yeterli değilmiş gibi bir de onurdan yoksun zorlu yaşam ve hayat mücadelesine maruz kalıyorlar.

Ey Müslümanlar! Bilin ki mültecilerin durumu budur. Müslüman ülkesinde açlık ve zillet çekiyorlar. Şehitlerin kanını ucuza ve anlaşmalar karşılığında sattıktan sonra Batının müzakere kucağında uyuyan yönetici kılıklı kimselerce ihanete uğradılar. Mültecilerin içler acısı durumu ve yaşadıkları zorlu koşullar, Suriye krizinin ilk yıllarında olduğu gibi artık siyasallaşmış medyanın gündeminde değil. Bunların durumu, devam eden diğer savaş mağdurları gibi gündemden düşerken, siyasi çekişmeler ve çıkarcılık gündemin bir numaralı konusu. Sanki bölgede Amerikan siyasi çözümünü etkinleştirmek ve pekiştirmek için açık bir müzayede yapılıyor. Uysallaştırmak için cani Beşşar yeniden allanıp pullanıyor!

Ayrıca bilin ki birlik, izzet ve güç, ayrılık ise, zillet ve aşağılanma demektir. Şeriatın ve dinin emirlerine göre yaşamak, Raşidi Hilafeti yeniden kurmak, Âlemlerin vaadini gerçekleştirmek için sizi birlik uğrunda çalışmaya davet ediyoruz.

وَعَدَ اللَّهُ الَّذِينَ آمَنُوا مِنْكُمْ وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَيَسْتَخْلِفَنَّهُمْ فِي الْأَرْضِ كَمَا اسْتَخْلَفَ الَّذِينَ مِنْ قَبْلِهِمْ وَلَيُمَكِّنَنَّ لَهُمْ دِينَهُمُ الَّذِي ارْتَضَى لَهُمْ وَلَيُبَدِّلَنَّهُمْ مِنْ بَعْدِ خَوْفِهِمْ أَمْناًAllah, içinizden, iman edip de Salih ameller işleyenlere, kendilerinden öncekileri egemen kıldığı gibi onları da yeryüzünde mutlaka egemen kılacağına, onlar için razı olduğu dinlerini iyice yerleştireceğine, yaşadıkları korkularının ardından kendilerini mutlaka emniyete kavuşturacağına dair vaatte bulunmuştur.” [Nur 55]

Devamını oku...

ABD’nin Afrika İle İlgili Güncel Politikasında Yeni Hiç Bir Şey Yok!

  • Kategori Kenya
  •   |  

Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton, 14 Aralık 2018 Perşembe günü Washington’daki Heritage Vakfı’nda yaptığı konuşmada Donald Trump yönetiminin sözde “Yeni Afrika Stratejisini” açıkladı. Söz konusu politika üç temel sütun üzerine oturuyor: 1- ABD’nin Afrika ülkeleri ile ticari ve ekonomik ilişkilerini geliştirmek. 2- Radikal İslami terörizm ve şiddetle mücadele etmek. 3- Verimsiz, başarısız ve sorumsuz BM barış gücü misyonlarını desteklemeyerek Afrika’daki barışı koruma rolünü yeniden değerlendirmek.

Bu politika, Batı programında Afrika’nın çok önemli bir rol oynadığını bir kez daha doğrular. Başından beri Batı, Afrika’yı çürük laik kapitalist ideoloji ve ondan fışkıran sistemlerin uygulanması yoluyla sosyo-ekonomik, politik ve eğitim dâhil olmak üzere hayatın her alanında halkı köleleştirilen ve malları da yağmalanan bir sömürge çiftliği olarak görüyor.

Bu stratejinin belirlenmesi, Amerika’nın Avrupa Birliği, Çin, Rusya ve müttefikleri gibi gerçek ve öngörülen düşmanlarına karşı 21.nci yüzyılda Ekonomik Savaş başlattığı bir döneme rastlıyor. “Yeniden Büyük Amerika” sloganı üzerine kurulu Amerikan çıkarları, bu savaşa yön veriyor. Üçayaklı bu politika, tıpkı hizmetçi ile efendi arasındaki ilişki gibi Afrika ile Amerika arasındaki ilişkinin doğasını yansıtıyor. Afrika, hammaddesi sömürge çiftliğinden gelen Batılı ürünler için bir tüketici pazarıdır. Bu yüzden diğer ülkelere nazaran Afrika ile ticaret yapmayı yeğliyor. Radikal İslam’la mücadeleye gelince, bu, Batının İslam’a sadakat ve bağlılıkları diğer dinler için tehdit teşkil eden kitleleri oyuna getirme komplosudur. Bununla birlikte radikal İslami terörizmle mücadele kisvesi altında İslam ve Müslümanlara yönelik saldırıların asıl amacı, dünyada insanlığa felakete sürükleyen başarısız laik kapitalist ideolojiye alternatif olan İslâm ideolojisine iftira atmaktır. Sözde “BM barışı koruma” sürecine gelince, bu da küresel savaşları başlatan, doğrudan ya da vekâlet yoluyla diğer ülkeleri işgal ederek şeytani hedeflerini gerçekleştiren Amerikan yönetimince teşvik edilen başka bir yalandır.

ABD’nin bu politikası, Avrupa Birliği, Çin, Rusya ve diğer müttefiklerinin Afrika’ya özellikle de Müslümanlara ve İslam’a bakış açısından pek farklı değildir. Afrika’ya gelince, ürettikleri ürünler için bir çöplük, doğrudan ya da kiralık ajan yöneticileri aracılığıyla ucuz hammaddeleri için bir kaynaktır! Müslümanlar ve İslam’a gelince, laik kapitalist ideoloji ve ondan fışkıran kokuşmuş sistemler öncülüğündeki küresel statüko için bir tehdittir. Bu yüzden mesela Müslümanlar Rusya’da zindanlara atılıyor. Çin’de, ABD kontrolündeki Guantanamo’da, Avrupa Birliği’ne bağlı ülkelerde ve eski sömürgelerinde “Terörizm ve radikalizmle mücadele” adı altında insanlık dışı yasalarla toplama kamplarında tutuluyorlar. Atılan bütün bu adımlar, Nübüvvet metodu üzere Hilafetin gölgesi altında İslam’ın yeniden bir yaşam biçimine dönüşmesini önlemek içindir.

ABD’nin Afrika ile ilgili modifiyeli bu güncel politikasını kınıyoruz. Çünkü bu politika, Afrika kıtasında ABD’ye meydan okuyan diğer büyük güçlere karşı Afrika’da yeni bir mücadele dalgasını tetikler. Aynı zamanda ümmetin kalkınmasını sağlayacak ve sömürgecilik bağlarını kesecek olan Hilafet çağrısını benimsemesi için Afrikalı liderlere de bir çağrıda bulunuyoruz.

Hizb-ut Tahrir / Kenya, Afrikalı liderlere ve politikacılara halklarına karşı dürüst olmaları ve vatandaşlarının çıkarlarını desteklemeleri gerektiğini hatırlatıyor. Bu, utanmadan yeni sömürgecilik planları açıklayan Amerika’nın sömürgeci politikalarının reddedilmesi ve inkâr edilmesine yol açacaktır. Kaynaklar bakımından zengin, fakat dünyanın en yoksul kıtası olan Afrika, ne zaman potansiyelini yerine getirecektir? Ruhları Amerika önderliğindeki sömürgeci gündemin esareti altında olan liderler, kendilerini şeytani ideolojinin köleliğinden kurtarmalı, insanlara itibarını geri verecek, kanlarını ve kaynaklarını koruyacak alternatif yaşam tarzı aramalıdır. Aksi halde tarih sizi berbat bir şekilde anacak ve mahkûm edecektir!

Hizb-ut Tahrir / Kenya, halkı karşısında dürüst olan düşünür ve entelektüelleri akıllarıyla, dilleriyle ve yazılarıyla sömürgeciliğe meydan okumaya davet ediyor. Açıklanan bu Amerikan politikasının, kıtaya karşı yağma, suiistimal ve komplonun devamı anlamına geldiğini anlamak için bilgin olmaya gerek yok. Bu planın, “önce Amerika” çağrısı altında Amerika’nın ekonomik, politik ve güvenlik çıkarları için olduğu aşikârdır. Planın bütün Afrika kıtasında yaratacağı olumsuz etkiye hiç bakılmıyor. Sömürgeci kapitalist sistemin realitesi budur, çünkü büyük ve küçük ülkeler arasındaki ilişkiler, efendi ile köle arasındaki ilişkiler gibidir. Afrika gibi hiçbir kıta bu kötü sistemden daha fazla etkilenemez! Gözlerinizin içine bakan insanları kurtarmak için alternatif bir ideoloji aramalısınız. Aksi halde vicdan azabı çekersiniz!

Hizb-ut Tahrir / Kenya, Müslümanlara, insanlığın karşılaştığı sorunların gerçek çözümü olan İslam’ı bir yaşam biçimi olarak yayma konusundaki rollerini hatırlatıyor. Ülke ve halkları üzerindeki zararları artırmak için Batıdan gelen her şeyi taklit eden liderleri muhasebe etmelidirler.

وَاِذَا قِیلَ لهَم لَا تُفسِدُوا فِی الاَرضِ قَالُوا اِنَّمَا نَحنُ مُصلِحُونَ اَلَاۤ اِنَّهم همُ المُفسِدُونَ وَلٰکِن لَّا یَشعُرُونَ  Bunlara, Yeryüzünde fesat çıkarmayındenildiğinde, Biz ancak ıslah edicileriz!derler. İyi bilin ki, onlar bozguncuların ta kendileridir. Fakat farkında değillerdir. [Bakara 11-12]

Devamını oku...

Hizb-ut Tahrir / Sudan Vilayeti’nden Bir Heyet, İmam Sadık El Mehdi’yi Ziyaret Ediyor

Hizb-ut Tahrir / Sudan Vilayeti’nden bir heyet, Merkezi Temas Komitesi Başkanı Sayın Nasır Rıza başkanlığında, Hizb-ut Tahrir / Sudan Vilayeti Resmi Sözcüsü Sayın İbrahim Osman Ebu Halil ile Merkezi Temas Komitesi üyeleri Sayın Abdullah Hüseyin ve Abdülkadir Abdürrahman eşliğinde,  08 Ocak 2019 Salı günü Ulusal Ümmet Partisi Genel Başkanı İmam Sadık Es Sadik El Mehdi’yi ziyaret etti. Ziyaret, Hizb-ut Tahrir’in siyasi arenada etkin konuları tartışmak için siyasi güçlerle yaptığı görüşmelerin bir parçasıdır.

Görüşmede, Sudan’daki mevcut protestolar ve onlara nasıl yaklaşılacağı konusu ele alındı Heyet başkanı, Hizb-ut Tahrir’in üç ay önce başkent Hartum dâhil olmak üzere Sudan illerinin neredeyse tamamında Gerçek değişim farzdır ve bir vaattirbaşlıklı büyük bir kampanya başlattığını açıkladı. Ve gerçek değişimin sadece Nübüvvet metodu üzere ikinci Raşidi Hilafetin kurulması ile olacağını belirtti.

İmam ise, heyete ulusal kurtuluşun nasıl olacağı ile ilgili görüşünü açıklayan yazılı bir belge verdi. Buna karşılık parti de İmamın Sudan’da olmadığı dönemde parti tarafından yayımlanan bildirilere ek olarak değişim keyfiyeti ile ilgili yazılı bir vizyon sundu.

Toplantı sonunda yeni gelişmeleri ele almak üzere iletişimin sürmesi konusunda görüş birliğine varıldı.

Devamını oku...

2019 Yılı Bütçesi Kapitalist Sistemden Doğdu, Yoksulluk ve Geçim Sıkıntısını Miras Bırakacaktır

  • Kategori Sudan
  •   |  

Her yılbaşında hükümet, meclise sözde Yeni Yıl Bütçesi sunar. Koşulların düzeltilmesi ve kötüleşen durumun değişimi konusunda bize umutlar ve tutkular aşılar. Fakat birkaç gün sonra durum daha da kötüleşir, sıkıntı ağırlaşır, insanlar geçim sıkıntısı ile boğuşmaya başlar. Onlarca yıldır aynı senaryo tekrarlanıyor. Sonuç,

كَسَرَابٍ بِقِيعَةٍ يَحْسَبُهُ الظَّمْآنُ مَاءًIssız bir çöldeki serap gibidir. Susamış kimse onu su sanır.[Nur 39] Uygulanan başarısız politikalar sonucu bu yılda Sudan halkı zalimane ve zorlu koşullara maruz kaldı. Protesto gösterileri patlak verdi, zulmü protesto etmek amacıyla halk sokaklara döküldü. Bu politikalar, bizi iyice yoksullaştırdı. İşte böyle bir durumda hükümet, milyarlarca Cünehylik sözde 2019 yılı bütçesini meclise sundu. Bütçede geçen en önemli noktalar şunlardır:

Madde 2018 yılı performans tahmini 2019 yılı tahminleri Artış
Toplam gelirler 116,9. 162,8. 45,9.
Vergi gelirleri 75,1. 101,2. 26,1.
Kamu giderleri 161,2. 216,5. 55,3.
Açık 44,2. 53,7. 9,5.
Parasal büyüme %18.1 % 36 -
Enflasyon % 19.5 % 27 -

Tabloda geçen bütçe rakamları bir önceki yıla kıyaslandığında şunlar görülür:

1- Gümrük vergileri dâhil vergiler yoluyla toplanan gelirler, bir önceki yıl 116,9 milyardı ve bu, hayatı dayanılmaz bir cehenneme dönüştürmüştü. Öyle ki üretim durmuş, piyasalarda tüm mallar ateş pahası olmuştu. Peki, bu yıl durum nasıl olacak? Gelirler yüzde 41 artışla 162,8 milyar Cüneyhe çıktı.

2- Hükümet, kamu giderlerini 161,2 milyar Cünehyten 216,5 Cüneyhe yükseltti. Bu bağlamda Başbakan, milletvekillerinin egemenlik, güvenlik ve savunma sektörüne yapılan harcamalarda kısıtlamalara gidilip, bunların sağlık ve eğitim sektörüne harcanması önergelerini reddetti. Bu, devletin sağlık ve eğitim sektörlerinde insanlara sağladığı hizmette aksaklık göstermeye devam edeceği anlamına gelir.

3- Sahtekâr hükümet, 2018 bütçesinde enflasyonu oranını yüzde 18,1’e düşürmeyi hedeflediğini açıklamıştı. Sonra Cüneyh bir kaç kez devalüasyona uğramıştı. Bunun sonucunda enflasyon yüzde 63,2’e yükselmişti. Cüneyh erimiş, halkın tasarruf ve emeği hortumlanmıştı. Aşırı pahalılık halkı kasıp kavurmuştu. Peki, enflasyonu yüzde 27’ye düşürme hedefi nasıl olacak? IMF’yi tatmin etmek için uygulanan serbest kur politikası devam edecek mi?

4- Geçen yılın başında hükümet, parasal tabanı yüzde 18,1 oranında artıracağını söylemişti. Ardından (50) Cünehylik yeni banknotlar basmış ve parasal tabanı iki katına çıkarmıştı. Hem de halkın likidite sıkıntısı çektiği bir zamanda. Peki, parasal tabanı yüzde 36 artırma hedefi halinde durum nasıl olacak? 100-200-500 Cünehylik yeni banknotların basılmasından bahsediliyor.

18 Aralık 2018 tarihli Şarku’l Avsat gazetesine göre, “Sudan Petrol Bakanlığı madencilik, petrol ve diğer emtialarda faaliyet gösteren şirketlerden petrol ihtiyaçlarını günlük küresel petrol piyasasının belirlediği serbest dolar kurundan satın almalarını istedi. Bu da şuan ki akaryakıt fiyatlarının iki katına çıkacağı anlamına geliyor.

Bütçede mevcut ekonomik krize ilişkin çözümler ele alınmadı. Çünkü bütçe, sefalet ve mutsuzluğun bizatihi nedeni olan aynı bataklık menşelidir. Bu bataklık, kâfir kapitalist ekonomik sistem ve IMF’ye olan tam bağımlılıktır. Bugün yaşadığımız bütün sıkıntıların nedeni kapitalist sistem ve IMF’dir.

Ey Sudan halkı!

Bu saçma bütçe gerçeği bu. Her yıl tekrarlanan bu senaryo, bizi daha fazla yoksulluk ve geçim sıkıntısına sürüklüyor. Allah Subhânehu ve Teâlâ’nın vaadi ve Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in müjdesi olan Raşidi Hilafet Devletinde İslami ekonomik sistemi uygulayarak gerçek değişim ve çözüm arayışı içerisine girin. İslami ekonomik sistem, yiyecek, giyecek, barınak gibi her bireyin temel ihtiyaçlarının karşılanmasını güvence altına alan, eğitim ve sağlık hizmetlerini ücretsiz sunan, tebaanın güvenliğini garanti eden, mallardan sadece Şeriatın hakkını alan, gümrük ve dolaylı vergileri haram gören, yeraltı ve yerüstü zenginlikleri tebaanın hizmetine sunan, ümmetin enerjisini patlatan, kâfir Batı ve kurumlarının İslami hayatımıza müdahalesini önleyen, yozlaşmış yönetici ve memurları caydırıcı cezalara çarptıran yegâne sistemdir.

İyi bilin ki Hizb-ut Tahrir, sizi dünya ve ahiret iyiliğine davet ediyor. Hadi çağrısına icabet edin.

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اسْتَجِيبُوا لِلَّهِ وَلِلرَّسُولِ إِذَا دَعَاكُمْ لِمَا يُحْيِيكُمْEy iman edenler! Size hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, Allah ve Rasûl’üne icabet edin.” [Enfal 24]

Devamını oku...

Hoşgörü Yılı: Müslümanların Evlatlarını Dinlerinden Koparmaya Yönelik Projeler, Girişimler Ve Programlarla Dolu Bir Yıl !!

  • Kategori Makaleler
  •   |  

HABER-YORUM

(Tercüme)

Hoşgörü Yılı: Müslümanların Evlatlarını Dinlerinden Koparmaya Yönelik Projeler, Girişimler Ve Programlarla Dolu Bir Yıl !!

HABER:

BAE Devlet Başkanı Halife bin Zayid toplumda hoşgörü ve bir arada bulunma değerlerini pekiştirmek için bu yılı “Hoşgörü Yılı” ilan etti. Bu hoşgörü ilanı, Vatikan Papa'sının Şubat ayında BAE ziyareti öncesi yapılan hazırlıklar arasında başlatıldı.

Şeyh Halife, bu eylemin BAE’yi hoşgörü için küresel bir başkent yapacağına işaret etti. Hoşgörü, diyalog, diğerinin kabulü ve farklı kültürlere açıklık, özellikle de yeni nesiller arasında genel olarak topluma olumlu etkileri olan değerlerin derinleştirilmesine yönelik bir dizi mevzuat ve politika ile sürdürülebilir bir kurumsal eylem olarak hoşgörü değerini ortaya koyacağını vurguladı.

YORUM:

İslam’ın müsamahası ve nizamın âleme rahmeti herkes tarafından bilinmektedir. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in ve ondan sonraki halifeler tarafından ortaya konulan İslam’ın gösterdiği uygulamalar, İslam’ın din sahiplerine karşı adaletle ve iyi şekilde muamele ettiğinin ve Müslümanlarla birlikte, devlete ve nizamına tâbi oldukları sürece işlerini halletmelerini emretmesinin en iyi delilidir. Bununla birlikte, Batı'nın modern yönetimleri Müslümanların İslam sultasının ve devletinin kaybolmasından sonra bir aşağılanma ve zelil hayatı yaşadığı bir zamanda hoşgörü ve bir arada yaşamak adına seslerini yükseltiyorlar. Müslümanların evlatlarının zihinlerinde İslam'ı kavramlardan geri kalanları da bozmak, onların inançlarını ve hadaretlerini ortadan kaldırmak, aralarında yozlaşmayı yaymak için planlar yapmaktadırlar. Böylece Müslümanların dinlerini savunmalarından vazgeçirmek ve Müslüman kardeşlerine karşı işlenen suçları ve katliamları kendiliklerinden kabul etmelerini sağlamaktır.

Hoşgörü, kültürlerin ve hadaretlerin diyaloğu çerçevesinde, İslam’ı, diğer bozulmuş dinler gibi bir din haline getirmeye çalışmaktadırlar. Bu düşünceyle beldelerimiz, Allah Subhânehu ve Teâlâ'nın gerçek dinini izhar etmek için ve Batılıların sahte öğretilerini çürütmek için değil de farklı din sahipleriyle birlikte din adına ortak bir zemin bulmak adına bir role sahip olmasıdır.

Hoşgörüsü ve diğerini kabul adına, Arap yarım adasında münkerleri helal kılan küfür festivalleriyle ve Allaha şirk koşulan kiliselerin ve mabetlerin inşa edilmesiyle ümmetin servetleri boşa harcanmaktadır.

Başımızdaki bu rüveybida yöneticileri hoşgörü ve diğerini kabul adına Müslümanların anlayışını ve ahlakını bozmakta böylece zina, eşcinsellik, çıplaklık, ihtilat ve içki âlemleri gibi günahlarla dolu çarpık hayata sessiz kalmaktadırlar.

Hoşgörü ve diğerini kabul adına Müslümanların evlatlarının gerçek düşmanlarını yanıltarak başka yöne yöneltmektedirler. Zira bu kabul, Yahudi varlığıyla kirli anlaşmalar çerçevesinde normalleşme kabul edilsin ve Beşar kasabıyla yeniden normalleşme sürecinin başlamasıyla birlikte onun mücrim rejiminde elçilik açarak beraberce barışın sağlanmasını öngörmektedir.

Müslümanlar arasındaki af, kardeşlik, muhabbet ve birbirilerine yardım manasındaki anlayışları, onların politika ve mevzuatlarından uzaktır. BAE Dışişleri Bakanı Enver Garkaş, "Hoşgörü Yılı" olan 2019’da Katar’a karşı ambargonun devam edeceğini tekit etti?! O zaman iddia ettikleri hoşgörü nerede?!

Ancak, Yemen ve halkına karşı vekaleten bir savaş başlattıkları halde, tüm insanlar arasında barışı, selameti ve kardeşliği teşvik etme çalışmaları nerede?!

Suriye halkını öldürsün ve tehcir etsinler diye mücrim Beşar'a ve avenelerine teslim edilmesinin neresinde hoşgörü?!

Binlerce Müslüman çocuğun sınır dışı edilmesi, geçim kaynakları kesilip ve ailelerini dağıtılması ve binlerce kişinin hapishanelere atılmasının neresinde hoşgörü?!

Hoşgörü yalnızca Müslüman yöneticiler ve onların arkasında kâfir Batılılar tarafından kullanılan bir yalandır. Bununla Müslümanların kavramları arasında hakla batılı, Müslüman gençleri kadınları ve nesli ifsat ederek karıştırılmak istenmektedir. Müslüman gençliği, Müslüman kadınları ve ümmetin neslini yozlaştırmayı amaçlamaktadır. Böylelikle Müslümanları, ölüm-kalım meselelerinden ve gerçek düşmanların kimliğinden, helal-haram kavramına dayanan yaşam tarzından ve İslam akidesine dayanan İslami tefekkür metodundan uzaklaştırmak için zemin hazırlanmaktadır.

﴿وَدَّ كَثِيرٌ مِنْ أَهْلِ الْكِتَابِ لَوْ يَرُدُّونَكُمْ مِنْ بَعْدِ إِيمَانِكُمْ كُفَّارًا حَسَدًا مِنْ عِنْدِ أَنْفُسِهِمْ مِنْ بَعْدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُمُ الْحَقُّ﴾

“Kitap ehlinden birçoğu, hak kendilerine belirdikten sonra dahi, içlerindeki kıskançlıktan ötürü sizi, imanınızdan sonra küfre döndürmek isterler.” (Bakara 109)

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi Adına

Fatıma Binti Muhammed 

Devamını oku...

Türkiye Vilayeti: Haftalık Bilgilendirme Toplantısı (15/01/2019)

  • Kategori Türkiye
  •   |  

Türkiye Vilayeti: Haftalık Bilgilendirme Toplantısı (15/01/2019)

Hizb-ut Tahrir / Türkiye Vilayeti Medya Bürosu Başkanı Mahmut Kar bu hafta Türkiye gündemini meşgul eden önemli konuları değerlendirdi.

►TRUMP'IN KÜSTAH TWİTTER MESAJI
►YEREL SEÇİMLER NEDEN ÇOK ÖNEMLİ?
►FAİZ BAŞKA BİR FAİZLE TEMİZLENMEZ!
►TOPLUM NEREYE GİDİYOR?

H. 09 Cumadel Ula 1440 El-Muvafık M. 15 Ocak 2019

Devamını oku...
Bu RSS beslemesine abone ol

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER