Pazartesi, 15 Ramadan 1440 | 2019/05/20
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü

El-Vakiye TV: Hizb-ut Tahrir’in Sudan Askeri Konseyi Başkanına İlettiği Mesajı Kapsamında Bir Basın Toplantısı

  • Kategori El Vakiye TV
  •   |  

El-Vakiye TV:

Hizb-ut Tahrir’in Sudan Askeri Konseyi Başkanına İlettiği Mesajı Kapsamında Bir Basın Toplantısı

Hizb-ut Tahrir / Sudan Vilayeti, Hizb-ut Tahrir’in Sudan Askeri Konsey Başkanı “Abdulfettah Burhan’a” Yönelik Mektubu Kapsamında Bir Basın Toplantısı Düzenledi.

Salı, H. 09 Ramazan 1440 El-Muvafık M. 14 Mayıs 2019

Daha fazla videolar için TIKLAYINIZ

Devamını oku...

Müslüman Allah Subhanehu ve Teâlâ’nın İnsanlar Üzerine Seçtiği Şahittir

  • Kategori Makaleler
  •   |  

Müslüman Allah Subhanehu ve Teâlâ’nın İnsanlar Üzerine Seçtiği Şahittir

Allah Subhanehu ve Teâlâ Hacc Suresi 78. ayetinde şöyle buyuruyor: ﴿وَجَاهِدُوا فِي اللَّهِ حَقَّ جِهَادِهِ هُوَ اجْتَبَاكُمْ وَمَا جَعَلَ عَلَيْكُمْ فِي الدِّينِ مِنْ حَرَجٍ مِّلَّةَ أَبِيكُمْ إِبْرَاهِيمَ هُوَ سَمَّاكُمُ الْمُسْلِمينَ مِن قَبْلُ وَفِي هَذَا لِيَكُونَ الرَّسُولُ شَهِيدًا عَلَيْكُمْ وَتَكُونُوا شُهَدَاء عَلَى النَّاسِ فَأَقِيمُوا الصَّلَاةَ وَآتُوا الزَّكَاةَ وَاعْتَصِمُوا بِاللَّهِ هُوَ مَوْلَاكُمْ فَنِعْمَ الْمَوْلَى وَنِعْمَ النَّصِيرُ﴾ “Allah uğrunda, hakkını vererek cihat edin. O, sizi seçti; din hususunda üzerinize hiçbir zorluk yüklemedi; babanız İbrahim'in dininde (de böyleydi). Peygamberin size şahit olması, sizin de insanlara şahit olmanız için, O, gerek daha önce (gelmiş kitaplarda), gerekse bunda (Kur'an'da) size «Müslümanlar» adını verdi. Öyle ise namazı kılın; zekâtı verin ve Allah'a sımsıkı sarılın. O, sizin mevlânızdır. Ne güzel mevlâdır, ne güzel yardımcıdır!"

Büyük İslam âlimi İbn-i Kesir Rahmetullahi Aleyh tefsirinde bu ayet hakkında şöyle demiştir: "Sizi O seçti" yani ey Ümmet-i Muhammed, Allah sizi diğer milletlerin üzerine seçti; sizi en kıymetli elçi ile ve en mükemmel şeriat ile üstün kıldı, şereflendirdi ve sizi özel kıldı." ... "Sonra da bu milleti eski ve geçmiş zamanlarda haham ve ruhbanlara okunan kitaplarda şanlarını anlamakla onları övdü." Allah Subhanehu ve Teâlâ bu Ümmete en büyük şerefi ve en üstün konumu ihsan etti. Ancak Rabbimiz Subhanehu ve Teâlâ bize vermiş olduğu bu üstün konum ve sonsuz nimeti büyük bir sorumlulukla birlikte vermiştir. Yukarıdaki ayette belirttiği gibi bizi; "insanlar üzerine şahit" olmak için seçti. Allah Subhanehu ve Teâlâ; Müslümanlara vermiş olduğu bu önemli ve büyük rolden Bakara Suresi'nde de bahsediyor: ﴿وَكَذَلِكَ جَعَلْنَاكُمْ أُمَّةً وَسَطًا لِّتَكُونُواْ شُهَدَاء عَلَى النَّاسِ وَيَكُونَ الرَّسُولُ عَلَيْكُمْ شَهِيدًاBöylece, sizler insanlara birer şahit (ve örnek) olasınız ve Peygamber de size bir şahit (ve örnek) olsun diye sizi orta bir ümmet yaptık.[Bakara 143]

Büyük İslam âlimi İbni Kesir bu ayetin tefsirinde "Ummatan Vasatan" (Vasat Ümmet); burada hayırlı ve en iyisi manasınadır demiştir. Ve şöyle açıklamıştır: Birincisi; bu Ümmet kıyamet gününde tüm diğer ümmetlere -geçmiş, mevcut ve gelecek ümmetlere- kendilerine Peygamberler gönderilerek tebliğ edildiğine dair şahitlik edecektir. İkincisi ise, Allah Subhanehu ve Teâlâ bu Ümmete şeriatların en mükemmelini, programların en doğrusunu ve yolların en açığını tahsis etmiştir.

Bundan dolayı İslam Dini, insanlar üzerine şahit seçilmiş olan bu İslam Ümmetine, insanlığa ulaştırması için Allah Subhanehu ve Teâlâ'nın bir emanetidir. İslam'ı insanlara ulaştırmak demek sadece etrafımızdakilere bir din olarak tebliğ etmekten veya İslam'ı toplumlarımızdaki gayrimüslimlere anlatmak üzere gruplar ve dernekler kurmaktan daha fazlasıdır. Aksine bu emaneti yerine getirmek demek; İslam'ın otoritesini, hâkimiyetini ve dünya liderliğini ikame etmek üzere Daveti taşımaktır. İslam'ı insanlığa doğru ve yanlışın ölçüsü kılmaktır, hayatın her alanında her meselesini düzenleyen kaynak yapmaktır ve İslam'ı dünya milletlerine adaleti götüren araç kılmaktır. İşte o zaman insanlık beşeri kanun ve nizamların karanlıklarından Âlemlerin Rabbi Subhanehu ve Teâlâ'nın kanun ve nizamlarının aydınlığına kavuşacaktır. Bu görevin yerine getirebilmesi için Allah Subhanehu ve Teâlâ'nın bu Ümmete emanet ettiği İslam'ın hükümlerini kapsamlı bir şekilde tatbik edecek ve Hak Dini insanlığa ulaştırmak için tüm imkanları seferber edecek olan bir DEVLET olması şarttır. Örneğin Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Medine'de ilk İslam Devleti'ni kurmasının ardından İslam'ın hâkimiyetinin sadece birkaç on yıl içinde Hindistan ve İspanya gibi uzak yerlere ulaştığına ve milletlerin fevc fevc İslam'ın hakimiyeti altına girdiğine şahit olduk.

Dolayısıyla yukarıdaki ayetler; İslam Ümmetinin insanlığa liderlik etmek üzere SEÇİLDİĞİNİ vurgulamaktadırlar. Yani, İslam Ümmeti dünyada merkezî bir konumda olmak zorundadır çünkü kendisine insanlığı İslam dini ile kalkındırmak gibi büyük bir rol verilmiştir. Hakikaten de Allah Subhanehu ve Teâlâ İslam Ümmetini özellikle bu rolü yerine getirmek, İslam'ı insanlığa taşımak üzere ortaya çıkartmıştır: ﴿كُنتُمْ خَيْرَ أُمَّةٍ أُخْرِجَتْ لِلنَّاسِ تَأْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَتَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنكَرِ وَتُؤْمِنُونَ بِاللّهِ﴾ “Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten men eder ve Allaha iman edersiniz.” [Âli İmrân 110]

Demek ki, Kıyamet gününde, Rabbimizin yüce mahkemesinde, sözümüzle ve elimizle bu hayati görevi ve farzı -yani insanlığa İslam'ın liderliğini getirmek için- var gücümüzle çalıştığımızı ispat etmek zorundayız. Yani; İslam'dan başka hiçbir şeyle hükmetmeyen Nübüvvet Metodu üzere Raşidi Hilafeti ikame etmek için çalışmak zorundayız. İslam Dinini hâkim kılmak ve insanlığa ulaştırmak görevi sevgili Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bize mirasıdır. Bu görev; Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hayattaki asli göreviydi ve Allah Subhanehu ve Teâlâ bizleri bu dinin mirasçıları kılmış ve bu yüce görevi yerine getirmeyi Ümmeti olarak bizlere devretmiş, bizlere farz kılmıştır. Hakikaten de yukarıdaki ayetlerde Allah Subhanehu ve Teâlâ tüm insanlar içinden biz Müminleri -hem kadınları hem erkekleri- seçtiğini söylüyor. Bizleri sadece İslam’la hidayete ulaştırmamış, Müslüman kılmakla yetinmemiş, aksine bu yüce dava uğrunda mücadele etmek üzere bu hayati görevi bizlere verdiğini ifade etmiştir.

Bu nedenle bu sorumluluğu üstlenmek ve başkalarının yerine getirmesini beklemeden yerine getirmek için mücadele etmek her bir Müslümanın üzerine farzdır. Bu aynı zamanda bu davayı üstlenerek sadece İslam ile yöneten bir devleti ikame etmenin sınırsız ecrini kazanma fırsatını da bizim elimize verdiği anlamına gelmektedir. Bu fırsat; "Altın Fırsattır". Bu fırsat Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Ümmetinden önceki Ümmetlere de verilmemiştir. Bu fırsat; Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in sevgilileri olma, Cennette hem onun hem diğer peygamberlerin ve Allah Subhanehu ve Teâlâ'nın davetini taşıyan Salihlerin arasında olabilme fırsatıdır. Ancak; Allah Subhanehu ve Teâlâ'nın bizlere vermiş olduğu her fırsatta olduğu gibi, bu görevi bizden beklediği gibi hakkıyla yerine getirmediğimizde elimizden alacağını, bizlere cennet hazinelerinin ve nimetlerinin kapılarını kapatacağını da bilmeliyiz: ﴿وَإِن تَتَوَلَّوْا يَسْتَبْدِلْ قَوْمًا غَيْرَكُمْ ثُمَّ لَا يَكُونُوا أَمْثَالَكُمْ﴾ “Eğer Ondan yüz çevirecek olursanız, yerinize başka bir toplum getirir de onlar sizin gibi olmazlar.[Muhammed 38]

Öyleyse Allah Subhânehu ve Teâlâ'nın nizamını yeryüzünde ikame etme görevini yerine getirmek için var gücümüzle, tüm cehtimizi harcayarak, tıpkı Hacc Suresi 78. ayetinde ifade edildiği gibi çalışmak zorundayız. Bu davayı taşırken, Allah Subhanehu ve Teâlâ'ya olan borcumuzu ödemek üzere, bize ihsan etmiş olduğu izzeti ve "İnsanlar üzerine Şahit olma" sıfatını hak edecek şekilde mücadele etmek zorundayız. Hak ederek çalışmak ise, zamanımızı, dikkatimizi ve çabalarımızı bu görevin hak ettiği hayati önemi yansıtacak şekilde harcamaktır. Bu görevi yerine getirmeyi hayatımızın bir kenarına sığdırmak değil, hayatımızın merkezine almaktır.

İslam Ümmeti olarak bu vazifenin önemini, yani insanlığı karanlıktan aydınlığa çıkartmanın önemini, idrak etmek demek, Müslüman olarak bizim hayatlarımızın sıradan hayat olmayacağının farkına varmak demektir. Bizim hayatlarımız dünyevi şeyler peşinde koşturup geçici menfaatlere odaklanmaktan ibaret olamaz. Okulumuz, işimiz, çocuklarımız, ailelerimiz, evlerimiz, sosyal hayatımız veya dinlenme ve eğlenceyi hayatımızın öncelikleri veya hayatın derdi olarak görüp enerjimizin ve düşüncelerimizin çoğunu tüketmesine izin veremeyiz. Bu menfaatlerin peşinde koşturmak bir kâfirin hayattaki yegane gayesi olabilir fakat Allah Subhanehu ve Teâlâ biz Müslümanlara daha YÜCE BİR GAYE vermiştir ki o "Şuheda en-Nas - İnsanlar Üzerine Şahit Olmaktır!"

Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyurmuştur: ﴿مِنَ الْمُؤْمِنِينَ رِجَالٌ صَدَقُوا مَا عَاهَدُوا اللَّهَ عَلَيْهِ فَمِنْهُم مَّن قَضَى نَحْبَهُ وَمِنْهُم مَّن يَنتَظِرُ وَمَا بَدَّلُوا تَبْدِيلًا﴾ “minlerden öyle adamlar vardır ki, Allaha verdikleri söze sâdık kaldılar. İçlerinden bir kısmı verdikleri sözü yerine getirmiştir (şehit olmuştur). Bir kısmı da (şehit olmayı) beklemektedir. Verdikleri sözü asla değiştirmemişlerdir.” [Ahzab 23]

Allah Subhanehu ve Teâlâ bizleri kendisine vermiş olduğu söze sadık kalanlardan, bu yüce görevi yerine getirip Allah'ın Dinini ve liderliğini yeryüzüne hâkim kılanlardan eylesin. Amin.

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi adına

Dr. Nazreen Nawaz
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi Kadın Kolları Başkanı

Devamını oku...

Amerika’nın İran’ı Savaşla Tehdit Etmesinin Hakikati

  • Kategori Haber ve Yorum
  •   |  

Haber-Yorum

Amerika’nın İran’ı Savaşla Tehdit Etmesinin Hakikati

Haber:

Amerika, yaklaşık bir haftadır deniz, hava ve füze kuvvetlerini Körfez bölgesine sevk etti. Bu büyük sevkiyatın ve İran’a yönelik tehdidin ardında ne vardır? 

Yorum:

Amerika’nın İran’ın nükleer silahlara ulaşması konusunu önemsemediğini biliyoruz. Çünkü o, İran’ın ona ulaşması halinde bu silahtan çok uzaktadır.

Bu silah, bölgeye yakın olan Avrupa ülkelerini, Körfez ülkelerini ve aynı şekilde Yahudi varlığını tehdit edebilir. O halde neden Amerika İran’ı tehdit ediyor ve bunun ardında neyi gerçekleştirmek istiyor?

Amerika’nın önceki yıllarda kendi çıkarlarına hizmet eden sebeplerden dolayı İran’ın Yahudi varlığının ve Körfez ülkelerinin güvenliğini tehdit eden eylemlerde bulunmasına izin verdiğini biliyoruz. Zira o, bir yandan özellikle Filistin halkı için bir varlık oluşturmak amacıyla Yahudi varlığını bölgede istediği çözümü kabul etmeye adapte etmek istiyor. Çünkü çözümler için modern taşlar, Müslümanların kendilerinden ne istediğini dikkate almaksızın efendileri Amerika’nın kendilerinden istediğini uygulayan aşağılık ajanlar olmaları vasfıyla Müslüman yöneticiler değil bizzat Yahudi yöneticilerdir. Çünkü beldemizde Batı’nın çıkarlarının gerçek muhafızları onlar olup diğerleri değildir.

İkinci hakikat; Amerika şu anda bölge için plan yapıyor, bir yandan daha fazla şantaj yapmak ve mallarını çalmak, yani silah satın alması amacıyla Müslümanların mallarını çalmak için İran’ın Körfez ülkelerini korkutmasıyla ve diğer yandan da diğerlerinden önce yöneticilerinin farkında olduğu tahtlarını ve karton devletleri korumak bahanesiyle Amerikalı uzmanlara güvenilmesiyle ilgileniyor. Çünkü onlar, Amerika’nın gizli veya açık desteği olmamış olsa iktidarda bir haftadan fazla dahi kalamazlar. Zira onlar, kendilerinin nefret ettikleri gibi onların da kendilerinden nefret ettikleri ve kendilerinin lanet ettikleri gibi onların da kendilerinden lanet ettikleri halklarının desteğine sahip değillerdir.   

Bu gizli olan bir şey değildir. Zira Trump, tahtları ve karton devletleri desteklediğini ve bu koruma rolünü sürdürmek için bunun bedelini milyarlarla ve birçok servetle ödetmek istediğini defalarca açıklamıştır. 

Diğer neden ise Amerika, Müslümanları birleştirecek, bize ve servetlerimize göz diken Amerika ile diğer ülkelerin elini koparacak kapsamlı bir varlığın kurulmasını engellemek için bölge ülkeleri arasında, dolayısıyla Müslümanlar arasında kini, nefreti ve korkuyu artırmayı amaçlıyor.

Bu nedenle açıkça söylemek gerekirse Amerika’nın bölgeye yönelik sevkiyatından maksat bu devlet veya bir başkası değildir. Bilakis maksat ey Müslümanlar, sizler, sizin mallarınız, servetleriniz, kanlarınız, başta maslahatlarınızı hakkıyla gözetecek olan ve Allah Subhanehu ve Teala’dan başkasından korkmayan bir Halife olmak üzere sizleri İslam esası üzerine birleştirecek olan siyasi varlığınızdır. 

Başta Amerika olmak üzere Batı’nın en çok korktuğu şey işte budur…

Sizler bunun farkında mısınız ey Müslümanlar?!

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan

Dr. Muhammed Cabir

Devamını oku...

Suriye ve Türkiye Cumhurbaşkanları Arasındaki Ortak Payda Amerika’nın Ajanı Olmasıdır… O Halde Bir Araya Gelmelerini Engelleyen Nedir?

  • Kategori Haber ve Yorum
  •   |  

Haber-Yorum

Suriye ve Türkiye Cumhurbaşkanları Arasındaki Ortak Payda Amerika’nın Ajanı Olmasıdır…

O Halde Bir Araya Gelmelerini Engelleyen Nedir?

Haber:

Bir Türk gazetecinin açıklamasına göre, Esed’i mücrim ve kasap olarak nitelendiren Erdoğan görüşmeyi defalarca reddettiğini vurgulamasına rağmen Suriye rejiminin başı Beşşar Esed Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşme teklifinde bulundu.

Bir gazetede yazar olan Mehmet Yuva Pazartesi günü Esed’in şu şekilde yapmış olduğu açıklamalarını aktardı: “Erdoğan ile işbirliğine açığız… Şayet Suriye’nin çıkarlarına uygun olursa ve egemenliğini ihlal etmiyorsa Erdoğan ile görüşebiliriz.”

Suriye rejiminin başı, kendisine bağlı bir heyetin Türkiye İstihbarat Birimi Başkanı “Hakan Fidan” ile İran’ın başkenti Tahran’da görüştüğünü, ayrıca diğer bir görüşmenin de “Keseb” sınır kapısında gerçekleştiğini ekledi. 

Konuşmasına şöyle devam etti: “Bizler Türkiye ile sadece Rusya ve İran üzerinden müzakere etmiyoruz. Türk ve Suriyeli subaylar da birçok noktada müzakerede bulundular.” (Nida Suriye)  

Yorum:

Olaylara şekli olarak bakan ve içeriğinden yoksun olanların dışındakiler için Şam tagutunun açıklaması şaşırtıcı olmadı ve şok etkisi de oluşturmadı. Zira duygusal ve yüzeysellikten uzak bir bakış açısı; Türkiye rejiminin oynamak zorunda olduğu rolün niteliğini ve Amerika’nın çıkarlarını uygulamak, politikalarını ve bölgedeki çıkarlarını gerçekleştirmek için aralarında ortak bir paydanın olmasına rağmen Şam tagutuna düşmanlık göstermek zorunda olduğunu açıkça ortaya koyacaktır.

Amerika yandaşlarına rollerini dağıtmasının ardından; İran ve Lübnan’daki Partisi ile Amerika’nın talebi üzerine devrimi bastırmakla meşgul olan Rusya rejimi gibi onlardan bir kısmı Şam tagutuna destek verdi ve onu destekledi. Nitekim üst düzey bir ABD yetkilisine göre, eski Amerikan Başkanı Barak Obama’nın yönetimi sırasında Rusya ile görüşmelerde bulunduğunu belirterek Esed rejiminin düşmesini engellenmesine katkı sağladığını açıkladı.

Onlardan bir kısmı da başta savaşçı grupların liderlerini çevrelemeye çalışan, onların kararlarını veren, onları kendi emirlerine itaat edecek güçler haline getiren ve kendi kırmızı çizgilerini belirleyen Türkiye rejimi olmak üzere Suriye devrimi için dostluk rolü oynamıştır.  Nitekim Amerika, Rus hava desteği sayesinde kurtarılmış bölgelerin genelinin kontrolünü  geri almasının akabinde ajanı Şam tagutundan emin olmasının ardından  mücrim Rusya ile birlikte kirli rolünü tamamlamak için Türkiye rejimi girdi, Rusya ile Astana ile Soçi konferansları düzenledi, son kalesini de kuşatmak yoluyla Suriye devriminin felce uğramasını sağlayan anlayışlarla buradan çıktı, devrimin Şam tagutunun yönetimi altına yeniden geri dönmesine hazırlık yapmak ve Amerika’nın siyasi çözümünü uygulamak amacıyla çevresini kuşatarak sırf devrimin Şam tagutunu hedef almasını ve onu düşürmesini engelledi.

Artık Şam halkının Türkiye rejiminin tehlikeli rolünü anlamasının zamanı geldiği gibi savaşçı grupların da onun kendileri üzerindeki tahakkümünden kurtulmasının, yeniden başlamasının, kırmızı çizgileri kırmasının, rejimin düşmesine ve İslam yönetiminin kurulmasına ulaşmak yolunda büyük fedakarlıklar gösterdikleri devrimin hedeflerini gerçekleştirme yolunda yürümelerinin zamanı da gelmiştir. Bu, aziz olan Allah’a hiç zor değildir.

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan

Ahmed Abdulvahhab

Devamını oku...

Batı Elçilikleri Sudan Devrimi İçerisinde Yarışıyor

  • Kategori Haber ve Yorum
  •   |  

HABER-YORUM

(Tercüme)

Batı Elçilikleri Sudan Devrimi İçerisinde Yarışıyor

Haber:

09 Mayıs 2019 Perşembe günü, Avrupa Birliği Misyonu, Büyükelçi Jean Michel ve misyon görevlileriyle birlikte, Sudan askeri liderliğine Ramazan iftarı düzenledi. Michel iftar sofrasında şunları söyledi: “Sudanın her yerinde adalet, özgürlük ve barış arayışı içinde olan birçok Sudanlı gençlerle tanışma imkânım oldu ve bundan onur duydum.” Konuşmasında Michel, insan ruhunun gücünün özgürlük, insan hakları, demokrasi arzusunun büyük bir hatırlatma olduğunu düşünerek, Avrupa Birliği’nin Sudan’da bu değerleri desteklemeye devam ettiğini beyan etti. Birlik, Sudan halkıyla, özellikle de genç insanlarla adalet, barış ve özgürlük arayışı içinde iletişim kurma ve güçlerini Sudan halkının özlemlerini yerine getirebilecek geçici bir sivil otoriteye aktarma isteğini dile getirdi.

Yorum:

“Avrupa Birliği Misyonunun” bu ziyareti, türünün ilk örneği değildir. Beşir’in devrilmesinden bir gün önce, yani 10 Nisan’da ABD’nin, Hartum'daki maslahatgüzarı Coates, askeri sahaya geldi, güvenlik risklerinin olmasına rağmen askeri sahaya ilk gelen yabancı diplomat oldu. Coates, daha sonra sahaya yaptığı bu tür ziyaretleri tekrarladı. Kararlılıkla ve açık şekilde bu ayın sekizinde yine dördüncü kez geri geldi ve devrimcilerle birlikte Ramazan iftarına katıldı. Aynısını Hollanda büyükelçisi de protestoculara sahadaki duruşlarına devam etmesi bahanesiyle katıldı.

İtalyan büyükelçiliği bazı diplomatlarını saha içerisine gönderdi ve zafer sloganları yükselterek şarkı söyleyen ve dans eden protestoculara katılan İtalyanların videolarını yayınladı.

İngiliz büyükelçisi, sahada isyancılarla bir araya gelerek barışçıl bir devrim olarak nitelendirdiği Sudan devrimi hakkında konuştu ve “dünya ülkelerine örnek teşkil edeceğinden bu devrime hayranlığını dile getirdi. Bunu, takdir eden tüm ülkeler için bir örnek olduğunu söyleyerek, Sudan bayrağını yüzüne çizdi.

Devrim gençliğinin birçoğu barış, özgürlük ve adalet habercisi olduklarını, demokratik ülkeleri temsil ettiklerini, demokrasi ve insan hakları değerlerini yaymaya istekli olduklarını düşünmelerinden dolayı batının bu ziyaretleriyle aldatıldı. Sudanlı gençler Avrupa’nın sömürgeciliğin temellerini attığını eski sömürgeciliği ve Amerika'nın modern sömürgeciliği temsil ettiğini ve onların beldelerimizdeki doğal kaynakları elde edebilmek için birbirleriyle rekabet ettiklerini onun için yapılan bu devrime de nüfuz etmek istediklerini asla unutmamaları gerekir. Ayrıca bu sömürgeciler tüm devrimleri çıkarlarına göre istedikleri hedefe yönlendirirler. Libya ve Yemen’deki çatışmalar ve diğer Müslüman beldelerdeki çatışmalar onların tuzaklarından ve hilelerinden kaynaklanmaktadır.

Ey Devrimciler!!! Bu elçilikler ancak tuzakların, kötülüklerin, yalancıların meskenidir, bu yüzden onlardan sakının!! İsteklerinizi Allah Subhânehu ve Teâlâ’ya çevirin, çünkü ancak o sizi muzaffer kılar.

﴿إِنْ يَنْصُرْكُمُ اللَّهُ فَلَا غَالِبَ لَكُمْ وَإِنْ يَخْذُلْكُمْ فَمَنْ ذَا الَّذِي يَنْصُرُكُمْ مِنْ بَعْدِهِ وَعَلَى اللَّهِ فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُؤْمِنُونَ

Allah size yardım ederse, sizi yenecek yoktur. Eğer sizi yardımsız bırakırsa, ondan sonra size kim yardım edebilir? Müminler, ancak Allah’a tevekkül etsinler.” (Âl-i İmrân 160)

Hizb-ut Tahrir Merkez Medya Ofisi Adına

Müh. Hasbullah El-Nur - Hartum

Devamını oku...

Amerika, Ortadoğu'ya Dört Bombardıman Uçağı Ve Uçak Gemisi Gönderdi

  • Kategori Haber ve Yorum
  •   |  

HABER-YORUM

(Tercüme)

Amerika, Ortadoğu'ya Dört Bombardıman Uçağı Ve Uçak Gemisi Gönderdi

Haber:

Birçok medya kuruluşu, Amerika'nın İran'ın son tehditlerine yanıt olarak Ortadoğu'ya dört bombardıman uçağı ve uçak gemisi gönderdiğini bildirdi. Bu İran’a, Amerika’nın çıkarlarına veya müttefiklerine yapılacak herhangi bir saldırının büyük bir güçle karşılık bulacağına dair net bir mesaj niteliğindedir.

Yorum:

Bazı medya organları, Amerika’nın Ortadoğu’ya dört bombardıman uçağı ve uçak gemisi göndereceğini bildirdi. Ne olursa olsun, ister göndersin veya göndermesin veyahut sadece tehditle yetinsin, konuyla ilgili olarak yorumumda aşağıdaki hususlara dikkat çekmek istedim.

1. Amerika, kuklalarını ve müttefiklerini umursamaz ve her şeyden önce kendi çıkarlarını önemser. Afganistan, Irak ve Suriye’deki savaşında Amerika’ya yardım eden İran gelince; Amerika İran’ı veya şu anki yöneticilerini ezmede kendi adına bir çıkar görürse, bunları yapmada hiç çekinmez. Amerika buna benzer bir tavrı her ne kadar bu Türk para birimine daha fazla zarar verse ve kuklası Erdoğan'ı zayıflatma pahasına olsa bile Türkiye’nin kredi borçlarını kullanmak suretiyle Avrupa’ya ekonomik olarak vurmak için gösterdi. Amerika sadece çıkarlarını düşünmek suretiyle bunu yapar, daha önce Müşerref ve Hüsnü Mübarek’te yaptığı gibi.

2. 1987'de "Amerika Birleşik Devletleri ile Körfez İşbirliği Konseyi Ülkeleri Arasındaki Anlaşmalar" başlıklı bir kitap yayınlandı. Bu kitap, Amerika ve Körfez arasında yapılan anlaşmaların derinliğini göstermektedir. 1933 yılında Amerika ile Suudi Arabistan arasında imzalanan ve diplomatik temsil, konsolosluk, adli koruma, ticaret ve gezinti ile ilgili anlaşma yapıldı. 1975 yılında Bahreyn'de Juffair Üssü Sözleşmesi imzalandı. 15-21 Haziran 1975'te, ABD ile BAE arasında satın alma ve savunma hizmetlerine ilişkin bir anlaşma imzalandı. 4 Haziran 1980'de, ABD ile Umman arasındaki Askeri Tesis Anlaşması imzalandı.

3- Amerika’nın 63 ülkede 600'den fazla askeri üssü bulunmaktadır. Bununla birlikte Amerika Körfez ülkelerinden daha fazla para kazanmak için İran'ı katalizör olarak kullanmaktadır.

Bizler Allah Subhânehu ve Teâlâ’dan Amerika’yı ve ajanlarını beldelerimizden kökünü kurutması için Nübüvvet Metodu Üzere ikinci Râşîdi Hilafeti bize çok kısa zamanda vermesini istiyoruz. Ancak o zaman tüm dünyada gerçek güvenlik ve barış hüküm sürecektir.

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi Adına

Cabir Ebu Kater

Devamını oku...
Bu RSS beslemesine abone ol

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER