Logo
Bu sayfayı yazdır


حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Merkezî Medya Ofisi Kadın Kolları

No: HT-BA-2026-MO-TR-12 H. 5 Zilka’de 1447
M. Çarşamba, 22 Nisan 2026

Amerika’daki Göçmen Gözaltı Merkezlerinde Kadın ve Çocuklara Yapılan Kötü Muamele, Amerikan Elitlerinin Derinliklerine Kadar İşlemiş Olan Sistematik Bir Sorunu Gözler Önüne Seriyor

Amerika’da göçmen gözaltı merkezlerinde tutulan kadın ve çocuklara yapılan muamele insanlık dışı olarak tanımlanırken; ABD Göç ve Gümrük Muhafaza (ICE) memurlarının gözaltındakilere karşı şiddet uyguladığına dair raporlar gelmeye devam ediyor. Göçmen gözaltı merkezlerinde onlarca yıldır cinsel, fiziksel ve psikolojik taciz vakaları yaşandığı belgelense de, son zamanlarda bu vakalarda belirgin bir şekilde artış olduğu bildirilmektedir. Bu artışın başlıca sebebinin, 2024 yılında başkanlığı devralan Trump’ın seçim vaatlerinden biri olan göçmenlerin tutuklanması ve gözaltına alınması olduğu ifade edilmektedir.

Gözaltı merkezlerinde göçmenlere, özellikle de kadın ve çocuklara yapılan kötü muamele dehşet verici. Üreme Hakları Merkezi (Repro) Amerika programları başkanı Raşana Desai Martin şöyle demiştir: “ICE gözetimindeki hamile ve yeni doğum yapmış kadınlardan duyduklarımız şoke edici. Yataklara zincirleniyorlar, gerekli doğum öncesi bakımdan mahrum bırakılıyorlar ve düşük yapana kadar tek başlarına bırakılıyorlar. Emziren anneler bebeklerinden ayrılıp sınır dışı ediliyor. Bu, insanlık dışı” Repro raporunda hamile bir kadının, hastaneye sevk edilmeden önce günlerce kanama geçirdiğini, ardından sevk edildiği hastanede su veya tıbbi bakım olmaksızın düşük yapana kadar 24 saatten fazla bir süre yalnız bırakıldığını, Tıbbi yardım isteyen bir başka kadına ise muayene edilmek yerine sadece “su içmesi” söylendiğini bildirmektedir. Repro ayrıca bebekler ve küçük çocuklar dâhil olmak üzere çocukların, düzenli olarak sınır dışı edilen ebeveynlerinden ayrıldığını; bu çocukların ya Amerikan bakım evlerine yerleştirildiğini ya da zorla ortadan kaybedildiklerini ifade etmektedir.

Amerika’nın en kötü şöhretli gözaltı merkezlerinden biri olan Teksas’taki Dilley Gözaltı Merkezi’nde durum içler acısıdır. Su kirli olup gözaltındakileri hasta etmektedir; verilen yemekler az pişmiştir, hatta bazı raporlara göre içinden kurtçuklar çıkmaktadır. Gece gündüz açık bırakılan parlak ışıklar ve gardiyanların sürekli gürültü yapması çocukların uyumasını engellemektedir. Tıbbi bakım ise son derece yetersizdir, eğitim ise neredeyse hiç yoktur. Bu da birçok çocuğun okulda akranlarından en az bir sınıf geride kalmasına neden olmaktadır. Gardiyanlar gözaltındakilere eziyet etmekte ve sıklıkla çocukları ailelerinden ayırmakla tehdit etmektedirler. Bu koşullar altındaki çocuklar depresyon geçirmekte, bazıları altına kaçırmakta ve sürekli bir korku ve kaygı içinde yaşamaktadırlar. Merkezdeki doktorlar ise çocuklara antidepresan ve antipsikotik ilaçlar vermektedir; ebeveynler bu ilaçların çocuklarını sürekli uyuttuğundan şikayetçidir. Georgia’daki Stewart Gözaltı Merkezi’nde ise birçok göçmen kadın, hem hükümet birimleri hem de merkezi işleten özel şirket tarafından korunan bir erkek hemşirenin defalarca cinsel saldırısına maruz kalmıştır.

Bu ihlaller sadece bu gözaltı merkezleriyle sınırlı değildir, ülke genelindeki tüm ICE ve İç Güvenlik Bakanlığı tesislerinde bu tür ihlallere rastlamak mümkündür. Bu durum aslında hiç de şaşırtıcı değildir; zira Amerika, kuruluşundan bu yana kadınlara yönelik onlarca yıllık fiziksel ve cinsel saldırıların yaşandığı bir ülkedir. Yerli kadınlar, köleliğe zorlanan kadınlar, insan ticareti mağduru çocuklar, Vietnam ve Kore’deki kadınlar, Afganistan, Irak ve tüm İslâm coğrafyasındaki bacılarımız; politikacıların, askerlerin ve devlet görevlilerinin elleriyle bu aşağılayıcı ve vahşi saldırılara maruz kalmışlardır. Aslında kadın ve çocuklara yapılan tecavüz ve saldırı; Amerikan devlet elitinin ve bir bütün olarak toplumun dokusunun ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. Bunun müsebbibi ise, bireyleri en ufak bir Allah korkusu duymadan heva ve arzularına göre hareket etmeye teşvik eden seküler liberal kültür ve kişisel/cinsel özgürlükleri kutsayan beşerî sistemdir.

Buna karşılık İslam, erkeklere kadınlara her zaman saygılı davranmayı ve onlara ikramda bulunmayı farz kılmış; her türlü istismarı, tacizi, şiddeti veya kötü muameleyi da haram kılmıştır. İslam, insana kadınlara karşı davranışlarında Yaratıcıya karşı sorumlu olduğu bilincini aşılar. Allah Subhânehu ve Teâlâ, erkeği kadının velisi, koruyucusu ve muhafızı olarak tanımlamış ve şöyle buyurmuştur:

وَعَاشِرُوهُنَّ بِالْمَعْرُوفِ “Onlarla iyi geçinin.” [Nisa 19] Peygamber SallAllahu Aleyhi ve Sellem de şöyle de buyurmuştur:

اسْتَوْصُوا بِالنِّسَاءِ خَيْراً “Kadınlara karşı nazik olun.”

İslam’daki içtimai nizam, hayatın her alanında kadın ve erkeğin onurunu koruyacak şekilde sağlıklı bir iş birliğini garanti eder. Hilafet Devleti, bu İslami ilke ve hükümleri toplumda kapsamlı bir şekilde uygulayacak, topraklarına sığınanlar da dahil olmak üzere tüm kadınların korunması için bir meşale olacaktır.

حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Merkezî Medya Ofisi Kadın Kolları
Adres Bilgileri ve Web Sitesi
el-Mezra’a, P.K. 5010-14, Kolombiya Merkezi B Blok Kat:2, Beyrut/Lübnan
Telefon: TEL: 0096 113 07 59 4 / GSM: 0096 171 72 40 43
www.hizb-ut-tahrir.info
E-Mail: media [@] hizb-ut-tahrir.info

Template Design © Joomla Templates | GavickPro. All rights reserved.