حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Merkezî Medya Ofisi
| No: HT–BA–2026–MB–TR–59 |
H. 12 Rabi’-ul Âhir 1448 M. Perşembe, 24 Eylül 2026 |
Müslüman Ordular İçindeki Kuteybe bin Müslim’in Torunları, Çin Yönetiminin Doğu Türkistan’da Uygur Müslümanlarına Yaptığı Dehşet Verici Zulme Son Vermeli!
Son günlerde Çin’in insan hakları ihlallerini kınayan haberlerin yoğunlaştığı bir dönemde Uyghur Times gazetesi şu haberi yayımladı: “Başkan Trump’ın, 24 Eylül 2026 tarihinde Şi Cinping’i Joint Base Andrews’ta şahsen karşılayacağı bildirildi… Şi Cinping, Çin hükümetinin Uygurlara yönelik sistematik baskısından sorumludur.”
Amerika’nın, Çin Devlet Başkanı’nın Amerika ziyaretinden önce onu zor durumda bırakmak amacıyla Çin’in Uygur Müslümanlarına yönelik baskılarını açıkça eleştiren açıklamalara göz yumması, hatta bunları teşvik etmesi beklenmektedir. Ne var ki Amerika’nın Müslümanlara yaptığı zulüm, Çin’in yaptığı zulümden kat be kat daha fazladır. Çin yöneticilerinin Doğu Türkistan’da İslam’a karşı yürüttüğü savaş ise mevcut Çin-Amerika çatışmasından onlarca, hatta yüzlerce yıl öncesine dayanmaktadır.
Ey Müslümanlar! Doğu Türkistan bizim toprağımız ve bizim davamızdır. Orası, Hilafet döneminde fethedilmiş ve gelişip mamur olmuş bir İslam beldesidir. Emevi Hilafetinin orduları Kuteybe bin Müslim komutasında doğuya doğru ilerlemiş, Doğu Türkistan’ın başkenti Kaşgar’a kadar ulaşmış ve hicrî 95 yılında burayı fethetmiştir. H. 232 yılında, Emevi döneminin sonları ile Abbasî döneminin başlarında, Karahanlı Hanedanı’nın kurucusu Sultan Satuk Buğra Han Müslüman olmuş; ardından evlatları ve devletin ileri gelenleri de İslam’ı kabul etmiştir. O günden itibaren İslam bölgenin her yerine yayılmış; Kur’an-ı Kerim tercüme edilmiş, tapınakların yerini camiler almış ve yalnızca Kaşgar şehrinde üç yüz cami inşa edilmiştir. Böylece Allah Subhânehu ve Teâlâ, Doğu Türkistan ve halkını İslam nimetiyle onurlandırmıştır.
Ey İslam ümmeti! Çinli yöneticilerin İslam’a olan düşmanlığı asırlardır devam etmektedir. Hilafetin hâkimiyeti zayıflamaya başladıkça onların zulmü de artmıştır. 1759 yılında Türkistan Müslümanları ile Çinli Mançu yöneticileri arasında kanlı çatışmalar meydana gelmiş ve bu çatışmalarda bir milyondan fazla Müslüman şehit olmuştur. Mançu yöneticileri daha sonra Doğu Türkistan üzerindeki kontrollerini 1862 yılına kadar sürdürmüşlerdir; Bu dönem, Doğu Türkistan halkının Mançu işgaline karşı şiddetli direnişiyle karakterize edildiği bir dönemdir. 1863 yılındaki son büyük karşılaşmada Müslümanlar, Mançu yöneticilerini ülkelerinden çıkarmayı başarmışlardır. Ancak büyük Çin orduları 1876 yılında bölgeyi yeniden işgal etmiştir. O günden beri Doğu Türkistan’a Çince “yeni sınır” anlamına gelen “Şincan” adı verilmiştir. 18 Kasım 1884 tarihinde ise bölge resmen Mançu İmparatorluğu’na ilhak edilmiştir.
Ey İslam ümmeti! Kardeşlerimiz on yıllardır Çin’deki Komünist Partisi’nin zulmüne karşı direnmektedir. Çin’de Komünist yönetimin iktidara gelmesinin ardından Doğu Türkistan halkı, kendisini Çin işgalinden kurtarmaya çalışmıştır. Bu amaçla birçok ayaklanma gerçekleştirmiş, biri 1933 diğeri 1944 yıllarında olmak üzere iki kez bağımsızlıklarını kazanmayı başarmışlardır.
Ancak Çin, 1949 yılında Doğu Türkistan’ı tekrar işgal etmiş ve dehşet verici katliamlarla komünist hegemonyasını dayatmıştır. Bölge 450 zorunlu çalışma kampına ayrılmış; nüfusun yüzde 98’ini oluşturan Müslüman işçiler ve çiftçiler bu kamplarda zorla çalıştırılmış, çok sayıda insan bu kamplarda hayatını kaybetmiştir. Çin, “İslam dini afyondur” sloganını yükselterek 28 bin camiyi ve 18 bin İslami okulu kapatmış; 730 bin dinî kitap ve İslami el yazmasını yakmıştır. Ayrıca Çin, 6 Ekim 1964 ile 29 Temmuz 1996 tarihleri arasında Doğu Türkistan çöllerindeki Lop Nur Nükleer Deneme Sahası’nda 45 nükleer deneme gerçekleştirmiştir. Bunun sonucunda nükleer radyasyon bölgenin geniş kesimlerine yayılmış ve ölümcül kanser vakaları ortaya çıkmıştır. Bütün bunlara rağmen Müslümanlar, 1949-1968 yılları arasında komünist yönetime karşı 45 ayaklanma gerçekleştirmişlerdir. Ancak komünistlere karşı direnişleri nedeniyle yaklaşık 360 bin Müslüman idam edilmiştir.
Ey Müslümanlar! Yöneticileriniz Doğu Türkistan Müslümanlarına asla yardım etmeyeceklerdir. Yardım etmelerini geçtik Amerikan ekonomik sömürgeciliğinin yanı sıra Çin’in ekonomik sömürgeciliğini de ülkelerimizde pekiştirebilmek için Şi Cinping’in ve liderlik ettiği şeytani Komünist Partisi’nin suçlarını gizlemektedirler. Pazarlarınızı ve kaynaklarınızı Çinli şirketlere açmışlar ve Çin bankalarından ağır faizli krediler almışlardır. Daha da kötüsü, bazıları güvenlik arayışıyla kendi ülkelerine sığınan Uygur Müslümanlarının Çin tarafından takip edilmesine dahi yardımcı olmaktadırlar. Oysa İslam Ümmeti, Çin sanayiinin şah damarını elinde tutmaktadır, dünyadaki en büyük petrol rezervlerini ve boğazları kontrol etmektedir, Çin petrol tankerleri bu boğazlardan geçmek zorundadır. Buna rağmen yöneticiler Çin’e yardım etmektedirler. Endonezya, Bangladeş, Pakistan, Türkiye ve Mısır’ın deniz kuvvetleri Çin’e karşı son derece etkili bir deniz ablukası oluşturabilecek kapasitededir. Bangladeş, Pakistan, Afganistan ve İran orduları ise Çin’in kara bağlantılarını kesebilecek konumdadır.
Ey Müslümanlar! Kalkanımız olan Hilafetin yeniden dönüşü, Çin’i size ve İslam’a karşı yürüttüğü savaşa son vermeye zorlayacak yegâne güçtür. İşte o zaman Çinli yöneticiler, komutan Kuteybe bin Müslim’in Batı Türkistan’da yaptıklarını hatırlayacaklardır. H. 87 yılında Kuteybe, Buhara bölgesindeki Bikend beldesinde Müslümanlara karşı düşmanlığın kışkırtılmasına son vermek için savaşmış ve öğle vakti Allah Subhânehu ve Teâlâ Müslümanlara zafer nasip etmiştir. İbn Kesir, el-Bidâye ve’n-Nihâye adlı eserinde şöyle rivayet etmektedir: “Esirler arasında bir de tek gözlü adam vardı; Müslümanlara saldırmaları için halkı kışkırtan kişi oydu. Zengin bir tüccardı. Kuteybe’ye: “Canımı elli Çin ipek kumaşıyla fidye vereyim; değeri bir milyon altın eder.” dedi. Komutanlar Kuteybe’ye “Onun fidyesini kabul et ve serbest bırak.” dediler. Fakat Kuteybe üç kez tekrarlayarak şöyle dedi: “Allah’a yemin ederim ki, onu bir daha hiçbir Müslüman zayıfa musallat etmeyeceğim. Allah’a yemin ederim ki, onun tek gözünü bir daha kimseye korku vermek için bırakmayacağım. Allah’a yemin ederim ki, onu bizzat kendi kılıcımla öldüreceğim.”
Ardından Çinli yöneticiler, Kuteybe’nin Doğu Türkistan’da atalarına ne yaptığını göreceklerdir. İbn Kesir, Kuteybe’nin onların atalarını nasıl dize getirdiğini şöyle anlatır: “Kuteybe bin Müslim Maveraünnehir ve Türkistan fetihleri sırasında Çin sınırına kadar dayanmış ve “Çin topraklarına ayak basıp vergiye bağlamadan geri dönmeyeceğine” dair yemin etmiştir. Çin hükümdarı ise Kuteybe’nin yeminini bozmamış sayılmasını sağlamak için Kuteybe’nin üzerine basması için kendi ülkesinin toprağını altın tepsiler içinde göndermiştir. Kuteybe’nin haraç/vergi isteğini kabul ederek cizye (vergi) ve hediyeler yollamıştır. Böylece Kuteybe bin Müslim, gelen Çin toprağına basarak yeminini yerine getirmiş ve ordusuyla birlikte geri çekilmiştir.”
Ey ümmetin orduları! Kâfirler karşısında kedi ama kendi ümmetleri karşısında aslan kesilen bu yöneticileri alaşağı edin. Allah Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
وَإِنِ اسْتَنصَرُوكُمْ فِي الدِّينِ فَعَلَيْكُمُ النَّصْرُ“Eğer onlar din hususunda sizden yardım isterlerse, yardım etmek üzerinize borçtur.” [Enfal 72] Mazlumlara yardım etme şerefine nail olmak için Hilafeti kurmanız ve bir halife tayin etmeniz farzdır. İşte bu nedenle Hizb-ut Tahrir, Nübüvvet metodu üzere Raşidi Hilafeti kurmak için sizden nusret talep etmektedir. Ey Kuteybe bin Müslim’in torunları! Haydi bu çağrıya icabet edin!A
| حزب التحرير Hizb-ut Tahrir Merkezî Medya Ofisi |
Adres Bilgileri ve Web Sitesi el-Mezra’a, P.K. 5010-14, Kolombiya Merkezi B Blok Kat:2, Beyrut/Lübnan Telefon: TEL: 0096 113 07 59 4 / GSM: 0096 171 72 40 43 www.hizb-ut-tahrir.info |
E-Mail: media [@] hizb-ut-tahrir.info |