Logo
Bu sayfayı yazdır


حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Sudan Vilâyeti
Medya Bürosu

No: SD–BA–2026–RS–TR–89 H. 2 Rabi’-ul Âhir 1448
M. Pazartesi, 14 Eylül 2026

İslam’da Devlet Sivil veya Askeri Değildir, Nübüvvet Metodu Üzere Hilafettir

Sudan Silahlı Kuvvetleri Genel Komutan Yardımcısı ve Genelkurmay Başkanı Korgeneral Yasir el-Atta, 13 Eylül 2026 Pazar günü Mısır’ın eş-Şuruk gazetesine bir röportaj verdi. Gazetenin “Mevcut siyasi gelişmeler, özellikle de ulusal diyalog çerçevesinde, askerî kurumun geleceği nedir?” sorusuna Korgeneral Yâsir “Ordu komuta kademesinde, birinci dönemde devlet başkanının başkomutan olması, kazanan partilerin yürütme organını yönetmesi; sonraki dönemde ise başkomutanın emekliye sevk edilip ardından seçimlere girmesi gerektiğini düşünen bir grup var. Ancak benim görüşüme göre, adı ne olursa olsun başkomutan devlet başkanı olmalı, parlamento seçimleri yürütme hükümetinin kurulmasını sağlamalı ve devletin yürütme organını yönetmek için tüm yetkilere sahip olmalıdır.” cevabını verdi.

Korgeneral Atta’nın Eş-Şuruk gazetesine verdiği bu ve diğer cevaplardan, ülkenin nasıl yönetileceği konusunda hâlâ sömürgeci kâfirlerin çizdiği sınırın dışına çıkamadıkları anlaşılıyor. Korgeneral yeni bir şey söylememiştir; zira Sudan, sömürgeci İngiliz ordusunun ülkeden ayrılışından bu yana (sivil veya askeri demokrasi fark etmez) Sudan kapitalist demokratik sistemle yönetilmektedir. Laikliğin iki versiyonu olan sivil ve askeri yönetimler arasındaki bu çatışma, aslında uluslararası güçlerin ülkemiz üzerindeki rekabetinin bir yansımasından ibarettir. Sudan da diğer tüm İslam beldeleri gibi, sömürgecinin siyasi, ekonomik, askeri vb. alanlarda kendisine bağımlı olması için tasarladığı işlevsel bir devlettir. Bu yüzden ne o devletler ne de Sudan kalkınabilmiş değildir. Oysa İslam Ümmetinin azametli akidesinde kalkınmanın dinamikleri mevcuttur. Biz Müslümanız; Allah’ı Rab, İslam’ı da din olarak kabul ediyoruz. Ama pratikte, yönetim ve siyaset sahasında sömürgeci kâfirlerin dini hayattan, dolayısıyla yönetim ve siyasetten ayırma (laiklik) akidesini uyguluyoruz!

İslam, yönetim sistemini, yöneticinin nasıl seçileceğini ve siyasi, ekonomik, içtimai hayat sistemleri ile diğer sistemleri, apaçık şer’î hükümlerle, gün ortasında parlayan güneş kadar açık bir biçimde belirlemiştir. Sevgili Peygamberimiz SallAllahu Aleyhi ve Sellem İslam’daki yönetim sisteminin Nübüvvet metodu üzere Raşidi Hilafet olduğunu açıklamıştır. Bu bağlamda Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:

كَانَتْ بَنُو إِسْرَائِيلَ تَسُوسُهُمُ الأَنْبِيَاءُ، كُلَّمَا هَلَكَ نَبِيٌّ خَلَفَهُ نَبِيٌّ، وَإِنَّهُ لَا نَبِيَّ بَعْدِي، وَسَتَكُونُ خُلَفَاءُ فَتَكْثُرُ»، قَالُوا: فَمَا تَأْمُرُنَا؟ قَالَ: «فُوا بِبَيْعَةِ الأَوَّلِ فَالأَوَّلِ، وَأَعْطُوهُمْ حَقَّهُمْ؛ فَإِنَّ اللَّهَ سَائِلُهُمْ عَمَّا اسْتَرْعَاهُمْ  “İsrail oğullarını Nebiler yönetiyordu. Bir Nebi öldüğünde onu bir başka Nebi takip ederdi. Benden sonra Nebi yoktur. Fakat benden sonra birçok Halifeler gelecektir.” Dediler ki “Bize ne emredersin?” Peygamber SallAllahu Aleyhi ve Sellem, “İlk biate ilkine vefa gösteriniz. Onlara haklarını veriniz. Çünkü Allah, onları güttüklerinden hesaba çekecektir.” buyurdu.”[Müslim]

فَإِنَّهُمَنْيَعِشْمِنْكُمْيَرَىبَعْدِياخْتِلَافاًكَثِيراًفَعَلَيْكُمْبِسُنَّتِيوَسُنَّةِالْخُلَفَاءِالرَّاشِدِينَالْمَهْدِيِّينَ،وَعَضُّواعَلَيْهَابِالنَّوَاجِذِوَإِيَّاكُمْوَمُحْدَثَاتِالْأُمُورِفَإِنَّكُلَّمُحْدَثَةٍبِدْعَةٌوَإِنَّكُلَّبِدْعَةٍضَلَالَةٌ“Benden sonra, sizlerden yaşayanlar, birçok anlaşmazlıklara şahit olacaktır! O zaman sünnetime, sünnetimden bildiğiniz şeylere, doğru yol üzerinde bulunan halifelerimin (Hulefa-i Râşidîn’in) sünnetine sımsıkı sarılınız! Sonradan sonraya ortaya çıkarılan birtakım şeylerden sakınınız! Çünkü, sonradan sonraya ortaya çıkarılan şey bidattır. Her bidat da dalalettir, sapkınlıktır!” Ümmet, Allah’ın Kitabı ve Rasûl SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in sünnetine göre yönetecek yöneticisini şer’î bir biat yoluyla seçer. Peygamber SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:

مَنْ بَايَعَ إِمَاماً فَأَعْطَاهُ صَفْقَةَ يَدِهِ وَثَمَرَةَ قَلْبِهِ، فَلْيُطِعْهُ مَا استَطاعَ، فَإِنْ جَاءَ آخَرُ يُنَازِعُهُ فَاضْرِبُوا عُنُقَ الآخَرِ “Kim ki bir imama biat eder, eliyle musafaha ederek kalbinin sevgisini verirse gücü yettiği kadar itaat etsin. Eğer başka birisi gelip o imamla (yönetimi ele geçirmek için) mücadele ederse sonra çıkanın boynunu vurun.”

Dolayısıyla sizden istenen; bize zilleti, aşağılanmayı ve sömürgeci kâfir Batı’ya sefil bir bağımlılığı miras bırakan Batılı beşerî nizamların değirmenine su taşıyan “Sudan diyaloğu” veya “ulusal diyalog” değildir. Aksine sizden istenen ey korgeneral! 191 maddeden oluşan bir Hilafet Devleti anayasa tasarısına sahip olan Hizb-ut Tahrir’e nusret vermenizdir. Bu anayasa, Allah’ın Kitabı ve Rasûl SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in sünnetinden ve bunların işaret ettiği sahabe icması ile şer’î kıyastan istinbat edilmiştir. Hizb ayrıca ümmeti yüceltebilecek, işlerini dosdoğru Allah’ın şeriatıyla yürütebilecek, sömürgeci kâfirin nüfuzunu ülkemizden ve dünyanın bütün bölgelerinden söküp atabilecek devlet adamlarını da sahiptir.

Sudan’ı çöküşten, hatta tüm dünyayı kapitalizmin karanlığından ve vahşi nizamlarından kurtarabilecek olan yegâne yol budur.

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اسْتَجِيبُوا لِلَّهِ وَلِلرَّسُولِ إِذَا دَعَاكُمْ لِمَا يُحْيِيكُمْ وَاعْلَمُوا أَنَّ اللَّهَ يَحُولُ بَيْنَ الْمَرْءِ وَقَلْبِهِ وَأَنَّهُ إِلَيْهِ تُحْشَرُونَ“Ey iman edenler! Size hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, Allah’ın ve Rasûlü’nün çağrısına uyun ve bilin ki Allah, kişi ile kalbi arasına girer. Yine bilin ki, O’nun huzurunda toplanacaksınız.”[Enfal 24]

حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Sudan Vilâyeti
Medya Bürosu
Adres Bilgileri ve Web Sitesi
21 October Street, Imarat al-Vaqf, Ground Floor, East Khartum / Sudan
Telefon: +(249) 0912 24 01 43 – 0912 37 77 07
http://www.hizb-sudan.org/
E-Mail: spokman_sd@dbzmail.com

Template Design © Joomla Templates | GavickPro. All rights reserved.