حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Özbekistan
Medya Bürosu
| No: ÖZ-BA-2026-MB-TR-06 |
H. 30 Şevvâl 1447 M. Cuma, 17 Nisan 2026 |
Özbek Rejimi “Aşırılık” Maskesi Altında İslam ve Müslümanlara Karşı Savaşta Yeni Bir Safha Başlatıyor
Özbekistan yasama organı –Yasama Meclisi– ülkenin Müslüman halkını ve onların İslami değerlerini hedef alan despotik bir adım daha attı. 7 Nisan’da “aşırılıkla mücadele” bahanesiyle cezaların kapsamının genişletilmesini öngören yasa tasarısı meclis oturumunun ilk oylamasında milletvekilleri tarafından kabul edildi. Bu değişiklikler yalnızca bireyleri değil, aynı zamanda devlet kontrolü dışında kalan gayri resmî yapıları ve rejimin hoş görmediği fikirlere sahip her türlü grubu da hedef alıyor.
“Aşırıcılık” kavramı, sömürgecilerin genel geçer bir silahıdır. Başsavcı Vekili B. Valiev raporunda, “aşırılık kavramının BM ve AGİT tavsiyeleri doğrultusunda gözden geçirildiğini” vurguladı. Bu da, Özbek rejiminin kendi halkını, sömürgeci kafir Batı tarafından konulan kurallara göre dizginlemeye devam ettiğini gösteriyor. “Aşırılık” terimi, İslami siyasi düşüncenin önüne geçmek ve Ümmetin kalkınmasını geciktirmek için uzun süredir kullanılan bir sindirme aracından başka bir şey değil.
Yeni yasada gayri resmi örgütlenmelerin hedef alınması, İslam’ı cami dışında öğrenmeye çalışan veya toplumun sorunlarını tartışan herhangi bir gönüllü grubun “aşırıcı” bir grup olarak yaftalayacağı anlamına geliyor. Rejim bu yolla, toplumun tüm kesimlerini korku ve mutlak baskı altında tutmayı amaçlıyor.
Rejim, ilk kez hata yapanlara kolaylıklar sağlama vaadiyle cezai müeyyidelerin “kısmen kaldırılmasından” bahsediyor. Ancak bu, ipi önce gevşetip sonra daha sıkı çekme oyunundan başka bir şey değildir! Zira toplumsal rehabilitasyon ve radikal fikirlerin düzeltilmesi gibi terimlerin arka planında, Müslümanların akidesini kırma ve onları rejime bağlı birer kuklaya dönüştürme hedefi yatıyor.
Dini aşırılıktan siyasi aşırılığa geçiş… Zira Valiyev’e göre cezalar artık sadece dini aşırıcılık için değil, sözde siyasi aşırıcılık için de kaçınılmaz olacak. Bu ise rejimin siyasi muhaliflerine ve kötü yönetimini eleştirenlere karşı açılmış yeni bir cephedir. Buna göre, her türlü siyasi talep veya reform arzusu, anayasal düzene saldırı olarak kabul edilebilecek.
Özbek rejimi; Batılı (Amerika) ülkelerin ve Doğulu despotların (Çin ve Rusya) deneyimlerine dayanarak tahtını korumak için yasaları daha da sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yasalar, İslam’ın özünü kavrayan ve onu hayata hâkim kılmak için çalışan Müslümanları hedef alıyor. Fakat tarih, baskı ve “aşırıcılık” yaftasının hakikati silemeyeceğini gösteriyor. Zira Müslümanların dinleri ve sorumlulukları konusundaki uyanıklıkları arttıkça, bu baskıcı yasalar da geçerliliğini yitirecektir.
Ey Özbekistan Müslümanları! Bu yasa, rejimin korktuğunun bir göstergesidir. İslam fikirlerinin daha geniş kitlelere yayıldığını ve İslam’a göre yaşama davetinin ülkenin gençleri arasında karşılık bulduğunu çok iyi biliyorlar. Bu yüzden her türlü İslami faaliyeti “aşırıcılık” adı altında yasaklamaya çalışıyorlar. Ama tarih, İslam ile savaşan her tağuti rejimin aslında kendi sonunu hızlandırdığını kanıtlamıştır. Allah’ın izniyle yakında Nübüvvet Metodu üzere Raşidi Hilafetin kurulmasıyla onların sonu gelecektir.
Bu yasa tasarısı; sömürgeci Batı’nın çizdiği çizgilerin dışına çıkamayan ve kendi Müslüman halkının akidesinden korkan korkak bir rejimin çaresizliğinin bir itirafıdır. Müslümanların fikri ve akidevi duruşunu kırmak ve onları dinlerinin gerekliliklerinden vazgeçmeye zorlamak istiyorlar. Ancak hakikatin hapishane parmaklıkları ardına gizlenemeyeceği ve kanun maddeleriyle aydın düşünceye pranga vurulamayacağı gerçeğini unutuyorlar. Bu zalimane tedbirler, Ümmetin kimliğine dönmesini engellemeye yönelik beyhude çabalardır. Zalimler sinsi planlarıyla ne kadar Müslümanları korkutmaya ve sindirmeye çalışsalar da, bu adımlarıyla sadece kendi sonlarını hızlandırmaktadırlar. Zira zulmün şiddetlendiği yerde, adalete olan susuzluk da bir o kadar artar. Müslümanlar bu sinsi tuzaklara karşı uyanık olmalı, dinlerini koruma konusunda sebat etmeli ve yalnızca Allah’ın ipine sarılmalıdırlar. Batıl ne kadar güçlü görünürse görünsün, hak geldiğinde yok olmaya mahkumdur. Allah Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurmuştur:
وَقُلْ جَاءَ الْحَقُّ وَزَهَقَ الْبَاطِلُ إِنَّ الْبَاطِلَ كَانَ زَهُوقاً“Yine de ki: Hak geldi; bâtıl yıkılıp gitti. Zaten bâtıl yıkılmaya mahkumdur.” [İsra 81]
يُرِيدُونَ لِيُطْفِئُوا نُورَ اللَّهِ بِأَفْوَاهِهِمْ وَاللَّهُ مُتِمُّ نُورِهِ وَلَوْ كَرِهَ الْكَافِرُونَ“Onlar ağızlarıyla Allah’ın nurunu söndürmek istiyorlar. Hâlbuki kâfirler istemeseler de Allah nurunu tamamlayacaktır.” [Saff 8]
| حزب التحرير Hizb-ut Tahrir Özbekistan Medya Bürosu |
Adres Bilgileri ve Web Sitesi Telefon: |