Logo
Bu sayfayı yazdır
Sahte Tanımalar, Meşruiyetin Çöküşü ve Allah’ın İndirdikleriyle Hükmetmenin Şerî Yolu

بسم الله الرحمن الرحيم

Haber - Yorum

Sahte Tanımalar, Meşruiyetin Çöküşü ve Allah’ın İndirdikleriyle Hükmetmenin Şerî Yolu

Haber:

Diplomasinin ötesine geçen önemli bir adım olarak Yahudi Başbakan Netanyahu'nun Somaliland'ı bağımsız egemen bir devlet olarak tanıması, özellikle kendi varlığı ile Husi grubu arasındaki tırmanan çatışma ve Kızıldeniz'deki artan gerilim gölgesinde zamanlaması ve sonuçları hakkında geniş çaplı soruları gündeme getirmiştir.

Bu düzeyde türünün ilki olan bu tanıma, Şarkul Avsat'a konuşan analistler tarafından, Husilere yönelik doğrudan bir baskı mesajı ve boyunlarına takılan diplomatik bir ilmek olarak görülmüş ve dünyadaki en hassas deniz koridorlarından birinin yakınındaki nüfuz haritalarını yeniden çizme girişimi olarak değerlendirilmiş ve bunun sonuçları hakkında, yeni güvenlik ve askeri düzenlemeler konusunda uyarıda bulunanlar  ile “bu adımın açık bir çatışmaya dönüşme olasılığını küçümseyenler” arasında çelişkili değerlendirmeler yapılmıştır.

Mısır, Somali, Türkiye ve Cibuti gibi bölgesel ülkeler, bu tanıma adımına şiddetle karşı çıktılar ve bunu Somali'nin birliğine yönelik bir tehdit olarak gördüler. (Sky News Arabia)

Yorum:

Her yerdeki Müslümanların, hakka olan bilinç ve karalılıklarına sımsıkı sarılmaları ve ümmetin çıkarlarını değil de uluslararası çıkarları arzulayan ajan rejimlerin tanıma belgelerine aldanmamaları gerekir. Müminlerin, hak ehlini zayıflık veya önyargı ile suçlamaları caiz değildir; zira müminler, Allah'ın şeriatıyla hükmetme ve ümmetin Allah'ın şeriatını doğru bir şekilde anlaması çağrısında bulunurlarken, Batı'nın rızasını arayan yöneticiler, normalleşme, bağımlılık ve sömürgecinin çıkarlarına boyun eğmekten hiç çekinmiyorlar, dahası hak ehline ve hakka davet edenlerle savaşıyorlar. Nitekim Allah Subhanehu ve Teala şöyle buyurmuştur: أَفَحُكْمَ الْجَاهِلِيَّةِ يَبْغُونَOnlar hala cahiliye hükmünü mü arıyorlar?” [Maide 50]

Bunu açıklığa kavuşturmak için diyoruz ki:

Birincisi: Uluslararası tanımalar meşru değildir

Uluslararası tanımalar diye adlandırılan şey, İslam mizanında şerî bir ölçü değildir; aksine çıkarlara göre verilen ve bu çıkarlar değiştiğinde geri alınan sömürgeci siyasi bir araçtır.

İslam'da meşruiyet, büyük güçlerin rızasından veya İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra galip gelenlerin kurduğu kurumlardan değil, Allah'ın Kitabı ve Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in sünnetiyle hükmedilmesine biat etmekten alınır. Allahu Teala şöyle buyurmuştur: وَمَنْ أَحْسَنُ مِنَ اللَّهِ حُكْماً لِقَوْمٍ يُوقِنُونَKesin bilgiyle inanan bir topluluk için hükmü, Allah’tan daha güzel olan kimdir?” [Maide 50]Alimler, otoritenin bu temelin dışında kurulması veya şeriatın devre dışı bırakılması durumunda, tüm dünya tarafından tanınsa bile otoritenin meşruiyetinin düşeceğine karar vermişlerdir.

İkincisi: Normalleşme ve ümmetin bölünmesi aynı projenin iki yüzüdür

İşgalci varlıkları tanımak, ayrılıkçı varlıkları desteklemek veya bölgeyi barış ve normalleşme yollarına sokmak, evet bunların hepsi, ümmetin birliğini parçalamayı, siyasi ve ekonomik bağımlılığı sürdürmeyi ve birleşik bir İslami varlığın kurulmasını engellemeyi amaçlayan tek bir projenin halkalarıdır.

Bu da işlevsel rejimlerin neden tanıma ve destekle ödüllendirildiğini, İslam'a dayalı bağımsız bir yönetim kurma fikriyle neden savaşıldığını açıklamaktadır.

Üçüncüsü: Allah’ın indirdikleriyle hükmetmek, bir tercih değil, farzdır.

Allah'ın indirdikleriyle hükmetmek, bir slogan, vaaz veya bir seçim programı değil, kesin bir farzdır.Nitekim Allah, duruma ve gerçekliği göre Kendi hükmünü devre dışı bırakan küfrün, zulmün ve fıskın vasıflarının arasını birleştirmiştir; zira Allahu Teala şöyle buyurmuştur: وَمَنْ لَمْ يَحْكُمْ بِمَا أَنزَلَ اللَّهُ فَأُوْلَئِكَ هُمْ الْكَافِرُونَ "Allah'ın indirdiği ile hükmetmeyenler kâfirlerin ta kendileridir." [Maide 44] وَمَنْ لَمْ يَحْكُمْ بِمَا أَنزَلَ اللَّهُ فَأُوْلَئِكَ هُمْ الظَّالِمُونَ "Allah'ın indirdiği ile hükmetmeyenler zalimlerin ta kendileridir." [Maide 45] وَمَنْ لَمْ يَحْكُمْ بِمَا أَنزَلَ اللَّهُ فَأُوْلَئِكَ هُمْ الْفَاسِقُونَ "Allah'ın indirdiği ile hükmetmeyenler fasıkların ta kendileridir." [Maide 47]

Şeriatla hükmetmenin ümmet düzeyinde gerçekleşmesi, ancak şeriatı kısmen veya ertelenmiş bir şekilde değil, bir bütün olarak uygulayacak bir otoriteyle olabilir.

Dördüncüsü: Yönetimi ikame etmenin yolu Nebevi metottur

İslam, değişimin yolunu belirsiz bırakmamıştır; zira Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, devleti kurmak için açık bir yol benimsemiştir ki o da şudur:

- İslam’ın tamamına yönelik fikri ve siyasi bir bilinç taşımak.

- Yönetim konusunda ödün vermeden, cahiliye rejimleriyle fikri çatışma ve siyasi mücadele yapmak.

- Güç ve kuvvet ehlinden nusret talep etmek.

- İslam'ı tedrici veya yamalı çözümlerle değil, tek seferde uygulayan tek bir devlet kurmak.

Beşincisi: Gerçek şerî çözüm

Yüzlerin değişmesi, bağımlılık şartlarının iyileştirilmesi veya tanımalar için yalvarmak çözüm değildir; aksine çözüm, ümmetin, Allah'ın indirdikleriyle yöneten, ümmeti birleştiren ve Batı'ya bağımlılığı sona erdiren İslam Devleti kurmak için nebevi yol üzerinde yürüyen Kitap ve sünnete dayalı bilinçli samimi bir kitlenin taşıdığı açık şerî siyasi bir projenin etrafında birleşmesidir. Zira Allahu Teala şöyle buyurmuştur: فَمَن يَكْفُرْ بِالطَّاغُوتِ وَيُؤْمِن بِاللَّهِ فَقَدِ اسْتَمْسَكَ بِالْعُرْوَةِ الْوُثْقَىٰ لَا انفِصَامَ لَهَاO halde kim tâğutu reddedip Allah'a inanırsa, kopmayan sağlam kulpa yapışmıştır.” [Bakara 256]

Bugün dünyanın acısını çektiği sosyal, siyasi, ekonomik ve akidevi sorunlar, cüziyat veya yamalarla çözülemez; aksine Allah'ın şeriatıyla yönetecek, Allah'ın emirlerini uygulayacak ve ümmetin izzetini ve insanlığa hak ve adaletle liderlik etme rolünü geri kazandıracak Müslümanları birleştiren bir varlığın kurulmasıyla çözülebilir; böylece Allah Subhanehu'nun vaadi ve Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şu müjdesi gerçekleşecektir: ثُمَّ تَكُونُ خِلَافَةً عَلَى مِنْهَاجِ النُّبُوَّةِSonra (yeniden) Nübüvvet Minhacı üzere (Raşidi) Hilafet olacaktır.”

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Baha El- Hüseynî – Irak

Template Design © Joomla Templates | GavickPro. All rights reserved.