- |
- İlk yorumlayan ol!
- yazı boyutu yazı boyutunu küçült Yazı boyutu büyüt
بسم الله الرحمن الرحيم
Haber-Yorum
Batı Şeria ve Yahudi Varlığının Planı!
Haber:
Yedioth Ahronoth gazetesine bağlı Ynet internet sitesine göre Yahudi hükümeti Pazar günü, 1967'den bu yana ilk kez Batı Şeria'da arazi kayıt sürecini başlatma önerisini onayladı.
Öneri, Adalet Bakanı Yariv Levin, Maliye Bakanı Smotrich ve Savaş Bakanı Katz tarafından sunulmuş olup Batı Şeria arazilerinde yeniden yerleşime izin verecektir. (Şarkul Avsat)
Yorum:
Birincisi: Filistin Kurtuluş Örgütü liderliği ile Yahudi varlığı arasında imzalanan ve 1993 Oslo Anlaşması olarak bilinen İlkeler Bildirgesi Anlaşması, Filistin topraklarını, (A, B, C) olmak üzere üç bölgeye ayırmıştır.Bu anlaşma geçici nitelikteydi ve (Kudüs, mülteciler ve geri dönüş hakkı, devlet ve sömürgeler) gibi askıda olan egemenlik sorunlarının beş yıl içinde nihai olarak çözülmesine yol açması bekleniyordu.
Filistin'in tamamını ele geçirme planı, dahası Arap ülkelerini de kapsayacak şekilde genişleme hayali, emri vakiyi dayatma, şartları istismar etme ve aşamalı politika gibi yöntemlere dayanan eski bir plandır.Yerleşim yerlerinin ilhakına ilişkin siyasi söylem son yıllarda aleni bir şekilde gündeme gelmeye başlamıştır:
- 2010 yılında: Knesset'te, Batı Şeria'daki yerleşim yerlerinin Yahudi varlığına ait topraklar olarak ilhak edilmesini öngören bir yasa tasarısı sunuldu.
- 2013 yılında: Naftali Bennett, yerleşimin genişlemesi konulu bir konferansta Batı Şeria'nın bazı bölgelerinin ilhak edilmesi çağrısında bulunarak, varlığının C bölgesinin kendi parçası olması için mümkün olan her şeyi yapacağını vurgulamıştı.
- 2014 yılında: O dönemde Knesset Dış İlişkiler ve Güvenlik Komitesi Başkanı olan Ze'ev Elkin, Batı Şeria'nın bazı kısımlarının kademeli olarak ilhakının kaçınılmaz olduğunu belirtmişti. Nitekim aynı yılın Kasım ayında, örtülü ve dolaylı bir ilhak sürecinde Yahudi varlığının tüzel kişiliği yasasının yerleşim yerlerine de uygulanacağı ilan edilmişti.
İlhakla ilgili siyasi ve partizan hareketler devam etmiş olup bunların öne çıkanları şunlardır:
- Likud Partisi:31 Aralık 2018'de partinin merkez komitesi, Yahudi varlığının devlet başkanı Reuven Rivlin'in Batı Şeria'nın tamamı üzerinde egemenlik kurulması olasılığını inceleme talebinin ardından, partinin Knesset üyelerini Batı Şeria'yı ilhak edecek bir yasa teklif etmeye teşvik edecek bir karar tasarısını oylamıştı.
- Binyamin Netanyahu:Hebron ve Ma'ale Adumim yerleşim yerlerinin ilhakına ilişkin açıklamalarını yineledi.Yüzyılın Anlaşması bağlamında, Batı Şeria topraklarını sonsuza dek kendi varlığının bir parçası haline getirmek için ilhak adımlarının Amerika ile koordineli olarak yürütüldüğünü vurguladı.
- Amerika'nın tutumu: Trump daha önce, Yahudi varlığını coğrafi olarak çok küçük bir ülke olarak tanımlamış ve onun coğrafi olarak genişlemesini destekleyen bir açıklamasında onu bir kalemin ucuna benzetmişti.
İkincisi: Müslüman ülkelerdeki mevcut rejimlerin, Dayton Otoritesi ile birlikte izledikleri yol, ister sözde hareket savaşları yoluyla olsun, isterse de yalnızca büyük güçlerin çıkarlarına hizmet eden uluslararası yasaların müzakeresi ve tanınması yoluyla olsun, kaçınılmaz olarak ihanete ve Filistin'in Yahudi varlığına teslim edilmesine yol açan bir yoldur.
Bu rejimler komplonun bir parçası olup kınama açıklamaları yalnızca kamuoyunu yanıltmak içindir; oysa onlar, Camp David, Wadi Araba ve Oslo anlaşmalarından bu yana taviz verme yolunda ilerlemeye devam ederek İbrahim Anlaşmalarına kadar ulaşmışlardır.
Bizler sabit olan gerçekleri teyit ediyoruz ki onlar şunlardır:
1- Müminlerin emiri Ömer Faruk tarafından fethedilen ve 200 yılı aşkın bir işgalin ardından Selahaddin Eyyubi tarafından kurtarılan Filistin toprağı, İslami topraktır.
2- İster başkan, ister emir, isterse grup olsun hiç kimsenin, acizlik veya uluslararası koşullar bahanesiyle Filistin'in herhangi bir paçasından vazgeçmesi caiz değildir; zira burası, bireylerin değil, ümmetin mülküdür.
3- İşgal altındaki tüm İslam ülkelerini kurtarmak İslam ümmetinin üzerine vaciptir. Bu rejimler, gölgelerini temsil eden Yahudi varlığını kabul etmiş ve korumuş olan rejimler olduğundan dolayı, bu varlığı ortadan kaldırmanın yolu bu rejimleri ortadan kaldırmaktır; çünkü asıl ortadan kalkarsa, gölge de ortadan kalkar.
Sonuç olarak: Filistin davası o hainlerden daha büyüktür; bu yüzden ajan rejimlere değil, aksine alemlerin Rabbine bağlılık yemini etmiş mümin bir ordunun eliyle İslam yurduna geri döneceği kesindir.
Allah’ın Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: لا تَقُومُ السَّاعَةُ حَتَّى يُقَاتِلَ الْمُسْلِمُونَ الْيَهُودَ، فَيَقْتُلُهُمُ الْمُسْلِمُونَ حَتَّى يَخْتَبِئَ الْيَهُودِيُّ مِنْ وَرَاءِ الْحَجَرِ وَالشَّجَرِ، فَيَقُولُ الْحَجَرُ أَوِ الشَّجَرُ: يَا مُسْلِمُ يَا عَبْدَ اللَّهِ هَذَا يَهُودِيٌّ خَلْفِي فَتَعَالَ فَاقْتُلْهُ، إِلَّا الْغَرْقَدَ فَإِنَّهُ مِنْ شَجَرِ الْيَهُودِ “Müslümanlar Yahudilerle savaşmadıkça kıyamet kopmaz. Bu savaşta Müslümanlar Yahudileri öldürürler. Hatta bir Yahudi taşın, ağacın arkasına gizlenir. Bunun üzerine o taş, o ağaç, ey Müslüman! Ey Allah’ın kulu! İşte arkamda bir Yahudi. Gel, onu öldür, der. Yalnızca Garkad bir şey söylemez. Zira o, Yahudilerin ağaçlarındandır.”
Allahu Teala'dan, İslam bayrağını yakında yüceltmesini ve Yahudi varlığını ve onun arkasında duran Batı'yı ve utanç verici rejimleri ortadan kaldıracak olan Hilafet Devleti'nin geri dönüşü için ümmete yardım etmesini diliyoruz.
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Nadir Abdulhakim