- |
- İlk yorumlayan ol!
- yazı boyutu yazı boyutunu küçült Yazı boyutu büyüt
بسم الله الرحمن الرحيم
Haber - Yorum
Duyuları Esir Olanlar Ramazan’ı da Ümmet’in Istırabını da Hissetmez
Haber:
Müslümanlar Ramazan’a yine birlikte giremedi… Türkiye, Suriye, Ürdün, Mısır perşembe günü, diğer İslam beldelerinden bir gün sonra başladılar Ramazan’a. Ümmet hâlâ paramparça, bir uzvu işgal altında cayır cayır yanıyor… diğer bir uzvu küfrün hakimiyetinin altında inim inim inliyor… Kâfirler ve kâfirlerin ajanları Müslümanları onların tahakkümünden kurtaracak olan hidayeti işitmesin diye akla gelebilecek her şeyle yaygara kopartıyorlar: Türkiye’de islamofobik laik kesim Şeriat düşmanlığını Ramazan’da daha güçlü, daha cesurca eyleme döküyor… Tacikistan hükümeti, sokakta başörtüsü ile dolaşmayı ve yeni doğan bebeklere Muhammed isminin konulmasını yasakladı, zaten dini bayramları kutlamayı da aylar önce yasaklamıştı. Ramazan’ın ilk günlerinde Pakistan Afganistan’da yaptığı hava saldırılarıyla 12'si çocuk olmak üzere en az 16 sivili katletti… Doğu Türkistan’da birçok Müslüman ailenin evi kâfir Çinlilerin işgali altında, başka aileler kış günü evlerinden sürülüyor -nereye götürülecekleri meçhul… Keşmir, Pattani, Myanmar hiç kimsenin aklına bile gelmiyor… Sudan’da katliamlar devam ediyor… Ve hiç dinlenemeyen aziz Gazze…
Yorum:
Artık insanlık duyarsızlaştı… Çünkü duyarlı olabilmek duyuların hür olmasını gerektirir, ama artık çoğu Müslümanın da duyuları diğer insanların duyuları gibi esaret altında… İnsanlığı uyandırmaya muktedir olan Müslümanlar kör, sağır ve akılsız yöneticilerin dayattığı küfür sistemlerinin tahakkümünden kurtulamıyorlar.
Çünkü duyuları esaret altında olunca, öğrenemiyorlar… Küfre, fıska, zulme dair her şeyi öğrenebiliyorlar ama İslam’ın şiarlarına, Ramazan’a ve Ümmet olmaya dair hükümleri öğrenemiyorlar. Ümmetin birliğinin farz oluşunu, Ümmeti bölen nedenleri, Ümmetin başındaki zulümlerin sebeplerini öğrenemiyorlar… Çünkü artık küfrün şaşaalı meşgaleleri onları duyarsızlaştırdı, sahte kahramanlarla gözlerini kör, yalan vaatlerle kulaklarını sağır, etkisiz eylemlerle kalplerini de duyarsız yaptı… Çünkü duyuları esir olanlar Ramazan’ı da Ümmetin ıstırabını da zalimlerin tahakkümünden kurtuluş yolunu da hissedemezler. Ne güzel tarif etmiş Rabbimiz:
﴿وَقَالَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لَا تَسْمَعُوا لِهٰذَا الْقُرْاٰنِ وَالْغَوْا ف۪يهِ لَعَلَّكُمْ تَغْلِبُونَ﴾
“İnkâr edenler: “Şu Kur’an’ı dinlemeyin ve okunurken ona karşı yaygara koparın, böylece başkalarının dinlemesini de engelleyin. Belki bu yolla mü’minlere üstün gelirsiniz” dediler.” [Fussilet 26]
İşte insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak Kur'an'ın indirildiği Ramazan ayına da böyle bir şamata, gürültü ve aldatmacalar içindeki bir zaman diliminde tekrar ulaştık. Elbette Kur’an ilk indirildiğinde de aynı böyle bir ortama inmişti. Onun gelişi, düzeni elinde tutan zalimleri daha da azgınlaştırıp daha da vahşileştirmişti. Fakat onların yaptıkları hiçbir şey Kur’an’ın yeryüzüne yerleşmesine, İslam’ın güçlenmesine engel olamadı. Nihayet Hicretin 8. yılında mübarek Ramazan ayının 20’inci gününde Mekke’nin fethiyle yeryüzündeki putların hepsi bir bir devrilmeye başladı. Ve İslam’ın yayılmasının önüne kimse geçemedi…
Rabbimizin bu yerküreye ve insanlığa her yıl yeniden mübarek Ramazan ayının doğmasını nasip etmesi işte bizlere yeminle vermiş olduğu sözünden dolayıdır: Müslümanları yeniden kâfirlerin yerine geçirerek yeryüzüne halef kılacak, İslam’ı yeniden yeryüzüne hâkim kılacak, korku döneminden sonra tam bir emniyete kavuşturacaktır. Zira Müslümanlar insanlığı karanlıklardan aydınlığa öncülük eden şahitlerdir. Onların liderliğinde insanlar fevç fevç İslam’a koşacaklar… Bundan dolayı Rabbimizin bize bir diğer büyük nimeti de insanlığa göndermiş olduğu bu kurtuluş mesajını duyurmak, bununla duyarsızlaşmış bedenleri yeniden hayata kavuşturmak için aramızda canı pahasına da olsa kendini adamış nice muttaki, muhlis, muhsin Mü’minleri bulundurmasıdır. Elhamdulillah!
Öyleyse bu Ramazan Allah Subhanehu ve Teâlâ’nın şu sözünü de kalplerinize nakşederek bayrama heveslenin:
﴿اِنَّ هٰذِه۪ٓ اُمَّتُكُمْ اُمَّةً وَاحِدَةًۘ وَاَنَا۬ رَبُّكُمْ فَاعْبُدُونِ﴾
“Doğrusu bu sizin ümmetiniz (tevhid dini İslam üzere olanlar), bir tek ümmettir. Ben de sizin Rabbinizim. O halde bana kulluk edin.” [Enbiya 92]
Bizler tekrar sadece İslam üzere birleşmiş tek bir Ümmet olmadan, Rabbimiz bize olan vaadini yerine getirmeyecektir. Çünkü Rabb ile kullar arasındaki tek meşru alışveriş budur. En kârlı alışveriş budur!
Ramazan’ımız birliğimizin başlangıcı, zulümlerin sonu ve Ümmetin ve insanlığın kurtuluşu olsun.
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Zehra Malik