- |
- İlk yorumlayan ol!
- yazı boyutu yazı boyutunu küçült Yazı boyutu büyüt
بسم الله الرحمن الرحيم
Haber-Yorum
Müslümanların Başındaki Yöneticiler, Müslümanların Kalkınmasının Karşısındaki Kâfirlerin İlk Savunma Hattıdır
Haber:
8/4/2026 Çarşamba günü Yahudi varlığı, Beyrut'a bir dizi hava saldırısı düzenleyerek Lübnan'ın başkentindeki birçok mahalleyi ve güney banliyölerini hedef almıştır; bu saldırılar sonucunda yüzlerce kişi hayatını kaybetmiş veya yaralanmıştır. Bu arada Lübnan Sağlık Bakanlığı ölü sayısının 112, yaralı sayısının ise 837 olduğunu bildirirken, Lübnan Sivil Savunma Teşkilatı ise saldırılarda 254 kişinin öldüğünü ve 1165 kişinin yaralandığını açıkladı.
Görgü tanıkları Reuters ajansına, Beyrut'taki bazı sakinlerin arabalarını kalabalık sokaklarda bırakarak, yaralı ve bedenleri kanlar içindeyken en yakın hastaneye doğru yürüyerek gittiklerini söylediler. (El-Arabiya)
Yorum:
Bu ümmet, onu insanlık için çıkarılmış en hayırlı ümmet ve en hayırlı lider yapabilecek bir akideye, yoğun nüfusa, muazzam servetlere, boğazları ve deniz geçitlerini kontrol eden coğrafi konuma ve kendine özgü arazi yapısına sahip olmasına rağmen Müslüman ülkelerin kâfirler tarafından katliam ve yıkım yoluyla harap edilmesini görmek gerçekten üzücü, acı verici ve yürekleri burkan bir durumdur.
Bu zayıflığın sebebi, Müslüman ülkelerin parçalanmış olması ve sadece kendi çıkarlarını ve kâfir efendilerinin rızasını düşünen hain yöneticileridir; dolayısıyla hastalığın başı ve felaketin sebebi bizzat bu yöneticilerdir; zira onlar, Müslümanların kalkınması ve birleşmesinin karşısında kâfirlerin ilk savunma hattıdır.
İşte bugün bunu, Amerika ve Yahudilerin İran’a yönelik saldırısında açıkça görüyoruz; zira Müslüman ülkelerdeki mevcut rejimlerin iğrençliklerinin boyutu net bir şekilde ortaya çıkmıştır; örneğin İran, bu acımasız saldırıya maruz kaldığı bir zamanda aklıselim davranmaya çalışmamış ve Irak, Lübnan, Suriye ve Yemen'deki Müslümanlara karşı işlediklerinden ve son olarak Amerika'ya hizmet etmek için Gazze'yi yüzüstü bıraktığından dolayı özür bile dilememiştir; eğer bunu yapmış olsaydı ve Müslümanlara haykırıp Allah yolunda cihad ilan etseydi, sonuçlar değişir ve Allah'ın izniyle dengeler tersine dönerdi.
Diğer rejimler ise Amerika'ya hizmet etme rollerini paylaşmaktadırlar; zira Körfez ülkeleri gibi onlardan bir kısmı, Amerika'nın üsleri nedeniyle bombalanmaya maruz kaldıkları için onunla iç içe geçmiş durumda olduğu gibi Pakistan ve Mısır gibi diğer bir kısmı ise, Amerika'nın diktelerine göre müzakere çağrısı yapan bir barış güvercinine dönüşmüştür; oysa Amerika’nın ve Yahudilerin sözlerinde durmadığı herkes tarafından bilinmektedir; işte olan budur; zira ateşkesin ilan edildiği ilk günden itibaren bu mutant varlık, saldırının başlamasından bu yana Lübnan'da yaşanan en şiddetli katliamı gerçekleştirdiği halde hepsi sessiz kalmakta ve Lübnan ateşkese dahil mi? Yoksa değil mi?! diye medyada birbirleriyle boğuşmaktadırlar.
Peki bu katliam, İran'ın, Amerika'nın sözünü tutmadığını ve beslemesini füze yağmuruna boğduğunu anlaması için yeterli değil mi?!
Ey Müslümanlar: Şunu kesin olarak biliniz ki, düşmanınızı geri püskürtmenin ve işgal altındaki topraklarınızı kurtarmanın tek yolu, bu kokuşmuş rejimlerden ve bu hain yöneticilerden kurtulmak ve onların enkazı üzerine Hilafet Devleti'ni kurmaktır; zira mazlum Müslümanlara yardım etmenin ve muharip kâfir devletleri kendi evlerine kadar takip etmenin garantisi Hilafet Devleti'dir.
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Ahmed Et-Tâi – Irak