Logo
Bu sayfayı yazdır
Özbekistan Rejimi, Amerika’nın Suçlarında Onunla İşbirliği Yapıyor

بسم الله الرحمن الرحيم

Haber-Yorum

Özbekistan Rejimi, Amerika’nın Suçlarında Onunla İşbirliği Yapıyor

 

Haber:

Özbekistan Cumhurbaşkanlığı İdaresi Başkanı Saida Mirziyoyeva, 6 Nisan'da Florida'daki Mar-a-Lago tatil köyü ve ABD Başkanı Trump'ın özel konutunu ziyaret etti.

Yorum:

Toplantı sırasında ABD Başkanı'nın Güney ve Orta Asya Özel Temsilcisi Büyükelçi Sergio Gor ile görüşmeler yapıldı. Etkinliğe, Başkan Trump'ın kızı Tiffany ve eşi Michael Boulos da katıldı. Görüşmenin sonunda Saida Mirziyoyeva, kendisine gösterilen sıcak karşılama ve misafirperverlik için teşekkürlerini dile getirerek, görüşmenin verimli ve yapıcı geçtiğini belirtti. Ve şöyle dedi: “Sıcak karşılamanız ve cömert misafirperverliğiniz için en içten teşekkürlerimi sunarım. Gerçekleşen yapıcı ve verimli diyaloğa büyük değer veriyorum ve Washington’da yapılacak gelecek toplantıların da başarılı geçmesini umuyorum.” Saida ve Sergio Gor, ABD-Özbekistan İş ve Yatırım Konseyi'nin eş başkanlarıdır.

Bu toplantının Mar-a-Lago tatil köyünde düzenlenmesi sıradan bir olay değildir; zira bu yer, Trump döneminde gayri resmi diplomasinin merkezi haline gelmiştir. Bu da söz konusu diyaloğun, siyasi elitlerle doğrudan ilişkiler kurmayı, gelecekteki ABD politikasında yaşanabilecek olası değişikliklere hazırlıklı olmayı ve resmi kanallar dışında güvenilir bir diyalog ortamı yaratmayı amaçladığı anlamına gelmektedir. Tiffany Trump ve Michael Boulos’un katılımı ise, iş dünyasının ve kişisel ilişkilerin de bu süreçte önemli bir rol oynadığını göstermektedir.

Bu görüşme, Orta Asya'da “Önce Amerika” stratejisinin ekonomik genişleme çabaları kapsamında gerçekleşmektedir; bu da ABD'nin İran ile derin askeri ve siyasi krizin içine saplandığı bir zaman da olmaktadır.

28 Şubat 2026'da Amerika, beslemesi Yahudi varlığıyla birlikte İran'a karşı geniş çaplı bir saldırı başlatmıştır. ABD'nin İran'ın Minab kentindeki bir kız okuluna attığı Tomahawk füzesi saldırısı sonucunda, yaşları 7 ile 12 arasında değişen 175 kız öğrenci ve öğretmenleri hayatını kaybetmiştir.

Reuters ajansının haberine göre, bir ay içinde aralarında yüzlerce çocuğun da bulunduğu 2000'den fazla sivil hayatını kaybetmiş ve yaralıların sayısı ise 20 bini aşmıştır. Gazze ve Sudan’da Müslümanlara karşı işlenen soykırımı destekleyen Amerika, bugün İslam ülkesi İran’da Müslümanların kanını akıtmaktadır. Mirziyoyeva’nın Mar-a-Lago’daki görüşmeleri, ABD’nin bu savaş suçlarını işlediği bir zamanda gerçekleşmiştir.

Ey Müslümanlar: Amerika ve Yahudi varlığının İran ve Lübnan'a yönelik saldırısı, İslam'a ve Müslümanlara karşı açık bir suçtur. Dolayısıyla Amerika ve Yahudi varlığı, İslam ümmetinin kanını akıtmaya devam ediyorlar!

Bu saldırılar, Amerika'nın 2001 yılında başlattığı İslam'a karşı küresel Haçlı savaşının bir devamıdır. Bu yüzden onlar, kasten okulları, hastaneleri, evleri ve sivil tesisleri hedef alıyorlar. Çocukların kanının akıtılması ise sadece savaş hukukunun ihlali değildir, aksine aynı zamanda İslam ümmetinin yok edilmesine yönelik bir politikadır. Amerika ve Yahudi varlığı, İslam’ın gücünden korktukları için Müslümanların kanlarını ihlal ediyorlar. Dolayısıyla onlar, ümmetin İslami direnişini kırmak, onun birliğini parçalamak ve Müslüman ülkeleri sömürgecinin çıkarlarına boyun eğdirmek istiyorlar.

Özbekistan Cumhurbaşkanlığı İdaresi Başkanı Saida Mirziyoyeva’nın Mar-a-Lago tatil köyünde Amerikalı yetkililerle yaptığı görüşme ne anlama geliyor?! Bu sıradan diplomatik bir olay değildir; aksine Müslümanların kanının akıtıldığı bir zamanda Özbek rejiminin, katil Amerika ile işbirliği yoluyla yatırım konseylerinden ve yapıcı diyalogdan söz etmesi, açık bir ihanet değil midir?! Mirziyoyev başkanlığındaki Özbekistan rejimi, “Önce Amerika” politikasına hizmet ederek, onun ümmete karşı işlediği suçların ortağı olmuyor mu? Bu rejim, İslam ümmetinin çıkarlarını korumamakta, aksine kâfirlerin çıkarlarını korumaktadır. Zira İran'daki katliamları jeopolitik bir mesele olarak nitelendiriyorlar ve kindar sömürgeciyle ekonomik işbirliğini sürdürüyorlar.

Bu olaylar, “ulusal devletler” olarak adlandırılan bu ajan rejimlerin İslam'ı koruyamadıklarını, aksine ümmeti bölmek ve zayıflatmak için kullanılan küfrün araçları olduğunu bir kez daha kanıtlamıştır. Amerika gibi suçluları terbiye edecek ve kâfirlerin saldırganlığını durduracak olan sadece Nübüvvet Minhacı üzere Raşidi Hilafet Devleti'dir! Sadece o zaman Gazze, İran, Lübnan, Sudan ve diğer Müslüman ülkelerde kan dökülmesi sona erecektir. Allah’ın Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: إِنَّمَا الإِمَامُ جُنَّةٌ يُقَاتَلُ مِنْ وَرَائِهِ وَيُتَّقَى بِهِ “İmam kalkandır, onun arkasında savaşılır ve onunla korunulur.

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
İslam Ebu Halil - Özbekistan

Template Design © Joomla Templates | GavickPro. All rights reserved.