- |
- İlk yorumlayan ol!
- yazı boyutu yazı boyutunu küçült Yazı boyutu büyüt
بسم الله الرحمن الرحيم
Haber-Yorum
Pakistan Yöneticisi Trump'ın Emriyle İran'a Müzakereler Havucu Uzatmakta ve Askeri Güçle de Gözdağı Vermektedir
Haber:
11 Nisan 2026'da Suudi Savunma Bakanlığı, X platformunda şu açıklamayı yayınladı: “Savunma Bakanlığı, iki kardeş ülke arasında imzalanan ortak stratejik savunma anlaşmasının bir parçası olarak Pakistan İslam Cumhuriyeti'nden bir askeri gücün Doğu Bölgesi'ndeki Kral Abdulaziz Hava Üssü'ne ulaştığını ve Pakistan gücünün, ortak askeri koordinasyonu güçlendirmek, iki ülkenin silahlı kuvvetleri arasındaki operasyonel hazırlık düzeyini yükseltmek ve bölgesel ve uluslararası düzeyde güvenlik ve istikrarı desteklemek amacıyla Pakistan Hava Kuvvetlerine ait savaş ve destek uçaklarından oluştuğunu ilan eder.”
Yorum:
İran ile görüşmelere katılmak üzere bir ABD heyetini kabul ettiği aynı gün, Pakistan Savunma Kurumu Başkanı Asim Munir, savaş uçaklarını 24 Mart 2026'da Trump'ın şu sözlerle nitelendirdiği bin Selman'a gönderdi: “O bir savaşçı ve bizimle birlikte savaşıyor.” Munir, İran'ı aldatmak için müzakereler havucu uzatırken, aynı zamanda ona karşı askeri güç sopası sallamakta ve tüm bunları da Trump'a sadık bir şekilde hizmet etmek için yapmaktadır; zira Munir, Trump'ın vazgeçilmez adamı olmak için gece gündüz çalışmakta ve hain rolünü tamamladığında Amerika'nın çöp sepetine attığı selefi Müşerref'in kaderini unutmaktadır. Bu yüzden Müslümanların, Asim Munir'in hizmet ettiği Amerika'nın planlarının tehlikesine karşı dikkatli olmaları gerekir; çünkü müzakereler yoluyla zaman kazanmaya çalışırken, Trump İran'a yönelik düşmanca stratejisinden ve Yeni Ortadoğu projesinden de vazgeçmemiştir.
Stratejik olarak Trump, Amerika’nın Müslümanlar üzerindeki hegemonyasını korumayı kolaylaştıracak yeni bir Ortadoğu yaratmaya çalışmaktadır; ayrıca Trump, İslam beldelerindeki Yahudi varlığının ve Müslüman ülkelerinin doğusundaki Hindu devletinin rolünün genişletilmesini isterken, Müslüman ülkelerinin güçlü kapasitelerinin de önemli ölçüde azaltmasını istemektedir.Zira Yahudiler ve Hindu müşrikler, müminlere karşı düşmanlıkları nedeniyle Trump'ın doğal müttefikleridirler. Nitekim Allah Celle Celaluhu şöyle buyurmuştur: لَتَجِدَنَّ أَشَدَّ النَّاسِ عَدَاوَةً لِلَّذِينَ آمَنُوا الْيَهُودَ وَالَّذِينَ أَشْرَكُوا“İman edenlere karşı düşmanlık yönünden insanların en şiddetlisi olarak Yahudileri ve Allah’a ortak koşanları bulursun.” [Maide 82] İran'a gelince; Trump, bu ülkenin güvenliğine ve ekonomisine bakmaksızın tıpkı Müşerref döneminden mevcut Asim Munir dönemine kadar Pakistan'da olduğu gibi onu Amerika'ya tabi bir devlete dönüştürmek istemektedir.Trump’ın stratejisi İran’la sınırlı değildir ve onunla da sınırlı kalmayacaktır; zira Pakistan'ın nükleer silahları hakkında sık sık konuşarak, bu ülkenin kapasitesini azaltmaya yönelik temel stratejisini ortaya koymaktadır; taktikler, kapsamlı bir savaş, düşük yoğunluklu çatışmalar ve aldatıcı müzakereler arasında değişebilir ama komplo stratejisi hiç durmaksızın ilerlemektedir.
Her zamanki gibi İslam beldeleriyle arasını ayıran denizler nedeniyle, Amerika’nın Müslümanlara karşı planlarının başarıya ulaşması için tek umudu, hegemonyasını dayatmasına yardım etme çabasından hiç çekinmeyen Müslümanların başındaki yöneticilerin yardımıdır; hem de Allah Celle Celaluhu’nun şu şekilde buyurarak uyarmasına rağmen: يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تَتَّخِذُوا الْيَهُودَ وَالنَّصَارَى أَوْلِيَاءَ بَعْضُهُمْ أَوْلِيَاءُ بَعْضٍ وَمَن يَتَوَلَّهُم مِّنكُمْ فَإِنَّهُ مِنْهُمْ إِنَّ اللَّهَ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِمِين“Ey iman edenler! Yahudileri ve Hıristiyanları dost edinmeyin. Zira onlar birbirinin dostudurlar (birbirinin tarafını tutarlar). İçinizden onları dost tutanlar, onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğuna yol göstermez.” [Maide 51]
Ey Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in ümmeti Müslümanlar: Amerika ve Yahudi varlığı Gazze’ye saldırdığında Müslümanlara yardım etmek için ordularınızı harekete geçirmediniz; Trump’ın stratejisi Batı Şeria, Lübnan, Suriye, Yemen ve İran’ı da kapsayacak şekilde genişlediğinde de ordularınızı harekete geçirmediniz. Peki şimdi daha fazla ilerlemeyi durdurmak için de mi ordularınızı harekete geçirmeyeceksiniz?Orduları harekete geçirmek için yöneticilerinizi beklemenizi söyleyenlere gelince; onların Yahudiler ve Hıristiyanların müttefikleri olduğu gibi onların onlardan oldukları ve sizden olmadıkları gökyüzünün tepesindeki güneş gibi açıktır.Eğer birbirinize yardım etmek için onların emirlerini beklerseniz, sonsuza dek bekleyeceksiniz; çünkü siz bir safta, onlar ise Haçlılar ve Yahudilerle birlikte tamamen başka bir saftadır; Trump’ın Müslümanlara yönelik gelmekte olan saldırısı, Haçlılar ve Yahudilerin yanında olan Müslüman güçleri de kapsarsa, sakın şaşırmayın.
Müslümanlara yardım etmeye yönelik şerî vacibi yerine getirmek için, meseleyi kendi elimize almamız gerektiği gibi yöneticileri devirip onların yerine Raşidi Hilafeti kurmak için de çalışmamız gerekir.Bu, kısa vadeli veya uzun vadeli bir çözüm değildir; aksine dünyada zillet ve sıkıntıdan, ahirette ise azaptan kurtulmanın tek şerî çözümüdür.O halde umutsuzluk, boyun eğme ve teslimiyetin yükünü üzerinizden atarak ayağa kalkın ey Müslümanlar; çünkü bizler, eğer O’na itaatkar bir şekilde gere dönersek insanlığın Rabbinin kendine zafer vaat ettiği yeryüzündeki tek ümmetiz.Öyleyse gelin Allah Celle Celaluhu'nun yardımını göndermesi ve İslam ümmeti için yeni bir zafer kapısı açması için Hizb-ut Tahrir ile birlikte çalışın. Zira Allah Celle Celaluhu şöyle buyurmuştur: إِنْ يَنْصُرْكُمُ اللَّهُ فَلَا غَالِبَ لَكُمْ وَإِنْ يَخْذُلْكُمْ فَمَنْ ذَا الَّذِي يَنْصُرُكُمْ مِنْ بَعْدِهِ وَعَلَى اللَّهِ فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُؤْمِنُونَ “Allah size yardım ederse, artık size üstün gelecek hiç kimse yoktur. Eğer sizi bırakıverirse, ondan sonra size kim yardım eder? Müminler ancak Allah'a güvenip dayanmalıdırlar.” [Al-i İmran 160]
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Musab Umeyr – Pakistan