- |
- İlk yorumlayan ol!
- yazı boyutu yazı boyutunu küçült Yazı boyutu büyüt
بسم الله الرحمن الرحيم
Haber - Yorum
Vergi Adı Altında Sömürü Düzeni İnşa Etme!
Haber:
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, X platformunda yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:
“Gelir vergisi beyannamesi sayısı 5,5 milyona ulaşarak rekor kırdı; 401 bin mükellef ilk kez beyanname verdi. Kayıt dışılıkla mücadele ve etkin denetimlerimiz sayesinde gönüllü uyum artıyor.
Beyan yükümlülüğünü zamanında ve eksiksiz yerine getiren mükelleflerimize teşekkür ederken, 2025 yılı gelirlerini beyan etmeyen ya da eksik beyanda bulunan mükelleflerimizi pişmanlık hükümlerinden yararlanarak beyanname vermeye davet ediyoruz. Adil ve sürdürülebilir bir vergi sistemi için politikalarımıza kararlılıkla devam ediyoruz.” dedi. (12.04.2026 – Ajanslar)
Yorum:
Vergi, tarihsel süreçte basit bir bağış anlayışından çıkıp, Firavunlar döneminde yasal bir zorunluluğa dönüşmüş; günümüzde ise kapitalist düzenlerin temel sömürü araçlarından biri haline gelmiştir. İnsanı ve toplumu öncelemek yerine, küçük ve azgın bir azınlığın çıkarlarını merkeze alan bu gayri insani düzenlerde yöneticilerin tüm çabası, adeta usta hırsızlar gibi halkın cebini, evini ve emeğini boşaltmaya yöneliktir.
Bu arsızlık öyle bir noktaya ulaşmıştır ki, iktisadi alandaki her başarısızlık doğrudan halka fatura edilmektedir. 2026 yılı Merkezi Yönetim Bütçe verilerine göre vergi gelirleri yaklaşık 15 trilyon TL, yani kaba hesapla 300 milyar doların üzerindedir. Bu da verginin bütçe gelirleri içindeki payının %90’ı aştığını göstermektedir.
Bugün milyonlarca insanın gelir vergisi beyannamesi vermesi bir başarı olarak sunulmaktadır. Oysa bu durum, yasal zorunluluklarla hayatın her alanına dayatılan vergi sisteminin ve kapitalist düzenin iflasını gözler önüne sermektedir. Özellikle ÖTV ve KDV gibi dolaylı vergilerle dar gelirlinin sofrasına, ekmeğine, hatta içtiği suya kadar ortak olunmaktadır. Toplanan vergilerin önemli bir kısmının faize, bankalara ve finans çevrelerine aktarılması ise adalet değil zulümdür.
Bu tablo, verginin kamu hizmetinden ziyade faiz düzeninin tahsilat mekanizmasına dönüştüğünü açıkça ortaya koymaktadır. Borçların faizle büyütülüp halka ödetilmesi, verginin doğrudan bir sömürü aracına dönüşmesidir.
Gelir üzerinden alınan vergiler ise çoğu zaman aynı kazançtan birden fazla kesinti yapılmasına, fakir ile zengin arasında derin bir yük dengesizliğine ve devletin sürekli genişleyen mali iştahına yol açmaktadır. Gönüllü uyum söylemi altında insanların her hareketinin takip edilmesi, ağır cezalarla kazançlarına ve tüketimlerine ortak olunması uyum değil, açık bir zorbalıktır.
Toplanan bu devasa vergiler yalnızca faize gitmemekte; aynı zamanda lükse, israfa, şatafata ve itibar adı altında şahsi menfaatlere de harcanmaktadır. Sözde istihdam projeleriyle belirli kesimlerin ihya edilmesi de bu düzenin bir parçası haline gelmiştir.
İslam’a göre haram yollarla toplanan gelirlerin yine haram alanlarda kullanılması, zulüm düzeninin devamını sağlamaktan başka bir anlam taşımamaktadır. Böyle bir sistemi övünç vesilesi yapmak ise ciddi bir akıl tutulmasıdır. Korku, baskı ve cezalarla insanların emeğine ve malına yasal düzen adı altında el koymak, bunu adalet olarak pazarlamak iki yüzlülüktür.
İslam’ın bu konudaki hükümleri açıkken, bu vahşi düzeni sürdürmek ve ortaya çıkan sorunları yine halka yükleyerek örtmeye çalışmak ne İslami ne de ahlakidir. İnsanların yediği kuru ekmekten dahi vergi almak, bunun hesabının ahirette sorulmayacağı anlamına gelmez.
Hayatın her alanına yayılan bu vergi yüküyle insanların nefessiz bırakıldığı açıktır. Toplanan vergilerin başta faiz olmak üzere haram alanlarda kullanılması ise büyük bir vebali beraberinde getirmektedir. Geçmişte zulüm düzenleri kuran toplumların akıbeti ortadayken, bundan ibret alınmaması düşündürücüdür.
Sonuç olarak, mevcut sistemin bu uygulamaları, kendi varlığını sürdürmek için zulmü kurumsallaştırdığını göstermektedir. İnsan onuruna yakışır bir yaşamın tesisi ve sömürüye dayalı bu yapının ortadan kaldırılması, yalnızca Müslümanların değil, tüm insanlığın ortak meselesidir. Adaleti tesis edecek İslam Nizam’ının inşası artık bir tercih değil, zorunluluktur.
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Ahmet SAPA