Logo
Bu sayfayı yazdır
İran’ın Amerika’ya Karşı Tepkisi, Sahih İradeden Yoksun Bir Tepkidir

بسم الله الرحمن الرحيم

Haber - Yorum

İran’ın Amerika’ya Karşı Tepkisi, Sahih İradeden Yoksun Bir Tepkidir

Haber:

İran Silahlı Kuvvetleri'nin savaşı yürüten birimi Hatemül Enbiya Merkez Karargahı, ABD’nin Hürmüz Boğazı’nda uyguladığı deniz ablukasına ilişkin sert uyarılarda bulundu. Hatemül Enbiya Merkez Karargahı’nın İran Devlet Televizyonu’nda yer alan açıklamalarına göre, İran Silahlı Kuvvetleri Hürmüz Boğazı konusunda ABD'yi uyardı.

Açıklamada, “Eğer saldırgan Amerikan ordusu bölgedeki kuşatma ve korsanlığa devam ederse, güçlü İran silahlı kuvvetlerinin tepkisiyle karşı karşıya kalacaklarından emin olsunlar.” ifadelerine yer verilirken, İran Silahlı Kuvvetleri’nin ülkenin egemenliği ve toprak bütünlüğünü sağlamak için geçmiş dönemlere kıyasla daha güçlü ve daha hazır olduğu vurgulandı.

Öte yandan açıklamada, İran Silahlı Kuvvetleri’nin bölgedeki tüm “düşman hareketlerini” yakından izlediği ve Hürmüz Boğazı’nı kontrol etme ile İran’a yönelik olası yeni bir saldırıya ciddi şekilde karşılık verme noktasındaki kararlılık ve hazırlık vurgulandı. (trthaber, 25/04/2026).

Yorum:

İnsanın ilişkilerinde hayatına yön veren en önemli unsurlardan biri de iradedir. En genel tanımıyla irade, bir şeyi yapıp yapmamaya karar verme, seçme, isteme ve tercih etme gücüdür. Seçme ve karar verme açısından irade; insanın önüne çıkan seçeneklerden birine yönelmesi ve o yönde karar kılmasıdır. Özgürlük açısından irade; kişinin kendi kararlarını kendi hür iradesiyle alabilmesi durumudur. Bu genel tanımlara bakıldığında, genel olarak İran’ın Amerika’ya karşı göstermiş olduğu tepki ve özel olarak da İran Silahlı Kuvvetleri'nin savaşı yürüten birimi Hatemül Enbiya Merkez Karargahı’nın, ABD’nin Hürmüz Boğazı’nda uyguladığı deniz ablukasına ilişkin tepkisi, kayda değer bir tepki ve Amerika’ya karşı gösterilen iradenin bir tezahürüdür. Ancak bir Müslüman açısından iradenin, sahih bir irade olması gerekir. Sahih irade ise; emr-i bi’l marûf ve nehy-i ani’l münker ile İslami hayatı yeniden başlatmak için İslam’ın ve ümmetin kalkanı olan Hilafeti yeniden ikame etme davasını ölüm kalım meselesi haline getirmek ve bu davayı dünyadaki bütün işlerin önüne almaktır. Yani ya zafer ya da bu dava uğrunda şehadet düşüncesi vazgeçilmez bir unsur olmalıdır. Hedefe ulaşma iradesi ise; siyasi bir çalışmayla ümmeti değişim yönünde hazırlamak ve davetin çalışma metodu ile ilgili şerî hükümlerde hiçbir taviz vermeden ve ertelemeden sarılmakla meydana gelmektedir. Nitekim Allah’ın Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu sahih iradeyi hayatında uygulamış ve Mekkeli müşrikler davasından caydırmak, amacından saptırmak için birçok yola başvurmuş ve farklı tekliflerde bulunmuşlardı; ancak her defasında Allah'ın Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Allah’ın vahyine sımsıkı sarılarak onların getirdikleri teklifleri geri çevirmiş ve hatta bir teklif üzerine Allah’ın Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem, amcasına şöyle demiştir: يَا عَمّ ، وَاَللّهِ لَوْ وَضَعُوا الشّمْسَ فِي يَمِينِي ، وَالْقَمَرَ فِي يَسَارِي عَلَى أَنْ أَتْرُكَ هَذَا الْأَمْرَ حَتّى يُظْهِرَهُ اللّهُ أَوْ أَهْلِكَ فِيهِ مَا تَرَكْتُهُ “Ey amcacığım! Allah'a yemin olsun ki, bu davayı terk etmem şartıyla onlar sağ elime güneşi, sol elime de ayı verseler ben yine bu davadan vazgeçmem. Allah bu dini zafere erdirinceye ya da ben bu uğurda helak oluncaya, öldürülünceye kadar bu işe devam edeceğim.” Peki başta Gazze olmak üzere birçok İslam beldelerinde İslam ümmetinin evlatlarının bedenleri parçalanırken, yerlerinden edilirken ve açlıkta ölürken adını İslam’dan alan İran Silahlı Kuvvetleri'nin savaşı yürüten birimi Hatemül Enbiya Merkez Karargahı’nın, sırf İslam’la hiçbir ilgisi olmayan kendi mezhepçi ve ulusal çıkarlar adına Amerika’ya karşı gösterdiği tepkinin sahih iradeyle bir ilgisi var mı acaba?

Sahih iradenin en önemli unsurlarından biri de Müslümanların sözlerinde Allah’ın emirlerine bağlı kalmaları, amellerinde Allah’ın emrine bağlı kalarak hareket etmeleri ve her daim sadece O’nun rızasını gözetmeleridir. Nitekim Ebu Umame el-Bahili’nin rivayet ettiği hadiste, Allah’ın Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: إِنَّ اللَّهَ لا يَقْبَلُ مِنَ الْعَمَلِ إِلا مَا كَانَ لَهُ خَالِصًا وَابْتُغِيَ بِهِ وَجْهُهُ “Allah’ın rızası gözetilmeden ihlastan yoksun olarak yapılan bir ameli Allah kabul etmez.” Peki İran Silahlı Kuvvetleri'nin savaşı yürüten birimi Hatemül Enbiya Merkez Karargahı’nın, ümmetin ortak mülkü olan Hürmüz Boğazı’nı sanki kendi özel mülküymüş gibi kendi mezhepçi ve ulusalcı çıkarları adına kullanmasının Allah’ım emrine bağlı kalmakla bir ilgisi var mıdır?

Sonuç olarak İran’ın Amerika’ya karşı göstermiş olduğu tepki her ne kadar övgüye layık bir tepki olsa da, söyleminde, amelinde ve hedefinde İslami sahih bir iradeye sahip olmadığı sürece asla İslam ümmetinin hayrına bir sonuç olmayacaktır. إِنَّ اللّهَ لاَ يُغَيِّرُ مَا بِقَوْمٍ حَتَّى يُغَيِّرُواْ مَا بِأَنْفُسِهِمْ “Şüphesiz ki bir kavim, kendini nefsini değiştirmedikçe; Allah da onları değiştirmez.” [Rad 11]

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Ramazan Ebu Furkan

Template Design © Joomla Templates | GavickPro. All rights reserved.