- |
- İlk yorumlayan ol!
- yazı boyutu yazı boyutunu küçült Yazı boyutu büyüt
بسم الله الرحمن الرحيم
Haber - Yorum
Özbek Rejiminin Son Aşağılık Üslubu, Davet Ehli Karşısındaki Zilletinin ve Yenilgisinin Boyutunun İtirafıdır!
Haber:
Nevai vilayetindeki Zerafşan şehrinde bulunan 12 No’lu Islah Kurumu, mahkumlara, özellikle de sadece Rabbimiz Allah’tır dedikleri için hapishanelerin karanlık hücrelerinde tutulan Hizb-ut Tahrir gençlerine yönelik sistematik psikolojik ve fiziksel baskının yanı sıra onurları aşağılayan provokasyonlara tanık olmaktadır.(İç kaynaklar)
Yorum:
Özbekistan zindanlarının karanlıklarından bize, insanın içini bulandıran endişe verici haberler ulaşmaktadır. Özbek rejiminin on yıllar boyunca, kararlı ve sabırlı Hizb-ut Tahrir gençlerine karşı kullanmadığı hiçbir psikolojik ve fiziksel işkence yöntemi kalmamıştır.
Şimdi de en aşağılık suçları işlemekten çekinmeyen bu rejim, son çare olarak yeni bir aşağılık yönteme başvurmuştur. Zira güvenilir kaynaklardan gelen raporlara göre, çeyrek asırdır tutuklu bulunan parti gençlerinin serbest bırakılma tarihi yaklaşırken, onları “tövbe” etmeye zorlamak amacıyla şüpheli operasyonlar düzenlemektedir.
Bu alçaklığın özeti şudur: Partinin genç üyelerinden birinin, cezaevi idaresi tarafından kiralanmış başka bir mahkumla aynı hücreye kapatılmasıdır. Geceleri o ücretli adam gürültü çıkararak, partinin gençlerinden birinin kendisine cinsel tacizde bulunduğunu iddia etmiştir. Sonra hapishane müdürü bu gençle şu şekilde bir pazarlık yapmıştır: Ya fikirlerinden ve metodundan vazgeçtiğine dair bir taahhütname imzalayacak, ya da bu uydurma mesele açığa vurularak itibarı lekelenecektir.
Biz elbette bu tehditlere maruz kalan gençlerin isimlerini biliyoruz; ancak namus ve mahremiyetleri gözeterek bunları açıklamayacağız. Bunun yerine bu alçakça ve iğrenç eylemlerin arkasında duran mendeburlardan birinin adını açıklıyoruz: Bu kişi, Devlet Güvenlik Teşkilatı’nda görevli, Zerafşan şehrindeki 12 numaralı tesiste Operasyonlar Şefi olarak görev yapan Mahmud Huseynov'dur.
Ancak bu “tövbe ettirme” işlemleri, cezaevi yönetiminin kişisel bir girişimi değildir; aksine onların, ne pahasına olursa olsun Hizb-ut Tahrir gençlerinin azmini kırmak ve onlardan saf İslami fikirlerinden vazgeçtiklerine dair yazılı tavizler koparmak için en üst kademelerden kesin emirler aldıklarına dair en ufak bir şüphemiz yoktur; çünkü Özbek rejiminin, bunca yıl boyunca bu gençleri saf ve doğru yollarından döndürmede başarısız olması, rejimi halk nezdinde utanç verici ve zor bir duruma düşürmüştür.
Ayrıca bu başarısızlık, Allah'ın kelimesini yüceltmeye çalışan hak davetçileri karşısında yönetimin ve rejimin uğradığı ağır yenilgiyi de yansıtmaktadır. Bu zalim rejimin kapıldığı dehşetin boyutunu bir düşünün; zira elindeki tüm imkân ve araçlara rağmen hapishaneler bedenlerini zayıflatmış bir avuç Müslümana boyun eğdirmekten ve onları, zulüm ve baskı üzerine kurulu politikalarını reddetmelerini engellemekten aciz kalmıştır. Rejimin böylesine utanç verici bir yenilgiye tahammül edememesi gayet doğaldır.
Üstelik bu rejim, gece gündüz siyasal İslam'a karşı savaşı sürdürmesini talep eden Moskova ve Washington'daki efendilerini memnun etmek için adeta canını dişine takarak elinden gelenin en iyisini yapmaktadır. Nitekim Allahu Teala şöyle buyurmuştur: وَمَا نَقَمُوا مِنْهُمْ إِلَّا أَن يُؤْمِنُوا بِاللَّهِ الْعَزِيزِ الْحَمِيدِ * الَّذِي لَهُ مُلْكُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَاللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ شَهِيدٌ “ Onlardan, sırf, aziz ve hamid olan Allah’a iman ettikleri için intikam aldılar. O Allah ki, göklerin ve yerin hükümranlığı O'nundur ve Allah her şeye şahittir. ” [Buruc 8-9]
Daha önce defalarca vurguladığımız gibi Müslümanların bağrına çöreklenmiş rejimler ne kadar değişirse değişsin, değişmeyen sabit tek bir husus vardır ki o da: İslami kalkınmaya karşı verdikleri amansız mücadeleleri ve İslam’ın hayat vakıasında bir yönetim sistemi olarak uygulanmasının engellenmesidir. Örneğin tiran Kerimov'un halefi Mirziyoyev başkanlığındaki mevcut Özbekistan rejimi bugün, bu çılgın çatışmanın dışında olmadığını daha açık bir şekilde kanıtlamıştır.
Özbek rejimine ve kuyruklarına diyoruz ki: Sizler, bu muttaki ve tertemiz Müslümanların namusuyla oynayarak ateşle oynuyorsunuz ve son derece tehlikeli bir adım atıyorsunuz. Bunu yapmanızın sebebinin, bir Müslüman nezdinde namus meselesinin, bizzat ölümden bile daha ağır bir yük olduğunu kesin olarak bildiğinizden olduğu apaçık ortadadır. Eğer sizler bu derece bir alçalmışlığa düştüyseniz, bilin ki sonunuz yaklaşmıştır
Allah'ın dostlarına karşı savaş ilan ederek, aslında Allah'a karşı savaş ilan etmiş oluyorsunuz; bunun sonucu ise, aklınıza bile gelmeyecek ve hayallerinizde dahi tasavvur edemeyeceğiniz kadar vahim olacaktır. Bu nedenle sizleri, bu çirkin eylemlerden vazgeçmeye ve tutuklanan bu gençleri derhal ve şartsız olarak serbest bırakmaya davet ediyoruz. Yani sizleri, amel defterinizde zulümleri üst üste biriktirmenin kötü sonucuna karşı uyarıyoruz.
Bu risaleti size tebliğ ettik ve Allah da buna şahittir; artık bu bildiriden sonra hiçbir mazeret kalmamıştır!
وَلَا تَحْسَبَنَّ اللَّهَ غَافِلاً عَمَّا يَعْمَلُ الظَّالِمُونَ إِنَّمَا يُؤَخِّرُهُمْ لِيَوْمٍ تَشْخَصُ فِيهِ الْأَبْصَارُ
“(Rasulüm!) Sakın, Allah’ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Ancak, Allah onları (cezalandırmayı), korkudan gözlerin dışarı fırlayacağı bir güne erteliyor.” [İbrahim 42]
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
İslam Ebu Halil - Özbekistan