Logo
Bu sayfayı yazdır
Marib'de Gelişmiş Bir ABD İnsansız Hava Aracının Düşürülmesi ve Kızıldeniz'in Askerileştirilmesinin Devam Etmesi

بسم الله الرحمن الرحيم

Haber-Yorum

Marib'de Gelişmiş Bir ABD İnsansız Hava Aracının Düşürülmesi ve Kızıldeniz'in Askerileştirilmesinin Devam Etmesi

 

Haber:

1- Husilere bağlı El-Masirah Kanalı, “Grubun hava savunma sistemlerinin, Marib vilayetinde düşmanca görevler yürüttüğü ve ulusal egemenliği açıkça ihlal ettiği sırada, MQ-9 tipi gelişmiş bir Amerikan keşif uçağını düşürmeyi başardığını” bildirdi. (Ek Kuds El Arabi, 29 Mayıs 2026)

2- İngiliz Deniz Ticaret Operasyonları Kurumu Cuma günü, Yemen'in Sokotra Adası'nın 98 deniz mili kuzeyinde meydana gelen bir olayla ilgili ihbar aldığını söyledi ve kurum, bir tanker gemisinin, içinde 5 kişinin bulunduğu küçük bir teknenin kendisine yaklaştığını doğruladığı eklemesinde de bulundu; kurum, tanker gemisi üzerindeki silahlı güvenlik ekibinin uyarı ateşi açtığını ve bunun üzerine teknenin rotasını değiştirmek zorunda kaldığını bildirdi ve yetkililerin olayı soruşturduğunu belirtti. (El Cezire Web Sitesi, 22/5/2026)

Yorum:

Yemen semalarında ABD insansız hava araçlarının arka arkaya düşmesi ve Kızıldeniz ile Bab el-Mendeb'deki su yollarının çılgınca askerileştirilmesinin devam etmesi, büyük sömürgeci devletlerin ülkemize yönelik açık ve doğrudan müdahalesinin boyutuna bir kez daha ışık tutmakta olup bu olayların, nüfuz, kontrol ve stratejik konum üzerindeki daha derin uluslararası çatışmadan bağımsız olarak okunması mümkün değildir.

Uluslararası barış ve seyri sefer özgürlüğü adına sahte gözyaşları döken sömürgeci Amerika, eylemleri ve casusluk ve savaş uçaklarının uçuşları onun emellerinin gerçeğini ortaya koymaktadır. Zira Amerika, Yemen’i sadece jeopolitik bir nüfuz alanı ve kendi ulusal güvenlik hesaplarına ve bölgeye diz çöktürmeye ve servetlerini yağmalama yönelik projelerine tamamen boyun eğmesi ve kendi egemenliğinden kurtulmaya yönelik her türlü gerçek arzunun kuşatılması gereken stratejik bir konumu olarak görmektedir. Buna karşılık eski İngiltere, diplomatik kanalları ve yerel araçları aracılığıyla elinde geriye kalan tarihi nüfuz bağlarını korumaya çalışmakta olup bu da Yemen topraklarını ve sularını, bizim kanımız ve çocuklarımızın enerjisi üzerinden uluslararası hesaplaşmaları tasfiye etmeye yönelik bir saha haline getirmektedir.

Gerçek trajedi, sadece sömürgeci kafirin kibrinde değil, aksine yerel yöneticilerin ve grup liderlerinin bu uluslararası vekalet savaşlarının yakıtı olmayı kabul etmelerinde yatmaktadır; zira onlar, doğu ve batıdaki dış güçlere kendilerini kabul ettirme kartlarını sunmak için yarışıyorlar ve hiçbir zaman büyük devletlerin çıkarlarını pekiştirmeye ve Müslüman ülkelerin parçalanmasını meşrulaştırmaya yönelik araçtan başka bir şey olmayan Birleşmiş Milletler koridorlarından girişimler ve çözümler dileniyorlar.

Bugün denizlerde ve okyanuslarda toplanan kapitalist askerî güçler, Yemen halkının yaşamına ya da ekonomik ve hizmet alanındaki sıkıntılarına aldırış etmemektedir; aksine bu güçlerin varlık amacı, büyük kapitalist devletin ikmal hatlarını güvence altına almak ve ümmetin petrol, doğalgaz ve limanlar gibi servetlerinin kıtalararası tekelci şirketlerin doğrudan kontrolü altında kalmasını sağlamaktır.

Ey iman ve hikmet sahibi Yemen'deki Müslümanlar: Uçakları düşürmek ve küfür güçlerine karşı askeri gücün gösterilmesi, her ne kadar ümmetin meydan okuma ve dikteleri reddetme gücünü ortaya koysa da bu, ümmetin akidesi ve hadaratından kaynaklanan kapsamlı siyasi ve akidevi bir projeye dönüşmediği sürece eksik ve yetersiz olarak kalmaya devam edecektir. Gerçek zafer, sömürgecinin uluslararası siyasi ve hukuki şemsiyesinin altında kalmakla birlikte onunla sahada yüzleşirken yolun ortasında durmakla gerçekleşmez, aksine onun sisteminden ve şartlarından tamamen kurtulmakla gerçekleşir.

Yemen’deki güç ve kuvvet ehlinden olan muhlislerin şunu anlaması gerekir ki, bu anlamsız çatışmadan ve davamızın kötü niyetli bir şekilde uluslararası arenaya taşınmasından kurtulmanın yolu, bölgesel veya uluslararası aktörlere bağımlı olmak değil; aksine, değersiz anayasaları ve geçici çözümleri bir kenara bırakıp, enerjimizi yüce İslam’ın belirlediği gerçek siyasi yapıya yöneltmektir.

Sizleri, fikri, askeri ve siyasi sömürgeciliğin kökünü kazımak ve Nübüvvet Minhacı üzere Raşidi Hilafet Devleti'ni kurarak işleri şerî konumuna geri döndürmek için samimi ve ciddi bir şekilde çalışmaya davet ediyoruz; çünkü Allah’ın Kitabı ve Rasulü'nün sünnetinden kaynaklanan bağımsız siyasi iradeye sahip olan sadece Hilafet Devleti olduğu gibi ümmetin dağınıklığını bir araya getirip ordularını birleştirecek, sömürgecileri denizlerimizden ve hava sahamızdan kovarak Bab el-Mendeb, Kızıldeniz ve Müslüman ülkelerdeki tüm geçitlerin sadece İslami olmasını sağlayacak, Müslümanların geçitlerini koruyacak ve sadece İslam’ın otoritesine boyun eğdirecek olan da odur.

Allahu Teala şöyle buyurmuştur: وَإِذْ يَمْكُرُ بِكَ الَّذِينَ كَفَرُوا لِيُثْبِتُوكَ أَوْ يَقْتُلُوكَ أَوْ يُخْرِجُوكَ وَيَمْكُرُونَ وَيَمْكُرُ اللَّهُ وَاللَّهُ خَيْرُ الْمَاكِرِينَ “Hatırla ki, kâfirler seni tutup bağlamaları veya öldürmeleri yahut seni (yurdundan) çıkarmaları için sana tuzak kuruyorlardı. Onlar (sana) tuzak kurarlarken Allah da (onlara) tuzak kuruyordu. Çünkü Allah tuzak kuranların en iyisidir.” [Enfal 30]

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Abud El-Fakih – Yemen

Template Design © Joomla Templates | GavickPro. All rights reserved.