- |
- İlk yorumlayan ol!
- yazı boyutu yazı boyutunu küçült Yazı boyutu büyüt
بسم الله الرحمن الرحيم
Haber-Yorum
Kırgızistan, Güvenlik Konseyi Üyeliğinden Ne Elde Edecek?
Haber:
3 Haziran’da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yapılan oylamada Kırgızistan, 142 oyla iki yıllık bir süre için Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin geçici üyesi olarak seçildi. Kırgızistan’ın Güvenlik Konseyi’ndeki çalışması, 1 Ocak 2027 tarihinden itibaren başlayacaktır. Bu olayın akabinde Kabar haber ajansıyla yapmış olduğu röportajda Cumhurbaşkanı Sadır Caparov, Kırgızistan'ın Birleşmiş Milletler'e bir dizi öneri sunacağını açıkladı. Ona göre, hangi ülke olursa olsun, Birleşmiş Milletler kararlarını harfiyen uygulaması gerekir. Ayrıca Birleşmiş Milletler bünyesinde altı komitenin olduğu, ancak bunların beşinin kararlarına artık kimsenin önem vermediği ve bu arada Güvenlik Konseyi kararlarının çoğu zaman uygulanmaya devam ettiği eklemesinde de bulundu.
Yorum:
Birleşmiş Milletler, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra, savaştan galip çıkan büyük devletler tarafından kendi çıkarlarını korumak amacıyla kurulmuştur. ABD, Çin, Rusya, Fransa ve İngiltere, Güvenlik Konseyi'nin daimi üyeleridir. Bu ülkeler, çıkarlarına aykırı olan herhangi bir karar tasarısına karşı veto hakkına sahiptir. Bu nedenle bu devletlere ya da onların işlediği suçlara karşı herhangi bir karar çıkarılması neredeyse imkânsızdır.
Örneğin gaspçı Yahudi varlığın Gazze’de işlediği suçların soykırım olarak kabul edilmesini öngören bir karar tasarısı sunulduğunda, ABD veto hakkını kullanmış ve karar kabul edilmemiştir. Bu da Yahudi varlığı ne kadar suç işlerse işlesin, Birleşmiş Milletler tarafından kendisine herhangi bir kısıtlama dayatılmayacağı anlamına gelmektedir.
Bu yeni bir durum değildir; zira Birleşmiş Milletler, 2001 yılında milyonlarca insanın hayatına mal olan ABD’nin Afganistan'a yönelik saldırısı sırasında ve ardından 2003 yılında Irak işgali sırasında da acizliğini ortaya koymuştu. Ayrıca Amerika, bu yıl İran'a saldırdığında da Birleşmiş Milletleri hiç umursamamıştır.
Aynı durum Rusya için de geçerlidir; o da aynı şekilde kendisine karşı alınan her türlü kararı engellemektedir. Örneğin Ukrayna'ya karşı yürüttüğü savaşla ilgili olarak onu eleştiren veya bazı hareketlerini kısıtlayan bir karar tasarısı sunulursa, veto hakkını kullanabilir. Aynı durum Güvenlik Konseyi'nin diğer daimî üyeleri için de geçerlidir.
Bu da bu örgütün, ruhsuz bir beden olduğunu göstermektedir. Zira büyük sömürgeci ülkeler, Güvenlik Konseyi'nden yararlanmakta ancak çıkarları gerektirdiğinde Konsey'e başvurmayı beklememekte, aksine istedikleri zaman tek taraflı önlemler almaya ve savaşları alevlendirmeye devam etmektedirler.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde geçici bir üyelik, hiçbir karara gerçek anlamda etki edemeyen bir örgütte, Kırgızistan'a kayda değer bir fayda sağlamayacaktır. Buna sevinmek saflıktan başka bir şey değildir; özellikle de bu üyelik, Birleşmiş Milletlerin mesajını yerine getirmekten aciz kaldığı ve aynı şekilde boğucu bir mali krizinin acısını çektiği bir zamanda gerçekleşmişse. Zira Trump, ABD başkanlığına geldiğinden beri Birleşmiş Milletler'e sağlanan finansmanı durdurmakla tehdit etmektedir. Buna ek olarak Çin, örgüte ayrılan fonları geciktirmektedir. Bunun sonucunda Birleşmiş Milletler’e bağlı insani yardım kuruluşları ciddi bir krizden geçmektedir.
Bu durum, İkinci Dünya Savaşı'nın patlak vermesinden önceki duruma benzemektedir; zira o dönemde sömürgeci devletlerin sınırları daraldığında, yeni işgal edecek bölgeler aramak için savaşlara girişmişlerdi. Bugün de Amerika liderliğindeki sömürgeci devletler, nüfuzlarını genişletmek ve eski sömürgecileri nüfuz bölgelerinden kovmak için çabalarını yoğunlaştırmaktadırlar. Bununla birlikte Amerika'nın kendisi de iç ve dış politikasında derin bir kriz yaşamaktadır.
Sözün özü şudur: Dünyanın eskisi gibi kalmaya devam etmeyeceği artık açıkça ortadadır. Uluslararası kurallara uymamak ve uluslararası kuruluşların kararlarını tanımamak giderek daha yaygın bir hale gelecektir. Özellikle de dünya tek kutuplu bir sistemden çok kutuplu bir sisteme geçerken, bu gerçeklik gayet doğal gibi görünmektedir.
Bu nedenle Müslümanlar olarak bize düşen, Allah’ın bize vaat ettiği ve tüm ümmeti birleştirecek ve ümmetin onurunu, kanını ve canlarını koruyacak Hilafet Devleti’ni kurmak için çalışmamızdır. Çünkü dünyada adaleti sağlayacak, mazlumların haklarını koruyacak ve insanlığa onurlu ve refah içinde bir yaşam modeli sunacak olan işte bu devlettir.
Allahu Teala şöyle buyurmuştur: الَّذِينَ آمَنُوا إِن تَنصُرُوا اللَّهَ يَنصُرْكُمْ وَيُثَبِّتْ أَقْدَامَكُمْ “Ey iman edenler! Eğer siz Allah’a (Allah’ın dinine) yardım ederseniz O da size yardım eder, ayaklarınızı sabit kılar.” [Muhammed 7]
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Nureddin Asanaliyev