Logo
Bu sayfayı yazdır
Ortak Bildiri Mi, Yoksa Bağımlılık Belgesi Mi?!

بسم الله الرحمن الرحيم

Haber-Yorum

Ortak Bildiri Mi, Yoksa Bağımlılık Belgesi Mi?!

 

Haber:

Körfez İşbirliği Konseyi üyesi ülkelerin dışişleri bakanları, perşembe günü yaptıkları açıklamada, İran'ın vekil güçleri ve füze programıyla mücadele edilmesinin kalıcı bir barışın sağlanması açısından temel bir unsur olduğunu ve Tahran ile yapılacak her türlü ticaret ve yatırımın, İran’ın ABD ile imzaladığı mutabakat zaptına uymasına bağlı olarak iptal edilebileceğini açıkladılar. Bu ise bakanların, Manama’da ABD’li meslektaşları Marco Rubio ile yaptıkları toplantının ardından yayınlanan ortak açıklamada gelmiştir. (El-Kuds El-Arabi, 25 Haziran 2026)

Yorum:

Körfez İşbirliği Konseyi üye ülkelerinin dışişleri bakanları, Manama’da ABD’li mevkidaşlarıyla bir araya gelmiş ve başta İran dosyası ve Filistin sorunu olmak üzere bir dizi önemli bölgesel dosyaları ele alan ortak bir bildiri yayınlamışlardır.

Ancak bu toplantı üzerinde düşünen biri, burada bağımsız bir politika olmadığını, aksine gerek ülkelerinin güvenliğinde, gerek bölgesel ilişkilerde, gerekse de komşularıyla olan ticaret konusunda Washington’un izni olmadan karar verme yetkisine sahip olmayan rejimlerin gerçek yüzünü görecektir; zira bildiride, Körfez ülkeleri ile İran arasındaki herhangi bir ekonomik ilişkinin, Tahran’ın ABD ile imzalanan mutabakat zaptına bağlı olması ve Washington’un istediği herhangi bir zamanda iptal edilebileceği şartıyla olacağı açıkça geçmektedir!

Filistin'le ilgili olana gelince, bakanlar Filistinlilere yönelik herhangi bir siyasi ufku, Güvenlik Konseyi’nde onaylanan Trump planıyla ilişkilendirmişlerdir; bu plan ise pratikte işgalin pekişmesine ve “hükümet dışı silahlı grupların silahsızlandırılması” sloganı altında direniş hakkının tasfiye edilmesine yol açmaktadır; bu da Filistin davasına verilen sözde desteği, normalleşme sürecinden bir kopuş değil, onun tamamlayıcısı haline getirmektedir.

Lübnan ve Suriye’ye açısından olana gelince; bildiride ABD’nin himayesinde yürütülecek müzakereler memnuniyetle karşılanmakta ve İran’ın partisinin tamamen silahsızlandırılması talep edilmektedir; Suriye hükümetine yönelik destek ise, yatırıma yönelik açılım programı ve sözde terörle mücadele şartına bağlı olarak gelmiştir.

Açıklamada belirtilmeyen gerçek ise, bu kararların tamamının Manama’da okunmadan önce Washington’da formüle edilmiş olması ve Filistin meselesinin bu denklemde, bir hak ve özgürlük meselesi olarak değil, idari ve yeniden imar dosyası olarak sunulmasıdır.

Bu rejimler hiçbir zaman bağımsız bir iradeye sahip olduklarını kanıtlamamışlardır ve hiçbir zaman ümmetin haysiyetine giden bir yol olmayacaklardır. Tarih, milletlerin haklarını işgalcinin himayesi altında müzakere yoluyla geri kazanmadıklarını, ancak inançlarından doğan bir liderliğe sahip olduklarında ve milletlerin çıkarlarını her türlü dış dayatmanın üstünde tuttuklarında haklarını geri kazandıklarını kanıtlamaktadır.

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Ethem Abdulkerim

Template Design © Joomla Templates | GavickPro. All rights reserved.