- |
- İlk yorumlayan ol!
- yazı boyutu yazı boyutunu küçült Yazı boyutu büyüt
بسم الله الرحمن الرحيم
Haber-Yorum
Graham Öldü Ama Amerika’nın Yahudi Varlığına Verdiği Destek Ölmedi
Haber:
12 Temmuz’da Reuters, Yahudi başbakan ve diğer üst düzey yetkililerin 12 Temmuz 2026 Pazar günü ABD’li Senatör Lindsey Graham’ın vefatı nedeniyle taziyelerini ilettiklerini ve değerli bir dostlarını kaybettiklerini söylediklerini bildirdi. Netanyahu yaptığı açıklamada, “Lindsey, İsrail ile ABD’nin güvenliğinin birbirinden ayrılamayacağının farkındaydı” dedi. (Reuters)
Yorum:
Müslümanlar, Netanyahu’nun Lindsey Graham’ın ölümüne duyduğu üzüntüyü duyduklarında hazin bir tefekkürle, hem ölmüş olan hem de ölümü bekleyen tüm zalimler hakkında Allah Celle Celaluhu'nun şu kavlini hatırlamaktadırlar: وَلَا تَحْسَبَنَّ اللَّهَ غَافِلاً عَمَّا يَعْمَلُ الظَّالِمُونَ إِنَّمَا يُؤَخِّرُهُمْ لِيَوْمٍ تَشْخَصُ فِيهِ الْأَبْصَارُ “(Rasulüm!) Sakın, Allah’ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Ancak, Allah onları (cezalandırmayı), korkudan gözlerin dışarı fırlayacağı bir güne erteliyor.” [İbrahim 42]
Müslümanlar ise, Müslümanlara karşı işlediği tüm suçlarda Yahudi varlığını destekleyen Lindsey Graham’ın vefat haberine yanıt olarak, İslam ve Müslümanlara karşı kâfirlerin önde gelen liderlerinden biri olan Ebu Cehil’in ölümünü duyduğunda Allah'ın Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in verdiği şu cevabı hatırlamaktadırlar; zira İmam Ahmed Müsned’inde, İbn Mesud Radıyallahu Anh'ın şöyle dediğini rivayet etmiştir:أَتَيْتُ النَّبِيَّ ﷺ يَوْمَ بَدْرٍ فَقُلْتُ: قَتَلْتُ أَبَا جَهْلٍ. قَالَ: آللَّهِ الَّذِي لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ؟ قَالَ: قُلْتُ: آللَّهِ الَّذِي لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ؟ فَرَدَّدَهَا ثَلَاثًا. قَالَ: اللَّهُ أَكْبَرُ، الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي صَدَقَ وَعْدَهُ وَنَصَرَ عَبْدَهُ وَهَزَمَ الْأَحْزَابَ وَحْدَهُ. انْطَلِقْ فَأَرِنِيهِ، فَانْطَلَقْنَا فَإِذَا بِهِ، فَقَالَ: هَذَا فِرْعَوْنُ هَذِهِ الْأُمَّةِ “Bedir Savaşı günü Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in yanına gelip: Ebu Cehil'i öldürdüm dedim. Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Kendisinden başka ilah olmayan Allah hakkı için mi?" diye sordu. Ben de: Kendisinden başka ilah olmayan Allah hakkı için (öldürdüm) dedim. Sallallahu Aleyhi ve Sellem bunu üç defa tekrar etti. Sonra Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Allahu Ekber! Vaadini yerine getiren, kuluna yardım eden ve müttefikleri (düşman birliklerini) tek başına hezimete uğratan Allah'a hamdolsun. Kalk da bana onu göster!" Kalkıp gittik ve (cesedini) gördük. Bunun üzerine Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "İşte bu, bu ümmetin Firavunudur!" buyurdu.”
Lindsey Graham ise, bu asrın firavunu Donald Trump’ın ana destekçilerinden biriydi. Graham ölmüş olsa da, onun savunduğu Amerika’nın Yahudi varlığına yönelik politikası hâlâ canlılığını korumaktadır. Müslümanların farkına varmaları, buna karşı tedbir almaları ve başarısız kılmak için çalışmaları gereken gerçek işte budur. Netanyahu’nun abartıları bir yana, Amerika’nın Müslüman ülkelere yönelik sömürgeciliğinin devam etmesi, özellikle ileri askeri üssü, yani Yahudi varlığı da dahil olmak üzere bu ülkelerdeki askerî yapılanmasının varlığına dayanmaktadır. Çünkü Amerika’daki derin devlet, baştan sona Amerika’ya sadık olup, Yahudi varlığının kendi çıkarlarına hizmet ettiğini düşünmektedir. Bu nedenle Amerika, İngiltere'nin Yahudilere yönelik daha önceki politikasını sürdürmektedir; bunu ise, onların tamamının İslam ümmetine karşı bir mızrak ucu olmaları ve ümmetin de, Allah'ın indirdikleriyle yönetecek ve İslam'ın adaletini dünyaya yayacak insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmet olma aslına geri dönüşünü geciktirmek için yapmaktadır.
Ayrıca Yahudi varlığının şu anki genişlemesi de Trump’ın Müslüman ülkelere yönelik planının bir parçasıdır; böylece Batı’da Yahudi varlığını, Doğu’da ise Hindu devletini güçlendirirken, Müslüman ülkeleri ise, gerek kendi içlerinde gerekse birbirleri arasındaki savaşlarla zayıflatılmak istenmektedir.
Müslümanlar ise, Allah Celle Celaluhu'nun şeriatına bağlı kalarak, buna göre yollarını belirlemeleri gerekir. Nitekim Müslümanların en tehlikeli düşmanı, Müslümanlarla savaşan ve onlarla savaşanlara yardım eden Amerika’dır. Orta Doğu’da barışı tesis etmenin yolu, Yahudi varlığı da dahil olmak üzere ABD’nin askeri yapısı, Amerikan üsleri, büyükelçilikler kurumu kılığına bürünmüş ABD casusluk merkezleri ve Müslümanların başındaki yöneticilerden oluşan ABD’nin ajanları ve takipçileri gibi bu barışı ifsat eden unsurları ortadan kaldırmaktır. Ayrıca Orta Doğu’da barışı tesis etmenin yolu, yüzyıllar boyunca bu bölgede barışı koruyan şeyin, yani Allah Celle Celaluhu'nun şeriatının yeniden tesis edilmesidir. Bunun şerî yolu ise, Nübüvvet Minhacı üzere İkinci Raşidi Hilafettir; zira tüm İslam ülkelerini tek bir devlet altında birleştirecek, Amerikan güçlerini geri çekilmeye zorlayacak ve mübarek toprakları Yahudilerin pisliğinden arındıracak olan sadece Hilafettir. O halde Müslümanlar, yalnızca Allah Celle Celaluhu'ndan korkarak çalışsınlar ki böylece Allah bize, yardımını bahşetsin. وَيَوْمَئِذٍ يَفْرَحُ الْمُؤْمِنُونَ * بِنَصْرِ اللهِ “O gün Allah’ın zafer vermesiyle müminler sevinecektir.” [Rum 4-5]
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Musab Umeyr – Pakistan