- |
- İlk yorumlayan ol!
- yazı boyutu yazı boyutunu küçült Yazı boyutu büyüt
بسم الله الرحمن الرحيم
Haber - Yorum
Rakamlar Saniyeler İçinde Okunuyor; Ancak Her Bir Rakamın Arkasında Bir Çocuk, Bir Aile ve Devam Etmesi Gereken Bir Hayat Vardır!!
Haber:
Haaretz gazetesi, geçen yıl 10 Ekim’de ateşkesin ilan edilmesinden bu yana Yahudi varlığının hava kuvvetleri tarafından gerçekleştirilen saldırıların, Gazze Şeridi’nde her gün ortalama bir çocuğun hayatını kaybetmesiyle sonuçlandığını ortaya çıkardı.
Yorum:
Çocukların öldürülmesi günlük ortalamayla hesaplanan bir rakam haline geldiğinde bu, acı bir şekilde savaşların gerçek kurbanlarının masum insanlar olduğunu hatırlatmaktadır; oysa bir çocuğun öldürülmesini sıradan bir haber haline getirecek hiçbir gerekçe yoktur; zira rakamlar saniyeler içinde okunuyor; ancak her bir rakamın arkasında bir çocuk, bir aile ve devam etmesi gereken bir hayat vardır.
İnsan hakları, çocukların korunması ve uluslararası sözleşmeler hakkında birçok şey işitiyoruz; ama sonra çocukların öldürüldüğüne, hayatlarının yıkıldığına ve insan onuruna yaraşır bir yaşamın en temel standartlarında bile haklarının ihlal edildiğine tanık oluyoruz; bazı çocukların kanına geniş bir ilgi gösterilirken, Müslüman çocukların aynı derecede koruma veya dayanışma görmemelerine tanık olmamız işte bu çifte standarttır!! Peki bu sözleşmeler, kağıt üzerindeki bir mürekkep olarak kalırsa, o zaman ne değeri var ki?!
Yıllardır sükûnet ve ateşkes duyuruları tekrarlanıyor; ancak raporlar ve fotoğrafların ortaya koyduğu trajik gerçeklik ile başta çocuklar olmak üzere masum sivillerin kurban edilmesi, bu ateşkesleri kamuoyunu aldatmak için kullanılan sahte birer kâğıttan ibaret bir hale getiriyor ve sanki hayat normale dönmüş ve Gazze halkı artık güvenlik ve huzur içinde yaşıyormuş gibi bir yanılsama yaratıyor! Çünkü niyetler, sahte açıklamalarla değil; aksine sahada olup bitenlerle, saldırıların sürmesiyle ve can kayıplarının yaşanmasıyla ölçülür; o hâlde bu ateşkeslerin bir faydası ve bir değeri var mı ki?!
Bu acı verici gerçeklik, ateşkes anlaşmasını garanti altına alan arabulucuların tamamen acziyetini, hatta suç ortaklıklarını ortaya koymaktadır. Bombardımanlar, suikastlar, aç bırakma ve sahadaki genişleme her geçen gün devam ederken, ihlalleri durdurmaya yönelik ciddi bir hareket görülmediği gibi tırmanışın boyutuna denk olan siyasi bir tutum bile sergilenmemektedir. Olan şey şudur; işgalci devlet esirlerini geri alıp, ardından da başka araçlarla savaşa devam ederken, garantörler ise sanki anlaşmanın imzalanmasıyla rolleri sona ermiş gibi sessizliğe bürünmüşlerdir.
Soru artık sadece şu değildir: İşgal, neden ateşkesi ihlal ediyor? Aksine soru şudur: Bu gaspçı varlığın koruyucu kalkanı olan arabulucular, boyun eğme ve teslimiyet anlaşmasının bizzat yalancı şahitleri oldukları sırada, neden Gazze’deki çocukları ve onların acılarını düşünmediler?
Tüm Filistin halkı, Müslümanların topraklarında dilediği gibi dolaşan ve tüm hurumatları, kutsalları ve insani değerleri ihlal eden ve bunu da sahte ve yozlaşmış demokrasiden söz eden dünya devletlerinin, topraklarını ve onurlarını satan ajan yöneticilerin ve kışlalarında konuşlanıp Mutasım’ın ve Selahaddin’in şeref duygusuyla hareket etmeyen orduların gözü ve kulağı önünde yapan bu gaspçı varlığın varlığı nedeniyle büyük acılar çekmektedir! Dahası bu gaspçı varlığı pekiştirmek için konulan emir ve yasalara göre hareket etmektedirler!
Filistin’deki halkımızın durumunun, onu ve varlığını tanımaya ve Müslümanların mübarek topraklarda zulüm gören kardeşlerinin yardımına koşmasını engelleyen sınırlarla onu korumaya değil; aksine zulmün ortadan kaldırılmasına, düşmanların tuzaklarının püskürtülmesine ve toprağı gasp edenlerden, namusu ihlal edenlerden, çocukları evlerinden edenlerden ve mukaddesatları kirletenlerden hesap sorulmasına ihtiyacı vardır.
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Rana Mustafa