- |
- İlk yorumlayan ol!
- yazı boyutu yazı boyutunu küçült Yazı boyutu büyüt
بسم الله الرحمن الرحيم
Haber-Yorum
Tataristan ve Başkurdistan Müslümanları, Özel Askeri Operasyonda Ölenler Listelerinin Başında Yer Alıyor
Haber:
19 Haziran’da Radio Liberty, Putin ile Tataristan Cumhurbaşkanı arasındaki bir görüşmeden bir alıntı yayınladı; alıntıda şöyle geçti: Rüstem Minnihanov’un açıklamasına göre, “Tataristan’dan yaklaşık 54.500 kişi, ya sözleşmeli asker olarak ya da genel seferberlik yoluyla Ukrayna’ya karşı savaşta görevlendirildi.” Tataristan, Ukrayna’ya karşı savaşta teyit edilen ölü sayısı bakımından Başkurdistan’ın ardından ikinci sırada yer alıyor.
Tataristan Cumhurbaşkanı Rüstem Minnihanov, Kazan’da Vladimir Putin ile yaptığı görüşme sırasında, 56.000’den fazla kişinin Ukrayna’ya karşı savaşmak üzere ülkeden ayrıldıklarını açıkladı. Ayrıca Minnihanov, özel askeri operasyonu desteklemek için 91 milyar Rubleden fazla bir tutarın ayrıldığını da ekledi. Görüşmenin metni Kremlin’in internet sitesinde yayınlandı.
Yorum:
Tataristan ve Başkurdistan, nüfus bakımından Rusya Federasyonu’nun en büyük iki devletidir; zira her ikisinin de nüfusu dört milyonu aşmaktadır. Sovyetler Birliği’nin dağılmasından bu yana bu iki bölgedeki Müslümanlar, Kremlin’den bağımsızlıkları için mücadele ettiler ancak bu mücadelede hiçbir zaman başarılı olamadılar.
Bugün ise kafir Kremlin rejiminin boyunduruğu altında ezilen bu iki bölgenin Müslümanları, bir kez daha başka hedeflerin gerçekleştirilmesi için bir araç olarak kullanılıyorlar ve çocuklarının canlarını feda ediyorlar. Tataristan ve Başkurdistan, özel askeri operasyona asker gönderen ülkeler listesinin başında yer alıyor. “Idel.Realii” sitesinin istatistiklerine göre, cephede 9.000'den fazla Tataristanlı ve 10.000'den fazla Başkurdistanlı öldürülmüştür.
Her iki ülkenin yetkilileri, nüfusun hızla azalması nedeniyle fiilen demografik sorunu tartışıyorlar. Zira uzmanlar, özel askeri operasyonun sona ermesinin ardından bazı komplikasyonların yaşanacağını öngörüyorlar. Savaştan dönenler genellikle yaralıları, engellileri ve psikolojik sorunları olanları içermektedir; nitekim bu kişiler topluma uyum sağlamakta büyük zorluklar yaşayacaklardır. Bu ağır yük, zaten savaşın yüksek maliyetleri sonucunda ekonomik zayıflığın acısını çeken devletin omuzlarına binecektir.
Tataristan ve Başkurdistan, doğal kaynaklar açısından Rusya’nın en önemli beş devleti arasında yer almaktadır. Tataristan, Rusya’nın en önemli petrol üretim bölgelerinden biri olarak kabul edilmektedir; ayrıca doğal gaz ve inşaat malzemesi rezervlerine de sahiptir. Başkurdistan ise petrol, doğal gaz, bakır cevheri, kireçtaşı ve diğer madenler açısından zengin bir ülkedir. Bununla birlikte Moskova, hem insan kaynakları hem de doğal kaynakları olmak üzere tüm bu kaynakları elinde bulundurmaktadır.
İnsanlar arasında, bağımsızlık ve Kremlin’in hegemonyasından kurtulmak için mücadele etmeye sevk eden özlem ve kararlılığa sahip olanlar her zaman var olmuştur. Özgürlük mücadelesinin en ön saflarında yer alan toplumun bu aktif kesimi; genellikle kendisine başkaldırdığı sistemin maddi ve siyasî yönlerinin kontrolü altında faaliyet göstermektedir. Bundan da önemlisi bu aktivistler, ideolojik bir tuzağın rehinesi olarak kalmaya devam etmektedirler.
Dünyanın dört bir yanındaki diğer Müslümanlar gibi Tataristan ve Başkurdistan Müslümanları da; halklar için özgürlük ve bağımsızlığın tek yolunun laiklik ile dinin günlük hayattan ayrılması üzerine kurulu demokrasi olduğu fikrini tüm dünyaya dayatan yalancı sömürgecilere boyun eğmeye devam etmektedirler. Oysa burada insanlar kendi kanunlarını kendileri koymakta, kendi kendilerinin efendileri olmakta ve insan hakları ve bireysel özgürlüklere dayanmaktadır. Buna rağmen halklar, sınırları sömürgeciler tarafından çizilmiş ulus-devletlerin sınırları içinde yaşamaktadırlar.
Böylece laiklik, milliyetçilik ve demokratik değerler gibi fikirlerle zehirlenmiş hareketler, kendilerini bir çıkış yolu olmayan boş bir halkanın içinde bulmaktadır. Sömürgeci kâfirler tarafından konulan kurallara dayanan ve ulus devletler çerçevesinde faaliyet gösteren özgürlüğü hedefleyen tüm hareketler, nihayetinde kaçınılmaz olarak bu sisteme boyun eğmenin ve köleliğin başka bir şeklinin içine düşmektedir. Buna dair açık bir örnek, Tataristan ve Başkurdistan Müslümanlarıdır.
Yegâne tek çözüm, onların köklerine, yani İslam dinine geri dönmeleridir. Zira İslam, birey, toplum ve devlet için olan bir hayat sistemidir. İslam’ı bir ideoloji olarak benimsemek, toplumda fikri bir uyanışa, dolayısıyla da İslami yaşam tarzının yeniden canlanmasına yol açacaktır. İşte sadece o zaman Tataristan ve Başkurdistan Müslümanları, Kremlin’in egemenliğinden kurtulacak, sömürgeci kâfirler tarafından çizilen ulusal sınırları ortadan kaldıracak, İslam temelinde birleşecek ve şeriatı uygulayarak özgürlük ve refaha kavuşacaklardır.
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Eldar Hamzin