Logo
Bu sayfayı yazdır
Türkiye-Pakistan-Suudi Arabistan İttifakı

بسم الله الرحمن الرحيم

Haber-Yorum

Türkiye-Pakistan-Suudi Arabistan İttifakı

Haber:

Pakistan, Türkiye ve Suudi Arabistan arasındaki üçlü askeri ittifak, bu yılın Ağustos ayının 7'sinde Mekke'de imzalandı; bu anlaşmanın en önemli maddelerinden biri, ittifaka üye herhangi bir ülkeye yönelik herhangi bir saldırının, ittifakın kendisine ve hatta ittifakın tüm ülkelerine yönelik bir saldırı olarak kabul edileceğini belirtmesidir; aynı şekilde bu ittifakın, herhangi bir ülkeye yönelik olmayan bir savunma ittifakı olduğu da belirtilmiştir.

Yorum:

Hiç şüphe yok ki bu ittifak, Trump yönetiminin bu yılın başında titizlikle formüle ettiği yeni bir askeri ve güvenlik stratejisinin meyvesidir ve şu formül altında gerçekleşmiştir: “Amerika'nın müttefikleri ve ortaklarıyla yük paylaşımının artırılması.” Dolayısıyla bu, Amerika'nın ortaklarından ve ajanlarından, kendi bölgelerinin güvenliğini savunmada daha fazla sorumluluk üstlenmelerini talep ettiği yeni bir Amerikan politikasıdır; yani bu, ABD dış politikasında yeni bir model olup bu da Amerika'nın, kendi denetimi altındaki bölgelerinin güvenliğini koruyan bölgesel güçlerden oluşan bir ağa liderlik edeceği anlamına gelmektedir; bu ise, Amerika'nın stratejik caydırıcılık ve yük paylaşımı gibi yeni başlıklar altında iş birliği yaptığı veya kendisiyle müttefik olan devletlerin liderleri için gerçek lider ve yönlendirici konumunu korurken, Amerika'nın asker göndermekten ve harcama yapmaktan tasarruf etmesini sağlayacaktır.

Dolayısıyla Amerika, bu ittifakları oluşturarak genel stratejilerini belirleyen ve bu ittifakların teknolojik ve istihbarat yönlerini kontrol eden bir taraf olurken, bölgesel ülkeler ise sınır bölgelerini ve bölgelerin deniz geçitlerini korumak amacıyla güvenlik muhafızlığının ve bölgesel caydırıcılığın büyük bir kısmını üstlenecek ve -gerekirse- de yerel savaşlara girecektir.

Amerikan bakış açısına göre bu tür ittifaklar, bölgesel istikrarı sağlamakta; bölgelerdeki dengeyi istikrarın temeli haline getirmeye çalışmakta, gergin bölgelerdeki alevlenmeyi hafifletmekte ve böylece Amerikan çıkarlarına en düşük maliyetle hizmet etmektedir.

Bu Pakistan-Türkiye-Suudi Arabistan ittifakı, ABD’nin bu yeni dış politikasının mükemmel bir örneğidir; dahası Ortadoğu ve çevresinde bu politikanın somut bir yansımasıdır; zira Pakistan’ın nükleer gücü, Türkiye’nin askeri üretim kapasitesi ve Suudi Arabistan’ın petrol gelirleriyle oluşturulan bu ittifak, bölgedeki güvenliği sağlamak, Yahudi varlığı gibi genişleyen güçlere karşı denge oluşturmak ve İran gibi ABD’nin yörüngesinden çıkan güçleri sindirmek için kurulmuştur.

Ayrıca, bu ittifakın bir diğer büyük faydası da Çin’e karşı sağlam bir savunma duvarı kurmak, Çin’in batıya doğru yayılmasını engellemek ve Pakistan’ı Çin ile her türlü bağdan uzaklaştırarak tamamen ABD’ye bağlı bir ülke haline getirmektir.

Belki de bu yeni ittifak, Yahudi varlığının şimdiden söz etmeye başladığı gelecekteki olası ittifaklarla karşılaşacak ve onları dengeleyecektir; örneğin varlığın Hindistan ve Birleşik Arap Emirlikleri ile birleştiği ittifak ya da Yunanistan ve Kıbrıs ile bir araya geldiği ittifak gibi.

Bu yeni Amerikan güvenlik stratejisine göre bu zıt bölgesel ittifaklar, istikrarı sağlayacak ve devletlerin birbirlerine egemen olmasını engelleyecektir; ABD ise, bu devletler kendileri için çizilen disiplinli yoldan çıkmaya çalışırsa, dizginleri elinde tutmaya devam edecektir; çünkü ittifak fikri, rekabet halindeki bölgesel güçlerde büyük savaşlar başlatma konusunda bir korku hissi oluşturacak ya da özellikle bu sistemin uluslararası liderliğinin (Amerika) varlığıyla birlikte, bölgesel düzeni bozma düşüncesinden geri adım atılmasını sağlayacaktır.

Bu üçlü ittifakın bu kadar kolay hayata geçirilebilmesinin sebebi, Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan gibi bu üç liderliğin Amerika'ya tabi olmasıdır; bu yüzden Amerika açısından, daha büyük hırs ve emelleri olan diğer ülkeler yerine önce bu ittifakla başlamak daha uygun görülmüştür.

Müslümanların üzerine düşen, bu ittifakı reddetmeleridir; zira bu, Amerika’ya bağlılığın yeni şekillerinden biridir; bunun yerine, Müslümanları hiç kimsenin diktelerine boyun eğmeyen tek bir liderlik altında birleştirecek Hilafet Devleti'nin kurmak için çalışmalarıdır; hatta bu liderlik, Amerika’yı ve tüm sömürgeci güçleri dünya düzeninin liderliğinden geri dönülmez bir şekilde kaldırıp atacak büyük İslam Devleti'nin önderliğindeki ideolojik siyasi bir liderliğin altında tüm Müslüman halklara liderlik etmek için çalışacaktır.

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Ahmed El-Hutvânî

Template Design © Joomla Templates | GavickPro. All rights reserved.