Logo
Bu sayfayı yazdır
Filistin Otoritesi Batmıştır; Eğer Onun Karşısında Durmazsanız Sizi de Beraberinde Batıracaktır

بسم الله الرحمن الرحيم

Haber-Yorum

Filistin Otoritesi Batmıştır; Eğer Onun Karşısında Durmazsanız Sizi de Beraberinde Batıracaktır

Haber:

Gazetecilerle yaptığı bir diyalog oturumunda Filistin Otoritesi Maliye Bakanı Estephan Salameh, otoritenin karşı karşıya olduğu bir dizi çetrefilli mali dosya hakkında konuştu; bu dosyalardan öne çıkanlar, likidite krizi, yaklaşık 4 milyar şekel seviyesine ulaşan sağlık sektörünün borç yükü ve Yahudi varlığı tarafından alıkonulan yaklaşık 6 milyar şekel tutarındaki takas fonlarıdır.

Açıklamalarında en çok dikkat çeken noktalardan biri, akaryakıt sübvansiyonu dosyası hakkındaki konuşmasıydı; zira “Akaryakıt gelirlerini memurların maaşlarını ödemek için kullanmanın doğru olmadığını” söyleyerek, akaryakıt üzerinden alınan iki verginin 16 aydır otoritenin hazinesine aktarılmadığını belirtti. Ayrıca otoritenin yakın zamana kadar petrol sektörüne yılda en az 1 milyar şekel destek sağladığı, ancak artık bu desteği sürdüremeyeceği eklemesinde bulunmuş ve desteğin, ödeme gücü olan şirketlere ve kişilere değil, hak eden kesimlere yönlendirilmesi gerektiğini vurgulamıştır.

Yorum:

Yakıt sübvansiyonlarının kaldırılması, mali kriz içindeki otorite için sihirli bir çözüm olacak mı? Otoritenin bölgelerindeki akaryakıt fiyatlarının dünya çapında en yüksek seviyelerde yer aldığı bilinmektedir; otoritenin Maliye Bakanı’nın “hükümet desteği” olarak nitelendirdiği açıklama, gerçekte devlet hazinesinden insanlara veya akaryakıt şirketlerine nakit para aktarımını ifade etmemektedir; dahası burada kastedilen, Paris Ekonomi Protokolü uyarınca otoritenin koyma hakkına sahip olduğu vergi oranındaki (mavi vergi olarak bilinen şey), Yahudi varlığındaki akaryakıt fiyatlandırmasına kıyasla yapılan bir indirimdir; yani basitçe ifade etmek gerekirse otorite; Paris Anlaşması'nın, Filistin otoritesi bölgeleri ile varlık arasında izin verdiği fiyat farkı marjı doğrultusunda insanların cebinden daha az vergi alıyordu, şimdi ise verginin tamamını almaya çalışacaktır!

Bu anlamda sübvansiyonun kaldırılması, fiyatın Yahudi varlığındaki seviyeye ulaşması için insanlara uygulanan verginin artırılmasından başka bir şey ifade etmeyecektir; zira otorite, fiyatı düşürmek için kendi cebinden hiçbir şey ödemiyordu; aksine vergi korsanlığının bir kısmından vazgeçiyordu, bugün ise, sübvansiyonu kesmeye karar verdiğinde, aslında insanların parasını yağmalamaktan elde edeceği payın tamamını almak istemektedir.

Otoritenin Maliye Bakanı’nın açıklamalarında geçen şu sözler dikkatimi çekti: “Bu iki akaryakıt vergisi, 16 aydır Filistin hazinesine aktarılmamıştır”; yani Yahudi varlığı, Bakan’ın akaryakıt fiyatlarına eklediği bu akaryakıt vergilerini, takas paralarıyla birlikte elinde tutuyor demektir. Eğer otorite zaten en başından beri bu vergiyi tahsil etmiyorsa, verginin artırılması likidite krizine ve maaş krizine nasıl çözüm olabilir ki?! Vergi artışının tek pratik sonucu, Yahudi varlığının sadece takas fonlarını değil ekonominin tüm mafsallarını kontrol etmesinin gölgesinde varlığın elinde tutulan meblağların artması ve fiyat artışlarının yükünü ise insanlar yüklenmesi olacaktır.

Başka bir deyişle: İnsanlardan bugün daha fazla ödeme yapmaları talep edilmektedir; karşılığında ise bu ek miktarın işgalin elinde tutulacağı ve işgal, otoritenin performansından ve elektronik ödemeyi dayatma ve dijital dönüşümü hızla ilerletme konusundaki gayretinden memnun kalırsa, bu miktarın kırıntılarının otoriteye aktarılmasına izin vereceği vaat edilmektedir. Oysa bunun yerine durum olduğu gibi kalabilir ve daha düşük fiyat marjı, maaşlarda ciddi eksikliğin, sağlık hizmetlerinde ağır ihmallerin, eğitim sürecinde çöküşün ve canları ile mallarının güvenliği konusunda korkunun acısını çeken insanlara bırakılabilir.

“Sübvansiyonların ödeme gücü olan şirketlere ve kişilere gittiği” sözüne gelince; Filistin otoritesinin Maliye Bakanı’nın bahsettiği sübvansiyonların kaldırılması, şirketler, fabrikalar, bireyler, otobüsler ve nakliye araçları dahil olmak üzere herkes için akaryakıt fiyatlarının yükselmesi anlamına gelmektedir. Bu da zengin ve yoksul arasında bir ayrım yapılmaksızın herkes için fiyat artışının olması demektir; çünkü akaryakıt, sadece zenginlere özgü lüks bir mal değildir, aksine fiyat artışından herkesin etkilendiği temel bir maldır. Hatta Bakan’ın açıklamasının tam tersine, en düşük gelir grubu bu durumdan en fazla etkilenen kesim olacaktır.

Sonuç olarak Filistin otoritesi, Oslo'nun ve Paris Ekonomi Protokolü'nün bataklığında boğulmuş durumda olup geçici değil, yapısal bir finansal krizin içindedir. Nitekim otorite, çirkinliğini güzelleştirme ve insanların parasına yönelik korsanlığın adını akaryakıt sübvansiyonunu kaldırma olarak değiştirme çabasıyla, süslü sloganlar ve albenili açıklamalardan başka bir şey yapmamaktadır! Dolayısıyla otoritenin bir hedefi olmadığı gibi insanların yaşamlarını çekilmez ve sıkıntılı hale getirmek için onlara baskı yapma konusunda Yahudi varlığı ve Amerika'nın emirlerini yerine getirip onlara yardım etmediği sürece Yahudi varlığı ve Amerika nezdinde hiçbir yeri de kalmayacaktır. Ayrıca insanlar onların karşısında durup tuğyanlarına engel olmadıkça ve onlar da topraklarından, kaderlerinden ve mallarından ellerini çekmedikçe bu; yatırımı geçin, bilakis yaşamı bile dışlayan bir ortam oluşturarak insanları göçe zorlama ve direnişlerini kırma amacına hizmet edecektir.

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Sabir Hüseyin

Template Design © Joomla Templates | GavickPro. All rights reserved.