- |
- İlk yorumlayan ol!
- yazı boyutu yazı boyutunu küçült Yazı boyutu büyüt
بسم الله الرحمن الرحيم
Haber-Yorum
Düşmanları Caydıran, Ümmeti ve Onun Beldelerini Koruyan Hazırlık; Bunun Gerçekleşmesi İçin Çabalamamızı ve Mücadele Etmemizi Gerektirir
Haber:
Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, Kahire’nin Orta Doğu’da nükleer silahlar ve kitle imha silahlarından arındırılmış bir bölge oluşturma yönündeki çabalarını sürdüreceğini vurguladı.Abdülati'nin açıklaması, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansının Genel Konferansı'nın, ajansın kapsamlı güvence sisteminin Orta Doğu'daki tüm nükleer tesislere uygulanmasına ilişkin Mısır'ın yıllık kararını ezici bir çoğunlukla kabul etmesine ilişkin bir yorum olarak geldi.Abdülati, Cuma günü X platformunda yaptığı paylaşımda, Mısır'ın "Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması'nın evrenselliğini gerçekleştirmek ve Orta Doğu'da nükleer silahlardan ve kitle imha silahlarından arındırılmış bir bölge oluşturmak için çabalarını sürdüreceğini" söyledi.
Yorum:
Mısır Dışişleri Bakanı, bu açıklamayı yaparken bununla övünüp kendisini bir kahraman ve azimli biri olarak görmek yerine kendisinden utanması gerekir.
Mısır halkının ve İslam beldelerinin çıkarlarını güvence altına almak, zayıflık ve boyun eğmeyle veya düşmanları kendi güçlerini ve askerî üstünlüklerini azaltmaya çağırmakla olmaz; oysa başta Yahudi varlığı ve Amerika olmak üzere ümmetin düşmanları, askerî güç bakımından ulaştıkları seviyeye ancak kendi üstünlüklerini ve sömürgeci emellerini gerçekleştirme kabiliyetlerini güvence altına almak için ulaşmışlardır.
Örneğin Yahudi varlığı nükleer silahlara sahip olup Filistin'i gasp eden varlık; kuruluşundan bu yana suçlarını ve kötülüklerini bölgeye yaymakta ve şimdi de Irak, İran, Lübnan, Yemen, Suriye, Gazze ve Batı Şeria'nın ardından saldırısının hedefleri olarak Mısır ve Türkiye'yi tehdit etmektedir; daha dün de Yahudi varlığı, Fransa'nın Mısır'a ait Rafale savaş uçaklarına son derece gelişmiş Meteor füzeleri tedarik etmesini kınamıştır; zira ona göre Fransa bunu yaparak, bölgede kendi askerî üstünlüğünü korumak amacıyla onlarca yıldır uygulanan bu kısıtlamaları ihlal etmiştir!
Yahudi varlığının kendi üstünlüğünü güvence altına almaya ve kendini korumaya ya da ülkelerimizi sömürgeleştirmeye ve kanımızı emme kapasitesini güvence altına almaya çalışması doğal bir durumdur; doğal olmayan şey ise Müslümanların başındaki yöneticilerin yaşamış olduğu boyun eğme ve aşağılanma hâlidir.
Allahu Teala’nın; وَأَعِدُّواْ لَهُم مَّا اسْتَطَعْتُم مِّن قُوَّةٍ وَمِن رِّبَاطِ الْخَيْلِ تُرْهِبُونَ بِهِ عَدْوَّ اللّهِ وَعَدُوَّكُمْ وَآخَرِينَ مِن دُونِهِمْ لاَ تَعْلَمُونَهُمُ اللّهُ يَعْلَمُهُمْ “Onlara (düşmanlara) karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet ve cihad için bağlanıp beslenen atlar hazırlayın, onunla Allah’ın düşmanını, sizin düşmanınızı ve onlardan başka sizin bilmediğiniz, Allah’ın bildiği (düşman) kimseleri korkutursunuz.” [Enfal 60] şeklindeki kavli; Mısır Dışişleri Bakanı'nın övündüğü şeyleri değil, Müslümanların nasıl olması gerektiğini özetlemektedir.
Müslümanların görevi, düşmanları caydırmak ve ülkelerini hırslardan ve saldırılardan korumak için nükleer silaha sahip olmaya çalışmalarıdır; aksi takdirde sömürgeci kâfir her an onlara karşı güç kullanmaya ve onlara saldırmaya devam edecektir.
Allah'ın izniyle yakında kurulacak Hilafet Devleti, mevcut rejimlerin neden olduğu zayıflık ve aşağılanma dönemine son verecek ve ümmetin, çıkarlarını güvence altına alacak ve İslam'ın yayılmasını ve tüm insanlara tebliğ edilmesini kolaylaştıracak her türlü güç ve askeri üstünlük nedenlerine sahip olması yolunda adımlar atacaktır. Nitekim Allahu Teala şöyle buyurmuştur: هُوَ الَّذِي أَرْسَلَ رَسُولَهُ بِالْهُدَى وَدِينِ الْحَقِّ لِيُظْهِرَهُ عَلَى الدِّينِ كُلِّهِ وَلَوْ كَرِهَ الْمُشْرِكُونَ “Müşrikler istemese bile dinini bütün dinlere üstün kılmak için peygamberini hidayet ve hak ile gönderen O’dur.” [Saf 9]
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Müh. Halil Abdurrahman