- |
- İlk yorumlayan ol!
- yazı boyutu yazı boyutunu küçült Yazı boyutu büyüt
بسم الله الرحمن الرحيم
Haber-Yorum
Birleşmiş Milletler Kürsüsü ve Uluslararası Adalet Maskelerinin Düşmesi
Haber:
Netanyahu’nun Birleşmiş Milletler’deki konuşması.
Yorum:
Uluslararası adalet önünde savaş suçlusu olarak suçlanan ve arama kararı olan bir kişi Birleşmiş Milletler kürsüsüne çıktığında, bu örgütün çağrıda bulunduğu adalet sloganları çöktüğü gibi; Gazze halkına yönelik katliamları sürerken, yaklaşık 100 bin şehidin kanını döküp milyonlarca insanı yerinden etmişken, Lübnan ve Suriye'yi bombalayıp onlara saldırmışken, Batı Şeria'daki halkımıza yönelik baskı ve günlük terörü devam ederken Netanyahu’yu karşılayıp ona konuşma imkânı verildiğinde ise uluslararası sistemin tamamı da çökmüş demektir.
Netanyahu kürsüye çıktığı anda diplomatik heyetlerin salonu terk etmesi, zayıf ve İslami olmayan devletler için kabul edilebilir bir siyasi tavır olsa da ancak bu, ordularının sayısı milyonları bulan silahlı ve eğitimli güçlü İslam ülkeleri için bir suçtur; ancak onlar Allah’a isyan etmeyi ve sömürgeci kâfir Batı’yı dost edinmeyi tercih ettiler, böylece de cihattan kaçındılar ve ülkeleri sattılar.Koltuklarında oturmaya devam edip Müslümanların kanını döken suçlu Netanyahu’yu alkışlayanlara gelince; onlar ondan, o da onlardan olup İslam ümmetinden değillerdir.Müslüman sokağın nabzı ile rejimlerin tercihleri ve bağlılıkları, hatta düşmanlara olan ajanlıkları arasındaki uçurum açıkça ortaya çıkmıştır.
Suçlulara sunulan bu kürsü, onlara meşruiyet kazandırmaz; aksine uluslararası sistemin sahteliğini ve hem siyasi hem de ahlaki çöküşünü ortaya çıkarır.Tarih kaydetmekte olup dökülen kanlar zamanaşımıyla düşmez ve bizler haklarımızı, yaldızlı sloganlar atan düşman bir uluslararası örgüt aracılığıyla geri almayız; zira iş ciddiye bindiğinde yani mesele Müslümanların haklarıyla ilgili olduğunda bütün bu sloganları düşüreceğiz ve Müslümanlar, Resul Sallallahu Aleyhi ve Âlihi ve Sellem'in eğer Hilfü'l-Fudûl'da (Erdemliler İttifakı) bulunsaydı ikame edilmesini temenni ettiği değerlerini kendileri ikame edeceklerdir.
Bizler haklarımızı; sarsılmaz imanla bilenen bir kararlılık, kulların Rabbinin şeriatını tatbik etmesi, İslami hayatı yeniden başlatmak, hakkı hakim kılmak ve düşmanları hezimete uğratmak için davet ve cihat yoluyla harekete geçerek Allah'ın Rasulü'nün metoduna bağlı kalmak sayesinde geri alacağız.
Biz, Allah’ın kendisi için yardım yazdığı ve iktidar vaat ettiği bir ümmetiz; düşmanların zulmü ve onların kibir ve tiranlıkta zirvesine ulaşmaları, Allah’ın izniyle büyük kurtuluş ve açık zaferden önce gelen müjdelerden başka bir şey değildir.
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Dr. Şeyh Muhammed İbrahim - Lübnan