Logo
Bu sayfayı yazdır
Hangi Durum, Müslümanları Kendi Elleriyle Camilerini Yıkmaya Mecbur Bırakır?!

بسم الله الرحمن الرحيم

Haber-Yorum
Hangi Durum, Müslümanları Kendi Elleriyle Camilerini Yıkmaya Mecbur Bırakır?!

Haber:

Hindistan'ın Ujain kentinde dikkat çeken bir sahnede, Müslümanlar Madhya Pradesh Yüksek Mahkemesi'nin verdiği bir yargı kararı doğrultusunda tarihi Şahi Camii'nin buldozerlerle yıkılmasını önlemek amacıyla, gözyaşları içinde caminin bir bölümünü kendi elleriyle yıktılar; Pazartesi günü yetkililerin yıkım kararını protesto etmek için gösteriler patlak verince, polis protestocuları bastırdı ve onları dağıtmak için göz yaşartıcı gaz kullandı.

The Indian Express gazetesine göre, -Pazar gecesi- polis ve belediye ekipleri, buldozerler ve diğer ağır iş makineleriyle bölgeye ulaştılar; ancak caminin dışında toplanan protestocular yıkım işleminin başlamasını engellerlerken, protestocular geceyi caminin içinde geçirerek caminin hiçbir bölümünün yıkılmasına izin vermeyeceklerini vurguladılar ve sosyal medya platformlarında dolaşan görüntülerde, yüzlerce kişinin cami avlusunda ve çevresinde toplandığı, bütün gece boyunca yerde yatarak mekanı boşaltmayı reddettikleri ortaya çıktı.

Kısmi yıkım adımı, Ujjain Belediyesi'nin yerel bir yolu 15 metre genişliğe çıkarmaya yönelik projesi kapsamında gerçekleşmişti; bu hazırlıklar, 2028'de düzenlenmesi planlanan bir Hindu hac ritüeli olan "Simhasta Kumbh Mela" festivali için yapılmaktadır. (El Cezire)

Yorum:

Caminin yıkılışına ait o görüntü, Müslümanların kendi elleriyle ve gözlerinden kahır gözyaşları dökülerek onu yıkmaları, bünyesinde çok şey barındırmakta ve birçok şeyi özetlemektedir.

Bu durum; İslam ümmetinin içine düştüğü ve insanların en aşağılık ve en sefihlerinin başına musallat olduğu sefalet halini özetlemektedir; bunu Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in şu kavli doğrulamaktadır: يُوشِكُ الْأُمَمُ أَنْ تَدَاعَى عَلَيْكُمْ كَمَا تَدَاعَى الْأَكَلَةُ إِلَى قَصْعَتِهَا “Aç insanların yemek kabına üşüştükleri gibi yakında diğer milletler de sizin başınıza üşüşeceklerdir.” Bakın işte İslam ümmeti için; neredeyse kendisine ve dinine karşı savaşın yürütülmediği tek bir yer dahi kalmamıştır.

Bu ise, Allah Teâlâ'nın şu kavlinin en güçlü şekilde ettiği bir durumdur: لَتَجِدَنَّ أَشَدَّ النَّاسِ عَدَاوَةً لِلَّذِينَ آمَنُوا الْيَهُودَ وَالَّذِينَ أَشْرَكُوا  “İman edenlere karşı düşmanlık yönünden insanların en şiddetlisi olarak Yahudileri ve Allah’a ortak koşanları bulursun.” [Maide 82]Hindistan'da bu, geçici bir durum değildir; aksine Hindu kâfirlerin İslam'a ve Müslümanlara karşı yürüttüğü sürekli olan vahşi bir süreçtir; hatta İslam ve Müslümanlara düşmanlık etmek ve onlara zulmetmek, tıpkı Yahudilerin Filistin'de yaptığı gibi Hindu siyasetçiler için bir seçim malzemesi hâline gelmiştir.

Bu da Müslümanların başındaki yöneticilerin ne denli aşağılık olduğunu ortaya koyan bir durumdur; zira onlar, Müslümanların meselelerine karşı tüm duyarlılıklarını yitirmişlerdir; eğer onlar özgür olsalardı dünyayı altüst ederler ve bir Müslümana zarar vermeye ya da İslam'ın kutsallarını ihlal etmeye kalkışan herkesi caydırırlardı.

Körfez ülkelerinin ellerinde, Hindistan ekonomisine milyarlar pompalayan milyonlarca Hintli işçi bulunmaktadır; dolayısıyla Körfez ülkelerinin, sırf bu işçileri sınır dışı etme tehdidinde bulunmaları dahi Hindistan'a diz çöktürmeleri için yeterli olurdu; ancak ne gezer! Zira aşağılık yöneticiler Müslümanları yüzüstü bırakmakla yetinmemişler, aksine onların düşmanlarına destek çıkmışlardır; eğer Hindistan'ın ve diğer ülkelerin yöneticileri, bu yöneticilerin Müslümanların meselelerini kesinlikle umursamadığını yakinen bilmeselerdi, Müslümanların camilerini yıkmaya ve onlara zulmetmeye cüret edemez ve bunun için bin bir hesap yaparlardı.

İslam'a, Müslümanlara ve kutsallarına yönelik devam eden saldırılar, Müslümanların işlerini yöneten Hilafet Devleti'nin yokluğunun gölgesinde yetim kalmanın anlamını açıkça ortaya koymaktadır.

Ancak öte yandan bu, yok olmaya direnen bir ümmetin ortaya çıktığı bir durumdur; zira ümmetin evlatları, zayıflıklarına ve güçsüz bırakılmalarına rağmen camilerini savunmak için sokaklara dökülen Hindistan Müslümanlarında olduğu gibi, baskı ve zulümle karşılaşsalar dahi dinleri, camileri ve kutsalları için seferber olmaları gerektiğinde hala seferber olan kimselerdir; şiddetine rağmen belki de bu acı Müslümanları öldürmeyecek; göğüslerde alev alev yanan ve sokağa çıkıp kâfirleri ve müşrikleri yakmak üzere olan bir ateş ya da tiranları ve zalimleri kökünden söküp atacak bir tufan olacaktır. غَالِبٌ عَلَى أَمْرِهِ وَلَـكِنَّ أَكْثَرَ النَّاسِ لاَ يَعْلَمُونَ  “Allah emrine galiptir. Ancak insanların çoğu bilmezler.” [Yusuf 21]

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Abdurrahman El-Ladavi

Template Design © Joomla Templates | GavickPro. All rights reserved.