Logo
Bu sayfayı yazdır
Haberlere Bakış: 04/10/2026

بسم الله الرحمن الرحيم

Haberlere Bakış

04/10/2026

* Kazakistan Başkan Yardımcısı ve Dünya ve Geleneksel Dinler Liderleri Kongresi Sekreterliği Başkanı Erlan Karin, 2 Ekim'de Kutsal Makam'ın Dinlerarası Diyalog Dikasterliği Başkanı Kardinal George Jacob Koovakad ile dinlerarası iş birliği ve ortak insani girişimleri görüşmek üzere bir araya geldi. Toplantı sırasında yetkililer, Kongre ve Ortak Kolokyum çerçevesinde iş birliğini ve ortak insani girişimlerin uygulanmasını ele aldı.

Kardinal George Jacob Koovakad, Papa XIV. Leo'nun Cumhurbaşkanı Kassym-Jomart Tokayev'e sıcak selamlarını iletti ve Kazakistan halkına en iyi dileklerini iletti. Toplantının ardından Karin ve Kardinal Koovakad, ağır ve tedavi edilemez hastalıkları olan çocukların yaşamını, sağlığını ve onurunu korumaya adanmış İkinci Ortak Kolokyum'un açılışına katıldılar.

Açılışa hitap eden Karin, dinler arası diyalogun somut insani sonuçlar üretmesi gerektiğini vurguladı. Ayrıca Tokayev'in liderliğinde uygulanan siyasi ve sosyoekonomik reformlara da dikkat çekti. Karin'e göre, vatandaşların refahını iyileştirmek reformların ana hedefi olmaya devam ederken, özellikle savunmasız durumdaki çocukları korumak devlet politikasının temel önceliği olarak hâlâ devam ediyor. (astanatimes.com, 02/10/2026).

Dinler arası diyalog, Batılı bir kavramdır. İslam’da aslı ve yeri yoktur. Dini devletten ayıran ve laik akideden fışkıran bu kavrama göre, yasa ve kanunları Allah Subhanehu ve Teala yerine insan koymaktadır. Bu habis kavram, İslam hakkında hatalı kavramlar ortaya atmak için her zaman Batılı emperyalistler tarafından kullanılmaktadır. Bu kavramın temel hedefi, Müslümanları Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in öğrettiği İslam’dan koparmak ve bunun yerine laik ideolojiyi benimsetmektir. Dolayısıyla Kazakistan Başkan Yardımcısı ve Dünya ve Geleneksel Dinler Liderleri Kongresi Sekreterliği Başkanı Erlan Karin’in Kardinal George Jacob Koovakad ile dinler arası işbirliğini görüşmesi, gönüllü olarak içtikleri laikliğin öldürücü ve yıkıcı zehrini Müslüman Kazakistan halkına enjekte etmek ve onların zihinlerine İslam hakkında şüphe tohumları ekmek içindir. Acaba Karin, İslam’ın son din olduğunu ve İslam’ın kendi dışındaki tüm dinler üzerine egemen olarak geldiğini bilmiyor mu yoksa İslam’ı sırtının arkasına atarak kafir laik fikirleri Kazakistan halkına empoze etme çabasında mı? Oysa Allahu Teala şöyle buyurmuştur: اِنَّ الدّٖينَ عِنْدَ اللّٰهِ الْاِسْلَامُ۠ “Kuşkusuz Allah katında tek din İslam’dır.” [Al-i İmran 19]

Ağır ve tedavi edilemez hastalıkları olan çocukların yaşamını, sağlığını ve onurunu korumaya adanmış Ortak Kolokyum meselesine gelince; sanırım Erlan Karin ve Kardinal George Jacob Koovakad’ın bahsettiği hastalıklı çocuklardan kastettikleri laik ve gayrimüslimlerin çocukları olup Müslümanların çocukları değildir. Eğer Müslümanların çocukları da bu kategoriye girmiş olsaydı, başta Gazze olmak üzere işgal edilmiş Müslüman ülkelerde binlerce ağır hastalıklar içinde olan çocuklara müdahale edilmesi gerekirdi. Oysa bırakın bu hasta çocuklara müdahale etmelerini, vahşi Yahudi varlığının Gazze’ye ilaç girdirilmesini engellemesine dahi sessiz kalmışlardır. Bu da göstermektedir ki Kazakistan’ın başındaki Ruveybida yöneticiler, kendi halkı da dahil hasta Müslüman çocukları asla önemsememekte, aksine sömürgeci Batılı kafirlerin direktifleri doğrultusun Müslüman çocukların zihinleri tahrif etmenin peşindedirler.

Son olarak bu dinler arası iş birliği, sinsi bir girişimden başka bir şey değildir. Bu ise insanları kandırmak ve onları iğrenç kapitalist ideolojinin merhameti altında bırakmak içindir. Aynı zamanda İslam’ı ve Müslümanları saf dışı bırakarak İslam’ın yayılmasını engellemenin çabası içindedirler. Çünkü İslam, tüm dünyayı kapitalizmin kanlı pençelerinden kurtarmak için kapitalizme alternatif tek doğru ideolojidir.

* Kazakistan, Orta Asya'daki yapay zeka merkezi olmayı hedefliyor. Kazakistan, yapay zeka ve veri işleme teknolojileri için en büyük bölgesel merkez olmayı planlıyor. Kazakhtelecom JSC Yönetim Kurulu Başkanı Bagdat Musin, AI ve Dijital Köprü forumunda hesaplama kapasitesinin geliştirilmesi ve küresel BT devlerinin çekilmesi stratejisini açıkladı.

Ülkenin en büyük avantajı, uygun fiyatlı enerji kaynakları ile gelişmiş telekomünikasyon altyapısının birleşimidir. Yapay zeka modellerinin eğitimi için gerekli olan büyük ölçekli veri merkezlerini işletmek amacıyla, Kazakistan 5 GW'a kadar ek güç kapasitesi tahsis etmeyi planlıyor. (orient.tm, 03/10/2026).

Bugün yapay zeka teknolojileri artık sadece bilimsel ve teknik ilerlemenin bir ürünü değildir; aksine uluslararası sahadaki devletlerin güç dengelerini, ekonomik kapasitelerini, dahası bizzat halkların düşünce biçimlerini belirleyen stratejik bir silaha dönüşmüştür. Zira yapay zeka teknolojileri, insanları toplu olarak kontrol etmenin, düşüncelerini yönlendirmenin ve en özel mahremiyetlerini ihlal etmenin bir aracına dönüşmüştür. Ayrıca yapay zeka algoritmaları aracılığıyla, insanlara neyin güzel neyin çirkin olduğuna dair kriterler dayatılmakta olup bu ise, ilahi vahyin belirlediği helal ve haram mefhumlarını silmeye yönelik yönelik habis bir çabadır!

Nitekim Yahudi varlığının başkanı İzak Herzog’un, Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım-Cömert Tokayev’in daveti üzerine 27-28 Nisan 2026 tarihlerinde başkent Astana’da resmî bir ziyarette bulunması ve ziyaret sırasında iki ülke arasındaki ticari ve ekonomik iş birliğinin güçlendirilmesi, özellikle teknoloji ve yapay zeka alanlarındaki(!) ortaklığın genişletilmesi ve benzeri konuları ele alması sömürgeci kafirlerin yapay zeka konusunda habis planlarının en çarpıcı örneklerinden biridir.

Dolayısıyla Kazakistan’ın, Orta Asya'daki yapay zeka merkezi olmayı hedeflemesinin yanı sıra Kazakistan’ın, yapay zeka ve veri işleme teknolojileri için en büyük bölgesel merkez olmayı da planlaması, sömürgeci kafirlerin başta Müslümanlar olmak üzere tüm insanlığa karşı uygulamaya çalıştıkları habis planlarına hizmet etmekten başka bir şey değildir. Ayrıca gerçek şu ki, Müslümanların başındaki yöneticiler, halklarının ekonomik ve teknolojik kaynaklarını sömürgecilerin habis çıkarlarına hizmet etmek için kullanmaktadır. Zira Kazakistan da dahil Müslümanların ülkeleri muazzam doğal zenginlikler üzerinde oturmasına, dinamik genç enerjiler barındırmasına ve dünyadaki en önemli jeostratejik konumları işgal etmesine rağmen Müslümanların başındaki ajan yöneticiler, Müslüman halkları teknoloji dünyasında sadece aciz bir tüketiciden ibaret kılıp milletlerin kuyruğu durumuna düşürmüşlerdir. İslami mefhumlara göre, ister basit bir kılıç olsun, ister en karmaşık yapay zeka sistemleri olsun herhangi bir teknolojik araç tek bir amaç için kullanılmalıdır ki o da: Allah’ın kelimesini yüceltmek ve insanoğlu arasında adaleti yaymaktır.

Son olarak muhlis siyasetçilerimizden birinin ifadelerine yer verelim: “Sömürgeci güçler geçmişte ordularıyla topraklarımızı işgal etmiş olsalar da, bugün dijital teknolojiler, sosyal medya ağları ve yapay zeka algoritmaları aracılığıyla gençlerimizin kalplerini ve zihinlerini istila ediyorlar; şüphesiz bu istila, geleneksel savaşlardan çok daha zararlıdır; zira bu istilada yenilgiye uğrayan taraf, köleliğini özgürlük sanmaktadır.”

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Ramazan Ebu Furkan

Template Design © Joomla Templates | GavickPro. All rights reserved.