- |
- İlk yorumlayan ol!
- yazı boyutu yazı boyutunu küçült Yazı boyutu büyüt
بسم الله الرحمن الرحيم
Uyuşturucu ve Sarhoşluk Veren Şeylere Yönelik İslami Bakış Açısı
Uyuşturucu, Batı’daki ve Mısır ve Sudan’dan Pakistan ve Endonezya’ya kadar Müslüman ülkelerdeki Müslüman gençler arasında yaygınlaşmıştır; hatta bunun ötesine geçerek bizzat bazı Müslümanlar bile kâr elde etmek için başkalarının acılarını istismar ederek uyuşturucu ticaretine karışmışlardır. Nitekim bağımlı olanlar normal hayatlarına dönmek için mücadele ediyorlar, ardından çoğu zaman tekrar bağımlılığa geri dönüyorlar. Eğitim kurumlarında esrar artık kolayca temin edilebilir bir hale gelirken, metamfetamin (buz) ise daha yaygın bir hale gelmiştir. Bu durum bizim, dolayısıyla gençlerin geleceğini tehdit etmektedir; zira onları, Allahu Teala'ya itaatten uzaklaştırmaktadır.
Aşağıda gençlerin, ebeveynlerinin, öğretmenlerinin, hemşirelerinin ve rehberlerinin dikkate almaları gereken yedi madde yer almaktadır:
Birincisi:İçki, sarhoş edici ve haram olan her şeydir; içki dışındaki sarhoş edici şeyler de buna dahildir. Nitekim içki, Mâide suresinde haram kılınmıştır; zira Allahu Teala şöyle buyurmuştur: يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ إِنَّمَا الْخَمْرُ وَالْمَيْسِرُ وَالأَنصَابُ وَالأَزْلاَمُ رِجْسٌ مِّنْ عَمَلِ الشَّيْطَانِ فَاجْتَنِبُوهُ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ “Ey iman edenler! Şüphesiz ki içki, kumar, putlar ve fal okları şeytan işi pisliklerdir, bunlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz.” [Maide 90] Ayette geçen “Hamr” kelimesinin anlamı, sarhoş edici her şeydir; dolayısıyla kastedilen, sadece üzümden elde edilen şeylerle sınırlı değildir, aksine üzüm dışındaki sarhoş edici şeyleri de kapsanmaktadır. Buhari ve Müslim, İbn Ömer Radıyallahu Anhuma'dan şöyle dediğini rivayet etmişlerdir: Ömer Radıyallahu Anh'ın Allah'ın Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in minberinde şöyle dediğini işittim: أَمَّا بَعْدُ أَلاَ وَإِنَّ الْخَمْرَ نَزَلَ تَحْرِيمُهَا يَوْمَ نَزَلَ وَهْىَ مِنْ خَمْسَةِ أَشْيَاءَ مِنَ الْحِنْطَةِ وَالشَّعِيرِ وَالتَّمْرِ وَالزَّبِيبِ وَالْعَسَلِ. وَالْخَمْرُ مَا خَامَرَ الْعَقْلَ “Dikkat edin ki, şarabın haram kılınması indiği gün olmuştur. O beş şeyden olur: Buğdaydan, arpadan, kuru hurmadan, kuru üzümden ve baldan. Hamr, aklı örten, şeydir.” Buhari ve Muslim, Ebu Musa Radıyallahu Anh'dan şöyle dediğini rivayet etmişlerdir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem beni ve Muaz ibn Cebel’i Yemen’e gönderdi; bunun üzerine şöyle dedim: Ey Allah’ın Rasulü; ülkemizde arpadan yapılan el-Masarru adı verilen bir içecek ve baldan yapılan el-Bit adı verilen başka bir içecek vardır. Bunun üzerine Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: كُلُّ مُسْكِرٍ حَرَامٌ “Her sarhoşluk veren şey haramdır.”
(كُلُّ مُسْكِرٍ حَرَامٌ “Her sarhoşluk veren şey haramdır” şeklindeki mutlak ifadeden, içecek olmasa bile sarhoş eden şeylerin haram olduğuna dair delil getirilmiştir; buna esrar ve benzeri maddeler de dahildir; Nevevî ve diğerleri onun sarhoş edici şey olduğunu kesin olarak belirtmişlerdir, başkaları ise bunun uyuşturucu olduğunu kesin olarak belirtmişlerdir ki bu, büyük günahtır; çünkü bu, gözlem yoluyla içkiden dolayı oluşan neşe, coşku, bağımlılık ve kendini ona büsbütün kaptırma hâlini meydana getirmektedir.)
İkincisi: Marihuana-Cannabis’ten (kenevir) üretilen esrar, sarhoş edici olup haram kılınmıştır. Marihuana-Cannabis, Hint keneviri bitkisinin türevlerinden biridir ve işlenmiş ürünü esrar olarak bilinir; kısaca THC olarak bilinen tetrahidrokannabinol içerdiği için bağımlılığa neden olur.
Üçüncüsü: Esrar (Marihuana-Cannabis) bağımlılığa neden olur ve bağımlılıktan kurtulmak için tıbbi müdahale gerekebilir.
Esrara (Marihuana-Cannabis) bağımlılık, beynin, yüksek miktardaki uyuşturucuya bazı doğal kimyasalların üretimini azaltarak ve bunlara karşı duyarlılığını düşürerek uyum sağladığında meydana gelir; böylece esrar kullanımı bir bağımlılığa dönüşür ve kişi, hayatının birçok yönünü olumsuz etkilemesine rağmen uyuşturucu kullanımını bırakamaz. Biyokimyasal değişiklikler, kişiyi bağımlılıktan kurtarmak için tıbbi uzmanlık gerektirir. Kişi sarhoş edici bir şeye bağımlı hâle geldiğinde, hayatının herhangi bir döneminde ve herhangi bir kriz anında, başa çıkma yöntemi olarak yeniden kullanmaya başlama olasılığı artar.
Dördüncüsü: Tövbe, sarhoş edici şeylerden uzak durma azmini güçlendirir. Zira Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: لَوْ أَخْطَأْتُمْ حَتَّى تَبْلُغَ خَطَايَاكُمُ السَّمَاءَ ثُمَّ تُبْتُمْ لَتَابَ عَلَيْكُمْ “Hatalarınız göğe ulaşacak kadar günah işleyip de sonra (onlardan) tövbe etmiş olsanız, Allah tövbenizi kabul eder.” [İbn Mâce]
Alışkanlığın üstesinden gelmenin ve yardım talep etmek üzere Allahu Teala’ya yönelmenin ilk adımı, kişinin günahlarını kabul edip Allahu Teala’ya tövbe etmesidir. İşte o zaman bir Müslüman doğru yoluna başlamış olur. Çünkü günahı, Allahu Teala kerih gördüğü için kerih görecek ve günah işleyenlerle arkadaşlık etmekten, hatta onun bulunduğu yerden bile uzak duracaktır. Dolayısıyla kişi, yeniden geri dönmekten korktuğu için evinden bile uzaklaşabilir; böylece kalbini, zihnini ve vaktini Allahu Teala’ya itaatle dolduracak, salihlerin ve âlimlerin sohbetini bulacaktır. Böylece de içine düşmüş olduğu günahtan nefret edecektir.
Beşincisi: İslam, sarhoş edici şeyleri kullanmayı teşvik eden şehvet eğilimini tedavi etmektedir. Çağımızda kök salmış şehvet eğilimi (hedonizm) anlayışı, sarhoş edici şeylerin kullanımına yeniden dönme (nüksetme) eğilimini artırmaktadır. Dolayısıyla bu, hidayetle çelişse bile Allah'ın razı olmadığı şeyleri yapmaya yönelik kökleşmiş bir arzudur. Bu yüzden İslam, bu mefhumu doğrudan ele almakta ve onun yerine, her şeyin ve herkesin üstünde olan Allahu Teala'yı razı etme arzusunu koymaktadır. Eğer bağımlı hale geldiysek, yapmamız gereken şehvetle ilgili vahiy üzerinde derinlemesine düşünmemizdir ki böylece samimi ve derin bir sevgiyle Allah’ın sevdiğini sevelim ve O’nun nefret ettiğinden de nefret edelim.
Allahu Teala, dünyevi şehvetlerin peşinden gidenleri batıl bir ilaha tabi olanlar olarak nitelendirmiş ve bunun hidayete aykırı olduğunu belirtmiştir. Nitekim Allahu Teala şöyle buyurmuştur: أَفَرَأَيْتَ مَنِ اتَّخَذَ إِلَهَهُ هَوَاهُ وَأَضَلَّهُ اللَّهُ عَلَى عِلْمٍ وَخَتَمَ عَلَى سَمْعِهِ وَقَلْبِهِ وَجَعَلَ عَلَى بَصَرِهِ غِشَاوَةً فَمَن يَهْدِيهِ مِن بَعْدِ اللَّهِ أَفَلَا تَذَكَّرُونَ “(Ey Muhammed!) Hevâ ve hevesini kendine ilâh edinen, Allah'ın kendi ilmi dahilinde saptırdığı, kulağını ve kalbini mühürleyip gözüne perde çektiği kimseyi görüyor musun? Şimdi onu Allah'tan başka kim hidâyete erdirebilir? Hala düşünmez misiniz?” [Casiye 23] Ebu Ya’la Şaddad ibn Evs, Allah’ın Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: الْكَيِّسُ مَنْ دَانَ نَفْسَهُ وَعَمِلَ لِمَا بَعْدَ الْمَوْتِ، وَالْعَاجِزُ مَنْ أَتْبَعَ نَفْسَهُ هَوَاهَا، ثُمَّ تَمَنَّى عَلَى اللَّهِ “Akıllı kişi, nefsini hesaba çeken ve ölüm sonrası (ahiret) için çalışan kişidir. Aciz kişi ise nefsini heva ve hevesine tâbi kılan, sonra da Allah'tan (bağışlanma ve cennet) temenni eden kişidir.” [İbn Mace rivatet etti]
Altıncısı: İslam, alkol bağımlılığından kurtulmak için yardım talep etmek üzere dua etmeye yönlendirmektedir. Biz yalnız değiliz, hem de asla yalnız değiliz. Küçük olsun büyük olsun, hiçbir şeyle tek başımıza yüzleşmeyiz. Nitekim Allah Subhanehu ve Teala her zaman bizimle beraberdir; O’na yakınlaştığımızda bizi sever ve bize yardım eder. Bize hayal edemeyeceğimiz ve beklemediğimiz yollarla yardım eder; çünkü kalpleri değiştirmeye ve bizi dinimizde güçlü kılmaya muktedir olan sadece O'dur. Nitekim Allahu Teala şöyle buyurmuştur: رَبَّنَا لَا تُزِغْ قُلُوبَنَا بَعْدَ إِذْ هَدَيْتَنَا وَهَبْ لَنَا مِن لَّدُنكَ رَحْمَةً إِنَّكَ أَنتَ الْوَهَّابُ “(Onlar şöyle yakarırlar:) Rabbimiz! Bizi doğru yola ilettikten sonra kalplerimizi eğriltme. Bize tarafından rahmet bağışla. Lütfu en bol olan sensin.” [Al-i İmran 8] Allah’ın Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem de şöyle buyurmuştur: يَا مُقَلِّبَ الْقُلُوبِ ثَبِّتْ قَلْبِي عَلَى دِينِكَ “Ey kalpleri hâlden hâle çeviren Allah’ım, kalbimi dinin üzere sabit kıl.” [Tirmizi]
Yedincisi: Sarhoş edici şeylerin tufanını sona erdirmek için İslami yönetim sistemine ihtiyacımız vardır; çünkü bizler, sağlık hizmetleri çalışanları, öğretmenler, ebeveynler ve gençler olarak, Müslüman ülkelerde ve Batı'da bir uyuşturucu tufanıyla karşı karşıyayız. Bu ise devasa bir tufandır ve bunun haklı gerekçesi vardır. Zira İslam ülkelerindeki mevcut devletler, İslam’ın hükümlerine göre yönetmemektedir; bu yüzden bu sorunu çözmeleri mümkün değildir; çünkü bu ülkelerin medya organları, eğitim ve sosyal sistemleri Batı modeline göre tasarlanmış olup seküler liberalizme dayalıdır. Aslında bu ülkeler, bu tufanın daha da kötüleşmesine katkıda bulunmaktadırlar. Bu tufanda boğulanlara yardım etmek için önlemler alabileceğimiz doğrudur; ancak bunu temelden önlemenin yolu, başka bir şer'î vacibe bağlı kalmakta yatmaktadır; dikkat edin bu vacip, tüm insanlık için merhametin tek yolu olan Nübüvvet Minhacı üzere Hilafeti kurmak için çalışmaktır. Zira Hilafet, ilahi vahiy üzerine sağlam temellere dayanan bir medya ve eğitim sistemi aracılığıyla Allah’ın rızasını arayan İslami şahsiyetler yetiştirmeye çalışacaktır.
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Musab Umeyr - Pakistan