- |
- İlk yorumlayan ol!
- yazı boyutu yazı boyutunu küçült Yazı boyutu büyüt
بسم الله الرحمن الرحيم
Salih Bir Evlat, Salih Bir Eş ve Salih Bir Baba!
Mevcut ekonomik zorlukların ve geçimi sağlamanın büyük bir çaba gerektirmesinin gölgesinde, açgözlü kapitalist sistemi benimseyen İslam beldelerindeki mevcut rejimler, yoksulları daha da yoksullaştırırken zenginleri daha da zenginleştirmelerinin yanı sıra bu rejimler, ülkeleri zengin olmasına rağmen kasıtlı olarak İslam halklarını yoksullaştırmakta ve onların tüm zamanlarını geçimlerini sağlamakla meşgul etmektedirler ki böylece onlar, Rablerini razı edecek, ihtiyaçlarını karşılayacak ve en az çabayla onurlu bir yaşam sağlayacak bir değişim hakkında düşünmeye zaman bulamasınlar; işte bu yüzden İslam halklarından birçok erkek, salih bir evlat, salih bir eş ya da salih bir baba olmada başarısız olduklarını hissetmektedirler. Hayatın diğer tüm işlerinde olduğu gibi Allah Subhanehu ve Teala'nın şeriatı bu hususta da önemli rehberlikler sunmaktadır ki bunlardan bazıları şunlardır:
1. İş ve aile arasındaki denge
Ekonomik koşullar zor ve geçim sağlamak da büyük bir çaba gerektiriyor. Bunun yanı sıra dünyaya tüketim ve maddecilik eğilimi egemendir; bu yüzden şu sorunun cevabını belirlemeye ihtiyacımız vardır: Bize yetecek miktar nedir? Ayrıca bizi izole olmaya ve başkalarından kaçınmaya iten bireycilik eğilimi de vardır.
Bu baskılara rağmen, Allah Subhanehu ve Teala'nın rızasını kazanmanın yolu ailelerimiz ve akrabalarımızla iletişim halinde olmamızdır. Zira bizler sadece ticaret, kâr ve kazanç peşinde koşan bireylerden ibaret değiliz. Aksine bizim ailevi ve toplumsal eğilimimiz ancak Allah Subhanehu ve Teala’nın rızasını talep etmekle güçlenir. Bu yüzden bizim üzerimize düşen, aile işleri de dahil olmak üzere tüm işlerde Allah’a itaat etmeye dikkat etmemizdir. Bu nedenle zamanın baskıları ne olursa olsun, ailemize haklarını vermemiz gerekir.
2. Allah Subhanehu ve Teala, eşine iyi davranan kimseden razı olur
İslam bizi, eşlerimizle olan ilişkilerimizde, güzel geçim, sevgi, merhamet ve çocukların yetiştirilmesi gibi insani değerleri gerçekleştirmeye davet etmektedir. Bu yüzden çocuk yetiştirmenin getirdiği baskı ve zorluklar karşısında eşlerimize şefkat ve destek göstermek adına, kazanç elde etmeye ayırdığımız zamandan feragat ederek ona da zaman ayırmalıyız. Zira Allah’ın Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: تَزَوَّجُوا الْوَدُودَ الْوَلُودَ فَإِنِّي مُكَاثِرٌ بِكُمُ الْأُمَمَ “Sevecen ve doğurgan kadınlarla evlenin; (çünkü ben kıyamet gününde) diğer ümmetlere karşı sizin çokluğunuzla övüneceğim.” [Ebu Davud rivayet etti]
3. Erkek olsun kadın olsun kardeşlerin ve çocukların gözetilmesi; zira özellikle evlendikten sonra, çocukların küçük olmasından ve ihtiyaçlarının artmasından dolayı kardeşlerimiz ve bacılarımızla olan iletişimimiz zayıflayabilir. Ayrıca iş baskıları nedeniyle, özellikle kariyer inşa etme aşamasında, çocuklarımızla yeterince zaman geçiremeyebiliriz. Bu yüzden şu kısacık hayatımızda gerçekten önemli olan şeylere odaklanalım. Zira Allah’ın Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: مَنْ كَانَ لَهُ ثَلَاثُ بَنَاتٍ أَوْ ثَلَاثُ أَخَوَاتٍ أَوِ ابْنَتَانِ أَوْ أُخْتَانِ فَأَحْسَنَ صُحْبَتَهُنَّ وَاتَّقَى اللَّهَ فِيهِنَّ فَلَهُ الْجَنَّةُ “Kimin üç kızı veya üç kız kardeşi olur veya iki kızı veya iki kız kardeşi olur da onlarla birlikte güzelce yaşar ve onlar hakkında Allah"a karşı sorumluluğunun bilincinde olursa onun için cennet vardır.” [Tirmizi rivayet etti]
4. Her yaşta ve hastalık durumunda anne babaya iyilik etmek
Yaşlılık veya hastalık durumunda ebeveynlere bakmak bir yük olabilir; ancak bu, sevabı büyük olan bir yüktür. Bunu bir sıkıntı olarak görebiliriz; ancak gerçekte bu, büyük bir sevap kazanmak için bir fırsattır. Nitekim Ebu Hureyra Radıyallahu Anh’dan, bir adamın şöyle sorduğu rivayet edilmiştir: Ey Allah’ın Rasulü! Benim güzel sohbet etmeme insanların en lâyık olanı kimdir? Bunun üzerine Allah’ın Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: أُمُّكَ، ثُمَّ أُمُّكَ، ثُمَّ أُمُّكَ، ثُمَّ أَبُوكَ، ثُمَّ أَدْنَاكَ أَدْنَاكَ “Annendir; sonra annendir; sonra annendir; sonra annendir; sonra babandır; sonra sana en yakın, en yakın olanlardır!” [Müslim rivayet etti]
5. Çekirdek aile kapsamı dışındaki akrabalık bağları (Sıla-i Rahim): Eşimiz ve çocuklarımızdan oluşan yakın ailemiz için zaman bulmakta zorlanabiliriz; ancak İslam aynı şekilde bizi, diğer akrabalarımızı da sormaya ve gücümüz yettiğince onların ihtiyaçlarıyla ilgilenmeye yönlendirmektedir. Zira Allah’ın Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: خَلَقَ اللَّهُ الْخَلْقَ، فَلَمَّا فَرَغَ مِنْهُ قَامَتِ الرَّحِمُ فَأَخَذَتْ بِحَقْوِ الرَّحْمَنِ، فَقَالَ لَهَا: مَهْ. قَالَتْ: هَذَا مَقَامُ الْعَائِذِ بِكَ مِنَ الْقَطِيعَةِ. قَالَ: أَلَا تَرْضَيْنَ أَنْ أَصِلَ مَنْ وَصَلَكِ، وَأَقْطَعَ مَنْ قَطَعَكِ؟ قَالَتْ: بَلَى يَا رَبِّ. قَالَ: فَذَاكِ لَكِ “Allah mahlukatı yarattı; yaratma işini tamamlayınca, rahim (akrabalık bağı) ayağa kalktı ve Rahman'ın arşına sarıldı. Allah ona: “Yeter (vazgeç/yavaş ol)!” dedi. Rahim: “Burası, akrabalık bağlarını koparan kimselerden sana sığınanların makamıdır” dedi. Bunun üzerine Allah şöyle buyurdu: “Peki seni gözeteni gözetmeme, seninle bağını koparandan da rahmetimi kesmeme razı olmaz mısın?” Rahim: “Evet, razıyım ey Rabbim!” dedi. Allah: “Öyleyse bu sana verilmiştir” buyurdu.” [Buhari rivayet etti]
6. Başkaları aynı şekilde karşılık vermese bile, sırf Allah'ın rızasını talep ederek sıla-i rahimde bulunmak: Ailenin değerini, Allah Subhanehu ve Teala ve Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in belirlediği gibi idrak ettiğimizde, ona öncelik vermemiz gerekir. Akrabalarımız bize kötü davransa bile, akrabalık bağlarını korumamız gerekir. Çünkü biz, insanlar bizden razı olmasa bile Allah Subhanehu ve Teala katında sevap almak istiyoruz. Nitekim Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: لَيْسَ الْوَاصِلُ بِالْمُكَافِئِ، وَلَكِنَّ الْوَاصِلَ الَّذِي إِذَا قُطِعَتْ رَحِمُهُ وَصَلَهَا “Akrabalık bağını gözeten, (yapılan iyiliğe karşılık vererek) mükafatlandıran kimse değildir. Ama asıl akrabalık bağını gözeten kişi, akrabalık bağı kopartıldığı halde kendisi onu gözeten kimsedir.” [Buhari rivayet etti]
Hatta bir akrabamız bizimle bağını koparsa bile, onun günahına ortak olmamalıyız; aksine kapılarımızı ona açmalı, ona sevgiyle yaklaşmalı ve ona iyilikle muamele etmeliyiz; zira bizim mükâfatımız insanların katında değil, Allah Subhanehu ve Teala'nın katındadır.
7. Allah’ın rızasını kazanmak için başkalarıyla kendinden daha fazla ilgilenmek: Çevremizdekilere özen göstermeli ve çoğu durumda kendi haklarımızın talep edilmesinde ısrarcı olmadan önce onların haklarını öne çekmeliyiz. Çünkü karı-koca arasındaki ilişki, karşılıklı haklar için birbiriyle çatışan iki bireyin ilişkisi değildir; aksine her birinin diğeri için huzur ve sevgi kaynağı olduğu, paylaşım ve gözetime dayalı bir ortaklıktır.
Ayrıca analık ve babalık, bireysel beklentilerimize yönelik bir saldırı olarak değil; aksine bir çocuğu hayır ve özen üzere yetiştirmek için bir fırsat olarak değerlendirilmelidir. Yaşlı ebeveynler asla bir rahatsızlık veya yük kaynağı değildir; aksine Allah Subhanehu ve Teala'nın rızasını kazanmak için bir fırsattır.
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Musab Umeyr - Pakistan