- |
- İlk yorumlayan ol!
- yazı boyutu yazı boyutunu küçült Yazı boyutu büyüt
بسم الله الرحمن الرحيم
1919 Yılında Hilafeti Desteklemek İçin Leknev'de Düzenlenen Konferans
Sömürgeci İngilizlerin işgali altında olmalarına rağmen, Hint Alt Kıtası'ndaki Müslümanlar, Hilafetin yıkılmasının ufukta belirdiği bir zamanda onu desteklemek için ellerinden gelen tüm çabayı sarf ettiler. Zira 21 Eylül 1919'da, Hindistan'daki Müslümanlar, Hilafeti desteklemek ve onun bölünmesini reddetmek amacıyla Leknev'de bir konferans düzenlediler. Konferansta şu açıklama yapıldı: “Türkiye’nin planlanan bölünmesi, Türk İmparatorluğu’nu oluşturan parçalardan bir dizi küçük devletin kurulması ve gayrimüslim güçlerin bu devletler üzerinde manda yönetimi haline getirilmesi, Hilafete yönelik tahammül edilemez bir müdahaledir ve İslam dünyasında kalıcı bir öfkenin tohumlarını ekecektir.”
17 Ekim 1919'da, Hilafetin korunması çağrısında bulunmak için “Hilafet Günü” ilan edildi. Urduca dilinde Hilaf “Khilaft” şeklinde adlandırılır. Nitekim Müslümanlar arasında “Hilafet Komiteleri” kurulmuş, Hilafet konferansları düzenlenmiş, Hilafeti kurtarmak için para toplanmış ve üzerine Kur'an-ı Kerim'den çevrilmiş ayetler işlenerek “Hilafet Rupisi” basılmış ve ayrıca “Hilafet” adında bir dergi de yayınlanmıştı.
Ardından Türk milliyetçisi Mustafa Kemal 3 Mart 1924’te son darbeyi vurarak Hilafeti yıkmaya yöneldiğinde, Hint Alt Kıtası'ndaki Müslümanlar öfkelenmiştir. 9 Mart 1924'te Müslümanlar, Hilafeti korumak amacıyla etkinlikler düzenlemek üzere bir araya gelmişler ve Hilafeti kaldırılmasının “habis emellere kapı açacağı” konusunda uyaran bir telgraf göndermişlerdir. Ayrıca azledilen Halife II. Abdülmecid’in Cuma namazında adının anılmasını talep eden bir genelge yayınlanmıştır.
Ey Hint Alt Kıtası'ndaki Müslümanlar ve ey Pakistan, Bangladeş ve Hindistan’daki Müslümanlar:
Hilafetin yıkılması, hikmetli atalarımızın hakkında bizi uyardığı kötü niyetli emellere gerçekten de kapı açmıştır. Zira tüm ümmet için tek ve güçlü bir Hilafet Devleti yerine, beldelerimiz onlarca küçük devlete bölünmüş olup, bunlardan bazılarının nüfusu bir şehrin nüfusundan bile daha azdır! Kâfir Batı'nın, mandalar aracılığıyla ülkemizi doğrudan yönetmesinin ardından, bizi uzaktan yönetebilmek için başımıza kendi çıkarlarına hizmet eden yöneticiler atamıştır.
Batı’nın ajanları, Batılı ülkelere bağlı şirketlere muazzam ekonomik kaynaklarımıza ve pazarlarımıza rahat erişim imkânı sağlarken, gençlerimiz ise işsizlikle ya da geçimini sağlamak için uzak yerlere doğru tehlikeli yolculuklarla karşı karşıya kalmaktadır. Nitekim Batı'nın ajanları, sömürgecilerle askeri ittifaklar kurmuş; böylece ordularımız, terörle mücadele sloganı altında onların hedeflerini güvence altına almışlardır. Ayrıca yöneticiler ordularımızı kısıtlayarak, Filistin’i, Mescid-i Aksa'yı ve aynı şekilde işgal altındaki Keşmir’i kurtarmak için harekete geçmelerini engellemektedirler. Yine yöneticiler, Kur’an-ı Kerim ve Nebevî sünnetten istinbat edilen şer’î hükümleri uygulamıyorlar; aksine İslam’la hükmetmeye çağrıda bulunanlara zulmettikleri, onları takip edip tutukladıkları, kaçırdıkları, işkence ettikleri ve öldürdükleri bir zamanda laiklik, liberalizm, demokrasi ve milliyetçilik de dâhil olmak üzere küfür kanunlarıyla hükmediyorlar.
Tüm bu felaketler dünyadaki sonuçlardandır. Ahiretteki sonuçlara gelince; tüm Müslümanlar için tek bir Halife ikame etmek, ümmet üzerine şer'î bir farzdır. Ebu Hureyra Radıyallahu Anh’dan, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in şöyle buyurduğunu rivayet edilmiştir: كَانَتْ بَنُو إسْرَائِيلَ تَسُوسُهُمُ الأنْبِيَاءُ، كُلَّما هَلَكَ نَبِيٌّ خَلَفَهُ نَبِيٌّ، وإنَّه لا نَبِيَّ بَعْدِي، وَسَتَكُونُ خُلَفَاءُ فَتَكْثُرُ، قالوا: فَما تَأْمُرُنَا؟ قالَ: فُوا ببَيْعَةِ الأوَّلِ، فَالأوَّلِ، وَأَعْطُوهُمْ حَقَّهُمْ، فإنَّ اللَّهَ سَائِلُهُمْ عَمَّا اسْتَرْعَاهُمْ “İsrailoğulları, Nebiler tarafından siyaset ediliyordu (yönetiliyordu). Bir Nebi vefat edince, bir diğer Nebi ona halef oluyordu. Artık benden sonra Nebi yoktur. Halifeler olacak da çoğalacaklardır. Dediler ki: Öyleyse bize ne emredersiniz? Dedi ki: Önceki ilk biatınıza sadakat gösterin ve onlara haklarını verin. Muhakkak ki Allah, yönettikleri hakkında (ne yaptıklarını) onlara soracaktır.” [Buhari ve Müslim rivayet etti] "Fethu'l-Bârî Şerhu Sahîhi'l-Buhârî" kitabında İbn Hacer el-Askalânî şöyle demiştir: “Bir Halifenin ardından başka bir Halifeye biat edilirse cümlesinin anlamı şudur; ilk biat doğru olup ona sadakat gösterilmesi gerekir; ikinci biat ise batıldır.” Nevevî'nin Şerh-i Müslim adlı eserinin İmâret Kitabı'nda İmam Nevevî şöyle demiştir: “Bir Halifenin ardından başka bir Halifeye biat edilirse şeklindeki bu hadisin anlamı şudur; ilk biat doğru olup ona sadakat gösterilmesi gerekir; ikinci biat ise batıldır ve ona sadakat göstermek haram olduğu gibi onun biat talep etmesi de haramdır; ister ikincisine, birincisinin akdinden haberdar olarak veya habersiz olarak biat akdi yapsınlar; ister iki ayrı beldede ister aynı beldede bulunsunlar, isterse ikisinden biri ayrılmış olan İmamın beldesinde, diğeri de başka bir yerde olsun fark etmez.”
Peki bunun, bizim için ahiretteki sonuçları ne olacak? Bizim için İslam ile hükmeden tek bir Halife olması yerine, bizi küfür kanunlarıyla yöneten onlarca yönetici olmuştur; o halde Hizb-ut Tahrir gençleriyle birlikte Nübüvvet Minhacı üzere Hilafeti yeniden kurmak için çalışarak dünya ve ahirette başarı talep edelim.
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Musab Umeyr - Pakistan