Perşembe, 12 Rabi' al-awwal 1442 | 2020/10/29
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü
Eğitimle Ümmetin Kültürü Ve Kimliği Korunur Nübüvvet Metodu Üzerine Hilafetle De Bu Garantilenir Ve Uygulanır

بسم الله الرحمن الرحيم

Eğitimle Ümmetin Kültürü Ve Kimliği Korunur

Nübüvvet Metodu Üzerine Hilafetle De Bu Garantilenir Ve Uygulanır

Ümmetin kültürü onun varlığından bir parça sayılır. Bu kültür üzerine ümmetin hadâratı kurulur, hedefleri ve gayeleri sınırlandırılır, hayat tarzı temeyyüz eder. Ümmetin kültüründe hayata bakış açısı ve evlatlarını kendisine bağlayan bağlar yer alır, kültüründeki nizama göre yaşar. Herhangi bir ümmetin kültürü, onun akidesidir. Bu akideden ise hükümler, çözümler ve sistemler çıkar. Bunun üzerine bilgiler ve ilimler kurulur. Ümmetin tarihi ve geçmişi bu akideye bağlı olur.

Kültür ilimden farklıdır. İlim küresel olup yalnızca tek bir ümmete has değildir. Kültür ise, bu kültürün sonucu olan ümmet için özel olur. Bu nedenle örneğin Batı kültürü ve İslâm kültürü ifadeleri kullanılır.

Ümmetler kültürlerini ve hayata bakış açılarını hâkim kılmak için birbirleriyle savaşırlar, mücadele ederler. Kültürlerini korumak, kökleştirmek ve nesilden nesile aktarmak için çalışırlar. Ümmetin kültürünü koruyan garantilerin en önemlisi bu kültürün ümmetin kalplerinde korunması,  okullarında ve üniversitelerinde eğitimde kullanılan kitaplarda yazılı olmasıdır.

Ancak Hilafetin yıkılmasından sonra Müslümanların topraklarındaki eğitim vakıasına baktığımızda bu eğitimin, İslâm kültürünü bina etme yerine Müslümanların evlatlarının nefislerindeki İslâm kültürünü yıkmak, Batılı devletler ve onların uşakları olan yöneticiler tarafından belirlenen eğitim programları çerçevesinde bu kültürün yerini Batı kültürünün yer alması için çabaların harcandığı görülür. Bu amaçla çok çeşitli yolları kullanmaktadırlar. Müslümanların topraklarına bilimin yayılması adı altında misyoner heyetlerin gönderilmesi, okulların ve üniversitelerin kurulması, Batı kültürünün hayranı olmuş ve bu kültürün yayılması için çalışan kimseler olarak dönmeleri için Müslümanların evlatlarından bazılarının eğitim için yabancı ülkelere gönderilmesi, saptırıcı ve bozuk eğitim müfredatının konulması gibi yöntemler bu yollardandır. Efendilerinin talimatlarını yerine getirmek için bu yöneticiler zamana bağlı olarak eğitim müfredatlarında halen daha değişiklikler yapmak suretiyle bu müfredatın uzaktan veya yakından İslâm ile bağının kalmaması için çalışmaktadırlar.

İslâm kültürünün yeniden Müslümanların evlatlarının göğüslerinde korunma metodu haline gelmesi için, bizim tüm detaylarıyla İslâm akidesinden çıkmayan eğitim siyasetini mutlak surette koymamız gereklidir. Bu siyasetin temel görevi, İslâm akidesini düşüncesinin esası ve hayat hakkındaki mefhumlarının kaidesi haline getirilmesi için İslâm şahsiyetini inşa etmek olacaktır. Bu şahısta bulunan tüm mefhumları İslâm akidesi üzerine kurulur. Öyle ki birbiri ile uyumlu, aralarında herhangi bir şekilde farklılık veya çatışma olmayan mefhumlar haline gelir. Böylelikle İslâm akidesine binaen hislerinin algılama alanı içerisinde yer alan her bir hususa karşı tavrını sahih bir şekilde sınırlandırabilir. İslâm akidesi üzerine kurulu bir siyaset ile ümmetin evlatları arasında sahih bir bakış açısının kurulması garanti edilir. İslam dininin ümmetin; ekonomik, siyasi, ictimaî, kısacası hayatın her alanıyla ilgili sorunlarını çözebileceği hususunda ümmetin evlatlarında sahih bir bakış açısı meydana getirilir. Onların İslâm ile kültürlendirilmeleri metoduyla, gerek bireysel düzeyde ve gerekse her seviyede İslâm'ı hayatlarına tatbik etme gücüne sahip olurlar. Eğitim siyaseti olarak; fıkıh, hadis, tefsir, usul ilimleri gibi İslâmî ilimlere önem verilip yüksek eğitimde bunun detaylarından uzmanlaşmaya önem verildiği gibi; tıp ve mühendislik gibi bilim dallarına da önem verilir. Eğitim siyasetinde Arap diline özel bir önem verilir ve Arapça eğitim dili yapılır. Arap dilinin öğretilmesinde yeterli ölçüde vakit ayrıldığı gibi diğer ilim dalları için de aynı uygulama yapılır. Öğrencilerin Arap dilini iyi bir şekilde konuşabilmeleri için ilköğretimde Arapça dışında bir başka dilin öğretilmesi yasaklanır. Eğitim siyaseti olarak, talebelerin akidelerinde ve hadaratlarında şüphe oluşturacak veya diğer milletlerin kültürleri karşısında onlarda zafiyet meydana getirecek herhangi bir şeyin eğitime dâhil edilmesine izin verilmez. Diğer milletlere ait kültür konuları ders konuları içerisinde yer alması istendiği zaman ise muayyen bir siyasete göre, İslâm ve hükümleriyle çelişmeyecek şekilde yüksek eğitimde buna ancak izin verilir. Felsefe gibi bu ders alanları bozukluğunun gösterilmesi için öğretilir. Bu amacın dışında İslâm dışı bilgilerin öğretilmesine izin verilmez.

Ancak bu ifadeler eğitim siyasetinde kimya, fizik, tıp ve mühendislik gibi tecrübi ilimlere önem verilmeyeceği anlamına gelmez. Bilakis bunlara fazlasıyla önem verilir, muhtelif ihtiyaç durumlarına ve yaş seviyelerine göre bu türden ilim dallarının eğitim müfredatında yer almasına özen gösterilir. Eğitimde bu alanlar için özel bölümler açılır. Hatta diğer milletlerin bu alanlarda ulaştığı şeyler alınır, okullarda ve üniversitelerde okutulur. Ancak ilim olduğu gerekçesiyle Darvin teorisi gibi İslâm'a muhalif olanlara izin verilmez.

Bunların tahakkuk edebilmesi için, akidemizden çıkan hükümlere göre işlerimizi görüp gözeten ve hükmeden bir devletimizin bulunması zorunludur. İlk İslâm devletinin koruyup diğer milletlere ve halklara taşıdığı gibi bu devlet de ümmetin kültürünü ve kimliğini korumak üzere eğitim siyasetini uygulayacak ve garantileyecektir. Sahip olduklarıyla diğer halkların ve milletlerin kültürlerinden ve inançlarından etkilenmeyecek bilakis onları etkileyecektir. Fethedilen beldedeki insanlara İslâm'ı ve Arap dilini öğretmeleri için ordu ile birlikte âlimler de sefere çıkıyordu. Bilakis onlar fethettikleri topraklarda mescitlerdeki eğitime ilave olarak okullar açıyorlardı. Öyle ki bu okullar, Selahaddin Eyyubîye nispetle Kudüs’te Salahiyye Medresesinde olduğu gibi buraları fetheden fatihlerin isimleriyle tanınmaktadır. Bir belde ele geçirildiği zaman İslâm'la çelişmeyen ve onlarda var olan medeni şekiller onlardan alınıyordu. Nitekim Rasûl mancınık yapmayı öğrenmeleri için bir takım kimseleri göndermiştir. Ancak Bizans ve fars kültürünü veya ahlakını öğrenmeleri için hiçbir kimseyi göndermemiştir. Ömer b. Hattab (ra), idari üslup olarak divanları devlete dâhil etmiş ve kültürlerini almadan divanları İranlılardan almıştır.

Bu devlet eğitimi öncelikleri haline getirir. Bedir’de Müslüman çocuklardan on kişiye okuma yazma öğretmeleri karşılığında esirleri serbest bırakan Rasûl ()’in fiilinde olduğu gibi devlete sorumluluk yükler. Eğitim bedava olur ve eğitim için harcama Müslümanlara ait beytülmaldan yapılır. Eğitim için gerekli olan laboratuvarlar, kütüphaneler ve bunlar dışındaki eğitim araç ve gereçler temin edilir. Yükseköğretim ve öncesi dönemdeki okullarda eğitim için müfredatlar konulur, özel ve resmi okulların tümünde aynı ders programları uygulanır. İslâm topraklarındaki okullarda Batı kültürünün öğretilmesine izin verilmez. Eğitim kurumlarımıza giren ve çocuklarımızı ifsat eden bozucu ve misyonerist kurumların elleri kesilir.

Bunların tümü, raiyyesinin işlerinin görüp gözeten ideolojik devlette ancak yapılabilir. Müslümanların çocukları; fıkıh, yargı ve ictihad gibi İslâmî ilimlerde de mühendislik, kimya, fizik ve tıp gibi tecrübi ilimlerde de, hayatın her alanında uzman bilginler olarak hazırlanır. Böylelikle dünyadaki tüm devletler ve milletler arasında birinci devlet konumuna oturmasını sağlayacak, bunu omuzlarında taşımaya yeterli olacak âlimler yetiştirir. Böylelikle devlet, lider ve ideolojisiyle de etkili bir devlet olur. İşte bu devlet, Allah’ın izniyle yakında gelecek olan ve nebevi metod üzere kurulu ikinci Raşidî hilâfet devleti olacaktır. Hizb-ut Tahrir de bu hedefin gerçekleşmesi için elle tutulur, gözle görülür bir eğitim siyaseti ortaya koymuştur. Bu siyasetine de hem anayasasında yer vermiş hem de Hilâfet Devletinde Sistemli Eğitimin esasları isimli kitapçıkta yer vermiştir. Arzu edenler bunları alıp okuyabilirler.

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan

Kız kardeşiniz Berae Munasıra

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER