Perşembe, 12 Rabi' al-awwal 1442 | 2020/10/29
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü
PAKİSTAN’IN BOZUK EĞİTİM SİSTEMİ ÇOCUKLARININ GELECEĞİNİ YOK EDİYOR

بسم الله الرحمن الرحيم

PAKİSTAN’IN BOZUK EĞİTİM SİSTEMİ ÇOCUKLARININ GELECEĞİNİ YOK EDİYOR

(TERCÜME)

Pakistan’daki eğitim kalitesi sürekli olarak gerileme ve yıkımla karşı karşıya kalmaktadır. İlköğretime devam etmekte olan çocukların yaklaşık yarıya yakını okuyup yazma işlemini yapamamaktadırlar. Fakirlikle mücadelede başarısızlığa yol açan başlıca sebeplerden birisi de eğitim kalitesinin kötü olmasıdır. Milli gündemler adı altındaki sloganlarla yöneticilerin emanete ihanet etmelerinin yansımasıdır. Pakistan eğitim bölgelerinin düzenlenmesine has olan “Bin duyuru” kurumunun 2015 yılı raporlarına, 2014 yılına ait yıllık eğitim durumuna, Pakistan istatistik kurumuna, 2012-2013 yılları arasında Pakistan’da geçinme ve sosyal hayat seviyesi ölçümlerine, 2013-2014 Eğitim Planlama ve Yönetim Akademisi ve Milli Eğitim Öğretim Bilgi Sistemi Yönetimi gibi kurumlar tarafından yayınlanan tüm raporlar kapkara bir tablo ortaya koymaktadırlar. Hatta gelişmiş şehirlerin birçoğunda bazıları iyi bir eğitim diye isimlendirdikleri şeye, bunun daha da iyi olması gerektiği çağrısında bulunmaktadırlar. Bu tür şehirlerde basit bir cümleyi dahi okuyup yazma gücüne sahip olmayan öğrencilerin oranları şu şekildedir: Lahor’da %41, Karaçi’de %45, İslamabad’da %50, Ravalpindi’deki ilkokullarda %30. 2016 yılı raporlarına göre okulların %52’sini oluşturan 154.144 okul, dört temel alt yapı unsurlarına –duvar, elektrik, su ve tuvalet- sahip iken okulların %11’i bu dört temel unsurdan herhangi birisine sahip değildir.

Pakistan’daki eğitim araçlarının yetersizliğindeki başlıca sebebi büyük ölçüde genel yatırım seviyesinin düşük olmasıdır. Pakistan hükümeti, kurulduğu günden bu yana bu sorunun önemini kavramakta başarısız olmuştur. Geçen 70 yıl boyunca ortaya konulan gayretler sonuç vermeyen çabalardır. Bu başarısızlık, Pakistan’daki laik kapitalist sistemin esasındaki bozukluğu işaret etmektedir. İlk eğitim konferansı Karaçi’de yapılmış daha sonra ise general Muhammed Ali Cinnah buna çağrıda bulunmuştur. Bu husus için birtakım siyasilerin açıklamasına ve birçok komisyonu teşekkül ettirmesine rağmen, başarısız olmuşlardır. Ancak bu başarısızlığın nedeni, dönem itibariyle ortaya çıkan yeni olaylara ve köyden şehre göç eden insanların üzerine atılmış ve İngiliz sömürgeciliği tarafından ülkenin yönetimindeki koyduğu yapı devam etmiştir. O tarihten itibaren de birtakım siyasiler açıklamalarda bulunmuşlar ancak verdikleri sözlerin hiçbir tanesini gerçekleştirmekte başarılı olamamışlardır. Bu konu ile alakalı olarak; 1959, 1970, 1972, 1979, 1992, 1998, 2009 yıllarında siyasetler belirlenmişse de bu siyasetlerin tümü tıpkı basım gibi olmuş, sadece kelimelerin kullanış şekilleri değişmiş ve çeşitli siyasi durumlar önceki dönemlerde yaşanan başarısızlıkların sebebi sayılmıştır. 2010 yılında kabul edilen A25 maddesi şu şekildedir: “Kanun tarafından belirlenen metoda göre 6-16 yaş arası tüm çocuklara zorunlu ve karşılıksız eğitimi devlet sağlar.” Ancak halen daha bu bir rüyadır.

İslâm'a göre ise erkek veya kız olsun, tabiiyeti taşıyan Müslüman ve gayri Müslim tüm çocuklara devlet tarafından eğitim sadece bir hak değil, tam tersine devletin üzerine vacip olan bir husustur. Zira erkek ve kadın her bir mümin için eğitim talebi vaciptir. Enes’den rivayete göre Nebi şöyle buyurmuştur: «طَلَبُ الْعِلْمِ فَرِيضَةٌ عَلَى كُلِّ مُسْلِمٍ».İlim talep etmek her bir Müslümana farzdır.”

Burada önemli fark şudur: 2015-2016 yılları için Pakistan bütçesinden eğitime ayrılan rakam 969.039 Rûbîye’dir. Bu ise toplam milli gelirin sadece %2,3’üne eşittir. Buna karşılık savaşlarla yerle bir olan Afganistan’da kabul edilen bütçede eğitime ayrılan tutar toplam milli gelirin %4,ü Hindistan’da %7,si Ruanda’da ise %9’udur.

Ülkede birçok eğitim sisteminin varlığı, hükümetin aynı kalitede eğitimi vatandaşlarının tümüne sağlamadığına önemli bir delil teşkil etmektedir. Buna ilave olarak devlet okulları, özel ve İslâmî okullar birbirlerinden farklı üç yönde çalışmakta ve üç farklı akıl üzere kurulmuş olması insanların birbirlerinden farklı; akıl, mefhum ve düşünce yapılarına göre düşünmelerine neden olmaktadır. Devlet okullarının hikayeleri, tesislerdeki ciddi eksikliğin, kötü idarenin ve üzerinden uzun bir zamanın geçtiği metotlardan kaynaklanan korkunç hikayelerdir. USAID (Amerika Birleşik Devletleri Uluslararası Kalkınma Ajansı)’nın 2011 yılına ait eğitim hakkında yapmış olduğu çalışmaya göre Pakistan’daki hükümet okullarının %37’sinde tuvalet, %85’inde elektrik bulunmamakta ve kırsal kesimdeki okulların da yaklaşık %50’sinde içmek için temiz su bulamamaktadır. UNESCO tarafından yayınlanan açıklamalara göre Güney Asya’da bulunan devletler içerisindeki okullarda en fazla sınıf kalabalığının Pakistan’da bulunduğu ve her üç öğretmenden birisine 500 öğrenci düşecek boyutlarda olduğu belirtilmektedir. Bu istatistikler, eğitim sektörünün ne denli ihmal edildiğini açıkça göstermektedir. Diğer taraftan ise kendilerini Allah’ın düşmanlarına satan ve gözleri kör olan yöneticiler, sorumluluklarını hiçbir surette önemsememektedirler. Rasûlullah rşöyle buyurmaktadır: «مَامِنْوَالٍيَلِيرَعِيَّةًمِنْالْمُسْلِمِينَفَيَمُوتُوَهُوَغَاشٌّلَهُمْإِلَّاحَرَّمَاللَّهُعَلَيْهِالْجَنَّةَ»Müslümanların işlerini görüp gözetmek üzere görev üstlenen bir vali, onları aldatmış bir şekilde ölürse Allah ona cenneti haram kılar.” (Buhârî rivayet etti)

Buna ilave olarak otorite sahipleri, hayali okullar örneği gibi çok çirkin yollarlar malları yağmalamak için eğitim sektörünü kullanmaktadırlar. Bunlar daha çok Sind ve Belucistan bölgelerinde etkisini göstermektedir. Belucistan’daki eğitim bakanı Abdurrahim Ziyaratval, Belucistan cemiyetine ait oturumda bu korkunç vakıayı şu şekilde açıklamaktadır: “Hayali olarak 300.000 öğrenci ve 60.000 öğreticinin kayıtlı olduğu fakat bunlardan 15.000 öğreticinin ise bilinmediği 900 tane hayali okul keşfedilmiştir.” Vergi gelirlerinden bu öğretmenlere ödenen ücretlerin ise ne kadar olduğu bilinmemektedir. Genellikle bu kimseler yerel siyasilerle ilişkileri bulunan kimselerdir. Bu okullarda kayıtlı olan hayali öğrenciler ise bu feodallerin tarlalarında çalışan işçilerdir. Bu sahte araçlarla gerçekten çok büyük para kazanmaktadırlar.

Yine bunlara ilave olarak 11 Eylül olaylarından sonra eğitimin bir başka aracını oluşturan İslâmî okullara karşı hükümetin öfkesi yönelmiştir. 2015 yılı Ocak ayında başlayan Milli Çalışma Planının 10 ve 18. Bendinde devletin İslâm okullarının tesciline ve düzenlenmesine (mezhepçi terörün) yok edilmesine karar verdiği, belirtilmektedir. Ancak İslâmî okullar hakkında hükümetin yapmış olduğu tek icraat, laik eğitim metodu hususunda efendisi Amerika'nın çıkarlarını gerçekleştirmek olmuştur. Buna mukabil hükümet, birçokları açısından Pakistan’da bedava eğitimin verildiği tek kaynak olan İslâmî okullardaki eğitim seviyesinin türüne önem vermediler.

Eğitim üzerinde etkili olan bir başka şey de sınav sistemidir. Öğrencilerin yeterliliklerini ölçmek için tür ve nicelik tekniklerinin kullanılması gerekirken eğitimde sonuç getirmeyen kuru kuruya ezbere dayandılar. Bu tekniği orta öğretimde kullandılar. Bunun tek sebebi ise insanların kazanılması hususunda ucuz olmasıdır. Buna ilave olarak geçmişteki İslâm medeniyetinin seçkin ve belirgin özelliği olan ve bu ümmetin parlak akıllarını ortaya çıkartan akli tefekkürü de tümüyle terk ettiler.

Bu düşünce yapısı ya tümüyle eğitim sistemine ait mezbahanede kurban edildi ve neredeyse hiç bırakılmadı ya da “beyin göçü” şeklinde ülkeden çekip kopartıldı. Pakistan halkının veya İslâm dünyasının geri kalan kısmının çıkarları yerine batı dünyasının çıkarları için kullanılmak üzere yabancı üniversiteler özel okullarla yardımlaşmak suretiyle parlak zekâları fiili olarak avlıyorlar.

Özel sektöre ait okullarda ise hükümet tarafından konulan metot takip edilmekte fakat müfredat düzeyleri farklı olmaktadır. Örneğin, elitlere ait okullarda öğrenciler harici sınavlarla hazırlanırken diğer özel okullarda ise öğrenciler mahalli meclis imtihanlarıyla hazırlanmaktadırlar. Elit okullar, sunmuş oldukları hizmetler karşılığında çok daha fazla para almaktadırlar. Ancak öğrenci velisinin daha fazlasını karşılama imkanına sahip olacak olması halinde çocuklarına daha kaliteli bir eğitim sağlanmasını tercih etmektedirler. Hatta tüm bu harcamalardan sonra velilerin büyük bir kısmı özel öğretici kullanmaya veya çocuklarını akademilere gönderebilmek için eğitim için harcadıklarının üstünde kat kat para ve vakit harcamaktadırlar. Pakistan’daki bir ferdin gelir ortalaması yıllık olarak 1.513 dolardır. Bu arada yüksek düzeyde özel okul harçlarının yıllık ortalaması ortaokula kadar 2.800 dolardır. Lise seviyesinde ise 5.200 dolardır. Buna ilave olarak “genel eğitim diploma” imtihanlarının masrafı, muhtelif seviyelerinde bu okullara toplam kayıt külfetinden ayrı sayılır. Bilim konularıyla alakalı bazı bilgilerin elde edilmesine yardımcı olmaya bu eğitim yeterlidir. Ancak ahiret hayatı ve İslâm'ın farzları hakkında bilgi sahibi olmak için yeterli olmamaktadır. Çünkü onlar, İslâm'ın doğrularını öğrenmek için fiilen fakir durumdadırlar.

Sömürgeci güçler işgal ettiği halkların düşünce yapılarını ve laikliklerini değiştirmek için eğitim sistemini önemsediler. Bu bozuk sistem ülkemizdeki eğitime ait tüm sorunların temel sebebidir. Tüm milletler nezdinde eğitimin hedefi, konumunu dünya seviyesine yükseltmek ve kalkınmayı gerçekleştirmek için dünyada yeni gelişmelerin tümünü öğretmektir. İslâm ilim elde etmeye, becerilere ve yeni gelişmelerle alakalı bilgilere teşvik etmekte ancak bunların tümünü İslâm akidesiyle irtibatlandırmaktadır. İslâm'ın eğitimden hedefi İslâm şahsiyetini oluşturmak ve hayatla alakalı tüm işlerde insanların bilgisini artırmaktır. Bu hedefin tahakkuku için eğitim üslupları kullanılır ve bir başka hedefe götürecek herhangi bir üslup engellenir. İslâm tarihi; ilmi, dini, felsefi ve kültürel gelişmelerle doludur. Bunun tek nedeni ise İslâm'a hizmet etme hususunda Müslüman yöneticilerin sadakatidir. Ancak ne yazık ki 2015 yılı raporlarına göre Pakistan, ekonomi ve kalkınma alanlarındaki ilerlemeye etki eden siyasetlerde 141 ülke içinde 131. Sıradadır. Bilim ve teknoloji bakanlığı raporuna göre ülkenin geri kalma sebepleri şu şekilde tasnif edilmektedir:

1-      Bilim ve kalkınma alanında Gayri Safi Milli Hasılanın düşün olması

2-      Eğitim kurumlarımızdaki bilim öğretim ölçülerinin düşük olması

Bir diğer açıdan ise Arap diline hak ettiği ve layık olduğu ihtimam gösterilmemesi Müslüman gençleri Kur’ân-ı anlamaktan uzaklaştırdı. Buna bağlı olarak Arapçanın sadece dinin lügati olduğu hakikatini olduğunun da, her yerde Müslümanları birbirine bağlayan bir dil olduğunun da cahili oldular. İslâm'ın altın çağlarındaki ilmi eserler, ilim talebini teşvik etmek için Kur’ân ayeti ile başlar ve Müslümanları etraflarındaki dünyayı düşünmeye davet ederdi. Ancak birbirini takip eden Pakistan yöneticileri, bu bilgiyi ve izzeti Müslüman gençten koparıp aldılar. Bu genç akıllar hayatlarının baharında, ihtiyaçlarını karşılamak ve onlara eğitim imkanı sağlamak için babalarını bir mücadele içerisinde buldular. Hatta bu talim dahi onların iyi bir görev almalarına yeterli olacak kaliteli bir eğitimi sağlamadı. Çoğu kere almış oldukları eğitim Allah Sübhânehu ve Teâlâ’ya itaatlerinin zıddına oldu.

Netice olarak bu sorunların tümünün çözümünün ancak nübüvvet metodu üzere Raşidî Hilâfet Devleti gölgesindeki İslâmî eğitim nizamının tatbiki ile mümkün olacağını bilmemiz gerekir. Hizb-ut Tahrir, Hilâfet Devleti anayasa tasarısında, “Hilâfet Devleti’nde programlı eğitimin esasları” isimli kitapta ve daha başka yayınlarında bu İslâmî eğitim için kapsamlı ve detaylı açıklamaya yer vermiştir. İşte bu İslâmî nizam günümüz gençlerinin karşı karşıya kalmış oldukları sorunların tümüne ait tek çözümdür. Çünkü bunlar Allah Sübhânehu ve Teâlâ’nın hükümlerine dayanmaktadır. Müslüman gençlerin, kasıtlı olarak saptırılan genç neslin ihtiyaçlarına cevap verecek tek güçtür. Zira bu gençler hayatlarında kendilerine sıkıntıdan başka hiçbir şey sağlamayan, ahirette de onlara kesinlikle yardımcı olmayan dolambaçlı yolları takip etmeye sürüklenmektedirler.

Nübüvvet metodu üzere Hilâfet Devleti ancak bu sistemi gerçek anlamda tatbik edebilir. İşte bu durumda ilimlerin ve bilgilerin gerçek gücünü kavrayabileceğiz. Dünyanın her bir yanında İslâm'ın nurunun yayılması sonucunu veren İslâmî şahsiyete sahip Müslüman gençleri meydana getirmeye hedefleyen fikri idraki öğretebiliriz. Ve şüphesiz ki bu her Müslümanın gayesi olan cennet yolunu da hazırlayacaktır. Rasûlullah şöyle buyurmaktadır: «مَنْ سَلَكَ طَرِيقًا يَطْلُبُ فِيهِ عِلْمًا سَلَكَ اللَّهُ بِهِ طَرِيقًا مِنْ طُرُقِ الْجَنَّةِ»Her kim ilim öğrenmek için bir yol takip etmek isterse Allah da takip etmiş olduğu yolu ona cennet yollarından bir yol yapar.”

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan

İhlâk Cihan

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER