حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Sudan Vilâyeti
Medya Bürosu
| No: SD–BA–2026–RS–TR–99 |
H. 13 Rabi’-ul Âhir 1448 M. Cuma, 25 Eylül 2026 |
Sömürgeciliğin Oluşturduğu Devletlerin Egemenliği Olmaz! İslam’a Dayanan Bir Devletin Ancak Egemenliği Olur
Sudan hükümeti, Çarşamba günü Amerika’nın kendi meşruiyetini sorgulamasını reddetti. Bu gelişme, Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Korgeneral Abdul Fettah el-Burhan’a Birleşmiş Milletler Genel Kurulu çalışmalarına katılmak üzere Amerika’ya giriş vizesi verilmesinin “insani ateşkesi” kabul etmesine bağlanmasının ardından yaşandı. Sudan Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, Sudan’ın ulusal egemenliğine bağlı olduğu vurgulandı ve Washington’a Sudan hükümetiyle olumlu bir şekilde ilişki kurma çağrısında bulunuldu.
Burada güçlü biçimde sorulması gereken soru şudur: Sudan gerçekten bağımsız ve egemen bir devlet midir?! Bu soruyu cevaplamadan önce bağımsız devletin tanımını yapmak gerekir. Bağımsız devlet, egemenlik sahibi olan devlettir.
Bugün dünyadaki devletler egemenlik bakımından üç kategoriye ayrılmaktadır:
1- Bağımsız devletler: Bunlar, iç ve dış politikalarında kendi çıkarları doğrultusunda diledikleri gibi hareket eden devletlerdir. Fransa, İngiltere, Çin, Rusya ve benzeri devletler buna örnektir.
2- Büyük devletlerin uydusu olan devletler: Bunlar, dış politikalarında başka devletlerle bağımlılık ilişkisi içerisinde değil, çıkar ilişkisi çerçevesinde bağlantılı olan devletlerdir. Japonya’nın Amerika ile, Avustralya’nın ise hem Amerika hem de İngiltere ile ilişkisi buna örnektir.
3- Tabi devletler: Bunlar, dış politikalarında ve bazı iç meselelerinde başka bir devlete bağlı ve onun tarafından sınırlandırılmış olan devletlerdir. İslam beldelerinde bugün mevcut devletlerin büyük çoğunluğu bu kategoriye girmektedir. Sudan da bunlardan biridir.
Egemenlik kelimesi, Batı menşeli bir siyasi terimdir ve iradeyi fiilen kullanan, iradesine göre harekete eden anlamında kullanılmaktadır. Sudan, tabi bir devlettir, kendi işlerini dilediği gibi yürüten bir devlet değildir, talimatla hareket eden bir devlettir. Başta Amerika olmak üzere Batılı sömürgeci devletlerin ülkenin iç işlerine açıkça müdahale etmeleri, bunun en açık göstergesidir. Amerika, Güney Sudan meselesine müdahale etmiş ve nihayetinde onun Sudan’dan ayrılmasını sağlamıştır. Nitekim Beşir hükümeti de bunu açıkça itiraf etmiştir. Bugün Amerika, Sudan’daki savaşa da güçlü biçimde müdahale etmekte ve Darfur’u Sudan’dan koparmak için çalışmaktadır. Bu nedenle Amerika’nın Afrika ve Ortadoğu İşleri Özel Temsilcisi Massad Boulos’un Sudan hükümetinin yetkilileriyle sık sık görüştüğünü, açık bir şekilde müdahalelerde bulunduğunu ve neyin yapılıp neyin yapılmaması gerektiğini belirlediğini görüyoruz. Nitekim Boulos, Çarşamba günü El Cezire’ye yaptığı açıklamada şöyle demiştir: “Ordu Komutanı El Burhan ile birçok kez görüştüm. Ancak bu, onun hükümetini tanıdığımız anlamına gelmez!” Boulos ayrıca Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantıları çerçevesinde New York’ta Sudan Dışişleri Bakanı ile de görüşmüş; iddiasına göre Sudan’daki gelişmeleri, çatışmayı sona erdirme ve güvenlik ile istikrarı yeniden tesis etme çabalarını ele almıştır. Aynı şekilde 21 Haziran’da Korgeneral el-Kebbaşî ile de bir araya gelmiş ve bu görüşmede Sudan hükümetine insani ateşkes konusunda sunduğu belgeyi ele almıştır.
Bunun yanı sıra, Avrupa Birliği’nin sözde Afrika Boynuzu Özel Temsilcisi’nin müdahalesi de söz konusudur. Annette Weber, 10 Eylül 2026 Perşembe günü Korgeneral El Burhan ile görüşmüştür. Sudan Tribune’e göre Weber, bu görüşmede krizin askerî güçle çözülemeyeceğini özellikle vurgulamıştır. Basına yaptığı açıklamada ise El Burhan ile siyasi süreci ve ülkede düzenli siyasi değişimin nasıl yeniden sağlanabileceğini ele aldığını belirtmiştir.
Aynı şekilde İngiltere’nin özel temsilcisi Richard Crowder da 12 Eylül 2026 tarihinde Burhan ile görüşmüş; savaşın durdurulması, sivillerin korunması ve insani acıların, Sudanlıların öncülük edeceği kapsamlı bir siyasi süreç yoluyla sona erdirilmesi gerektiğini vurgulamıştır.
Şimdi soruyoruz: Egemen devletlerden herhangi biri, Sudan’ın veya Sudanlı herhangi bir yetkilinin kendi iç işlerine bu şekilde müdahale etmesine hiç izin verir mi?! Cevap kesinlikle hayırdır. O hâlde gerçekten bağımsız ve egemen bir devletsek, neden bu devletlerin bizim iç işlerimize müdahale etmesine izin veriyoruz?!
İslam’da egemenlik şeriata aittir. Yapılması gerekeni de terk edilmesi gerekeni de belirleyen yalnızca şeriattır. İslam, kâfirlerin Müslümanlar üzerinde egemenlik kurmasına izin vermememizi emreder. Allah Azze ve Celle şöyle buyurmaktadır:
وَلَنْ يَجْعَلَ اللَّهُ لِلْكَافِرِينَ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ سَبِيلاً “Allah, müminlerin aleyhine kâfirlere hiçbir yol vermeyecektir” [Nisa 141] Bu bağımlılıktan ancak sömürgecilikten kurtularak ve İslam Devleti Nübüvvet metodu üzere Hilafeti kurarak kurtulabiliriz. Ancak o zaman Rabbimizi razı edebilir ve Hilafetin gölgesinde Allah’ın kulları olarak özgür bir şekilde yaşayabiliriz.
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اسْتَجِيبُوا للهِ وَلِلرَّسُولِ إِذَا دَعَاكُمْ لِمَا يُحْيِيكُمْ “Ey iman edenler! Size hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, Allah ve Rasûlü’ne icabet edin.” [Enfal 24]
İbrâhîm Usmân [Ebu Halîl]
حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Sudan Vilayeti Resmi Sözcüsü
| حزب التحرير Hizb-ut Tahrir Sudan Vilâyeti Medya Bürosu |
Adres Bilgileri ve Web Sitesi 21 October Street, Imarat al-Vaqf, Ground Floor, East Khartum / Sudan Telefon: +(249) 0912 24 01 43 – 0912 37 77 07 http://www.hizb-sudan.org/ |
E-Mail: spokman_sd@dbzmail.com |



