Cumartesi, 18 Ramazan 1447 | 2026/03/07
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü

بسم الله الرحمن الرحيم

Ey Danimarka’daki Müslümanlar! Ramazan-ı Şerif’i İslami Kimliğinize Sımsıkı Sarılarak ve Demokrasiyi Reddederek Tamamlayın

Ey Müslümanlar! Danimarka’da bir kez daha parlamento seçimlerinin yapılacağı duyuruldu. Bu kez seçimler, hak ile batılın arasını ayırması için indirilen ve Kuran ayı olan mübarek Ramazan ayına denk gelmektedir... Allah Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurdu:

شَهْرُ رَمَضَانَ الَّذِي أُنْزِلَ فِيهِ الْقُرْآنُ هُدًى لِلنَّاسِ وَبَيِّنَاتٍ مِنَ الْهُدَى وَالْفُرْقَانِ“Ramazan ayı, ki onda Kuran, insanlara yol gösterici ve doğruyu yanlıştan ayırıcı belgeler olarak indirildi.” [Bakara 185] Bu hakikatten hareketle şu hususları vurgulamak ve hatırlatmak isteriz:

1- Demokrasi gerek bir fikir gerekse bir yönetim sistemi olarak İslam ile açıkça taban tabana zıttır. Zira demokrasi, helal ve haramı belirleyen ve kanun koyanın insanın Yaratıcısı değil, insanın bizzat kendisi olduğu esasına dayanır. Dolayısıyla Müslümanlar için demokrasinin tanınması veya bir referans kaynağı olarak kabul edilmesi mümkün değildir.

2- Sırf bu sebeple seçimlere katılmamak; asla pasif kalmak, toplumdan soyutlanma veya kamu meselelerine duyarsız kalmak anlamına gelmez. Bu yüzden biz Müslümanlar, enerjimizi ve siyasi potansiyelimizi, kimliğimizle çatışan bir sistem içerisinde hiçbir etkisi olmayan bir oy verme işlemine hapsedemeyiz. Aksine bizler, toplum içerisinde aktif bir şekilde yer almak ve siyasi çalışma yürütmekle mükellefiz. Ancak bu çalışma sadece İslam esasına dayalı, İslam ölçülerine uygun ve İslam’ın hizmetinde olmak zorundadır; bu noktada Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in Mekke toplumundaki daveti ve siyasi çalışması bizler için tek örnek ve tek kaynaktır.

3- Bu mesele sadece haramdan sakınma meselesi değil, aksine Müslümanlar olarak doğrudan kimliğimizle ilgili bir meseledir. Sadakatimiz hangi sisteme ve hangi hayat görüşüne olacaktır? Seçimlere katılmak, ister istemez seküler/laik siyasi sistemi ikrar etmek ve ona meşruiyet kazandırmak anlamına gelir. İşte tam da bu yüzden, sözde siyasi “entegrasyonun” bir parçası olarak Müslümanlara seçimlere katılmaları yönünde baskı yapılmaktadır.

Ey Müslümanlar! Sadece Danimarka’da değil, tüm dünyada laik-liberal demokrasinin ahlaki, siyasi ve ekonomik olarak derin bir tarihi krizden geçtiği şu dönemde, çökmekte olan bu sistemin destekçisi olmak akıl kârı mıdır? Gözlerimizin önünde yıkılmakta olan ve halkların kendisine güvenini giderek kaybettiği bu sistem, bir küfür sistemidir. Yakında mübarek Ramazan’ı uğurlayıp Ramazan Bayramı’nı idrak edeceğiz. Allah’ın Kitabı Kur’an’ı tilavet edip üzerinde tefekkür ettiğimiz, Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in Sireti üzerinde uzun uzadıya düşündüğümüz, İslam’ın çözümlerini açıklayan, alternatif oluşunu beyan eden, insanlığa rahmet olduğuna işaret eden ayetleri okuduğumuz bugünlerde Allah’ın bize bahşettiği bereketleri heba etmemeliyiz. Kime olursa olsun, hangi partiyi temsil ederse etsin, parlamentoya girip küfür üzerine kurulu bir yasamaya katılması ve İslam’ımızla açıkça çelişen meselelere dahil olması için yetki vermemeliyiz. Aksine, İslam’ı dünyada çökmekte olan bu beşerî sistemlere karşı rahmet dolu bir alternatif olarak sunmanın tam zamanıdır. Zira bu sistem sadece içeride Müslümanlara zorla asimilasyonu dayatmakla kalmıyor; aynı zamanda Müslüman beldelerinde soykırım ve saldırganlık yapanları ve İslam ülkelerini işgal edenleri silahlandırıp finanse etmektedir. Ecirlerin katlandığı, Allah Celle Celâluhu’nun Kendi emrine göre amel edenleri muvaffak kıldığı ve onları başarıya ulaştırdığı Ramazan ayından daha layık bir zaman var mıdır bu sorumluluğu yüklenmek için?

Ey Müslümanlar! Bazılarının dar maslahatlar mantığına kapılarak, seçimlerde kötünün iyisine veya en az zararlı görünen (ehven-i şer) partilere oy vermenin “stratejik bir deha” olduğu yönündeki aldatmacalarına sakın kanmayın! LGBT ajandasını savunan, entegrasyon adı altında İslami kimliği yok etmeye çalışan veya Filistin’i işgal eden gaspçı varlığın “var olma hakkını” teyit eden partilerden veya kişilerden hiçbir hayır gelmez.

Aynı şekilde, belirli bir partinin veya kişinin iktidara gelmesi halinde sonumuz olacağı korkusunu ve yaygarasını yayanlara da sakın itibar etmeyin. Gerçekte bu ülkede İslam’a karşı yürütülen siyasi savaşta, partiler arasında sadece şekil ve üslup farklılığı vardır. Öyleyse birbirine kenetlenmiş bir Müslüman kitle olarak dik durmalı, saf ve net bir İslami tutum sergilemeli ve bugün toplumda hüküm süren sistemden çok daha üstün ve çok daha farklı bir hayat görüşüne, nizamına ve toplum mefhumuna sahip bir kimliğimiz olduğunu açıkça ilan etmeliyiz.

Ey Müslümanlar! Biz Hizb-ut Tahrir / Danimarka olarak sizi muhabbet ve samimiyetle uyarıyoruz: Küfür nizamına güvenmeyin, parlamento seçimlerine katılarak Allah’ın haram kıldığına bulaşmaktan sakının. Değerlerinizden ve kimliğinizden sakın ha sakın taviz vermeyin! Aksine Allah Subhânehu ve Teâlâ’ya güvenmek, Hak ile Batıl’ı net bir biçimde ayırmak ve insanlığı İslam ile hidayete erdirme sorumluluğunu taşımak gibi Ramazan’ın o güzel derslerine sımsıkı sarılın.

Ramazanınızı, İslam’ınızla çelişen ve ona savaş açan laik demokrasiye mesafe koyarak tamamlayın. Gelin hep birlikte İslam’a kâmil manada davet etmek, kimliğimizi korumak ve küresel çapta İslam siyasal sistemini ve İslami toplum modelini Hilafet Devleti çatısı altında yeniden ikame etmek için yürütülen küresel çalışmaya katkıda bulunmak üzere beraber çalışalım.

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اسْتَجِيبُوا للهِ وَلِلرَّسُولِ إِذَا دَعَاكُمْ لِمَا يُحْيِيكُمْ“Ey iman edenler! Size hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, Allah ve Rasûlü’ne icabet edin.” [Enfal 24]

حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Danimarka


H. 12 Ramazan 1447
M.  Pazar, 01 Mart 2026

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER