Cuma, 24 Ramazan 1447 | 2026/03/13
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü


حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Mısır
Medya Bürosu

No: MS-BA-2026-MB-TR-05 H. 17 Ramazan 1447
M. Cuma, 06 Mart 2026

İki Sınır Kapısı Arasında Kalan Mısır, Refah Sınır Kapısını Gazze Halkının Yüzüne Kapatırken, Yahudilere Taba Sınır Kapısını Ardına Kadar Açmaktadır!

Büyük dönüşlerin yaşandığı anlarda rejimlerin gerçek yüzleri açığa çıkar ve medyanın propagandasıyla gizlenemeyecek tutumlar gün yüzüne çıkar. Amerika ve Yahudi varlığının İran’a karşı yürüttüğü savaşın gölgesinde son günlerde yaşananlar, Mısır’ın nasıl bir siyasetle yönetildiğini, bölgedeki konumunu ve Amerika ile Yahudi varlığının bölgedeki hegemonyasını yansıtan son derece ibretlik bir tabloyu gözler önüne serdi. Gazze halkı bombardıman ve kuşatmaya maruz kaldığı, açlıktan nefes alamaz hâle geldiği sıralarda Refah Sınır Kapısı kapalı tutulmuş, Gazze halkı kaderiyle baş başa bırakılmıştır. Buna karşılık Taba Sınır Kapısı, savaştan kaçan ve Sina’ya akın eden binlerce Yahudi’ye sonuna kadar açılmıştır.

Sadece bu manzara bile şu can alıcı soruyu sormak için yeterlidir: Müslümanların topraklarını gasp eden ve evlatlarını katledenlere, kapılarını açan, ancak yardımlarına koşulması, korunması ve topraklarının kurtarılması gereken kardeşlerimize kapılarını kapatan bu nasıl bir siyasettir?

Geçtiğimiz günlerde Taba Sınır Kapısı; savaş ve hava sahasının kapatılması nedeniyle işgal altındaki Filistin’den Sina’ya geçen, oradan Şarm el-Şeyh Havalimanı üzerinden Avrupa’ya veya başka yerlere kaçan binlerce Yahudi ve yabancı için bir kaçış güzergâhı haline gelmiştir. Sınırda bu kaçış için kuyruklar oluşurken ve geçişlerine izin verilirken; sadece birkaç kilometre ötedeki Gazze halkı, en temel yaşam maddelerinden bile mahrum bırakılarak boğucu bir abluka altında ölümle pençeleşmektedir.

Bu tablo; Mısır’ı Yahudi varlığıyla çatışma denkleminden çıkaran ve siyasi-güvenlik kararlarını Amerika’nın bölge siyasetine endeksleyen Camp David anlaşmasıyla şekillenen siyasi gerçekliğin doğal bir yansımasıdır. O anlaşmadan bu yana Mısır’ın doğu sınırları, işgale karşı bir cephe olmaktan çıkıp adeta Gazze’yi kuşatan ve hayat damarlarını kesen bir duvara dönüşmüştür. Bu gerçeklik, 1952 Temmuz devriminden sonra Amerika yanlısı askerlerin yönetime gelmesiyle ve Mısır’da İngiliz nüfuzunun yerini Amerikan nüfuzunun almasıyla daha da kökleşmiştir.

Bugün Refah Sınır Kapısı’na bakan kimse trajedinin boyutunu daha iyi fark eder. İki milyondan fazla insanın yaşadığı Gazze, yıllardır boğucu bir kuşatma altında inlemekte; halkı sınırlı miktarda giren insani yardımlara muhtaç bırakılırken hareket, tedavi ve seyahat özgürlükleri engellenmektedir. Sınırlar, Gazze halkı için bir kurtuluş ve yardım yolu olması gerekirken, onlara karşı bir baskı aracına dönüştürülmüştür.

Buna karşın, Yahudiler güvenli bir çıkış yoluna ihtiyaç duyduklarında, Sina toprakları onlara ardına kadar açılmıştır. Sanki Mısır halkının ve askerlerinin kanlarıyla sulanmış bu topraklar, Müslümanların topraklarını gasp eden ve onların çocuklarını öldürenler için güvenli bir geçiş koridoruna dönüşmüş gibidir!

Bu bariz çelişkiyi, bölgeyi on yıllardır yöneten ihanet sarmalı dışında anlamak mümkün değil. Batı’ya göbekten bağlı bu rejimler; Mısır halkının kanı ve Gazzeli Müslümanların abluka altına alınması pahasına olsa bile, Yahudi varlığını koruyan ve güvenliğini sağlayan gerçek “Demir Kubbe” işlevini görmektedirler.

Bu nedenle bu mesele sadece bir sınır kapısının açılması veya kapanması meselesi değildir; bu bir siyasi sadakat meselesidir. Pusulanın yönü Ümmet ve onun davası mıdır, yoksa gasıp varlığı koruyan ve Ümmetin yeniden güçlenip topraklarını kurtarmasını engelleyen Batı projelerine hizmet etmek midir?

Mısır rejimi Filistin’e, kurtarılması gereken işgal edilmiş bir toprak olarak değil; uluslararası ve bölgesel uzlaşılarla yönetilen bir güvenlik dosyası olarak bakmaktadır. Bu bakış açısıyla abluka siyasi bir aygıta, sınır kapıları ise yardım yolu yerine baskı aracına dönüşmektedir.

Bugün yaşananlar, İslam ülkelerini yöneten rejimlerin ne denli büyük bir alçalma içinde olduklarını ifşa etmektedir. Sömürgecilerin çizdiği sınırlar Müslümanları birbirinden ayıran ve birbirlerine yardım etmelerini engelleyen setler haline gelirken, aynı sınırlar düşmanlara sonuna kadar açılmaktadır.

Ey Kinane halkı! İslam, Müslümanların duruşunu belirleyen bağın ulusal sınırlar değil, onları birleştiren akide bağı olması gerektiğini belirtmiştir. Müslüman Müslümanın kardeşidir; kanı onun kanı, toprağı onun toprağı, davası onun davasıdır. Dolayısıyla Gazze ablukası sadece Filistinlilerin meselesi değil, tüm Ümmetin onur ve akide sınavıdır, dinine ve inancına bağlılık ve sadakatinin bir sınavıdır.

Ey Kinane askerleri! Ümmet bugün içi boş nutuklara veya sloganlara değil; ellerindeki gücün bir emanet olduğunun bilincinde olan, Allah’ın huzuruna çıktıklarında bu güçten hesaba çekileceklerini bilen adamlara muhtaçtır. O halde Allah’ın sizden istediği gibi İslam’ın askerleri ve ümmetin muhafızları olun! Zulmü kesip atan, İslam ve Nübüvvet metodu üzere Raşidi Hilafet Devletinin gölgesinde ümmete izzetini yeniden kazandıracak olan bir kılıç olun!

وَمَا لَكُمْ لاَ تُقَاتِلُونَ فِي سَبِيلِ اللّهِ وَالْمُسْتَضْعَفِينَ مِنَ الرِّجَالِ وَالنِّسَاء وَالْوِلْدَانِ الَّذِينَ يَقُولُونَ رَبَّنَا أَخْرِجْنَا مِنْ هَـذِهِ الْقَرْيَةِ الظَّالِمِ أَهْلُهَا وَاجْعَل لَّنَا مِن لَّدُنكَ وَلِيّاً وَاجْعَل لَّنَا مِن لَّدُنكَ نَصِيراً“Size ne oluyor da, Allah yolunda ve “Ey Rabbimiz! Bizleri halkı zalim olan şu memleketten çıkar, katından bize bir dost ver, bize katından bir yardımcı ver” diye yalvarıp duran zayıf ve zavallı erkekler, kadınlar ve çocukların uğrunda savaşa çıkmıyorsunuz?” [Nisa 75]

حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Mısır
Medya Bürosu
Adres Bilgileri ve Web Sitesi
31 el-Cela’ Caddesi, Kahire / Mısır
Telefon: Tel: +(20) 2 27738076 – 5119857010
www.hizb.net/
E-Mail: hizb.ut.tahrir.eg@gmail.com

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER