Pazartesi, 05 Dhu al-Hijjah 1443 | 2022/07/04
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü
Ziyaret mi Yoksa Komplo mu?

بسم الله الرحمن الرحيم

Haber-Yorum

Ziyaret mi Yoksa Komplo mu?

Haber:

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, iki günlük resmi ziyaretin ardından Cuma akşamı Suudi Arabistan’dan ayrılarak ülkesine döndü.

Erdoğan’ı, Cidde Kral Abdülaziz Havalimanı’nda Mekke-i Mükerreme Vali Yardımcı Prens Bedir Bin Sultan, Türkiye’nin Riyad Büyükelçisi Fatih Ulusoy ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Daimi Temsilcisi Büyükelçi Mehmet Metin Eker ile diğer yetkililer uğurladı. (Anadolu Ajansı)

Yorum:

Erdoğan, uzun bir bekleyişin ardından nihayet Suudi Arabistan Kralı Selman Bin Abdülaziz’i ziyaret ederek bir araya geldi. Bu ziyaret, Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın 2018 yılının sonlarında İstanbul’daki Suudi Konsolosluğu’nda öldürülmesinden bu yana doğrudan tartışmalar ve ilişkilerin keskin bir şekilde gerginleşmesinden uzun bir dönem sonra gerçekleşti. Elbette birkaç kez ertelenen bu ziyaret, Kaşıkçı dosyasını kapatmak için olmadığı gibi her iki tarafı ilgilendiren ekonomik alandaki bir ziyaret de değildir. Aksine başka birçok hususları içeren bir ziyarettir. Önümüzdeki günlerde bizim için açıklığa kavuşabileceği gibi bu eşlik eden heyetten de okunabilir. Nitekim ona, İçişleri, Savunma, Hazine ve Maliye ve Ticaret Bakanı ve en önemlileri Millî İstihbarat Teşkilatı başkanı Hakan Fidan ve Cumhurbaşkanlığı İletişim Dairesi Başkanı ve Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü olmak üzere Adalet ve Kalkınma Partisi Başkan Yardımcısı eşlik etmiştir.

Bu koro, umre yapmak veya Cumhurbaşkanına eşlik etmek için değil, aksine istihbarat şefinin gidişini örtbas etmek için gitmiştir. Nitekim yüksek güvenlikli olan bu gezi, özellikle Suriye dosyası gibi sıcak dosyalar olmak üzere bölgenin vakıasını değiştirebilecek kararları içermektedir.

Siyasi analist ve Suudi gazeteci Hani Nakşibendi DW Arabic ile yaptığı röportajda, bu ziyaretin bir devlet başkanının normal bir gezisi olmayacağını, bunu iki ülke arasındaki ticaret hacminin, turizmin ve ekonomik ilişkilerin yükselişinin izleyeceğini düşündüğünü açıkladı…

Medya organları, ziyaretin Türkiye Cumhurbaşkanı’nın Mekke-i Mükerreme’de Kral Selman ile bayram namazı kılmasını da kapsayabileceğini bildirdiler ancak bu olmadı. Bu ise ziyaretin başarısız olduğu anlamına gelmemekte ancak tüm önerilerin kabul edilmesinin ardından başka çağrışamların olabileceği anlamına gelmektedir. Zira her iki taraf, kendi zanlarına göre artan İran etkisi karşısında bölgedeki Sünni devletleri bir araya getiren büyük bir bölgesel anlaşma veya ittifak oluşturmaya çalışıyorlar.

Bugün bölgede pek çok pragmatik politikalar görüyoruz. Bu politikalar, sadece Ortadoğu bölgesi için değil aksine tüm dünyayı kapsayan birçok ülke ve hükümetin tesisleri, politikaları ve yöntemlerindeki birçok dengeyi alt üst etmiştir. Bu nedenle bizler, ne yazık ki onların temsilcileri aracılığı ile bu ümmete karşı kurulun bu komploların ortaya çıkacağı bir günün eşiğindeyiz.

Ey dünyanın dört bir yanındaki Müslümanlar: Bugün, çıkış yolunun ve aziz İslam’ın gerçek konumuna geri döneceğine dair kanıtlar artmaktadır. Zira kafirler kerih görseler de Allah nurunu tamamlayacaktır. Peki biz bu büyük hayrın neresindeyiz? Değişim yapanlarla mı yoksa geride kalanlarla mı birlikte olacağız?

Bu mesele bizim elimizde, bu karar bize ait ve bundan biz sorumlu tutulacağız. Bu nedenle gücü ve konumu olan herkesi, fikir ve metot taşıyan sadık bir kitlenin varlığına rağmen İslam’ın neden galip gelmediğini sormaya davet ediyoruz? Kerim Rasulümüz Salavatullahi Aleyhi’nin metodunu takip eder, başlangıç noktasını pekiştirecek bir gücü korumak için hareket eder ve konumu gasp edilmiş bu devlet geri dönerse, İslam ve Müslümanlar izzet bulacak ve insanlık bu zifiri karanlıktan kurtulacaktır.

Değişim kararı bizim elimizde. O halde öne geçen ilkler gibi olun, dininize düşkün olun, onun kaynağını koruyun ve yeryüzünün doğusu ve batısındaki mustazafların çığlıklarına yardım edin. Vallahi sorguya çekileceksiniz, Vallahi sorguya çekileceksiniz.

Allahu Teala şöyle buyurmuştur:

يُرِيدُونَ لِيُطْفِؤُوا نُورَ اللَّهِ بِأَفْوَاهِهِمْ وَاللَّهُ مُتِمُّ نُورِهِ وَلَوْ كَرِهَ الْكَافِرُونَ
Onlar, Allah’ın Nuru’nu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Oysa Allah, kendi Nuru’nu tamamlayıcıdır; kâfirler istemese bile.” [Saff 8]

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Dareyn Eş-Şanti

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER