- |
- İlk yorumlayan ol!
- yazı boyutu yazı boyutunu küçült Yazı boyutu büyüt
بسم الله الرحمن الرحيم
Haber-Yorum
Gazze’de Ateşkesin Sürdüğünü Söylemek, Yahudi Varlığının İhlallerine Cesaret Vermektir
Haber:
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yeni yıl dolayısıyla yayınladığı video mesajında Gazze konusuna da değinerek, “Gazze’de, bizim de katkımızla sağlanan ateşkes, İsrail’in tüm ihlallerine rağmen, Gazzeli kardeşlerimizin sağduyusu sayesinde halen sürmektedir” dedi. (31.12.2025 - Ajanslar)
Yorum:
Türkiye’nin Filistin politikası acizlik, zillet ve ikiyüzlülük arasında seyretmeye devam ediyor. Bir yanda Gazze halkının yanında olunduğuna dair her platformda yapılan açıklamalar; diğer yanda ABD’ye tam bir angajman sağlanarak Yahudi varlığının suçlarını aklayan, onunla normalleşmenin taşlarını döşeyen fiili eylemler…
Cumhurbaşkanı Erdoğan iki yıl önce Gazze’de soykırım başladığında Hamas’ı Kuvayı Milliye’ye benzeterek onların topraklarını savunan mücahitler örgütü olduğunu söylemişti. Bugün aynı Erdoğan’ın Türkiye’si önce geçtiğimiz yılın Temmuz ayında Arap Birliği ülkeleri ile birlikte Aksa Tufanı harekâtını terör eylemi olarak etiketleyen ve Hamas’ın silahlarını bırakarak teslim olmasını talep eden New York Bildirisi’ni imzaladı. Ardından 13 Ekim 2025’te Mısır’ın Şarm El-Şeyh kentinde Trump’ın Gazze’yi turizm merkezine dönüştürmeyi ve Filistin davasını tamamen tasfiye etmeyi amaçlayan şerir planının garantörü oldu.
7 Ekim’den bugüne kadar geçen süre zarfında ise Türkiye’den Gazze’ye en küçük bir yardım yapılamadığı gibi, yedi ay boyunca açıktan, sonrasında örtülü bir şekilde Yahudi varlığı ile ticaret sürdürüldü. Hâlihazırda işgalci soykırım çetesinin yakıt ihtiyacını karşılayan Azerbaycan petrolü, Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattından Türkiye üzerinden gönderilmektedir.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeni yıl mesajında Gazze’de ateşkesin sürdüğünü iddia eden son açıklaması da politik ilkesizliğin, bir duruşa sahip olamamanın, bir bütünde Trump’ın planlarına tam bir teslimiyetle teslim olmanın yeni bir örneğidir. Ruhsuzluk o kadar normal bir hal almış ki, söylenen sözlerin ne anlama geldiği düşünülmüyor, atılan adımların şer’î ve siyasi sorumluluğu hesap edilmiyor. Artık net olarak anlaşılıyor ki, muhafazakâr demokrat zihniyet için siyaset demek; maddi gücü mutlaklaştırmak, kâfirlerin manipülasyonlarını gerçekmiş gibi kabul etmek ve ne pahasına olursa olsun ABD ile iyi geçinmeye çalışarak iktidarda kalmaktır.
Gazze’deki sözde ateşkesin durumuna baktığımızda, 10 Ekim 2025’te ilan edilen ateşkes anlaşmasından bu yana işgalci Yahudi varlığının Gazze’ye yönelik saldırılarının yoğunluğu azalmış olsa da, neredeyse her gün düzenlediği saldırılarla anlaşmayı en az 969 kez ihlal etti. Hava, topçu ve doğrudan ateş açma saldırılarında 405 Filistinli katledildi ve 1114 kişi de yaralandı. Ayrıca Yahudi varlığı Gazze’ye yardım girişlerini büyük oranda engellemeye, açlık ve ilaçsızlığı silah olarak kullanmaya devam ediyor. Ateşkes kapsamında silahsızlandırılması gereken tampon bölgeye yeni üsler inşa ederek işgalini kalıcı hale getirmenin hazırlığını yapıyor. Batı Şeria’daki yerleşimci terörü, cezaevlerindeki insanlık dışı işkenceler, tüm bölgeye yönelik aşağılayıcı tehditler de cabası…
Dolayısıyla Yahudi varlığı anlaşmayı bu kadar açık ve pervasızca ihlal ettiği halde ateşkesin sürdüğü nasıl söylenebilir? Ateşkes iki taraflı değil midir? “İsrail” saldırılarını durdurma gerekçesini öne sürerek mücahitleri bu ateşkese Türkiye zorlamadı mı? Mısır’da Trump’ın masasında anlaşma kağıdı ile pozlar verilerek bunun bir zafer olduğu ve Türkiye’nin garantörlüğünde gerçekleştiği Cumhurbaşkanı Erdoğan ve iktidar yetkilileri tarafından övünerek paylaşılmadı mı?
Aslında her şey çok açık. Fakat görünen o ki, Erdoğan Türkiye’nin anlaşmadaki rolünün sorumluluğunu üzerinden atmak ve Haçlı-Yahudi ittifakıyla mücadele yoluna girmemek için ateşkesin devam ettiğini söylüyor. Yani Gazze halkının ateşkesin gölgesinde öldürülmesini üstü kapalı onaylıyor ve yeni ihlal ve katliamlar için Yahudi varlığına cesaret veriyor. Türkiye’nin bu tavrının altındaki diğer sebep ise mücahitlerin silahlarının alınması için Gazze’deki uluslararası istikrar gücüne katılma isteğinin kabul görmesidir. Cumhurbaşkanı Erdoğan böylece Trump’a yeni bir başarı hikâyesi sunarak yeni büyük bir övgü ve meşruiyet kazanabilir.
Ancak Allah’ın planı her şeyden üstündür. Onun yardımıyla Aksa Tufanı bugün yarın ümmet tufanına dönüştüğünde Trump’ın şerir planı suya düşecek, tarih yeniden yazılacak, Raşidi Hilafet kurulacak, onun şanlı orduları Yahudi varlığını ortadan kaldırarak mübarek Aksa topraklarını aslına iade edecek ve İslam’ın çağı başlayacaktır. Kibir ve körlük içinde olanlar bunu anlayamasalar da Allah’ın vaadi mutlaka gerçekleşecektir.
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Muhammed Emin Yıldırım



