Perşembe, 03 Şaban 1447 | 2026/01/22
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü
İran'da Aç Halkın Devrimi ve Velayet-i Fakih Rejiminin Baskısı

بسم الله الرحمن الرحيم

Haber-Yorum

İran'da Aç Halkın Devrimi ve Velayet-i Fakih Rejiminin Baskısı

Haber:

2025 yılının Aralık ayı sonlarında İran'da geniş çaplı halk protestoları dalgası patlak verdi ve ekonomik çöküş, yüksek enflasyon, yetersiz hizmetler ve yüksek yaşam maliyetlerini protesto etmek için tüm illere yayılan bu protestolar, hızla iktidar rejimine karşı kapsamlı siyasi protestolara dönüştü. Bu gösteriler, 1979 devriminden bu yana Velayat-i Fakih sistemine yönelik en geniş ve en tehditkâr protestolar olarak kabul ediliyor.

Yüce Lider ve Devrim Muhafızları milisleri tarafından yönetilen İran rejimi, protestoları şiddetli bir şekilde bastırmış, bu da geniş çaplı katliam ve aşırı güç kullanımı nedeniyle binlerce kişinin ölümüne ve on binlerce göstericinin tutuklanmasına yol açmıştır; nitekim ihlallerin belgelenmesini önlemek için Ocak ayından bu yana neredeyse tamamen internet kesintisi uygulanmaktadır. (Monte Carlo International)

Rejim güvenlik gerekçesiyle bu baskı dalgasını haklı çıkarmaya çalışırken, dini liderlerin protestocuların idam edilmesini talep ettikleri ve onları vatana ihanetle suçladıkları yönünde haberler ortaya çıkmıştır. (The Guardian)

Yorum:

İslam şeriatı, canı korumayı büyük maksatlarından biri olarak kabul etmiş ve haksız yere öldürmeyi haram kılmıştır. Zira Allahu Teala şöyle buyurmuştur: وَلَا تَقْتُلُوا النَّفْسَ الَّتِي حَرَّمَ اللَّهُ إِلَّا بِالْحَقِّAllah'ın haram kıldığı canı haksız yere öldürmeyin!” [En’am 151] Dolayısıyla aç olan bir halka silahlı saldırmak, şer'an suç sayılan bir eylemdir.

Baskıya dayanan bir otorite şer'an meşru değildir; zira İslam, yöneticinin güvenli, adaletli ve insaflı olmasını vacip kılmıştır. Dolayısıyla eğer yönetici baskıcı ve zalim bir yaklaşım ortaya koyar ve insanların maslahatlarını göz ardı ederse, insanların ona körü körüne itaat etmesi caiz değildir. Aksine onun incelenmesi ve zulmünden caydırmak için muhasebe edilmesi gerekir. Zira Allah’ın Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: سَيِّدُ الشُّهَدَاءِ حَمْزَةُ بْنُ عَبْدِ الْمُطَّلِبِ، وَرَجُلٌ قَامَ إلَى إمَامٍ جَائِرٍ فَأَمَرَهُ وَنَهَاهُ، فَقَتَلَهُ Şehitlerin efendisi Hamza İbn Abdulmuttalib ve zalim yöneticiye marufu emrettiği ve onu münkerden nehyettiği için zalim yönetici tarafından öldürülen kişidir.

Mevcut haliyle Velayet-i Fakih mefhumu, şura kaidesine, adalete ve katılım ve muhasebe konusunda insan haklarını garanti altına alan Allah'ın şeriatıyla hükmedilmesine aykırı olarak, sorumlu olmayan ve muhasebe edilmeyi kabul etmeyen küçük bir grubun elindeki otoriteye odaklanmaya dayanmaktadır.

İran'ın bugün ulaştığı gerçeklik, sadece siyasi bir engel ya da geçici bir ekonomik kriz değil, aksine yönetimdeki sistematik sapmanın doğal bir sonucudur; zira Müslümanlar, hayatın her alanında Allah’ın şeriatıyla yöneten bir sistemden mahrum bırakılmıştır. 

Bugün İran'da aç olan halkın başlattığı devrim, sadece geçici gösteriler değil, aksine refah ve adaleti sağlamayan yönetimin yaklaşımını reddeden bir direniş cephesidir.Velayet-i Fakih rejimi, küresel sisteme bağlılığı ve onun diktelerine boyun eğmesi nedeniyle insan onurunu koruma ve kamu işlerini yönetme konusunda başarısız olmasının ardından ahlaki ve metodolojik olarak çökmüştür. Ayrıca bu rejimin, aklını başına alıp yaratıcı Azze ve Celle'nin metodundan çözümler aramak yerine, sallanmaya başlayan koltuklarını korumak için azgınlığına ve öldürme ve tutuklamalar konusunda aşırıya kaçmaya devam ettiğini görmekteyiz.

Günümüz Müslümanlarının durumu işte budur ve onlar için tek kurtuluş, siyaset, ekonomi ve toplumun arasını ayırmadan bir bütün olarak Allah'ın hükmünü ikame eden, kamu mallarını koruyan ve tekelleşmeyi engelleyen açık hükümler yoluyla ekonomik yolsuzluğa çözüm getiren, otoriteyi kalıcı olarak muhasebe edecek siyasi bir ortam oluşturan ve tebaanın, öldürülme ve tutuklanma korkusu olmadan şeriata göre görüşünü ifade etmesini sağlayan Hilafet sistemini kurmaktır.

Herhangi bir grubun halk üzerinde tekelci bir iktidar kurmasını engelleyecek, ümmete, kendi çıkarlarını gözeten ve karşısında muhasebe edilen liderleri seçmek yoluyla kendi kendini kurtarmasını sağlayacak ve Müslüman ülkeleri askeri, siyasi ve kültürel olarak sömürgeciden kurtaracak gerçek adaleti sağlayacak olan Nübüvvet Minhacı üzere Hilafettir.

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Baha El- Hüseynî – Irak

Bu kategoriden diğerleri: « Suriye'nin Fiili Yöneticisi Kim?

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER