- |
- İlk yorumlayan ol!
- yazı boyutu yazı boyutunu küçült Yazı boyutu büyüt
بسم الله الرحمن الرحيم
Haber-Yorum
Epstein Dosyası Batının Çürümüşlüğünün Sadece Vitrinidir
Haber:
ABD Adalet Bakanlığı, çocuklara yönelik cinsel saldırı suçlarından hüküm giymiş Jeffrey Epstein ile ilgili milyonlarca yeni belge yayımlarken, bu ahlaksızlığa iştirak etmiş devlet başkanları ve üst düzey kişilerin isimleri de açıklandı. ABD'de geçen yıl çıkarılan yasa ile Epstein soruşturması ile ilgili tüm belgelerin 19 Aralık 2025'e kadar yayımlanmasını zorunlu kılınmasına rağmen peyderpey açılması da dikkat çekerken, Cuma günü üç milyon sayfa, 180.000 fotoğraf ve 2.000 video, altı hafta gecikmeli olarak kamuya açıldı. (02 Şubat 2026 - Ajanslar)
Yorum:
Amerika merkezli Epstein dosyası bu sefer çok daha fazla bilgi ve belge ile gündeme düştü. Trump’ın Jeffrey Epstein ile fotoğrafları, çocukların yarıştığı güzellik yarışmasına ait videoları ve eski başkanlarla birlikte verdikleri iğrenç pozlar ifşa edildi. Son yapılan ifşaatta Trump’la birlikte Bill Clinton, Bill Gates, Elon Musk, Richard Branson, Ehud Barak, Macron gibi politikacılar da yer alıyor. Zenginliklerini ve siyasi güçlerini sapkın yaşam tarzına dönüştüren bu elit zümre, hayattan maksimum haz alma dürtüsüyle vahşileşirken kapitalizmin verdiği finansal özgürlük sebebiyle istedikleri her şeyi yapabiliyorlar. Küçük çocukların etlerini fast food haline getirip yemeleri de dahil akla hayale gelmeyecek her türlü iğrençlik…
Peki, neden tekrar ısıtılıp servis edildi Epstein dosyası? Bu noktada Amerikan siyasi ortamında Demokratlar ile Cumhuriyetçiler arasında uzun süredir devam eden çatışmanın, en başta Amerikan müesses nizamını kurtarmak, ayrıca hem Demokratlar hem de Cumhuriyetçilerin kurumsal menfaatlerini dengeleyen karşılıklı bir anlaşmayla olması kuvvetle muhtemel görülmektedir. Zira Jeffrey Epstein’nin Yahudi olması ve yazışmalarıyla birlikte ilişki ağları incelenmesi neticesinde Mossad’a çalıştığı güçlü kanaat halini almıştır. Epstein’in ağırlıklı olarak ABD merkezli küresel siyaset elitlerinin şehvetperest karakterlerinden doğan zaaflarını kullanarak onları Yahudi varlığının politikalarını desteklemek için kayıt altına aldığı söylenebilir. Ancak ilişki ağının genişliği göz önünde bulundurulduğunda, günümüz iletişim ve teknoloji çağında böyle bir şeyin gizli kalması mümkün olmadığından dosya ifşa oldu, Epstein hapsedildi ve Trump’ın ilk döneminde hapiste şüpheli bir şekilde öldü.
Epstein dosyasının servis edilme sürecine dikkatle bakıldığında görülür ki, bu bir soruşturma ve yargılama süreci değil, bir yönetim ve dengeleme sürecidir. Diğer bir ifadeyle, yeri ve zamanı geldikçe uygun dozda servis edilen kontrollü bir ifşa. Zira dosya tam kapatılsa “örtbas” edildi denecek, tam açılırsa sistem çökme tehlikesiyle karşı karşıya kalacak. Bu sebeple hem kamuoyu baskısını hafifletmek hem de başta ABD olmak üzere Batı’nın siyasi ortamını sarmış olan çürümüşlüğü kontrol edebilmek için üçüncü yol seçilmiştir: Yani yarım ifşa. İsimler bilinsin, ama bağlar kurulamasın. Şok yaşansın, ama soruşturma açılmaya gerek duyulmasın; yargılama ve hukuki sonuç olmasın. Nihayetinde bu yöntem, kamuoyunu tatmin eder gibi yapıp etkisizleştirmenin en kolay ve bilinen yoludur.
Dolayısıyla mesele şöyle özetlenebilir: Kontrollü bir ifşa ile bu meseleden kurtulma konusunda Demokratlarla Cumhuriyetçiler anlaşmıştır. Demokratlar bu süreçte Trump’ın yıpranacağını düşündüler, Cumhuriyetçiler ise bu dosya gündemde kaldığı sürece Amerika’nın aleyhine olacağını düşündüler. Zira dosya Amerika’yı “Yahudiler yönetiyor” algısını beslemekle birlikte, aynı zamanda Amerikan sistemindeki çürümeyi gözler önüne sermiş; bu da devletin kurumsal kimliğini önemli ölçüde zedelemiştir. Hem bu algıdan kurtulmak hem Amerikan siyasetindeki “İsrail” ve Yahudi etkisini sınırlandırmak, hem de yozlaşmanın (bitirilmesi değil) ABD aleyhine siyasi bir şantaj malzemesi olmasını engellemek için dosya bir fırsat olarak görülmüştür.
Son olarak bütün bu süreç gerek Amerika’nın kendi iç çekişmesinin bir ürünü olsun gerekse başka bir nitelik taşısın; Müslümanlar olarak bizim odaklanmamız gereken husus şudur: Sömürgeci kâfir Batılıların dünyaya pazarladığı demokrasi, özgürlük, liberalizm gibi kavramların ne kadar kokuşmuş ve yozlaşmış olduğu ortaya çıktı. “İnsan hakları, çocuk hakları, kadın hakları” gibi kuralların birer masaldan ibaret olduğu net bir şekilde ifşa oldu. Batılı elitler tarafından paranın dokunulmazlık zırhı giydirildiği bir yapının inşa edildiği ve bu yapının en aşağılık cürümleri işlediğini artık tüm dünya biliyor. Yine bilinmesi ve gündem edilmesi gereken, Epstein Dosyası’nın Batı’daki çürümüşlüğün sadece vitrini olduğu; bu çürümenin yalnızca adalarda, malikânelerde değil, Batı’nın siyasi, askeri ve kültürel olarak işgal ettikleri her coğrafyada aynısı yapıldığıdır. Özellikle de İslâmî beldelerde…
Dolayısıyla Epstein Amerikalılar için bir iç politika hesaplaşması olabilir fakat Müslümanlar için Batı ve düşüncesi ile hesaplaşma olmalıdır. Sapkın kâfirlerle her türlü dostluk ve müttefiklik ilişkisi kuran İslâm beldelerindeki yönetimleri muhasebe etmeyi ve değiştirmeyi merkeze alan bir hesaplaşma. Ta ki dünyayı küfrün karanlıklarından İslâm’ın aydınlığına çıkaracak olan Raşidi Hilafet devleti kuruluncaya kadar!
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Muhammed Emin Yıldırım



