Perşembe, 09 Ramazan 1447 | 2026/02/26
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü
Üsler, Kan Dökülmesi ve İhanet!

بسم الله الرحمن الرحيم

Haber-Yorum

Üsler, Kan Dökülmesi ve İhanet!

Haber:

İngiliz basınına göre İngiltere, Trump'ın İran'a saldırılarda bulunmak için gerekli olduğunu söylediği hava üslerinin kullanımını engelliyor. (CNN)

Yorum:

İngiltere'nin ABD'nin İran'a saldırı düzenlemek için askeri üslerini kullanmasına izin vermeyi reddetmesi, Batı medyasında, uluslararası hukuk ve itidale dayalı ilkeli bir tavır olarak tasvir edilmiştir. Ancak bu tasvir saptırıcı olup tarihle de çelişmektedir. Zira İngiltere, birdenbire hukuki veya ahlaki kaygıları ortaya koyan tarafsız bir taraf değildir; aksine Osmanlı Hilafetinin yıkılmasında, İslam ülkelerinin bölünmesinde, Filistin'in Yahudilere teslim edilmesinde ve İslam ümmetinin siyasi olarak parçalanmasını planlamada önemli bir rol oynayan güçtür.Bugün onun meşruiyete dayanması Müslümanların çıkarlarına hizmet etmemekte, aksine sömürgecinin hesaplarına hizmet etmektedir.

İngiltere'nin Amerikan askeri harekatını kolaylaştırmakta açıkça isteksiz davranması, İran'a yönelik saldırıya karşı olduğu veya Müslümanların hayatları konusunda endişeli olduğu anlamına gelmemektedir. Aksine siyasi ve hukuki riskleri en aza indirmekle birlikte küresel etkisini korumayı hedefleyen taktiksel bir yeniden değerlendirmeyi yansıtmaktadır.Zira onun kuvvetleri, kalıcı üsler, silah satışları, karşılıklı istihbarat paylaşımı ve güvenlik anlaşmaları yoluyla İslam beldelerinin dört bir yanında konuşlanmış durumdadır.Londra, Batı’nın İslam ülkelerine yönelik genel askeri egemenliğine dahil olmaya devam etmekle birlikte doğrudan saldırıda bulunulmasını seçici bir şekilde uzaklaştırmak yoluyla, imparatorluk nüfuzunu terk etmek yerine onu ihtiyatlı bir şekilde yönetmeye çalışmakta ve İslam beldelerine uygulanan şiddet aralıksız devam etmektedir.

İngiltere'nin “destek sağlamaktan kaçındığı” iddiaları, İslam'ın egemenliğini bastıran Batı stratejilerine yönelik uzun süredir devam eden önyargısını gizlemektedir.İngiltere, İslam beldelerini zayıflatarak Batı hegemonyasını pekiştiren askeri ve istihbarat operasyonları yoluyla İslam'ın yükselişine karşı koyma çabalarını sürdürmektedir.Onun Amerika ve NATO ile olan koordinasyonu, aleni bir askeri müdahaleyi engellediğinde bile, daha geniş çaplı bir zorlama projesinde suç ortağı olmaya devam etmesini sağlamaktadır.İşte bu seçici tutum, İslam ülkelerine yönelik saldırganlığa imkan veren rejimleri desteklerken, onun muhafazakar görünmesini sağlamaktadır.

Aynı zamanda bu olay, bölgedeki hain rejimlerin Amerikan çıkarlarını uygulamak için araçlar olarak çalışmaya hazır olduklarını ortaya koymaktadır. Zira Ürdün, Mısır, Türkiye ve Körfez ülkeleri, Amerikan ve İngiliz güçlerine hava sahalarını, üslerini ve lojistik altyapılarını açmayı alışkanlık edinmişlerdir; bu da tüm bölge genelinde savaşları ve zorlayıcı politikaları kolaylaştırmaktadır.Batı yanlısı bu rejimler, halklarının çıkarları pahasına kendilerini korumaya öncelik vermektedirler.Dolayısıyla bu rejimlerin yabancı güçlere hizmet etmeye hazır olmaları, İngiltere'nin tereddütlü tavrıyla şiddetle çelişmekte ve İslam ülkelerindeki siyasi bağımlılıktan daha derin bir krize ışık tutmaktadır.

Sonuç olarak bu anlaşmazlık, İngiltere'nin Amerika'ya üslerini kullanmasına izin verip vermemesi ile ilgili değildir, aksine İslam beldelerinin gerek doğrudan Batılı güçler gerekse Müslüman ülkelerdeki Rüveybidalar aracılığıyla yabancı egemenliğine tabi olmaya devam ettikleri dünya düzeniyle ilgilidir. Bu yüzden Londra'nın aldatıcı kısıtlaması da, bölgesel rejimler arasındaki açık işbirliği de İslam ümmetine bir koruma ve onur sağlamayacaktır. Dolayısıyla gerçek güvenlik, ancak sömürgeci manipülasyonu kesinlikle reddeden ve İslam beldelerinin yabancı çıkarlara boyun eğdirilmesine son veren bağımsız İslami siyasi bir otoritenin yeniden kurulmasıyla sağlanabilir. Müslümanların ülkeleri, evlerimizin içinden bize saldırmak için kullanılan Amerikan ve İngiliz askeri üslerinden ancak Hilafet sayesinde kurtulabilecektir. Gelin şöyle buyuran Allah Subhanehu ve Teala’nın uyarısını hatırlayın: يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تَتَّخِذُوا بِطَانَةً مِّن دُونِكُمْ لَا يَأْلُونَكُمْ خَبَالاً وَدُّوا مَا عَنِتُّمْ قَدْ بَدَتِ الْبَغْضَاءُ مِنْ أَفْوَاهِهِمْ وَمَا تُخْفِي صُدُورُهُمْ أَكْبَرُ قَدْ بَيَّنَّا لَكُمُ الْآيَاتِ إِن كُنتُمْ تَعْقِلُونَ Ey iman edenler! Kendi dışınızdakileri sırdaş edinmeyin. Çünkü onlar size fenalık etmekten asla geri durmazlar, hep sıkıntıya düşmenizi isterler. Gerçekten, kin ve düşmanlıkları ağızlarından (dökülen sözlerinden) belli olmaktadır. Kalplerinde sakladıkları (düşmanlıkları) ise daha büyüktür. Eğer düşünüp anlıyorsanız, ayetlerimizi size açıklamış bulunuyoruz.” [Al-i İmran 118]

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Heysem İbn Sabit - Amerika

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER