Pazartesi, 13 Ramazan 1447 | 2026/03/02
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü
BİZ İŞGALCİ YAHUDİ VARLIĞI KARŞISINDAKİ KLAS DURUŞU ECDADIMIZ SELAHADDİN VE ABDULHAMİD’DEN GÖRDÜK!

بسم الله الرحمن الرحيم

Haber - Yorum

BİZ İŞGALCİ YAHUDİ VARLIĞI KARŞISINDAKİ KLAS DURUŞU ECDADIMIZ SELAHADDİN VE ABDULHAMİD’DEN GÖRDÜK!

Haber:

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suudi Arabistan ile Mısır gezisinin dönüş yolunda uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı. Gazze’ye de değinen Erdoğan, “Biz yıllardır ‘Mazlumun diline, dinine, inancına, derisinin rengine bakmayız’ demiyor muyuz? İşte bu, bizim klas duruşumuzdur” ifadelerini kullandı.

Yorum:

Türkiye’ye dönüşte uçakta gazetecilerin sorularını yanıtlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ziyaretlerine ilişkin genel değerlendirmelerde bulunarak, Mısır ve Suudi Arabistan’la Filistin ve Suriye başta olmak üzere güncel gelişmelere dair istişarelerde bulunduğunu söyledi. Yine aynı şekilde insani yardım TIR'larının Gazze’ye girişlerinde halen ciddi kısıtlamalar ve sorunlar yaşandığını dile getiren Erdoğan, “Ancak “İsrail’in” tüm kışkırtmalarına ve ihlallerine rağmen, Gazze barış planının birinci aşaması tamamlanmıştır. Kimin barış, kimin savaş yanlısı olduğu bir kez daha ortaya çıkmıştır. Türkiye, Suudi Arabistan ve Mısır olarak tüm süreçlerin içinde olmayı, böylece Filistinli kardeşlerimizin hukukunu korumayı hedefliyoruz” dedi.

Bilindiği üzere Amerikan siyasi yörüngesinde hareket eden, Yahudi varlığının güvenliğini garanti eden ve Amerika’nın bölge siyaseti için kullanışlı aparatları olan Türkiye, Katar ve Mısır sözde garantör (“İsrail’i” korumak için) olan bu üç ülke geçtiğimiz ay Mısır’ın Şarm El Şeyh kentinde, Trump’ın karşısında zillet içerisinde aynen bir tespihin taneleri gibi dizilerek Trump’ın, Gazze’nin satış planının hayata geçirmesi için garantör olduğunu açıklamışlardı. Ne var ki; bu üç ülke ve diğer İslami beldelerin yöneticileri, işgalci Yahudi varlığının yüzlerce kez ateşkesi ihlal etmesine rağmen bugüne kadar somut hiçbir adım atmamış ve her zaman olduğu gibi yine kınama mesajları yayımlayarak mezalimi görmezden gelmişlerdir. Sözde ateşkes planının ilk aşaması bu şekilde geçilmiş ve Erdoğan’da, soykırım sürecinde ticareti kesmediği için çokça eleştirilmişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şimdi kalkmış işgalci Yahudi varlığı karşısında klas bir duruş sergilediğini söylüyor. Trump’ın Gazze’ye ihanet planı olan ve bu meşum planı hayata geçirmek için canhıraş bir şekilde hayata geçirmek isteyen bu liderler klas bir duruş sergilediklerini beyan ediyorlar. Bunların duruşları zilletten ve ihanetten başka bir şey değildir. Aynı şekilde adı Epstein dosyaları ile anılan aşağılık ve ahlaksız Amerikan Başkanı Trump’ın liderlik ettiği Gazze Barış Kurulu’na emrivaki bir söylemle koşarak giden, bu kurula katılanlar sanki bu liderler değillerdi. Bu aşağılık firavunun elini sıkan, O’nun la boy boy pozlar veren, bir beş dakika dahi olsa bu rezil adamla görüşmek için yalvaran ve bunu da itibar sayan yine bunlar değildi. Şimdi kalkmış Cumhurbaşkanı Erdoğan, hiç utanmadan ve sıkılmadan klas bir duruş sergilediğini söylüyor. Aslında gören gözler için Amerika’nın emrinde olan bu adamlar tam tersi bir duruş sergiliyorlar. Bu yöneticiler Müslümanlara karşı sert, kâfirlere karşı ise yumuşak bir tavır takınıyorlar.

Yine Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye, Gazze barış planının olması gerektiği gibi işletilmesi ve Gazze'de huzurun, istikrarın yeniden tesis edilmesi için etkin bir rol oynayacaktır. Biz, Gazze'de Filistinli kardeşlerimizin hak ettikleri onurlu bir geleceğe ve kalıcı bir barışa ulaşmasını istiyoruz. Barışı, kağıt üzerinde değil, sahada tesis etmekten yanayız.” ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, hangi barıştan, hangi onurdan, hangi gelecekten bahsediyor! Mübarek Filistin topraklarında ve birçok ülkede yıkımı, kaosu ve istikrasızlığı meydana getiren Amerika değil mi? Siz, istikrarı, barışı ve huzuru yoksa Gazze’yi yerle bir eden, onurları ve şerefleri ayaklar altına alan işgalci varlığına ismini dahi bilmediği yıkıcı ve ölümcül silahları gönderen Trump’ın barış kuruluna katılarak mı? Yoksa “İsrail’in” güvenliğini sağlayacak adımlar atarak mı? Afganistan, Irak ve Suriye’de milyonlarca Müslümanı katleden Amerika ile birlikte hareket ederek mi? Ya da daha düne kadar diktatör ve firavun dediğiniz, Mısır’da Tahrir meydanında binlerce Müslümanı katleden eli kanlı katil Sisi ile birlikte mi? Yine Amerika’nın kölesi olan Suudi Arabistan’la mı? “İsrail’e” bölgede koruma zırhı sağlayan hain Arap rejimleri ile mi? Getireceğinize inanıyorsunuz. Bu bölgede istikrasızlığı ve huzursuzluğu meydana getiren ve tüm bunların kaynağı olan Amerika ve bölgede ön karakolu olan gasıp Yahudi işgalci varlık değil mi?  Fakat bilin ki bunların hiçbiri bu bölgeye güven ve emniyeti getiremeyecektir.

Bu bölgeye ancak barışı ve istikrarı meydana getirecek olan sadece İslam ve devleti olan Hilafetten başkası değildir. İşte bu devlet, bu mübarek topraklardan Amerika’nın elini kestiğinde ve işgalci Yahudi varlığının kökünü bu topraklardan söküp attığında o zaman evet asıl o zaman istikrar, huzur, emniyet ve güven yeniden gelecektir. İşte o zaman Müslümanlar Rableri ile güçlü dinleri ile izzet, şeref ve onur bulacak, sömürgeci kafirler ve zalimler karşısında klas bir duruş sergileyecektir biİznillah!..

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Yılmaz Çelik

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER