Cuma, 01 Şevval 1447 | 2026/03/20
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü
Trump ve Siyasi Akıl

بسم الله الرحمن الرحيم

Haber-Yorum

Trump ve Siyasi Akıl

 

Haber:

Financial Times gazetesi, Trump'ın şu sözlerini aktardı:

· NATO ittifakı, Hürmüz Boğazı’nın açılmasına yardım etmekte başarısız olursa son derece kötü bir gelecekle karşı karşıya kalacaktır.

· NATO’ya Ukrayna’da yardım etmek zorunda değildik, ama yaptık ve şimdi bize yardım eli uzatıp uzatmayacaklarını göreceğiz.

· Müttefiklerin mayın tarama gemileri göndermesi gerekiyor ve Avrupa bunlardan çok sayıda sahiptir.

· Hürmüz Boğazı’ndan yararlananların, onun güvenliğini ve emniyetini sağlamaya katkıda bulunması doğaldır.

(RT Arabic)

Yorum:

Siyasi ya da askeri bir karar, sadece alınan ve etkisi sona eren geçici bir önlem değildir; aksine devletin saygınlığı ve yöneticilerinin konumuyla yakından bağlantılı bir karardır. Bir yöneticide asıl olan, herhangi bir siyasi karar alırken, kendisini siyasi bir çıkmaza sokacak ve çıkış yolları aramaya ya da çözüm için yardım istemeye zorlayacak bir tepkiyle ya da aceleci bir tavırla hareket etmemesidir. Ayrıca karar, beklenmedik gelişmeler ve durumların dalgalanmaları üzerine yeterli inceleme yapılmadan ya da uygulanma gücüne sahip olmadan alınmaması gerekir.

Siyasi ve askerî karar son derece önemli bir karar olup iktidardaki kişinin ve maiyetinin siyasi zihniyetinin bir ürünüdür. Karar verme sürecinde asıl olan, gerçekliğin son derece doğru bir şekilde okunması, diğer tarafların tüm siyasi ve askeri tepkilerinin incelenmesi ve kararın uygulanmasının etkisinin veya başarısızlığının sonuçlarının değerlendirilmesidir. Bir yöneticinin düşüncesini, sadece kararın kendi seçim geleceği veya partisinin geleceği üzerindeki etkisiyle sınırlaması büyük bir felaket ve siyasi düşüncede bir çöküş sayılır; çünkü esas olan, kararın devletin bütün siyasi varlığı üzerindeki etkisini araştırmaktır.

El Cezire, "Düşüş Anındaki Amerikan Devi" başlıklı bir makalede şunlara işaret etmiştir: “Düşünürlerin tartışması, Batı'nın gücünün temel dayanağı olan Amerikan gücünün geleceği ve akıbeti ile bu gücün sönmesi ya da devam etmesi olasılıklarına kadar uzanmıştır; bu tartışma, gücün faktörleri ve kaynaklarının analizi ile gücün aşınma ve çöküş süreçlerine dayandırılmaktadır.”

Sorun sadece Trump'ın şahsında değil, aksine lider siyasetçiler yetiştirecek verimli zemini yitirmiş olan tüm Batı sistemindedir; öyle ki siyasi yeterlilikten yoksun olanlar bile bu sistemde iktidara gelmiştir. Bu sorunun temel nedeni, liderliğin kısır kalmasına yol açan siyasi ideolojinin yokluğudur.

Peki biz, Amerika'yı sadece bir devlet projesinden dünyaya hakim olan süper bir ülkeye dönüştüren ve o dönemde İngiltere ve Fransa gibi büyük güçlerle rekabet edip onları geride bırakmayı başaran kurucu ataların zamanının neresindeyiz? Bu söz, onlara yönelik bir övgü değil, aksine tarihe yönelik gerçekçi bir okumadır. Churchill gibi liderlerini kaybeden İngiltere nerede? De Gaulle’ü kaybeden Fransa nerede? Bismarck’ı kaybeden Almanya nerede? Artık bu ülkeler siyasi lider yetiştirmiyor; sahneyi ancak değersiz olarak nitelendirilebilecek kişiler işgal ediyor.

Bu görüş, Batılı düşünürler tarafından da doğrulanmıştır; zira önde gelen Amerikalı yazar Thomas Friedman, New York Times’ta yayınlanan bir makalesinde, Trump’ın ikinci döneminin (eğer gerçekleşirse) başarılı olamayacağı konusunda uyarıda bulunmuş ve bunu aşağıdaki noktalara dayandırmıştır:

1- Trump'ın politikaları tutarlılıktan yoksun olup kişisel zulüm ve intikam arzusuyla yönlendirilmektedir.

2- Çağdaş dünyada olayların gidişatına dair tutarlı bir vizyonun yokluğu.

Mevcut politikaların etkisi, Trump ya da onun zümresine indirgenmemesi gerekir ki bu, son derece yüzeysel bir yaklaşımdır; aksine bu politikaların devletin stratejik konumu üzerindeki etkisinin araştırılması gerekir. Günümüzde bu süper gücün, genel vizyonlar yerine dar çıkarları gözeten bir zihniyetle yönetiliyor olması, Amerikan gemisinin, pervasız bir politika ve büyüklük delilik ve saplantılı bir zihniyet nedeniyle tehlikeli bir yamaca doğru yöneldiğini ve kayalıkların arasında seyrettiğini göstermektedir.

Alfred McQuay, 2010 yılında yayınladığı bir öngörü makalesinde şöyle demiştir: “ABD'nin bir süper güç olarak çöküşü, herhangi bir kişinin tahmin ettiğinden çok daha hızlı gerçekleşebilir... 2025 yılına gelindiğinde her şey sona ermiş olabilir.”

Ardından Ocak 2024’e geri dönersek, dört yıl daha sürecek Trump diplomasisi (Önce Amerika) politikasının, ülkenin zaten zayıflayan küresel gücünden geriye kalanları da yok edeceğini vurgulamıştı.

Sonuç olarak: Sağlam ilkelerini kaybetmiş olan devletler, devletlerin aşamalarını kurucu nesil, ardından taklitçi nesil ve son olarak yıkıcı nesil şeklinde üç nesil boyunca geçen beş aşama olarak tanımlayan İbn Haldun’un (Allah rahmet eylesin) tanımını doğrulamaktadır. Dolayısıyla devletlerin de insanlar gibi doğal bir ömrü vardır ve görünen o ki Amerika bugün, Allah’ın izniyle yıkım aşamasını yaşamaktadır.

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan

Hasan Hamdan

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER