Pazar, 11 Şevval 1447 | 2026/03/29
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü
Pakistan, Görüşmelere Ev Sahipliği Yapmaya Yani Ulaşılması Güç Bir Köprü Olmaya Hazırdır

بسم الله الرحمن الرحيم

Haber-Yorum

Pakistan, Görüşmelere Ev Sahipliği Yapmaya Yani Ulaşılması Güç Bir Köprü Olmaya Hazırdır

Haber:

Pakistan Dışişleri Bakanlığı, ABD Başkanı Donald Trump'ın Washington ile Tahran arasındaki müzakerelerin devam edeceğine dair açıklamalarının akabinde, Pakistan'ın ABD ile İran arasında yapılacak görüşmelere ev sahipliği yapmaya hazır olduğunu açıkladı.

Yorum:

Pakistan'ın İran ile Amerika arasında arabuluculuk yapma konusundaki son girişimi, kuruluşundan bu yana alışık olduğu bir tarzı yansıtmaktadır. Bu rol nadiren tamamen kendi seçimiyle olup sürekli olarak uzun vadeli çıkarlarına hizmet etmemektedir. Yıllar boyunca Pakistan, önce Soğuk Savaş sırasında Sovyet genişlemesine karşı bir engel olarak, sonra 1970’lerde Amerikan-Çin ilişkilerinin açılımında bir köprü olarak ve daha sonra İslam’a karşı savaşta ön saflarda bir ortak olarak Güney Asya’da Amerika’nın önemli bir müttefiki rolünü oynamıştır. Her aşamada Pakistan, Amerika’nın ihtiyacı olduğunda lojistik ve istihbarat desteği sağlamış ve bu hizmetlerin karşılığında hain liderleri büyük servetler kazanmıştır. Amerika’ya verilen tüm bu destek aşamaları, İslam ümmetinin kanına ve kaynaklarına mal olmuştur.

Görünen o ki Pakistan'ın davranışları, ABD ile İran arasındaki uçurumu kapatmaktan daha çok, ABD'nin çıkarlarıyla uyumlu hareket etmeyi ve sivil ve askeri liderlerinin birkaç yıl daha iktidarda kalmasına yardımcı olma olasılığını hedeflemektedir. Pakistan'ın izlediği dış politika, İran'ın izlediği dış politika gibi, açıkça sömürgeci amaçlara hizmet etmektedir. Pakistan'ın tutumu bu sorunu çözmeyecektir. Zira bu süregelen çatışma, yakın tarihin en büyük petrol arzı kesintilerinden birine yol açmış olup eğer çatışma uzarsa, bu savaş Pakistan sınırları için bir tehdit oluşturacaktır. Ayrıca yakıt sıkıntısı ve Afgan hükümetiyle süren savaş da bir tehdit oluşturmaktadır.

Mevcut durumu İslami dış politika perspektifinden ele alırsak, onunla tamamen farklı bir yaklaşımla muamele edeceğiz. Öncelikle İslam, Müslümanların, kendi vatanlarında savunmasız Müslüman kardeşlerinin hedef alınması ve öldürülmesi karşısında eli kolu bağlı durmasına izin vermez; oysa Pakistan hükümeti on yıllardır bunu yapmayı alışkanlık edinmiştir. Ayrıca İslam Müslümanlara, kendilerine zarar vermiş olan ve şimdi kendi işlerinde yardıma ihtiyaçları olan kafirlere dostluk beslemelerine de izin vermez. Şu tarihi örnekte, Sıffin Savaşı'nın ardından Müslümanlar içten bölündüğünde, Bizans İmparatoru Sezar, Muaviye'nin lehine müdahale ederek İslam Devleti'ni zayıflatmak için bir fırsat görmüştü. Efendimiz Ali'ye kârlı bir yardım teklifinde bulununca, bunun üzerine Muaviye ona şunları yazmıştı: “Ey mel’un! Yemin ederim ki eğer durup kendi topraklarına geri dönmezsen, amcamın oğluyla uzlaşıp sana karşı birleşerek seni tüm topraklarından kovacağım! Peşini bırakmayacağım ve ne kadar geniş olursa olsun dünya sana dar gelecektir.” İşte o zaman Bizans İmparatoru korkmuş ve planlarından vazgeçmişti; nitekim barış antlaşması talep eden bir mektup göndermiştir.

İşte bunlar, Ashabımızın Allah’ın Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem’den öğrendikleri derslerdir; zira Allah Subhanehu Teala, Müslümanlara açıkça ve alenen zarar veren ABD gibi düşmanlardan yardım almayı açıkça haram kılmıştır. يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لاَ تَتَّخِذُوا عَدُوِّي وَعَدُوَّكُمْ أَوْلِيَاء تُلْقُونَ إِلَيْهِم بِالْمَوَدَّةِ وَقَدْ كَفَرُوا بِمَا جَاءكُم مِّنَ الْحَقِّ يُخْرِجُونَ الرَّسُولَ وَإِيَّاكُمْ أَن تُؤْمِنُوا بِاللَّهِ رَبِّكُمْ إِن كُنتُمْ خَرَجْتُمْ جِهَاداً فِي سَبِيلِي وَابْتِغَاء مَرْضَاتِي تُسِرُّون إِلَيْهِم بِالْمَدَّةِ وَأَنَا أَعْلَمُ بِمَا أَخْفَيْتُمْ وَمَا أَعْلَتُمْ وَمَن يفْعَلْهُ مِنكُمْ فَقَدْ ضَلَّ سَوَاء السَّبِيلِ “Ey iman edenler! Eğer benim yolumda savaşmak ve rızamı kazanmak için çıkmışsanız, benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olanlara sevgi göstererek, gizli muhabbet besleyerek onları dost edinmeyin. Oysa onlar, size gelen gerçeği inkâr etmişlerdir. Rabbiniz Allah'a inandığınızdan dolayı Peygamber'i de sizi de yurdunuzdan çıkarıyorlar. Ben, sizin saklı tuttuğunuzu da, açığa vurduğunuzu da en iyi bilenim. Sizden kim bunu yaparsa (onları dost edinirse) doğru yoldan sapmış olur.” [Mümtehine 1]

İslam ümmetinin acilen Allah Subhanehu ve Teala'nın hükümleriyle yönetecek adil bir yöneticiye ihtiyacı vardır. Zira Hilafet sisteminin gölgesinde Müslümanlar devletlere bölünmeyecektir. Müslümanlar dünyanın farklı bölgelerinde yaşayıp farklı yerel dilleri konuşacaklar ama kimliklerini, milliyetçilik diktesi değil, İslam belirleyecektir.

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Ahlak Cihan

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER