Salı, 13 Şevval 1447 | 2026/03/31
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü
ABD ve Yahudi Varlığının İran'a Yönelik Saldırısı ve Müslüman Ülkelerinin Yapısal Olarak Zayıflığı

بسم الله الرحمن الرحيم

Haber-Yorum

ABD ve Yahudi Varlığının İran'a Yönelik Saldırısı ve Müslüman Ülkelerinin Yapısal Olarak Zayıflığı

Haber:

Amerika ve Yahudi varlığı ile İran arasında tırmanan savaş, bir kez daha uluslararası sistemin süper güçlerin bir aracı olarak çalıştığını ortaya koymuştur; zira Birleşmiş Milletler, Uluslararası Adalet Divanı ve diğer kurumlar dünyayı korumaktan aciz kalmıştır. İslam beldelerine yönelik saldırganlığın sürmesi, ABD’nin, egemenliğe hiç aldırış etmeden nasıl kendi hegemonyasını dayattığını kanıtlarken aynı zamanda milliyetçi bölünmeler nedeniyle fiilen parçalanmış Müslüman ülkelerinin yapısal olarak zayıflığını ve Batı’nın çıkarlarına boyun eğen liderlikler tarafından yönetildiklerini ortaya koymaktadır.

Yorum:

Bu savaş sadece jeopolitik bir çatışma değildir; aksine İslam ümmetine yönelik süregelen düşmanlığın açık bir tezahürüdür. Bugün İran'da yaşananlar, daha önce Filistin, Irak, Afganistan, Suriye ve Yemen'de tanık olduğumuz olayların bir devamıdır. İslam'ın düşmanları mezhepler ve sınırlar arasında ayrım yapmazlar; aksine ümmeti bir bütün olarak zayıflatmaya, bölmeye ve kontrol altına almaya çalışırlar.

Anlaşılması gereken en önemli gerçek şudur: Müslüman ülkelerinin zayıflığı, kaynak veya kapasite eksikliğinden değil, gerçek bir siyasi birliğin yokluğundan kaynaklanmaktadır. Zira ümmet, devasa doğal kaynaklara, stratejik coğrafi konuma ve büyük askeri güçlere sahiptir. Buna rağmen dış güçlerin etkisine bağlı ulusal devletlere bölünmüş olarak kaldığı sürece, tüm bunlar etkisiz kalmaya devam edecektir. Özellikle bu parçalanmışlık, Amerika’nın ve Yahudi varlığının hegemonyalarını koruyup sürdürmelerine ve en az dirençle zulmü devam ettirmelerine imkân vermektedir.

En çok endişe verici olan ise, Batı’nın çıkarları için araçlar olarak çalışan Müslümanların başındaki liderlerin rolüdür. Zira onlar, ümmeti savunmada başarısız olmakla yetinmiyorlar; aksine ümmetin zayıflığını sürdüren yapıları aktif olarak güçlendiriyorlar. Ayrıca onların politikaları, siyasi, ekonomik ve askeri baskıların etkisiyle şekillenmekte olup, ümmetin kolektif çıkarları yerine rejimin bekasını tercih etmektedirler. Bu koşullar altında, mevcut çerçeve içinde herhangi bir gerçek değişim beklentisi hayalden ibarettir.

Bu nedenle artık temel soru, birliğin gerekli olup olmadığı değil, aksine bu birliğin küresel hegemonyaya meydan okuyabilecek şekilde nasıl sağlanabileceğidir. Sembolik ya da söylemsel bir birlik yeterli değildir; asıl gerekli olan, ümmeti tek bir otorite altında birleştirecek ve kolektif gücünü harekete geçirebilecek birleşik bir siyasi yapıdır. Hilafetin özü işte budur.

Hilafet, sadece tarihsel bir mefhum değildir, aynı zamanda çağdaş dünya düzeninde stratejik bir gerekliliktir. Zira Hilafet, ümmet için bir kalkan mesabesinde olup ümmetin kaynaklarını ve yeteneklerini birleştirir ve onun düşmanlarına karşı net bir yönlendirme sağlar. Aksi takdirde İslam ümmeti bocalamaya, parçalanmaya ve zayıf kalmaya devam ederken, ümmetin düşmanları ise uyumlu bir şekilde ve uzun vadeli planlar yaparak çalışmaktadır.

Amerika ve Yahudi varlığı ile İran arasındaki savaş, Amerika'nın hegemonyasının sarsılmaz olmadığını ortaya koymuştur. Zira onun çeşitli cephelerdeki başarısızlıkları, ona meydan okunabileceğini göstermektedir. Ancak bu meydan okuma, Müslümanlar ulus devlet sisteminin kısıtlamalarından kurtulup, kesin kararlar almaya muktedir kapsamlı bir siyasi yapı altında birleşmedikçe etkili olmayacaktır.

İslam ümmeti bölünmüş bir halde kalmaya ve Batı'ya dost olan liderlerin yönetimi altında olmaya devam ettiği sürece, zulüm sarmalları da devam edecektir. Bu yüzden çözüm, geçici ittifaklarda ya da siyasi düzenlemelerde değil, aksine ümmetin siyasi yapısında köklü bir dönüşümde, yani Hilafetin çatısı altında gerçek bir siyasi birleşmede yatmaktadır. Dolayısıyla bu dönüşüm olmadan, her yeni çatışma, sadece devam eden kölelik zincirinin bir başka halkasından ibaret olacaktır.

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Dr. Muhammed - Malezya

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER