Salı, 20 Şevval 1447 | 2026/04/07
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü
Güçler Arası Büyük Dengesizlik ve Çaresizlik: Devrim, Suriye'nin Aklını Nasıl Yeniden Şekillendirdi?

بسم الله الرحمن الرحيم

Haber-Yorum

Güçler Arası Büyük Dengesizlik ve Çaresizlik: Devrim, Suriye'nin Aklını Nasıl Yeniden Şekillendirdi?

 

Haber:

Son günlerde Suriye’nin çeşitli illeri, işgalci Yahudi varlığının hapishanelerindeki Filistinli esirlere destek vermek ve Knesset’in kısa süre önce kabul ettiği esirlerin idamına ilişkin yasayı protesto etmek amacıyla, protesto eylemlerini ve kitlesel gösterileri temsil eden geniş çaplı halkçı faaliyetlere tanık olmuştur. Bu hareketlerin en belirgin olanları Dera ve Kuneytra illerinde yaşandı; zira katılımcılar direnişi destekleyen sloganlar attılar ve bu sahne, Suriye halkının Filistin davasına yönelik ilgisinin giderek arttığını yansıtmaktadır.

Bu etkinlikler, Yahudi varlığı çevrelerinde ve oradaki sosyal medya platformlarında büyük bir yankı uyandırdı. Zira kullanıcılar, gösterileri ve Yahudi bayraklarının yakılmasını belgeleyen videoların yaygınlaşmasından duydukları endişeyi dile getirerek, sahneyi eşi benzeri görülmemiş ve endişe verici olarak nitelendirdiler.

Yahudilerin yorumlarında, çocukların bu etkinliklere katılarak esirler için marşlar söylediklerine de dikkat çekildi. Yahudi analistler, bu sahnelerin erken yaşta kökleşen düşmanca bir söylemi yansıttığını değerlendirerek, bunun gelecek nesillerin bilinç oluşumu üzerindeki sonuçları konusunda uyarıda bulundular. Tepkiler, Suriye devletinin Filistin meselesine yönelik gelecekteki herhangi bir yönelimini engelleme gerekçesiyle Dera’nın ve diğer Suriye bölgelerinin işgal edilmesini talep eden açık Yahudi çağrıların yapılmasına kadar tırmandı.

Buna karşılık gözlemciler, bu gösterilerin büyüklüğü ve verdiği mesajlar açısından Suriye’nin güncel bağlamında dikkat çekici bir olgu oluşturduğunu belirtirken, bunların önceki siyasi koşullar altında gerçekleşmesi mümkün olmayan, halkın kendini ifade etme biçimindeki derin dönüşümleri yansıttığını vurguladılar.

Yorum:

Ne bekliyordunuz?! Devrimin on yılı aşkın süresince tanık olduğumuz şey, sadece despot bir güçten kurtulmak değildir; aksine eskimiş mefhumlara ve fikirlere karşı da bir devrimdi; zira “Göz iğneye karşı koyamaz”, “Duvar dibinde yürü” ve “Bin göz ağlasa da annemin gözü ağlamaz” gibi mefhumlar, Esad rejiminin bencilliği ve korkuyu nefislerde pekiştirmek için kullandığı araçlardı.

Nitekim devrim başladığında, bu zincirleri kırmış ve mefhumları düzeltmiştir; zira bir annenin sabırla oğluna veda ettiğini gördüğümüz gibi her şehit cenazesi ile birlikte daha da alevlenen halkın iradesi karşısında, rejimin “asla yıkılmayacak” efsanesinin nasıl çöktüğünü de gördük. Bugün yaşananlar, bu doğru bilinçlendirmenin doğal bir sonucudur.

Yıllar boyunca Esad rejimi, Yahudi varlığını yenilmez bir güç olarak tanıtmış ve onunla barış yapmanın hayatta kalmak için tek seçenek olduğunu savunmuştu. Ancak gerçeklik bunun tam tersini kanıtlamıştır; zira muhlis mücahitlerden oluşan küçük bir grubun, bu varlığın askerlerini nasıl bozguna uğratıp onları kaçırdığını ve işgal söyleminin de hegemonyadan varlığa dönüştüğünü gördük. Sadece birkaç ay içinde kurtuluş somutlaşmış olup bu fikir, Neva’daki Haraş el-Cübeyliye ile Beyt Cin bölgesindeki çatışmaların ardından kesinleşti; zira bu iki olay, gerçekten bu düşmanın zayıflığını kanıtlamıştır.

İnsanların mefhumlarını saptırmaya çalışanlar başarısızlığa uğramıştır; bugün yaşananlar ise, Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in tek bir beden olarak tanımladığı bir ümmetin doğal bağlamıdır. Bu yüzden halkın bilincini ve kimliğini yeniden kazandıktan sonra, Şam’ın onuru ve devriminin, Filistin’in acısıyla etkileşime girmesi son derece doğaldır. Bu ise, birçok kişinin her fırsatta ortadan kaldırmaya çalıştığı ancak gerçekliğin gücünün kendini dayattığı doğal bir birleşme durumudur.

Olanlara şaşırmayın ve güç ya da fikir yoluyla buna karşı durmayın; yoksa halklar sizi, Esad rejimini koyduğu o düşman kategorisine koyar. Zira durumlar gelişmekte ve her olayla birlikte insanların bilinci daha da güçlenmektedir. Dolayısıyla bu akıma karşı durmak büyük bir hata ve tehlikedir; zira çarpıtma eylemleri, sahibini Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in davetiyle savaşanların safına koyar; o halde kendinizi, bu konuma koymaktan sakının.

Bölge değişmekte olup büyük hedeflere yaklaşmak, her zamankinden daha yakındır. Meydana gelenler, fıtratlarını geri kazanan ve mefhumlarını düzelten mübarek insanlar tarafından yapılan mübarek bir harekettir… Allah’a hamd ve şükürler olsun.

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Abdu ed-Della - Suriye

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER