- |
- İlk yorumlayan ol!
- yazı boyutu yazı boyutunu küçült Yazı boyutu büyüt
بسم الله الرحمن الرحيم
Haber-Yorum
Filistinli Esirleri İdamdan Kim Kurtaracak?
Haber:
30 Mart'ta Yahudi varlığı Filistinli esirlerin otomatik olarak idam cezasını öngören yeni bir faşist yasa çıkardı; idam cezası, kararın verilmesinden itibaren 90 gün içinde asılarak infaz edilecek. İdam cezası, saldırından kastın Yahudi varlığının varlığını ortadan kaldırmak olduğu durumlarda uygulanmakta, dolayısıyla Filistin halkını öldüren askerlerine ve yerleşimcilerine uygulanmamaktadır; hatta “Terör” suçundan sabıkası bulunan Yahudi varlığının Ulusal Güvenlik Bakanı Ben Gvir, yasanın kabul edilmesini bir şampanya şişesi açarak kutlamış ve övünerek şöyle demiştir: “Yakında onları tek tek idam edeceğiz.” Uluslararası Af Örgütü’nde savunuculuk ve araştırmalar kıdemli direktörü olan Erika Guevara-Rosas şunları söyledi: “İsrail, Filistinlileri idam etmek için kendisine küstahça yeşil ışık yakıyor.”
Yorum:
Filistinli esirlerin maruz kaldığı aşağılama, işkence, aç bırakma, tecavüz ve cinayetlerin ardından, bu yeni yasa işgalin uyguladığı vahşetin yeni bir bölümünden başka bir şey değildir; bu yasa, işgalin Filistinli tutukluları daha hızlı ve daha az denetim altında öldürmesini mümkün kılacaktır. Şu anda varlığın hapishanelerinde 9.500 ila 11.100 Filistinli -erkek ve kadın- tutuklu bulunmakta olup bunların yaklaşık yarısı yargılanmadan idari gözaltında tutulmaktadır.
“İnsan Hakları için Hekimler-İsrail” örgütünün yayınladığı bir rapora göre, 7 Ekim 2023'ten 31 Ağustos 2025'e kadar geçen iki yıldan kısa bir süre içinde gözaltında en az 94 mahkum hayatını kaybetti ancak gerçek sayının daha yüksek olabileceği tahmin ediliyor. Bu vefatlar, işkence, tıbbi ihmal ve zorla aç bırakma sonucu meydana gelmiştir. Örgüt, işgal güçlerine ait gözaltı merkezlerinin “fiilen işkence ve ihlallerin yaşandığı yerlere dönüştüğünü” belirtmiş ve bunu “sistematik cinayet ve örtbas operasyonları” olarak nitelendirmiştir.
Mart 2026'da Filistin topraklarındaki insan hakları durumuyla ilgili BM Özel Raportörü Francesca Albanesi tarafından yayınlanan bir raporda da bu durum teyit edilmiştir; zira raporda, işkencenin bu varlıkta bir devlet doktrini haline geldiği ve hapishanelerinin Filistinlilere karşı devam eden soykırımın bir aracı ve ayrılmaz bir parçası olduğu belirtilmiştir. Raporda, Filistinli tutukluların şişeler, metal çubuklar ve bıçaklar kullanılarak tecavüz, kemik ve diş kırma, yakma, zorla aç bırakma, köpek saldırılarına maruz kalma ve üzerlerine bevletme gibi en iğrenç ihlallere maruz kaldıkları belgelenmiştir.
Filistinli esirlerin öldürülmesi bu kanlı varlık için yeni bir şey değildir; ancak bu son yasa ona, düşman ya da terörist olarak gördüğü herhangi bir Filistinli esiri asgari düzeyde medya ilgisiyle öldürmesine hukuki bir kılıf sağlamaktadır. Aynı zamanda Gazze’de soykırım devam etmekte, Batı Şeria’da yerleşimcilerin saldırıları tırmanmakta, saldırganlıkları artmakta ve yerleşimler genişlemekte olup Mescid-i Aksa ise Haçlı Seferleri’nden bu yana en uzun süre kapalı kalmıştır.
Peki bu vahşi işgal altında esir tutulan kardeşlerimizi, kız kardeşlerimizi ve çocuklarımızı kim kurtaracak? Filistin’de ümmetimizi katledilmekten kim koruyacak? Mescid-i Aksa’yı kim savunacak ve onu özgürleştirecek?
Canları kurtarmanın ve Mescid-i Aksa’yı korumanın ancak bu varlığı ortadan kaldırmak, Filistin topraklarının tamamını özgürleştirmek ve Müslüman ordularını harekete geçirmekle mümkün olduğu arık açık değil midir? O halde ordulardaki kardeşlerimize soruyoruz: Ne bekliyorsunuz? Kimi bekliyorsunuz? Bu işgale son verecek askeri güce sahip olduğunuzu görmüyor musunuz?! Hizmet ettiğiniz rejimlerin, ümmetinizi savunmak yerine bu varlığı ve Batılı güçlerin çıkarlarını savunduğunu idrak etmiyor musunuz?!
Peki sizi engelleyen şey nedir, onurunuz ve cesaretiniz nerede?! Haydi ayağa kalkın ve Filistin'i Haçlıların elinden kurtaran büyük komutan Selahaddin'i örnek alın; zira o şöyle demişti: “Vallahi Mescid-i Aksa esir iken gülmekten Allah'tan haya ederim.”
Peki Rabbinize nasıl cevap vereceksiniz? Zira Allahu Teala şöyle buyurmuştur: يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا مَا لَكُمْ إِذَا قِيلَ لَكُمُ انْفِرُوا فِي سَبِيلِ اللَّهِ اثَّاقَلْتُمْ إِلَى الْأَرْضِ أَرَضِيتُمْ بِالْحَيَاةِ الدُّنْيَا مِنَ الْآخِرَةِ فَمَا مَتَاعُ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا فِي الْآخِرَةِ إِلَّا قَلِيلٌ * إِلَّا تَنْفِرُوا يُعَذِّبْكُمْ عَذَااباً أَلِيماً وَيَسْتَبْدِلْ قَوْماً غَيْرَكُمْ وَلَا تَضُرُّوهُ شَيْئاً وَاللَّهُ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ “Ey iman edenler! Ne oldunuz ki, size “Allah yolunda sefere çıkın” denilince, yere çakılıp kaldınız. Yoksa ahiretten vazgeçip dünya hayatını mı seçtiniz? Oysa ahirete göre dünya hayatının yararı, pek az bir şeydir. Eğer Allah, yolunda sefere çıkmazsanız, sizi elem dolu bir azap ile cezalandırır ve yerinize sizden başka bir toplum getirir. Siz ise O’na hiçbir zarar veremezsiniz. Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.” [Tevbe 38-39]
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Esma Sıddık