- |
- İlk yorumlayan ol!
- yazı boyutu yazı boyutunu küçült Yazı boyutu büyüt
بسم الله الرحمن الرحيم
Haber-Yorum
İran, Gazze’yi Yüzüstü Bıraktıktan Sonra Lübnan’ı Savunuyor!
Haber:
İran Devrim Muhafızları 20/06/2026 Cumartesi günü, Tahran’ın savaşın sona erdirilmesine ilişkin mutabakat zaptına yönelik ABD ve Siyonist ihlalleri olarak nitelendirdiği hususlara tepki olarak Hürmüz Boğazı’nı kapattı; ayrıca İran Dışişleri Bakanlığı, Washington’a mutabakat maddelerini bir an önce uygulamaya koyması, “aksi takdirde sorunlarla karşılaşacağı” çağrısında bulundu.
Bunun ardından İbrani Kanal 12, Yahudi Başbakan Netanyahu ve Savunma Bakanı Yisrael Katz’ın, ABD ile koordinasyonun ardından orduya Lübnan’da ateşkes ilan etme emri verdiklerini bildirdi.
Yorum:
İran rejiminin ABD ile savaşı sona erdirmeye yönelik müzakerelerle ilgili politikasını inceleyen biri, İran’ın askeri durumunu Lübnan’la ilişkilendirme konusundaki ısrarını ve böylece barış ve savaş cephelerini birleştirdiğini görecektir, bu da İran’ın, Güney Lübnan’ın çeşitli bölgelerine düzenlenen ve ölü ve yaralılara yol açan Yahudi varlığının hava saldırılarına tepki olarak Hürmüz Boğazı’nı kapatmasının ardından son saatlerde ortaya çıkmıştır; nitekim resmi Lübnan kaynaklarına göre mutabakat zaptının duyurulmasından hemen önce, Lübnan'a yönelik bombardımanının akabinde İran'ın Yahudi varlığını hedef alması, Amerikan baskısının ardından Yahudi varlığının bombardımanı durdurmaya zorlamıştır.
İran, savaşta ilan ettikleri hedefleri gerçekleştirme konusunda başarısız olan ABD ve Yahudi varlığının saldırılarına karşı direnmede başarılı olmuştur; ayrıca İran ve Lübnan cephelerini birbirine bağlamayı da başarmıştır; bu da işgalci kaynaklar tarafından kabul edilmiştir; zira İbrani Kanal 15, “Tel Aviv'in, İran ile Lübnan'ın arasını ayırmaya çalıştığını ancak başarısız olduğunu; buna karşılık İran'ın, İsrail ile ABD'nin arasını ayırmayı başardığını” bildirmiştir. Ancak burada kendini dayatan soru şudur: İran rejimi, Lübnan’da kendisine tabi askeri bir parti olmasaydı, Lübnan'a karşı bu kararlı adımı atar mıydı? Bu da çok daha önemli şu soruyu akla getirmektedir: İran rejimi neden Gazze’ye karşı aynı politikayı izlememiş ve kuşatma altındaki Gazze Şeridi’ne yönelik Yahudilerin saldırıları durana kadar Hürmüz Boğazı’nı kapatmamıştır?!
Buna verilecek cevap şudur: İran rejiminin hareket noktaları İslami değildir, aksine dar mezhepçiliktir; bu nedenle Lübnan'a yönelik saldırganlığın durdurulması için ısrar ederken bunu, Lübnan İslami bir ülke olduğu için değil, aksine oradaki partisinin temsil ettiği askeri nüfuzunu korumak için yapmıştır; eğer İran'ın dürtüleri İslami olsaydı, Gazze'deki soykırım savaşını durdurmak için de çalışırdı. Gazze’yi yüzüstü bırakma ve düşmanın burayı ele geçirmesine izin verme sorumluluğunun yalnızca İran’ın omuzlarında olmadığını, aksine Müslüman ülkelerdeki tüm rejimleri, özellikle de askeri ve stratejik imkânları sayesinde Gazze’ye destek verip Yahudileri yenilgiye uğratabilecek olan Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan gibi büyük rejimleri de kapsadığını belirtmek gerekir; ancak onlar da İran ile aynı İslam dışı güdüleri ve çıkış noktalarını paylaştıkları için Gazze’yi kendi kaderine terk etmişlerdir.
Özellikle son beş yılda olmak üzere çevremizde dönen tüm olaylar, ümmetin çeşitli düzeylerde muazzam yeteneklere sahip olduğunu teyit etmektedir; ancak bu yetenekler, Batı ile bağlantılı, ümmetinden ve onun davalarından kopuk rejimler tarafından engellenmektedir; bu da ümmetin kimliğini geri kazanacak ve onun ülkelerini özgürleştirecek birleştirici İslam Devleti'nin kurulmasına ihtiyaç olduğunu teyit etmektedir.
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Ahmed Sa’d



